1950'de TCDD'de
açılan "management " ( işletme ) kurslarını yöneten uzmanların
başkanı Taliafero'nun konuşmasından:
Türk’lere nasıl
ölüneceğini kimse öğretemez. Onu çok iyi bilirler, yalnız bu
dünya yaşamak içindir ve insanların iyi yasayabilme sanatını da
bilmeleri gerekir.
Dünyada her
ulusun iyi ve kotu taraflarda vardır. Örneğin biz Amerikalılar,
hoşgörüyü seven insanlarız, insanlara iyilik etmesini severiz.
İyilik etmesini ve gerekirse insanlara yardım etmesini
de severiz. Fakat bir kötü tarafımız, her şeyi para ile ölçmemiz
ona çok değer vermemizdir.
İngilizler çok
değerli devlet adamı yetiştirirler, bunu en sıkışık zamanlarda
bile gösterebilmişlerdir. Disraeli, Churchill v.s. Bence
kusurları, bir parça, hatta fazlasıyla kendilerini beğenirler ve
başkalarına yukardan bakarlar.
Fransızlara
gelince çok güzel dilleri vardır. Edebiyatta en ileri
uluslardandır. Sanatta da öyle. Bir defa Paris'e giden bunu
bilir. Fakat maalesef sözlerine pek güvenilmez.
Siz Türklere
gelince, iki yıllık "işletme" kurslarında tanıdığıma göre,
bonkör, merhametli, kendi yiyecek ekmeğini bile bir başkasına
seve seve verebilen, yolda otomobilinin benzini biten, aynı
zamanda parasız kalan yabancılara, hiçbir çıkar beklemeden
benzin deposunu dolduran insanlarsınız.
Kore savaşı ne
kadar cesur olduğunuzu da dünyaya kanıtlamıştır.
Yalnız benim
acizane görüşüme göre sizin genellikle bir kusurunuz var.
Maalesef bunun sebebini kesin olarak araştırmaya imkan
bulamadım.
Siz kolektif yaşamayı sevmeyen, kıskanç insanlarsınız, bu da
takım halinde çalışmanıza engel olmaktadır.
Bence bu sizin
gibi iyi insanların ilerlemesini geciktiren, en büyük faktördür.
Gençlerin istekleri: Aşk, para, sağlık Yaşlıların istekleri: Sağlık,
para, aşk...
Paul Geraldy
Yüksel Erler'e teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
BULUŞMAK ÜZERE
Diyelim
yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim
için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege Denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim
sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.
Güzelim Fadime "Kim 500 Milyar
Kazanmak İster?" yarışmasına katılmış.
Fadime deyip geçmeyin, memleketi yöneten Karadenizli ahfadının
en iyi örneklerinden. Hem zeki hem de bilgili.
Sizleri yormamak için 500 milyara giden son beş soruyu buraya
getirdik.
1.Soru:
Yüzyıl savaşları ne
kadar sürmüştür?
116 Yıl
99 Yıl
100 Yıl
150 Yıl
Fadime önce pas
geçmek ister ama sonra cevabını verir.
[Cevap Aşağıda]
2. Soru:
Panama Şapkası hangi
ülke keşfedilmiştir?
Brezilya
Şile
Panama
Ekuador
Seyircilerin
yardımını ister ve kendi serbest iradesi ile soruyu
cevaplandırır.
[Cevap Aşağıda]
3. Soru
Rusların Bayramı olan
Ekim direnişini hangi aydadır?
Ocak
Eylül
Ekim
Kasım
Fadime son derece
gergin önce telefon hakkını kullanır.
Aldığı cevaba aldırmaz soruyu kendisi cevaplandırır
[Cevap Aşağıda]
4. Soru
Kral Georg IV doğru adı
nedir?
Albert
Georg
Manuell
Jonas
Fadime bu sefer %50
şansını kullanır ve yine doğruyu bulur.
[Cevap Aşağıda]
5. Soru
Kanarya adaları hangi
hayvandan gelmiştir?
Kanarya
Kanguru
Sıçan
Fok Balığı
Fadime hiç kimseye
bir şey sormaz.
Kendinden emin bir sesle son kararını bir defada verir ve büyük
ödülü alır
[Cevap Aşağıda]
Fadime'nin cevapları [Cevapları gözlemek için
fare ile tarayınız]
1.
Yüzyıllık savaş 116 Yıl sürdü (1337 ile 1453 arası).
2. "Panama "- Şapkası Ekuadorda keşfedilmiştir.
3. Rus bayramı Ekim direnişi 7. Kasımda kutlanır.
4. Kral Georg IV doğru adı Albert. 1936 yılında değiştirmiştir
5. Kanarya adanın adı Fok balığından geliyor. Latince karşılığı
Fokların adasıdır.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz? Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi
saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize
olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde
iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Öykü ve anılarını
anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar.
Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve
hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir
bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.
Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye
başlıyor.
Develerin
hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun
yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru
değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur.
Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar
ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer
suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100
kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte
ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler,
kandaki su etkilenmez. Yumurtanın niçin bir
tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık
bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil
küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede
duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce
tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir
noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi
sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı
ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçime
neden olurlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur.
Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel
biçimdedir.
Kuşlar nasıl
konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan
asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve
dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan
ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses
tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler.
Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı
olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinin dibinde, karın
boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit
yeteneği vardır. Doğayla iç içe yaşarken diğer kuşların
seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık
saçıyor? Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de,
sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır.
Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı
moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri
ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş
böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden
ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir.
Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin
ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında
burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir.