"İnsanlar"
* Önce öldürmek
için, savaşa ve donanımlarına
* Sonra yaşatmak
için, tıbba ve aygıtlarına
* Daha sonra da
güncel yaşamımızdaki "kârlı" işlere
yatırım yaparlar...
Prof.Dr. Kurt Desoyer /
TU WIEN 1974
NEDEN ?
Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
hukuk devleti ve ilkelerimizden asla ödün vermeden Denizce
Ülkelerden
birinde hayli becerikli "bilim adamları" varmış. Tıpçısı tıptan
iyi anlar, mühendisinin yanına hiç yaklaşılmaz, ekonomicisi ise
hep gelişmekte olan ülkelere ahkâm keser "yol" gösterirlermiş.
Günlerden bir
gün kendi aralarında konuşurlarken...
Laf, insan ve yapısındaki aksaklıklara, eksikliklere gelmiş.
Yok gözü doğru görmezmiş, kulağı iyi işitmezmiş;
hafızası ise en kötüsü...
Hikaye bu ya tanrıyla karşılaşıvermişler bir gün.
Aynı ukalalığa
devam ile:
- Senin yaptığın insanda iş yok demişler tanrıya
Tanrı da:
- Siz de sizin insanınızı yapıverin o halde demiş.
İçlerinden biri
yere eğilip bir avuç toprak alınca...
Tanrı:
- Herkes kendi yarattığı toprakla diye
uyarıvermiş şu garip aymazları...
O gün bu gündür,
bu "bilim adamları" önce Afrika'nın toprağını ele geçirmek için
AIDS denilen bir virüs bulup insanlarını yok etmeye çalışmışlar,
olmamış.
Kabileler arasına nifak sokup, bir yılda 1.000.000 (bir
milyon) dan daha fazla insanın ölmesini sağlamışlar yine
yetmemiş.
Başka ülkeleri de ellerine geçirmeye çalışmışlar ama,
bu sefer de kendi halkları başta olmak üzere "özgürlük,
özgürlük...!" diye bağırmışlar, işleri karışmış.
Derken
içlerinden biri "Gelin biz bunların güvenliğini sarsalım, bakın
o zaman özgürlük demeye fırsatları mı kalır?" demiş.
İnanılır gibi değil, ne de olsa "bilim adamı" bunlar, akıllı adamlar,
resmen haklı çıkmışlar.
Tam işler
yolunda giderken içlerinden birisi sormuş, aksayan hafızasıyla:
"Hay allah biz bu toprakları neden istemiştik, ne yapacaktık
bunlarla?"
Bir diğeri cevap
vermiş.
Gözündeki "lens", kulağındaki "chip", altındaki "jeep"...
Bunların hepsinin aslı toprak.
Üstelik hepsi de para... Para dediğin ise güç...
Hatırla işe başladığımız yeri. Önce güvenliğini sarstın mı
insanın, bozdun mu onların birliğini tüm topraklar senin.
Yani ...
Gönlümüz el
vermedi konuşmanın böylesini sizlere daha fazla dinletmeye...
Bu sefer gökten
üç elma yerine gümbür gümbür bir ses geldi.
Ve...
"Toprağınız bol olsun beyler, toprağınız bool ...!"
Denizce
Haftanın Sözü
VER ÇEKİMİ
AL PARANI
Atatürk, ünlü güreşçi Kurtdereli'ye ödül olarak
1000 liralık bir İş Bankası çeki veriyor. Çekin altını Kemal
Atatürk diye imzalıyor, zaten çeklerde resmi de var.
Pehlivan çeki İş
Bankası'na götürüyor; kendisine 1000 lirayı ödüyorlar. O devre
göre muazzam bir para. Kurtdereli parayı alıyor ama beklemeye
devam ediyor.
"Ne bekliyorsun
pehlivan?" diye sorduklarında çeki beklediğini söylüyor.
"Parayı aldın, çek bizde kalacak" diyorlar.
"O zaman alın 1000 liranızı, verin çekimi" diyor.
"Onda Atatürk'ümün imzası var."
Ve parayı iade edip Atatürk imzalı çeki sevgiyle cebine
yerleştirerek gidiyor.
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.
Trafik polisi afet gibi
bir sarışını durdurup ehliyetini sorar.
Kadın, "kadınçantasında" başlar aramaya. Doğaldır ki bir
türlü bulamaz.
Polis:
- Hanımefendi, kartvizit boyunda üzerinde resim bulunan...
Kadın büsbütün telaşlı. Uzun
burunlu, mavi gözlü, düzgün konuşmaya çalışan yukarıdan bakan
polisin tüm dikkati sarışının iki göğsünün arasındaki çizgide.
Nihayet kadın, "Buldum !" diyerek
makyaj aynasını "memur" beye verir.
Memur gülümseyerek aynayı alır ve
kısaca baktıktan sonra:
- Ha, polis olduğunizi söyleseydiniz, sizi bu kadar
bekletmezdim.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcılar, kimyasal bir reaksiyon sonucu
yapıştırabilirler. Sentetik malzemelerle üretilen
yapıştırıcılar gün geçtikçe yoğunluk kazanmakta. Yapışma
işleminde benzer veya farklı iki madde ve bir de yapışkan
gereklidir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı
moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşebilir
yapıda olması esastır. Yüzeylerin bu birleşimi kolaylaştırıcı
nitelikte [yağdan arınmış ve gerektiği kadar pürüzlü] olması
önemlidir. Yapıştırıcıların özelliklerine göre, yapışma süresi,
basıncı, ortam ısısı, nemi ve ışık yapışmayı etkileyen
unsurlardır.
Matematikte niçin (-2)
ile (-2) nin çarpımı (+4) tür? Bu yaklaşıma örnekleme ile şöyle destek olunabilinir:
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım.
Her bir yolculuk ta bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On
milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün bir gidiş, bir
geliş, iki bilet eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz
bu işi beş gün süresince yani 5 kez tekrarlarsanız (-2)x(+5)=
-10 olur [Eksilen bilet sayısı].
Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma
günlerine geldi ve doğal olarak tatil. Tatil günlerinde yani iki
günlük 4 bileti tüketmediniz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre
negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak
yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.
İki kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca o hafta
elinizde
(-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
Radyonun sesi açılınca
pil daha çabuk mu biter? Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği
pilin ömrünü etkiler.
Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık
durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden
olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen
akım yaklaşık yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden
büyüğüne pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo,
teyp, vb. aygıtlar için aynıdır.
Termos nasıl sıcağı
sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Ülkelerden birinde özel bir vatandaş sormuş: "La pu termosun
içine siçak koyaysun, siçak tutay, soğuk koyaysun, soğuk tutay.
Ha pu termos punu nasil aklinda tutay?"
En
geçerli neden
yalıtımdır. Termoslarda genellikle içiçe geçmiş iki kap vardır.
Dışta metal-plastik vb. bir koruyucu ile içteki çoğunlukla bir
cam şişedir. İkisinin arasında ise genelde hava boşluğu
(veya yalıtkan malzeme, köpük, vb.) vardır.
Vakum benzeri bir ortamda hava moleküllerinde ısı farkı
oluşamadığından ısı da iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne
ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi
en azda tutulmaya çalışılır.
Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.
İmdat çağrısı S.O.S
'in anlamı nedir? Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save
our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals"
diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır.
Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors
alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda
tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan
S.O.S seçildi.