e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 02.02 - 08.02.2004         6. Hafta    2004

Haftalık    

 


Haftanın Sorusu

                    Bir kalem hangi koşullarda zehirli olabilir?

                              Yazmazsa ?
                              Doğru bildiğini yazarsa ?
                              Bildiğini doğru sanıp ta yazarsa ?
                              Bilmediğini bilmeden yazarsa ?
                              Bilmediğini bile bile yazarsa ?
                              Satılırsa ?

Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
hukuk devleti ve ilkelerimizden asla ödün vermeden
Denizce

 

Haftanın Fotografı
 

       Büyüyünceye kadar    

Ne güzel de bir arada yaşıyorlar !!?

 

         Resim Galerileri

 

 

Büyüklere Masallar

1950 DEN MEKTUP VAR

1950'de TCDD'de açılan "management " ( işletme ) kurslarını yöneten uzmanların başkanı Taliafero'nun konuşmasından:

Türk’lere nasıl ölüneceğini kimse öğretemez. Onu çok iyi  bilirler, yalnız bu dünya yaşamak içindir ve insanların iyi yasayabilme sanatını da bilmeleri gerekir.

Dünyada her ulusun iyi ve kotu taraflarda vardır. Örneğin biz Amerikalılar, hoşgörüyü seven insanlarız, insanlara iyilik etmesini severiz. İyilik etmesini ve gerekirse insanlara yardım etmesini de severiz. Fakat bir kötü tarafımız, her şeyi para ile ölçmemiz ona çok değer vermemizdir.

İngilizler çok değerli devlet adamı yetiştirirler, bunu en sıkışık zamanlarda bile gösterebilmişlerdir. Disraeli, Churchill v.s. Bence kusurları, bir parça, hatta fazlasıyla kendilerini beğenirler ve başkalarına yukardan bakarlar.

Fransızlara gelince çok güzel dilleri vardır. Edebiyatta en ileri uluslardandır. Sanatta da öyle. Bir defa Paris'e giden bunu bilir.  Fakat maalesef sözlerine pek güvenilmez.

Siz Türklere gelince, iki yıllık "işletme" kurslarında tanıdığıma göre, bonkör, merhametli, kendi yiyecek ekmeğini bile bir başkasına  seve seve verebilen, yolda otomobilinin benzini biten, aynı zamanda  parasız kalan yabancılara, hiçbir çıkar beklemeden benzin deposunu dolduran insanlarsınız.

Kore savaşı ne kadar cesur olduğunuzu da dünyaya kanıtlamıştır.

Yalnız benim acizane görüşüme göre sizin genellikle bir kusurunuz var. Maalesef bunun sebebini kesin olarak araştırmaya imkan  bulamadım. 
Siz kolektif yaşamayı sevmeyen, kıskanç insanlarsınız, bu da takım  halinde çalışmanıza engel olmaktadır.

Bence bu sizin gibi iyi insanların ilerlemesini geciktiren, en büyük faktördür.

     Taliafero

Gülsev Akın'a teşekkürlerimizle      

 

 

 

Haftanın Çizgisi 

 

 

         Resim Galerileri       

 

 

Haftanın Sözü

   Gençlerin istekleri:      Aşk,     para,   sağlık
   Yaşlıların istekleri:      Sağlık,   para,   aşk...

Paul Geraldy                                             

Yüksel Erler'e teşekkürlerimizle

 


 

Haftanın Şiiri

  
 

BULUŞMAK ÜZERE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege Denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.

CAN YÜCEL

Bkz. Can Yücel

Taçlan Görgün'e teşekkürlerimizle

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi


  
BİLMECE GİBİ?

Güzelim Fadime "Kim 500 Milyar Kazanmak İster?" yarışmasına katılmış.
Fadime deyip geçmeyin, memleketi yöneten Karadenizli ahfadının en iyi örneklerinden. Hem zeki hem de bilgili.
Sizleri yormamak için 500 milyara giden son beş soruyu buraya getirdik.

1.Soru:

Yüzyıl savaşları ne kadar sürmüştür?
116 Yıl 99 Yıl
100 Yıl 150 Yıl

   Fadime önce pas geçmek ister ama sonra cevabını verir.
 
   [Cevap Aşağıda]

2. Soru:

Panama Şapkası hangi ülke keşfedilmiştir?
Brezilya Şile
Panama Ekuador

   Seyircilerin yardımını ister ve kendi serbest iradesi ile soruyu cevaplandırır.
 
   [Cevap Aşağıda]

3. Soru

Rusların Bayramı olan Ekim direnişini hangi aydadır?
Ocak Eylül
Ekim Kasım

   Fadime son derece gergin önce telefon hakkını kullanır.
   Aldığı cevaba aldırmaz soruyu kendisi cevaplandırır

 
   [Cevap Aşağıda]

4. Soru

Kral Georg IV doğru adı nedir?
Albert Georg
Manuell Jonas

   Fadime bu sefer %50 şansını kullanır ve yine doğruyu bulur.
 
   [Cevap Aşağıda]

5. Soru

Kanarya adaları hangi hayvandan gelmiştir?
Kanarya Kanguru
Sıçan Fok Balığı

   Fadime hiç kimseye bir şey sormaz.
    Kendinden emin bir sesle son kararını bir defada verir ve büyük ödülü alır

 
   [Cevap Aşağıda]

 

Fadime'nin cevapları  [Cevapları gözlemek için fare ile tarayınız]
1. Yüzyıllık savaş 116 Yıl sürdü (1337 ile 1453 arası).
2. "Panama "- Şapkası Ekuadorda keşfedilmiştir.
3. Rus bayramı Ekim direnişi 7. Kasımda kutlanır.
4. Kral Georg IV doğru adı Albert. 1936 yılında değiştirmiştir
5. Kanarya adanın adı Fok balığından geliyor. Latince karşılığı Fokların adasıdır.

 Müslim Süerdaş'a teşekkürlerimizle

                                                                                          ISBN 975-7225-O-X

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası

Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz? 
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar. Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor. 

Develerin hörgüçlerinde ne var? 
Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez. 
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? 
Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik  biçime neden olurlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir. 

Kuşlar nasıl konuşabiliyor? 
Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla iç içe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar. 

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? 
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de, sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir. 
 

Güneş Tokcan'a teşekkürlerimizle      

 

HAFTALIK HAVA TAHMİNİ  [İstanbul]

                Şub 6  Şub 13  Şub 20 Şub 28   

 

  

   D.. Doğu           B... Batı                  Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.