Çağdaş eğitimde kitaplar açık !
Hafızayı değil, bilgiyi, düşünme becerisini sorguluyor
insanoğlu.
Çağdaş toplumlar
çocuklarına potansiyel suçlu gibi de davranmıyorlar.
Sınavlardaki gözetmenler yardım için, düzen için...!
Başarılı öğrencileri
kadar mutlular.
Topluma kazandırdıkları kadar güçlüler...!
Çaresizseniz, çare sizsiniz !
Çare için
aşağıdaki satırları fare ile tarayın.
Omuz
Omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve
hukuk devletinden asla ödün vermeden Denizce
Haftanın Fotografı
Ne güzel
komşumuzdun sen Clinton Amca
Oval ofiste oral seksini araştırmak için 600 milyon dolar bile
ayırmışlardı*
Ne çapkın
komşumuzdun sen Clinton Amca
Sen gittin ikiz tepelere uçaklar çarptı, ülkeni yaslar kaptı.
Kimler nereye çarptı diye 40 milyon dolar bütçe ayırdılar topu
topu...*
Dünyanın en özgür halkı bile özgürlük yerine güvenliği seçti.
Yaktırdılar dünyanın çırasını...!
[*] DIE
CIA und der 11. September Yazan: Andreas von Bülow
Savaşı, O'nun ne
olduğunu bilmeyen ve hiçbir zaman ateş altında bulunmayanlar
çıkarmış ve sebep olmuşlardır. Savaşın ahlâkla ilgili kısmı' onu
yapan ve yaşayanlarla değil, sebep olanlarla alâkalıdır.
Bugüne kadar tüm
savaşlarda sadece ve sadece anneler kaybetmiştir. Başka hiç
kimseye bir şey olmamıştır. Hiçbir sonuç, annenin mezara kadar
devam edecek olan yüreğindeki ateşe derman olamaz. Acı çekmeyen
ve çekenlerden haberi olmayan acıları dindirmenin yollarını
aramaz, arasa da doğru şeklini bulamaz.
İnsanlığın 5000
yıllık yazılı tarihi aslında savaş tarihinden başka bir şey
değildir. Korkular ittifakları, ittifaklar savaşları
doğurmuştur. Bir savaş, daha sonraki savaşın tohumlarını
atmıştır.
UNUTULANLAR
DIŞINDA
YENİ
BİR
ŞEY
YOK
Önsözden bir bölüm
Osman Pamukoğlu'na
teşekkürlerimizle
Bu söylemin
ardından sadece taşlar düştü gökten.
Üç kuruşluk çıkar uğruna savaş çıkaranların başlarına...!
Haftanın Sözü
Bilgeliğin Gereklerinden
Biri...
Kendini bilmektir.
Terki, terk etmektir....
İnceldiği yerden koparmamaktır.
Alma-verme dengesini kurabilmektir.
Asla had bildirmemek, mahcup
etmemektir.
İlkeli olmak, ilkelerini bile sorgulamaktır.
An’ı yaşayabilmek, çokluğu değer vermek, farkındalıktır.
Öz, söz, eylem birliğidir. Yaşam biçimidir.
akvaryumdaki kırmızı balık!
bilir misin nehirleri
coşkun akar suları
denize kavuşmaktır hülyaları
bir tutam yemdir esaretinin bedeli
cezan kesildi...
müebbet hapissin sırça köşklere
balıkçıların ağlarından uzak bir hayat süreceksin
hadi iyisin, keyfin yerinde
bir bedel ödemeliydin
ödedin
hayat dediğin işte böyle... .
Ruhsal arınmışlığın yanısıra hayli
ciddi avantajları da var...
Uzun lafın kısası Temel tarikata
girmek için başvurmuş.
Şeyhin karşısına çıkarmışlar ve
- Şeyhim Allahın iznuylen tarikataniza girmek isteyorum
demiş.
Şeyh kurduğu bağdaşın içinden derin
bir ses ile:
- Olur, olmasina ama, 3 hafta karınla yatmıyacaksın.
demiş.
Neyse aradan üç hafta geçmiş ve
Temel'i Şeyhin önüne getirmişler.
Şeyh sormuş
- Tamam mi? Sabredebildin mi ?
Temel
- Valla Şeyhum, ilk hafta hiç problem yok idi.
İkinci hafta sabrimi çok zorladim. Ama dayandım.
Üçüncü hafta bir gün Migros'a gitmiş iduk.
Benim kari üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu.
Hatunun bacaklari gözükünce içim gitti.
Daha sonra paketler yere düşti.
Benim kari da paketleri almak için eğilince dayanamadım
demiş.
Şeyh
- Aaaa bak şimdi olmadı. Biz seni bu şartlarla tarikata
alamayiz. deyince,
Temel
- S.....r et tarikati bizi artik Migros'a bile
almiyirlar."
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Prof.Dr.
Mikdat KADIOĞLU
Başında Kavak Yelleri Esenlerin Kavak Takıntısı
Eyvah, etrafta yine kavak
ağaçlarının pamukçukları uçuşuyor! Yere atılan sigara
izmaritleri ve benzeri çöpler, hatta çöp dağları için kimseye
küçük bir ceza bile kesilmezken, bir doğa harikası olan
pamukçukları nedeniyle koça kavak ağaçları kökünden bilgisizce
kesilebiliyor.
Kavak ağacı, bin yıldır bu
topraklarda yetiştirilmekte. Fakat neden bir anda ‘tu kaka’ oldu
diye de soruyor. ‘Kavak ağacı gibi ne yemişi var, ne gölgesi.
Kavak ağacından odun, halayıktan kadın olmaz!’ gibi
atasözlerinden de anlaşılabileceği gibi aslında kavak ağaçlarını
hiç sevmezmişiz...
TEK SUÇLARI GÖZLE GÖRÜNÜR OLMALARI
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları
Araştırma Derneği’nden Zuhal Mutlu’ya göre, ülkemizde özellikle
kavak ve salkım söğütler ağaç kıyımından en çok payını alan
çaresizlerdir. Salkımsöğütler, bulunduğu yerden geçsin ya da
geçmesin kanalizasyonları tıkıyor diye kesiliyor. Kavaklara
gelince durum daha acıklı ve onlara resmen haksızlık yapılıyor.
Örneğin, Ankara Valiliği İl Çevre
Müdürlüğü’nün, 12 Haziran 2002 tarihli yazısı ekinde, ‘Kavak
ağaçlarından kaynaklanan polenlerin, astım krizi, saman nezlesi,
ürtiker gibi alerjik tepkiler oluşturması nedeniyle il sınırları
içerisinde kavak ağacı yetiştirilmemesi; yaşlı ağaçların
kesilerek yerlerine toprak ve iklim koşullarına uygun akasya,
huş, dişbudak, gladiçya, badem türü ağaçlarının dikilmesi...’
gibi bir kararı var.
Benzer şekilde, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi de 2002 Haziranı’nda beş yıl içinde bir milyon kavak
ağacının kesilmesine karar vermişti. Sonra da yurdun her
tarafından kesim haberleri gelmişti... Dikkat edin bu kararlar
‘kent sınırları’ yerine ‘il sınırları içinde’ biçiminde
olduğundan, tarla ve su kenarlarındaki kavaklar bile hedef
alınmış durumda... Peki; kararlar ne derece doğrudur?
Aslında kavak ağaçlarının havada
süzülen pamukçukları polen bile değildir. Bunlara dişi kavak
ağacının tohumlarının rüzgarla uzak mesafelere yayılmasını
sağlayan doğal paraşütler olarak bakılabilir. Kısa süreli bir
görsel kirlilikten başka bir zararı olmayan pamukçukların tek
suçu gözle görünür olmaktır!
‘Türk’ün aklı gözündedir’ ya, kafayı
takmışız onlara bir kere...
Polenlerini
ilkbaharın ilk aylarında ve görece olarak çok kısa bir dönemde
saçan söğüt, kavak, dişbudak, fındık, çınar gibi ağaç cinsleri
görece olarak daha az olumsuz etkiye sahiptir. Polenleri alerjik
hastalıklara yol açan bitki türleri sıralandığında, yüzde 16,2
ile buğdaygiller; yüzde 9,1 ile ayçiçeğigiller; yüzde 8,7 ile
kazayağıgiller; yüzde 5,5 ile gülgiller; yüzde 4,3 ile
akçaağaçgiller; yüzde 3,9 ile çamgiller; yüzde 3,5 ile
söğütgiller, baklagiller ve servigiller öne çıkmaktadır. ‘Katli
vaciptir’ denilen kavaklar bu sıralamada bile yedinci sırada
gelmektedir!
Kavak diğer yeşil olan her
şey gibi bol oksijen üretimi, yapışkan özelliği, diğerlerinden
daha fazla hava filtresi görevi görmesi özellikleriyle şehirde
açık ortamlara göre çok daha fazla olan zararlı tanecikleri
süzmekte; astım, alerji, amfizem gibi hastalıklarda solunumu
kolaylaştırıcı etki yapmaktadır.
Kök yapısı gelişmiş olan kavak,
uygun yerlere dikilirse zemini sağlamlaştırıcı, su toplayıcı
etkileri göz ardı edilmemeli. Üstelik çok hızlı büyümesi diğer
pek çok ağaçta olmayan bir özellik. Zuhal Mutlu’ya göre kavak
bir kültür, bir değer, bir dosttur. Belediyelerce yapılan en
büyük yanlışlardan biri de ağaç sevgisi bilinci yerine, örnek
olarak halka kesme alışkanlığının aşılanmasıdır. Çevremizde
polen üreten başka bitki türleri varken, dişi ya da erkek olsun
kavak ağaçlarını kesmek ne doğrudur, ne de gerçekten alerji için
bir çözümdür.
POLEN TAHMİNLERİ YAPILMALI
Her bitkinin polen ürettiği dönemler
yıldan yıla pek değişmez. Bununla birlikte, hava şartları
herhangi bir zamanda havada bulunan polen miktarlarını kontrol
eder. Sıcak, kuru ve rüzgarlı havalarda, havadaki polen ve küf
sporlarıyla birlikte, saman nezlesi ve astım krizlerinde büyük
artışlar gözlenir. Bu nedenle, alerjik bünyeli kişilerin,
bulunduğu veya gideceği yerdeki polen durumunu günü gününe
bilmesi gerekir. Bunun için, örneğin ABD ve AB’de, meteoroloji
bültenlerinde polen tahminleri ve miktarları verilir.
Örneğin. Amerikan Alerji, Astım
Aerolojik-Alerjen ve İmmünoloji Akademisi’nin (AAAAI),
gönüllülerden oluşan 65 polen gözlem istasyonu var (www.aaaai.org/nab/).
Böylece AAAAI ve antihistaminik vb. türdeki ilaçları üreten bazı
ilaç firmaları, 100 Amerikan şehri için günlük polen
tahminlerini halka ulaştırmaktadır (www.allegra.com/pollen.html).
Aynı ilaç firmalarının ürünleri ülkemizde satılmakta ama buna
benzer çalışmaları hiç yapmamaktadırlar!
Polenlerin kayıt dışı olduğu
ülkemizde günlük polen sayımı yapılmasa bile, ‘polen
yağışlarına’ uygun havalara göre, hava durumu programlarında
gerekli uyarılar yapılabilir. Gördüğünüz gibi iş yine döndü
dolaştı pek kıymet verilmeyen biz meteorologlara kaldı!