Bir varmış, bir yokmuş. Adamın biri
treni kaçırmış. Başka bir tren gelip onu almış.
Bir varmış, hiç yokmuş. Ulusun biri
treni kaçırmış, başka bir ulus gelip onu almış...
Denizce
Özdemir Asaf'tan uyarlama
Yılın Şiiri
Temizlik yaptım bugün..
Hem de tüm benliğimde.
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile
temizledim.
En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm
pislikleri attım.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye.
Geçmişimden de bir parça kalsın istemiyordum.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini, toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle
sulamıştım.
Mutluluklarımı , ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım
o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer
umut daha
ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla
farkında olsaydım,
böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
Bir bebek şefkatiyle , öperek, severek, okşayarak.
ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi
yaşamaktan,
pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım.
yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Güzel kokular geliyor içimden. .
Saçlarım hep parlak gibi dururdu ama parlak değilmiş. .
Ellerim her zamankinden daha yumuşak, .
tenim hiç olmadığı kadar duru. .
Bir su gibi sesim.
Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim. .
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim. .
Sağlık ektim, bol sıhhat...
Korkusuzlukları ektim alabildiğine...
Saatlerce ektim korkusuzluğu...
Çılgınlık ektim , doğallık. Sonsuzluk...
Bağışlama ektim.
Aşk ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana...
Kabullenme ektim. Başeğme değil. Olduğu gibi kabullenme.
Doktorlarımızın hakkını
yemeyelim. En çaresiz anlarda bir bakarsınız her şeyi izah
edivermişler. Adamcağız inanılmaz sırt ağrılarıyla doktorun önünde. Bu
gittiği ikinci doktor.
- Doktor bey her iki küreğimde birden dayanılmaz bir ağrı var.
Doktor işinin ehli, önce hastanın
anemnezini alır.
- İçki, sigara gibi alışkanlıklar?
- Tövbe,.. sümme haşa....
- Kumar, gece hayatı ve benzeri durumlar?
- Asla ve de katta....
- İş hayatındaki stresler?
- Hamdolsun pek bir sıkıntımız yoktur.
- Aile hayatı? Aile dışı kaçamaklar?
- Doktor bey, o ne biçim söz !!!
Doktor önceden çekilen EKG ve
filmleri de inceler, herşey mükemmel.
- Beyfendi sanırım sizin kanatlarınız çıkıyor.
- Melek mi olacağım doktor bey ?
- Hayır efendim, kaz, kaz.... Anılı Fıkralar,
Haluk Işındağ
ISBN 975-7225-O-X
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
HAFTALIK HAVA TAHMİNİ
PÜF NOKTASI
İstanbul
Ara 23
Ara 30 Oca 7 Oca 13
Rüzgar hızı [km/h] olarak verilmiştir.
Doğu.. Doğu
Batı... Batı
wunderground tarafından,
referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.
Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalıkyazısını tıklayınız
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri
sevindirecektir.
1
Nisan şakasının kökeni nedir? 1564
yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak
ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupa da yaygın olan yıl
başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in
bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski
adetlerine devam ettiler. 1 Nisan'da partiler düzenlediler.
Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler. 1
Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde
diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere
davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra
Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1
Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam
ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu
konuda iki ayrı açıklama vardır. 1. İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini
sofrada çın sesiyle tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama; eliyle dokunma ve çın sesiyle işitme.
Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet
edip, ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi
içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya
kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine
dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi.
Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur,
çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini
niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini
çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları
anlaşılıyor. Çin de eskiden yalnızca zenginler masada
otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek
yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk
kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden
yiyecek sıkıntısı çeken Çinliler önlerindeki yiyeceği küçük
parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten
yapılırdı.