Yaşlı bir Hintli
usta, çırağının sürekli şikayetlerinden bıkmış. Bir gün çırağını
tuz almaya göndermiş. Mutsuz çırak, pazardan döndüğünde, yaşlı
usta ona bir avuç tuzu bir bardak suya atıp içmesini söylemiş.
Çırak da ustasının söylediğini yaparak bir avuç tuz karıştırdığı
suyu içmeye çalışır. Ama daha bir yudum alır almaz içtiğini
tükürür.
Tadı nasıl?"
diye sorar yaşlı usta.
Genç çırak
nerdeyse büyük bir öfkeyle "acı" diye cevap verir..
Usta çırağını
kolundan tutar ve yakınlarındaki gölün kıyısına götürür.
Çırağına bu kez bir avuç tuzu alıp göle atmasını ve gölden
de su içmesini söyler.
Söyleneni yapan
çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken usta,
aynı soruyu sorar "Tadı nasıl? "Ferahlatıcı" diye cevap verir
genç çırak.
Tuzun tadını
aldın mı?" diye sorar yaşlı adam, "Hayır" diye
cevaplar çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş çırağının
yanına oturur ve şöyle der: "Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne
azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının
şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman
gereken tek şey acı veren şeyle ilgili duygularını
genişletmektir.
Onun için sen de
artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
Gülsev Akın'a
teşekkürlerimizle
Gökten üç elma daha düştü.
Üçü de acısını mutluluğunun içinde yoğurup yaşama tuz biber
katabilenlere.
Haftanın Sözü
Klan Yayınları
tarafından yayınlanan Göksel Öyküler adlı kitaptan
alınmıştır...
Yaşamın evrenin sana bir
armağanıdır.
Yaşamınla yaptığın şeyse senin Evren’e armağanındır.
Yabancılar henüz tanışmadığınız
arkadaşlardır.
Dünyayı nasıl gördüğüne dikkat et,
çünkü ona nasıl bakarsan dünya aynen öyle olacaktır.
Başka birinin üzüntüsünü
hafifletmeye çalışırken kendi üzüntünü unutmuş olursun.
Kalbinin sesini dinlediğin zaman,
kapıların olmadığını sandığın yerlerde kapılar açılır;
üstelik senden başkası için hiçbir kapının olmadığı yerlerde de.
Kalbin sana bir şey söylediği zaman
onu dinlemelisin, korktuğun zaman bile...
Hatırına Düşeceğim .
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kalemin de işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.! !
. Necip Fazıl Kısakürek
Tam kare biçiminde bir oda.
Köşegenlerin kesişme noktası, yani karenin tam ortasında bir
tenis topu.
Köşelerden birinde Süpermen,
karşısında Örümcek Adam, diğer köşede Türkiye'nin AB ye
girmesini savunan dürüst bir AB diplomatı ve karşısında
Türkiye'nin AB ye girmesini istemeyen bir AB Diplomatı.
3, 2, 1, Çık... komutuyla topa doğru
koşacak ve topu kapacaklar.
Topu kim kapar. [Cevabın
gerekçeli olması şarttır]
Cevap:
Cevap için alttaki satırları fare ile tarayınız.
Tabii ki Türkiye'nin
AB ye girmesini istemeyen bir AB Diplomatı.
Çünkü, Süpermen, Örümcek Adam ve Türkiye'nin AB ye girmesini
savunan dürüst bir AB diplomatı sadece masal kahramanlarıdır.
Gerçek hayatta yoktur.