Akaryakıta, köprüye, ilaca daha yeni
zam gelmişken
enflasyon nasıl düşer?
Can dostumun anlattığı bir hikâye
geldi aklıma.
1955 veya 56 yılları... Eşref Şefik meşhur radyo programında
kendine has yaşanmış, hafif gırtlaktan gelen sesiyle,
okuyucularının mektuplarını ve onlara hazırladığı cevaplarını
anlatıyor.
Efendim bir okuyucum yazmış. Midye
dişi midir yoksa erkek mi?
Kalktım gittim Sarıyerli İbrahim Reis'e.
Sordum midye dişi midir erkek midir diye.
Dedi ki: "Ben bunu pek bilemem ama Kumkapılı İshak Reis
bilir bu işleri."
Kalktım gittim İshak Reis'e. O da
öyle söyledi. "Bu işi bilse bilse Kasımpaşalı Recep Beylerin
aşçısı bilir, mesleğinde iyidir."
Kalktım gittim meşhur aşçıya.
Anlattım derdimi bekledim cevabını. O da:
"Ben bu işi bilemem. Bilse bilse bizim bey bilir!"
demez mi?
Dayanamadım sordum:
"Bunca işin erbabı bilemezken sizin bey bu işi nasıl bilecek?"
Bak beyim dedi alçak sesle:
"Aslında o da bilmez ama, dediği dediktir.
Dişi derse dişi, erkek derse erkektir..!"
Çok
küçük bir değişikliğimiz oldu, affola...
Dr. Selâmi Işındağ'a teşekkürlerimizle
Gökten üç elma
düşmüş.
Birincisi bildiğini bilenlerin başına, ikincisi bilmediğini
bilenlere,
üçüncüsü ise neyi bilip neyi bilmediklerini iyi bilenlere...
Bilip te susanlar
ise, er geç acından ölüvermişler gari...!
Haftanın Sözü
Bilmeyen ve bilmediğini bilen
çocuktur, eğitin.
Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, uyandırın.
Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, uzaklaşın.
Bilen ve bildiğini bilen liderdir, takip edin.
"O" ÜLKEDEKİ DİŞ-HEKİMLERİ [1]
İki arkadaş golf oynarken
dertleşiyordu.. Birincisi dişlerinden şikâyet etti:
"Yarın sabah hayatımda ilk defa protez taktırmak için diş hekimi
Dr. Kidman'dan randevu aldım.."
Öteki, "Tesadüfe bak.." dedi ve kendi protezlerini iki yıl önce
aynı doktorun taktığını söyledi.
"Öyle mi?" dedi birincisi, "Nasıl iyi mi bari?"
"Vallahi.." dedi arkadaşı, geçen gün yine tam bu tepede golf
oynuyoruz, aramızda iki metre var yok, adamın biri topa bir
çaktı, inanır mısın top en az 200 kilometre hızla tam testisimde
patladı, yere yıkıldığımı hatırlıyorum.."
Birinci adam şaşırdı: "İyi de bunun ağzındaki protezlerle,
sorduğum doktorla ne ilgisi var?
"Vallahi.." dedi arkadaşı, "Sana yemin ederim, son iki yıldır
ilk defa tam o an dişlerimin ağrısını unutabildim..!"
Cem İşmen & Grubuna
teşekkürlerimizle
"O" ÜLKEDEKİ DİŞ-HEKİMLERİ [2]
Kız çok güzel, adam da cidden
yakışıklı. Beraberce hoş bir yerde buluşmuşlar. İki çift güzel
laf, arkasından minör paslaşmalar derken birlikte adamın evine
gitmişler. Adam önce ellerini yıkamış, araksından en can alıcı
kokteylini hazırlamış, içimi güzel çarpımı harika. Derken
atmosfere uygun bir müzik... derken, derken... sabah olmuş
erkeen..!
Kalkmışlar, adam harika bir kahvaltı
hazırlamış. Kız giyinmiş taranmış toparlanıp kahvaltıya
oturmuşlar. Herşey güzel. Kız sormuş:
- Afedersiniz siz dişhekimi misiniz?
- Nerden bildiniz ?
- Hiç birşey hissetmedim de
..!
Haluk Uluhan'a
teşekkürlerimizle
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Turistlerimizin Profili
Turizm Rehberliğinde bugünlerde
25. senemi tamamladım. Belki şu anda acenteciyim ama kim
sorsa önce "rehberim" derim. 25 senedir; Önce TMTF'den
(Türkiye Milli Talebe Federasyonu) sonra da Turizm
Bakanlığından aldığım "Kokartım" ile başta İngilizce,
Almanca, İspanyolca ve İtalyanca olmak üzere dünyanın hemen
hemen "her bölgesinden gelen turistine" rehberlik yaptım.
Kapadokya’da sıcak sulu tek bir otel (hatta ev) olmadığı
dönemlerde kazanla su ısıtarak turistlerimi yıkadığımı
bilirim. Şimdi dünyanın en güzel otelleri bizde..
Ve bugün oturup servis verdiğim turistlerin, benim bakış
açımdan profillerini düşündüm. Kimisi abartılı, kimisi
geneli kapsamasa da işte benim turistlerimin profili...
Örneğin; Almanlar; Seyahat acentelerinden en ucuz fiyatı alırlar
çünkü; Hem çok kişi gelirler, hem çok iyi alışveriş yaparlar,
extra turların birçoğuna katılırlar, iyi bahşiş bırakırlar, Açık
büfede, yiyecekleri kadar tabaklarına yemek alırlar, öğlenleri
sadece 1 bira ama akşamları burunları kızarana kadar içerler,
ama asla çevreyi rahatsız etmezler.çok disiplinlilerdir,
otobüsüne uçağına tam zamanında gelirler, erken kalkar, erken
yatarlar. Sadece toplu halde iken (Almanlarla) eğlenirler,
otelde kırmızı musluktan soğuk su akarsa bir de mavi musluğu
deneyeyim demezler "sıcak su yok" diyerek rehberlerini
uyarırlar. Rehberlerle ve diğer otel çalışanları ile hep bir
mesafe içindedirler. Ama şikayetlerini hemen ve direkt olarak
bildirirler. Avusturyalılar, İsviçreliler, Hollandalılar, İsveçliler,
Danimarkalılar, Norveçliler de; aşağı yukarı Almanlarla aynı
özelliklere sahiptirler.
Ruslar; Tatil turlarını
(sejur) ve herşey dahil otelleri tercih ederler. çok iyi
alışveriş yaptıkları söylenemez. Halı almazlar, kuyuma ve deriye
düşkündürler. Extra turlara pek katılmazlar, ya hiç bahşiş
bırakmazlar ya da abartılı bahşiş bırakırlar, disiplinlilerdir,
otobüsüne uçağına zamanında gelirler, açık büfede 4-5 ring
yaparlar, sabah yüzlerini yıkamadan bar kuyruğuna girenler
azınlıkta değildir. Çok içince başta karılarına karşı
saygısızlaşırlar. Çok büyük bir hata yoksa herşeyden memnun
ayrılırlar. Ufak tefek aksilikleri sorun yapmazlar.
Japonlar; Kültür turlarını
(Anadolu) tercih ederler. Çok iyi alışveriş yaparlar. Ören
yerlerinde, anlatım süreniz kadar fotoğraf molası vermeniz
gerekir. Halı'ya düşkündürler. Ancak son zamanlarda sadece
"hanut" a çalışan acenteler yüzünden kazıklanan Japonlar bu
alışverişten de vazgeçme aşamasındalar. Extra turlar dahil
olarak paket program alırlar, standart bahşiş bırakırlar (memnun
olsa da olmasa da herkes aynı rakkamı verir), disiplinlilerdir,
otobüsüne de uçağına zamanında gelirler, uyandırma, 7:30
kahvaltı, 8:00'da hareket dediğinizde kalem kağıt çıkarıp
bunları tek tek yazarlar. Otel kapıları içeri doğru açılmıyorlar
ise onlar da Almanlar gibi "kapı açılmıyor" diyerek şikayet
ederler, rehber gelir, anahtarı dışarı çevirerek kapıyı açar.
Ama ertesi gün yine rehberi arayıp "yine kapı açılmıyor" diye
şikayet edebilirler. Az yemek yerler, seçicidirler, içkiden
kaçınırlar. Pek sarhoş olanını da görmedim. Gerçek şikayetlerini
asla yüzünüze söylemezler, ülkelerine döndükten sonra asgari 2
sayfa şikayet döşenirler. Malezyalılar hariç, diğer
uzakdoğulular da; aşağı yukarı Japonlarla aynı özelliklere
sahiptirler.
İspanyollar; Kültür turlarını (Anadolu-İstanbul) tercih ederler.
çok az alışveriş yaparlar, bunlar da daha çok hediyelik eşyaya
yöneliktir. Ören yerlerinde anlatırken bazıları sizi "kitapla"
takip eder. Sizi severlerse iyi bahşiş bırakırlar,
disiplinsizlerdir, otobüsüne de uçağına da zamanında gelmezler,
öğlen yemeğine 14:00 den önce, akşam yemeğine de 22:00 den önce
oturtmaya kalkarsanız problem yaşarsınız. şarapsız yaşayamazlar,
sarhoşlukları tatlıdır. Çok iyi dostluklar kurulur. Bazen
havaalanında ayrılırken karşılıklı "ağlaştığımız" olmuştur.
İtalyanlar biraz daha
gürültülüsü, Portekizliler de biraz daha sessizi,
Latin Amerikalılar da zengini, alışveriş yapanı olmak üzere;
aşağı yukarı İspanyollarla aynı özelliklere sahiptirler.
İngilizler; Gençleri sejur
(Kum-deniz-güneş-eğlence-Bodrum), yaşlıları 5* otelleri ve
kültür turlarını tercih ederler. iyi alışveriş yapmazlar. Pek
bahşiş bırakmazlar, disiplinlilerdir, otobüsüne de uçağına da
zamanında gelirler, yemekle pek araları yoktur, Seçim de
yapmazlar. Yaşlıları şarap, gençleri kusana kadar bira içerler.
Geç yatar (gün ağardıktan sonra), geç kalkarlar. Sarhoş
olurlarsa küstahlaşır ve çevreyi rahatsız ederler. Şikayetlerini
sadece kendi rehberlerine iletirler.
İskoçlar, İrlandalılar da;
aşağı yukarı İngilizlerle aynı özelliklere sahiptirler. Ama daha
sakinleri ve "hadli" lileridirler.
Araplar; İstanbul ve Kaplıca
(Bursa-Yalova) turlarını tercih ederler. çok iyi alışveriş
yaparlar ama sadece kuyumcuda. Suyuna giderseniz "habibi" size
iyi bahşiş bırakır. disiplin "0" dır, 1 saat gecikir, bişi
olmamış gibi gelir otobüse oturur. Çok yemek yerler, genelde et
yerler, hatta dışarıda görüp aldıkları yemeği 5* otele odaya
getirip yerde sofra kurup yerler, Otobüste yerler. Tüm Araplar
da; aşağı yukarı aynı özelliklere sahiptirler.
Amerikalılar; Kurvaziyer (Gemi) turlarını veya 5* otelleri
tercih ederler, çok iyi alışveriş yaparlar. Halı'ya, antikaya
düşkündürler, extra turlar dahil olarak paket program alırlar,
iyi bahşiş bırakırlar (memnun olsa da olmasa da herkes aynı
rakkamı verir), disiplinlilerdir, Otobüsüne de uçağına da
zamanında gelirler, Kaliteli ama az yemek yerler, seçicidirler,
şarap ve viski içerler. Pek sarhoş olanını da görmedim.
Şikayetlerini kendi rehberlerine iletirler.
Kanadalılar, Avusturyalılar
da; aşağı yukarı Amerikalılarla aynı özelliklere sahiptirler.