"Eğer köpekbalıkları insan olsalardı" diye
sordu çocuk babasına...
"Evler, okullar, hastaneler, yollar, barajlar,
limanlar yaparlar mıydı?" diye devam etti.
"Evet yaparlardı!" dedi babası hiç düşünmeden.
"Peki, çeteler kurar, ülkeleri ele geçirir,
insanlarını öldürür, varlıklarına el koyar, işlerine gelmeyenleri yok
ederler miydi?" diye sordu arkasından...
Biraz düşündükten sonra, "hayır !" demekle
yetinebildi çaresiz baba...
Berltold
Brecht'in
Bay "K" nın hikâyeleri /
"Wenn Die Haifische Menschen Wären"
başlıklı eserinden
esinlenerek.
Denizce
Haftanın Sözü
İtibar ve Karakter
İtibarı içinde yaşadığın
ortam belirler; karakter, inandığın doğruları...
İtibar, sandığın şeydir; karakter ise olduğun
İtibar fotoğraftır; karakter ise yüz..
İtibar dışardan gelir; karakter içerden..
İtibar yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğundur;
karakter giderken elinde olan..
İtibarın bir anda oluşur ya da kaybolur; karakterin ise ömür
boyunca..
İtibarın bir saatte öğrenilir; karakterin kolay kolay açığa
çıkmaz..
İtibar mantar gibi büyür; karakter sonsuza kadar sürer..
İtibar zengin veya fakir yapar; karakter ise mutlu ya da
mutsuz..
İtibar insanların mezar taşına kazıdıklarıdır;
karakter meleklerin huzurda senin için söyledikleri..
İKİ KARDEŞ
Onlar iki kardeştiler, birbirini seven iki kardeş,
Üstlerine doğuyordu pırıl pırıl güneş.
Bir sabah her biri bir ateş yaktı,
Ve dönüp, yükselen ateşe baktı.
Dik çıkıyordu birinin dumanı, dimdik,
Diğerinin dumanı rüzgardan eğik....
Kıskandı dumanı eğik çıkan,
Dumanı dik çıkan kardeşini,
Bir vuruşta oracıkta bitirdi,
Zavallı kardeşinin işini....
Hiç kimse görmediyse de bunu,
Bir göz.....
Durmadan takip ediyordu onu.
Olsa da kanatlanmış bir kuş,
Yoktu, ardındaki gözden kurtuluş...
Mermerden bir mezar kazarsam, dedi,
İçine girip saklanırım, ebedi....
Günlerce uğraştı kan ter içinde..
Mermeri oydu uygun biçimde,
Ohhh..bitirdim deyip içine girecekken,
Ve eğilip te mezara bakayım derken,
Birden, orada onu gördü...
O göz,
Mezarın dibinde duruyordu....
Ertuğrul Şener
(VICTOR HUGO 'DAN)
Kalamış,26/11/2003
Genç adam köy meydanında
gördüğü, o güzelim gözlü yaşlı ama sevimli eşeği çok sevdi.
Hele minik kızının eşeğin üzerindeki mutluluğu anlatmakla
bitmezdi. Hemen eşeğin sahibi yaşlı amca ile pazarlığa
oturdu ve 500 milyon da anlaştılar.
Ancak, yaşlı adamın iki çuval ununu
değirmene götürmek zorundaydı. Eşeği ertesi gün teslim etmek
üzere izin istedi. Genç adam da seve seve izni verdi, parayı
ödedi ve ertesi gün bir van ile gelip eşeği kendi evine götürmek
üzere mutlulukla ayrıldılar.
Ertesi gün genç adam, amcayı kasaba
meydanında buldu ve eşeğini sordu.
Amca "Çok üzgünüm ama eşek sizlere ömür" dedi.
Genç adam "Peki, o zaman paramı geri ver" dedi.
Amca satışın gerçekleştiğini, parayı alır almaz onunla
borçlarını ödediğini ve geri veremeyeceğini söyledi.
Genç adam biraz düşündü ve "O zaman
bana eşeğin ölüsünü ver" dedi.
Yaşlı amca ölü eşeği ne yapacağını sorunca, "Sen bana çok şeyler
öğrettin. Birkaç gün sonra neler olduğunu anlatırım sana" dedi
ve gözleri pırıl pırıl köyden ayrıldı.
Genç adam ile yaşlı amca bir zaman
sonra karşılaştılar.
"Nasıl eşeğin ölüsü işine yaradı mı
bari" diye sordu yaşlı amca
Genç adam gülerek "Evet, büyük ödülü eşek olan piyangoda ikişer
milyondan tam 500 bilet sattım. Toplam 498 milyon lira kâr
ettim" dedi.
Amca "Peki ölü eşeğe kimse itiraz
etmedi mi" diye sorunca.
Genç adam gene güldü..
"Bir tek piyangoyu kazanan itiraz etti; ona da iki milyonunu
iade ettim"