e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 23.02 - 29.02.2004         9. Hafta    2004

Haftalık    

 

Haftanın Sorusu

      Hatalıysam beni ... şikayet et !!!
           Araçların arkasında yazılı bir anlatım, bir düşünce yapısı.

           Trilyonlarca liralık araçları emanet ettiğimiz, çalışanlarımız, memurlarımız
           ve canımız Mehmetçik ...

           Biz onlara güvenmezsek, biz birbirimize güvenemezsek...
           Bize kim güvenecek ?

Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
hukuk devleti ve ilkelerimizden asla ödün vermeden
Denizce

 

Haftanın Fotografı
 

"Köpek Giremez" miş...

 

         Resim Galerileri

 

 

Büyüklere Masallar

DUA

Çocuk, deniz kenarına oturmuş, gözlerini de ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hali, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti.

Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:
- "Merhaba delikanlı!." dedi. "Bu gün deniz çok harika değil mi?"

Çocuk, başını çevirmeden:
- "Ama rüzgârlı," dedi. "Topum denize düşünce sürükleyip götürdü."

Adam, çocuğun yanına oturup:
- "Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!." dedi.
  "Ama şimdi adım bile atamıyorum."

Çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı.

Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla:
- "Ümidini hiçbir zaman kaybetme!." dedi.
  "Bence dua etsen çok iyi olur."

Çocuk, büyük bir sevinçle:
- "Dua etsem topum geri gelir mi?" diye sordu.
  "Denize düştüğü yeri bilir mi?"
- "Allah isterse eğer, ona öğretir!." dedi ihtiyar.
  "Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter."

Çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah'tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgarın aniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük.

Akşam üstü hava biraz daha sertleşti ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü. Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı. Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup:
- "Avınız inşallah iyi geçmiştir!." dedi. "Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim."

Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip:
- "Zaten ancak o kadarcık tutmuştum," dedi. "Denizde "av" diye bir şey kalmadı."

- "Dua etmeyi denediniz mi?" diye atıldı çocuk. "Ümidinizi sakın kaybetmeyin!. "

Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de "rasgele" derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşarken:
- "Dua ha!." diye mırıldandı. "O zaman tutar mıyım?"
- "Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter," dedi çocuk. "Bunu yeni öğrendim."

Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak:
- "Ben de yeni öğrendim!." diye gülümsedi. "Üstelik de küçük bir öğretmenden."

Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı. Artık topun gitmesine üzülmüyordu. Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada. Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp:
- "Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!." dedi. "Bunu biraz önce denizde buldum!."

Çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da... Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp:
- "Bir daha benden izinsiz gezmek yok!." dedi. "Ya dua etmeseydim ne olurdun?"

Gökten üç elma daha düştü. Biri cüzi ve külli iradeyi temiz bir yürekle birleştirene, ikincisi total enerjiyi vicdan aklığıyla arayanlara, diğeri ise içindeki barış ve sevgiyi tüm doğayla paylaşanlara...

Seda Fırat'a teşekkürlerimizle      

 

Haftanın Sözü

Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
"Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar.
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Ektiğini biçer.

Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz.

Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir..."

Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile,
düşmanlarınızdan daha değerlidir.

Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir.

Aristoteles ise şöyle diyor:
"İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır. Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar. Çünkü iyilik yapmak üstünlük, bir iyiliğe muhtaç olmak zaaf işaretidir."

Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım. Karşılık beklemeden iyilik yapalım. Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir.

Cem İşmen'e teşekkürlerimizle      

 

 

 

Haftanın Çizgisi 

 

   Globalizasyon, Addisyon, Sus-pansiyon...

         Resim Galerileri       

 

 

Haftanın Şiiri

  
 

EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL
 

Sevda Şahin'e teşekkürlerimizle

 

 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi


MÜŞTERİ VELİNİMETTİR

Mahallenin kırk yılık berberi iki yıllık dulluktan sonra tam "teneşir paklar" misali  çatır, çıtır bir hatunla evlenir. Eeee... kolay değil gencecik kadınla evlenmek, istekler artık eskisi gibi değil, daha çok çalışmak gerek. Malı farklılaştırmak, müşteriyi memnun etmek üç kuruş da olsa bahşişi hak etmek gerek.

Günlerden bir gün dükkan kapısında bir adam:
- Çok bekler miyim?

Emektar berber:
- Üç müşterim var, yaklaşık bir buçuk saat sürer.

İki gün sonra yine aynı adam yine aynı soru. Nerdeyse benzer cevap... derken, ertesi haftada da aynı olaylar tekrarlanıncaa...

Berber çırağına:
- Bak bakalım şu adam kimdir, nerden gelir, nereye gider?

Çırak hemen adamın arkasına takılır, beş dakika sonra alı al, moru mor dükkana döner:
- Usta kim olduğunu bilmiyorum ama, adam sizin eve gidiyo...

Bu fıkranın ana - baba fikrinin kibarcası...
Ağaca bakarken ormanı göremeyenin, ormanını çıt diye yakıverirler.

Tayfun Cansever'e teşekkürlerimizle      

Anılı Fıkralar A.Haluk Işındağ        

ISBN 975-7225-O-X                              

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası
ÇOCUK YETİŞTİRMENİN 13 ALTIN KURALI

İngiltere'nin Londra şehrindeki "Guy's Hospital" hastanesinde çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan Kevin Hickey (15) adlı bir çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüştü. Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin 'in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyordu. Kevin bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı, kendi durumunu anne ve babasını düşünerek anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı.

Küçük Kevin'in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere'de doktorların bir numaralı rehberi.

  1. Beni şımartmayın. Her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum.
    Sadece sizi deniyorum.

  2. Bana tatlı-sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim.
    Benim daha güvenli hissetmemi sağlar.

  3. Benim kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.

  4. Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin.
    Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.

  5. Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin.
    Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.

  6. Herhangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın.
    Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.

  7. Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.

  8. Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin.
    Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.

  9. Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın.
    Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.

  10. Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.

  11. Tutarsız olmayın. Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.

  12. Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın.
    Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.

  13. Unutmayın ki büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım,
    ama bunu size söylemem gerekmez değil mi?!

Cem İşmen'e teşekkürlerimizle      

 

Haftalık Hava Tahmini
 

İstanbul 0C km/h knt Yön Hava  
P.tesi 9 25 4 Güney Serpintili B.  
  8 36 5 Güney Parçalı B.  
Salı 13 32 13 GGB Yağmur olasılığı  
  8 36 13 Güney Kapalı  
Çarşamba 16 36 4 GGB Parçalı B.  
  10 32 11 GGB Parçalı B.  
Perşembe 19 25 15 GGB Parçalı B.  
  13 39 19 Güney Serpintili B.  
Cuma 18 32 7 GGB Yağmur  
  13 43 1 GGB Yağmur  
C.tesi 16 39 7 GGB Yağmur olasılığı  
  8 18 10 GB Yağmur olasılığı  

 

Şub 20    Şub 28     Mart 7   Mart 13   Mart21
 

 

  

   D.. Doğu           B... Batı                     Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.