KARYOLANIN ALTI ve ÜSTÜ Gençliğini ciddi çapkınlıklarla geçiren bir adam, günün
birinde psikologların eline düşer.
O doktor, bu doktor derken en son, en ünlü psikologun yanında
derdini şöyle anlatır:
- Aman doktor, hiç uyuyamıyorum.
Gözümü bile kırpamıyorum. Yatağa yatar yatmaz aklım hep yatağın
altına kayıyor. Kalkıp toplanıyorum bakıyorum yatağın altında
kimsecikler yok. Yatağın altına girip orada uyumaya çalışıyorum
ama, bu sefer de yatağın üstünde kalıyor aklım. Neler olacak
diye içim pır pır ediyor ve yine uyuyamıyorum.
Vizitesi 100 dolarlık Dr. Psikolog
kendinden son derece emin bir ifadeyle:
- Sizi çok iyi anlıyorum. Tıp dilinde bu yaklaşıma zaten
"Karyola Sendromu" denir.
Zor, fekat çaresi olan bir hastalıktan muzdaripsiniz. Yaklaşık
12 seansta bu sorunu büyük olasılıkla çözebiliriz.
Adam:
- Tamam doktor ben her şeye razıyım... der.
Der ama aradan günler geçer doktora
uğrayan yok. Günlerden bir gün meşhur doktor ile bir türlü
buluşamayan hastası tesadüfen karşılaşırlar.
Adam:
- Evet, eveeet çözdüm. Üstelik de bir şişe "Güzel Marmaraya"
Doktor şaşkın:
- Nasıl olur?
Adam:
- Doktorcuğum senden çıktığımda içimi bir hüzün kapladı. Gittim
bir meyhaneye, oturdum bir berduşun yanına. Ben döktüm derdimi,
o dinledi. Pek de sevdik birbirimizi. Kafalar iyice kıyak;
berduş dostum dedi ki:
- Canım paşam yav, niye kesmiyorsun şu karyolanın ayaklarını...
İşte o gün bu gündür turp gibiyim
maşallah.
Aman doktor, sen de kes, sen de
kes...
Dilek & Melih Pekiner'e
teşekkürlerimizle
Haftanın Çizgisi
Karyola'nın altı / üstü diyene
kadar...
Canım Hocam, Nasreddin'im, yüzyıllar önce demiş zaten "Beterin
beteri var !" diye
Kişi dili ile düşünür. Düşündükçe önce dili sonrada düşü gelişir.
Denizce
Haftanın Şiiri
ARIYORUM
Karaman oğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergahta,
bergahta, mecliste, meydanda,
Türkçe’den başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store, bakkalın market,
torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının billboard, sayı
tabelasının skorboard,
Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin
center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plaza, bedestenimizi
galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi , mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu
evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Karaman oğlu Mehmet Bey’i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Üç arkadaş, üçü de birbirinin canı. Tek sorun yaşlarının
artık fazlaca kemale erip, eşlerinin pek de genç olması.
Günlerden bir gün biri diğerlerine:
- Beyler benim keyfim çok kaçık.
Karım beni aldatıyor galiba. Üstelik de bir marangozla.
- Olmaz öyle şey, sen içini ferah
tut, bizimkiler aldatmaaz...
Ama nerden anladın?
- Karyolanın altında hep tahta
talaşları görüyorum.
Derken ikincisi de karısından
kuşkulanmaya başlar. Onun takıntısı da bir boyacı. Kuşkularının
ana sebebi de karyolanın çevresindeki farklı renklerdeki
çizikler ve üstüne üstlük bulunan iki adet fırça kılı.
Aradan zaman geçer ve nihayet
üçüncüsü utana sıkıla derdini döker ortaya.
- Arkadaşlar benim derdim hepinizden büyük, üstelik tam bir
felaket.
Karım beni aylardır bir at ile aldatıyor.
Diğerleri:
- Saçmalama lan olmaz öyle şey!
- Nasıl olmaz? Ne zaman karyolanın
altına baksam hep aynı jokeyi görüyorum.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Dünyanın en
çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu şarkı "Happy birthday to you"
dur. Şarkının asıl kaynağı Amerikalı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı "Good Morning to All" yani "hepinize günaydın"dır.
Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya
yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra
da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı
kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.
Mezara niçin çiçek
konulur? İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon' nun milattan
önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı
saptanmıştır. Kuzey Avrupa da ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara
çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı
iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise
asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını
taşır. Servi ağacı da bu nedenle mezarlıklarda kullanılır.
Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah
kokusu vardır. Cenaze törenlerinde siyah giyinmenin amacı da
mezarlıklarda hayaletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa
insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ
elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle
saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten
saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati
kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle
uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç
şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla
görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı
verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği
olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular
tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
Bir
hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak
kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve
ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu.
Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk
sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini
daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını
değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5
günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine
hafta 7 gün olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların tek amacı enerji ve yer tasarrufudur.
Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan
normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal
kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar
yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel
veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı
kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk
havanın da içeri girmesini engeller. Üstelik tüm bu işlev kapı
çapı kadar yer alır.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar? Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da
önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla
alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir
bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği
noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.
Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz
küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası
kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha
erime olmaz.