e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 19.01 - 25.01.2004         4. Hafta    2004

Haftalık    

 

Haftanın Sorusu

   Baktığımız yer mi önemli?
   Kiminle ve nereden baktığımız mı?
   Yoksa bakıp ta gör (emedik/dük) lerimiz mi?

   Belki de nasıl baktığımız?   Yok yok.. nasıl gördüğümüz daha önemli...

   Hayır, hayır...              Tümü birden, yaşam zaten.
 

                                                                         Kalın sağlıcakla ve de sevgiyle
                                                                        Denizce

 

 

Haftanın Fotografı

 

AB artık iyice gözümüze girdi !!!
Allah korudu, ya gözüne girseydi !!!   Diyenlere...

 

         Resim Galerileri

 

 

Büyüklere Masallar

KARYOLANIN ALTI ve ÜSTÜ
Gençliğini ciddi çapkınlıklarla geçiren bir adam, günün birinde psikologların eline düşer.
O doktor, bu doktor derken en son, en ünlü psikologun yanında derdini şöyle anlatır:

- Aman doktor, hiç uyuyamıyorum. Gözümü bile kırpamıyorum. Yatağa yatar yatmaz aklım hep yatağın altına kayıyor. Kalkıp toplanıyorum bakıyorum yatağın altında kimsecikler yok. Yatağın altına girip orada uyumaya çalışıyorum ama, bu sefer de yatağın üstünde kalıyor aklım. Neler olacak diye içim pır pır ediyor ve yine uyuyamıyorum.

Vizitesi 100 dolarlık Dr. Psikolog kendinden son derece emin bir ifadeyle:
- Sizi çok iyi anlıyorum. Tıp dilinde bu yaklaşıma zaten "Karyola Sendromu" denir.
Zor, fekat çaresi olan bir hastalıktan muzdaripsiniz. Yaklaşık 12 seansta bu sorunu büyük olasılıkla çözebiliriz.

Adam:
- Tamam doktor ben her şeye razıyım...    der. 

Der ama aradan günler geçer doktora uğrayan yok. Günlerden bir gün meşhur doktor ile bir türlü buluşamayan hastası tesadüfen karşılaşırlar.

Doktor:
- Nasılsınız..? Uyku sorununuzu çözebildiniz mi...?

Adam:
- Evet, eveeet çözdüm. Üstelik de bir şişe "Güzel Marmaraya"

Doktor şaşkın:
- Nasıl olur?

Adam:
- Doktorcuğum senden çıktığımda içimi bir hüzün kapladı. Gittim bir meyhaneye, oturdum bir berduşun yanına. Ben döktüm derdimi, o dinledi. Pek de sevdik birbirimizi. Kafalar iyice kıyak;  berduş dostum dedi ki:
- Canım paşam yav, niye kesmiyorsun şu karyolanın ayaklarını...

İşte o gün bu gündür turp gibiyim maşallah.

Aman doktor, sen de kes, sen de kes...

Dilek & Melih Pekiner'e teşekkürlerimizle      

 

 

 

Haftanın Çizgisi 

Karyola'nın altı / üstü diyene kadar...
Canım Hocam, Nasreddin'im, yüzyıllar önce demiş zaten "Beterin beteri var !" diye

 

         Resim Galerileri       

 

 

Haftanın Sözü

      Kişi dili ile düşünür. Düşündükçe önce dili sonrada düşü gelişir.

Denizce          

 


 

Haftanın Şiiri

  
 

ARIYORUM

Karaman oğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;

Bu günden sonra  divanda, dergahta, bergahta, mecliste, meydanda,
Türkçe’den başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

İlan tahtasının billboard, sayı tabelasının skorboard,
Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile  seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın,  saygınlığın  prestij  olduğunu  bileniniz var mı?

Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

İş hanımızı  plaza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi , mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekalayı, olur’u okey diye söyleyeniniz var mı?

Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri oley  oley
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, neskaaaave içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçe’miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karaman oğlu Mehmet Bey’i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

YUSUF YANÇ

 

Asuman Orhon'a teşekkürlerimizle

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi


KARYOLALI ÇEŞİTLEMELER

Üç arkadaş, üçü de birbirinin canı. Tek sorun yaşlarının artık fazlaca kemale erip, eşlerinin pek de genç olması.

Günlerden bir gün biri diğerlerine:
- Beyler benim keyfim çok kaçık.
  Karım beni aldatıyor galiba. Üstelik de bir marangozla.

- Olmaz öyle şey, sen içini ferah tut, bizimkiler aldatmaaz...
  Ama nerden anladın?

- Karyolanın altında hep tahta talaşları görüyorum.

Derken ikincisi de karısından kuşkulanmaya başlar. Onun takıntısı da bir boyacı. Kuşkularının ana sebebi de karyolanın çevresindeki farklı renklerdeki çizikler ve üstüne üstlük bulunan iki adet fırça kılı.

Aradan zaman geçer ve nihayet üçüncüsü utana sıkıla derdini döker ortaya.
- Arkadaşlar benim derdim hepinizden büyük, üstelik tam bir felaket.
  Karım beni aylardır bir at ile aldatıyor.

Diğerleri:
- Saçmalama lan olmaz öyle şey!

- Nasıl olmaz? Ne zaman karyolanın altına baksam hep aynı jokeyi görüyorum.

Jand. Er Burçak Küçükçalı'ya teşekkürlerimizle

                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? 
Bu şarkı "Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerikalı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı "Good Morning to All" yani "hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. 

Mezara niçin çiçek konulur? 
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon' nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupa da ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mezarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenlerinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayaletlerden sakınmak amacı taşımaktadır. 

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? 
Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler. 

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? 
Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır. 

Bir hafta niçin 7 gündür? 
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı. 

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? 
Döner kapıların tek amacı enerji ve yer tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller. Üstelik tüm bu işlev kapı çapı kadar yer alır.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar? 
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz. 

Güneş Tokcan'a teşekkürlerimizle      

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ  [İstanbul]

                        Oca 21   Oca 29   Şub 6    Şub 13

  

   D.. Doğu           B... Batı                  Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.