e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 22.12 - 28.12      52. Hafta

Haftalık    

 


Yılın Sorusu

Ahmet Talay'a teşekkürlerimizle      

 

Yılın Fotografı

 

Doğadan mesaj var yeniyıla

Füsun Köseoğlu'na teşekkürlerimizle      

 

         Resim Galerileri

 

Yılın Sözü

DÜŞ HEKİMİ YASALARI

MUTLU BİR YALNIZLIK
MUTSUZ BİR BERABERLİKTEN İYİDİR

YAŞAM İKİYE AYRILIR:
NET YAŞAM
BRÜT YAŞAM

AÇLARIN ARASINDA TOKLUKTAN ÖLMEK
TOKLARIN ARASINDA AÇLIKTAN ÖLMEKTEN DAHA BERBATTIR

SIFIR İLE BİR ARASINDAKİ FARK
BİR İLE BİN ARASINDAKİ FARKTAN DAHA BÜYÜKTÜR

SOFRADAN EKSİLEN TABAK
TABAKTAN EKSİLEN LOKMADAN DAHA ÖNEMLİDİR

SOFRANIZDAKİ TABAKLARIN
GÜLEN YÜZLERİN
HİÇ EKSİLMEMESİ DİLEĞİ İLE

 

     Dr.Yalçın Ergir
     http://www.ergir.com

Düş Hekimi'ne teşekkürlerimizle      

 


 

Yılın Çizgisi 

Demokrasilerde çareler tükenmez !!!

Murat Vefikoğlu'na teşekkürlerimizle      

 

         Resim Galerileri       

 

 

Büyüklere Masallar

 

Yılsonu masalımız çok kısa...

Bir varmış, bir yokmuş. Adamın biri treni kaçırmış. Başka bir tren gelip onu almış.

Bir varmış, hiç yokmuş. Ulusun biri treni kaçırmış, başka bir ulus gelip onu almış...

Denizce                   
Özdemir Asaf'tan uyarlama      
 

 

Yılın Şiiri

  

Temizlik yaptım bugün..
Hem de tüm benliğimde.
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.
En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye.
Geçmişimden de bir parça kalsın istemiyordum.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini, toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı , ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha
ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım,
böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
Bir bebek şefkatiyle , öperek, severek, okşayarak.
ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan,
pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım.
yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Güzel kokular geliyor içimden. .
Saçlarım hep parlak gibi dururdu ama parlak değilmiş. .
Ellerim her zamankinden daha yumuşak, .
tenim hiç olmadığı kadar duru. .
Bir su gibi sesim.

Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim. .
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim. .
Sağlık ektim, bol sıhhat...
Korkusuzlukları ektim alabildiğine...
Saatlerce ektim korkusuzluğu...
Çılgınlık ektim , doğallık. Sonsuzluk...
Bağışlama ektim.
Aşk ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana...
Kabullenme ektim. Başeğme değil. Olduğu gibi kabullenme.

 

Can Dündar
 

Cem İşmen'e teşekkürlerimizle      

 

 


Yılın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi


YENİ YIL İÇİN KÜÇÜK BİR YOLLUK

Doktorlarımızın hakkını yemeyelim. En çaresiz anlarda bir bakarsınız her şeyi izah edivermişler.
Adamcağız inanılmaz sırt ağrılarıyla doktorun önünde. Bu gittiği ikinci doktor.
- Doktor bey her iki küreğimde birden dayanılmaz bir ağrı var.

Doktor işinin ehli, önce hastanın anemnezini alır.
- İçki, sigara gibi alışkanlıklar?
- Tövbe,.. sümme haşa....
- Kumar, gece hayatı ve benzeri durumlar?
- Asla ve de katta....
- İş hayatındaki stresler?
- Hamdolsun pek bir sıkıntımız yoktur.
- Aile hayatı? Aile dışı kaçamaklar?
- Doktor bey, o ne biçim söz !!!

Doktor önceden çekilen EKG ve filmleri de inceler, herşey mükemmel.
- Beyfendi sanırım sizin kanatlarınız çıkıyor.
- Melek mi olacağım doktor bey ?
- Hayır efendim, kaz, kaz....
                                                            Anılı Fıkralar, Haluk Işındağ
                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ PÜF NOKTASI

İstanbul

               Ara 23    Ara 30    Oca 7   Oca 13

Rüzgar hızı [km/h] olarak verilmiştir.
Doğu.. Doğu           Batı... Batı

KKB... Kuzey Kuzey Batı
GGD... Güney Güney Doğu

 

Diğer hava tahmin yöntemleri

 

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız  
  

 

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.

 

 

1 Nisan şakasının kökeni nedir? 
1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupa da yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler. 1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler. 1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? 
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 
1. İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiyle tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama; eliyle dokunma ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır.
2. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi. 

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? 
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor. Çin de eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken Çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı. 

Güneş Tokcan'a teşekkürlerimizle