e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 26.01 - 01.02.2004         5. Hafta    2004

Haftalık    

 


Haftanın Sorusu

                             STAR ÇALIŞANLARI ve DAYANIŞMA                                 

   Aileleri ile birlikte 10.000 kişinin işsiz, aşsız kaldığı, mutsuz bırakıldığı bir ortamda,
   kimler, hangi nedenle, suskun kalabilir?

   Şirket üst yönetiminin siyasi rekabet gücü olmasaydı, star çalışanları bu duruma itilir miydi?

   Hukuka aykırı bir davranış varsa, çözümün bu denli gecikmesi adalet midir?

 "Aile" olup,  millet olup, birlikte davranıp bu ülkeyi el kapılarında dilenmekten kurtaralım derken;  
   çocuklarımızın yarınlarına böylesine bir iz taşımak ve herşeyi görmezlikten gelebilmek
nasıl bir siyaset biçimidir?

   Hangi yönde olursa olsun, görüş bildirmek ve duyarsız kalmamak için: 

   http://www.startv.com.tr   destek@star.com.tr

  KİŞİYE FARKLI DAVRANIŞ      İNSAN HAKKI İHLALLERİNİN TEK KAYNAĞIDIR 

Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
hukuk devleti ve ilkelerimizden asla ödün vermeden
Denizce

 

Haftanın Fotografı

   Farkındalık     

Onlar birlikte olmayı başarıyorlar. Çünkü farkındalar...

 

         Resim Galerileri

 

 

Büyüklere Masallar

MEVLEVİ ile BEKTAŞİ YARIŞIVERMİŞ

Çok varmış, bir yokmuş. Gönlerden bir gün Mevlevi ile Bektaşi başbaşa oturmuşlar sohbet ederken, Bektaşi sormuş:
- Bre erenler sizin kolunuzun yeni niye böyle bu kadar büyük?

Mevlevi vakur... ve kendinden emin cevap vermiş.
- Biz onunla gördüğümüz kusurları örteriz...

Derken aklına takılmış Mevlevi'nin.
Bizim Bektaşi'nin mintanında ne yaka var ne de kolunda yen.

Sormuş:
- Peki senin kolunun yeni nerdeyse yok. Niyedir?

Bektaşi cevap vermiş:
- Biz hiç kusur görmeyiz ki...

Gökten üç elma daha düşmüş.
  Biri,  birlik, beraberlik ve iyilik için yarış edenlere,
  ikincisi,   toplumsal barışı hiç gözardı etmeyenlere,
  üçüncüsü ise,   yüreği hep sevgi dolu olup, oturduğu yerde oturmayanlara...

Dr.Selami Işındağ'a teşekkürlerimizle      

 

 

 

Haftanın Çizgisi 

 

 

Var mısınız tüm giyotinleri yok etmeye?
Haydi Türkiye'm ele ele, omuz omuza, gönül gönüle...

 

         Resim Galerileri       

 

 

Haftanın Sözü

BİNLERCE YIL ÖNCE BU TOPRAKLARDA BUGÜN İÇİN SÖYLENENLER...

Bağış aldığın zaman onu aklında tut, bağış verdiğinde ise unut...

Menandros, Gnomai Monostikhoi.

 

Zengin ve haksız olmaktansa, fakir ve adil olmayı tercih et.

Isokrates, Pros Demonikon

 

Gerçekten iyi olan tek bir kişi bile benim için on bin kişiye bedeldir.

Herakleitos, Fragman

 

Kendini asla büyük görme, ama asla da küçümseme.

Phaborinos (Anthologia Stobaiou)

 

Gururdan zalim insan doğar. İfrat ve çılgınlıklarla beslenen bir gurur, kendini yükseklerde görür. Ancak akıbeti sonsuz bir uçuruma yuvarlanmaktır.

 Sophokles

 

Erdemin ödülü iyilere verilen şeref payıdır.

Aristoteles

 

Ağaç nasıl temiz havayla, serin rüzgarlarda büyürse,
erdem de aynı şekilde bilge ve adil insanlarla gelişir.

Pindaros, Nemeokinal vıı



İktidar ya halkın sevgisiyle,yada parayla elde edilir.

Sophokles


Ahlak sahibi insanların onurlandırıldığı,
kötülerin ise uzaklaştırıldığı kent (devlet) mükemmel yönetilir.

Solon


Derleyen: E.Erten et al Katkida;

                  A. Yalman    [ Arkeoloji ve Sanat Yay. ]

Murat Cemal'a teşekkürlerimizle

 


 

Haftanın Şiiri

  
 

ÖMER HAYYAM     [.... - 1122]

Girme şu alçakların hizmetine

Konma sinek gibi pislik üstüne

İki günde bir somun ye, ne olur!

Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.

 

Bkz. Hayyam

Dr.Selami Işındağ'a teşekkürlerimizle

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi


ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK ÇEŞİTLEMELER

AFFEDERSİN PADİŞAHIM...

İncili Çavuş Osmanlı tarihinde, sivri dili ve dilini bağışlatan keskin zekası ile ünlüdür. Rivayet o ki, günlerden bir gün Padişahtan özür dilemesi gerekmiş. Padişah da:
- Öyle bir şey söyle ki özrün kabahatinden büyük olsun demiş.

İncili çavuş bu, padişah da olsa lafın altında kalacak değil ya.
Tam mabeynden dışarı çıkılacak padişaha sunturlu bir pandik atmaz mı?

- Bre zındık sen nasıl....

Demeye kalmamış İncili Çavuş:
- Affedersiniz padişahım sizi Valide Sultan zannettim... diyivermiş.

 

FIKRANIN ABD SÜRÜMÜ

Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce kaçabileceğini düşünüp basmış gaza. Ancak polisi atlatamayacağını anlayınca, pes edip çekmiş kenara.

Polis arabasından inmiş. Bezgin, kızgın ve de küskün bir sesle:
- Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık.
  Mantıklı bir özür söyle yoksa yaktım çıranı !

Kısa bir ara ve Sürücü:
- Karım geçen ay bir polisle kaçtı.
  Aynada sizin aracınızı görünce...
  kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım...

 Sıla Özalp'a teşekkürlerimizle

                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker? 
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez. 

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? 
Yalnız Çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, Japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün insan ırklarında aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çin de ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur. 

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur? 
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir. 

Akıl ile zeka arasında fark nedir? 
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir. [Duygusal zeka EQ ve de doğru soru sorabilme oranı IQQ da gelişmiş diğer test yöntemleridir]

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi? 
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun miktarı, okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır. 

Niçin gözyaşı dökeriz? 
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyen Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır. 

Güneş Tokcan'a teşekkürlerimizle      

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ  [İstanbul]


                        Oca 29   Şub 6    Şub 13 Şub 20           

 

  

   D.. Doğu           B... Batı                  Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.