e-mail
    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

        "Bir tane  -insan hakkı ihlali-  vardır,  o da kişiye farklı davranmaktır."  

İoanna Kuçuradi

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 30.08 - 05.09.2004         36. Hafta    2004

Haftalık    

 

Haftanın Sorusu

10.Yıl Marşından başka marş söyleyemiyorsak eğer...

10. Yıl ruhuna sahip çıkmalı, birbirimize o günkü gibi kenetlenmeliyiz...!
 

Çaresizseniz, çare sizsiniz !

Çare için aşağıdaki satırları fare ile tarayın.

Omuz Omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve hukuk devletinden asla ödün vermeden
Denizce

 

Haftanın Fotografı

Düşmez-kalkmaz bir Allah

Siret Bali'ye teşekkürlerimizle

         Resim Galerileri

 

Büyüklere Masallar

BİR HIRSIZ TUTTUM

Babaaa..!
Efendim oğlum.
Bir hırsız tuttum.
Getir buraya.
Gelmiyooor.
Bırak gitsin !
Gitmiyooor !

Av.Oktay Barlass'a teşekkürlerimizle

Gökten elmalar düşmüş.
Ne tuttuğunu bilmeyenlerin elmalarını hırsızlar çalıp gitmiiiiş !

Haftanın Sözü

Yaptığımız şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var ki,
yapmadığımız şeylere pişmanlığın çaresi yoktur....

SYDNEY J. HARRIS
 

Metin Hiçsönmez'e teşekkürlerimizle


Tık ile açılır. Yeniledikçe yenilenir.

 

Haftanın Çizgisi    

 


Babasına bak oğlunu alma

Tonin'e teşekkürlerimizle

         Resim Galerileri       

 

Haftanın Şiiri


SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ

Söyle sevda içinde türkümüzü
Aç bembeyaz bir yelken
Neden herkes güzel olmaz
Yaşamak bu kadar güzelken ?

İnsan dallarla bulutlarla bir,
Aynı mavilikten geçmiştir.
İnsan nasıl ölebilir
Yaşamak bu kadar güzelken ?

Fazıl Hüsnü Dağlarca

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi
 

TANRININ ŞEYTANA CEFASI
Yaşlı kadın oldukça dinibütün bir insanmış.. Her sabah kapısının önüne çıkar ve duyulur bir sesle dua edermiş:
   "Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun!"

her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş:
   "Tanrı yok kadın Tanrı yok!!!"

Bu sahne nerdeyse hergün yaşanırmış. Bir gün, muzip komşu bir oyun oynamaya karar vermiş... Pazara gidip meyveler, sebzeler, ekmek, pirinç.... alıp torbalara doldurmuş, yaşlı kadının kapısının önüne bırakmış...

Kadıncağız kapısını açtığında ne görsün. İçi yiyeceklerle dolu bir sürü torba. Çok sevinmiş ve sevinçle bağırmış:
   "Sana şükürler olsun Tanrım, bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!!!"

Ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:
   "Tanrı yok kadın Tanrı yoook!!!     O yiyecekleri ben aldııım!!!"

Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:
  "Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır!!!!
   Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

Bahar Hısım'a teşekkürlerimizle

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası

HÜRRİYET HEYKELİ..

New York'taki Özgürlük Heykeli'nin parasını Sultan Abdülaziz ödemişti.
ABD Başkanı George W. Bush'un gelişi, bana New York'un sembolü sayılan 'Özgürlük Heykeli'nin pek bilinmeyen macerasını hatırlattı.
Heykel, 19. yüzyılın ortalarında Türk toprağı olan Mısır'a dikilmesi maksadıyla Fransızlar tarafından hazırlanmış ama sonradan yaşanan bazı şanssızlıklar yüzünden Mısır yerine Amerika yolunu tutmuştu. İşin daha da garip tarafı, heykelin masraflarının büyük kısmının, zamanın hükümdarı Sultan Abdülaziz tarafından bizzat ödenmiş olmasıydı.

'NEW York' dendiği zaman, çoğumuzun hatırına ilk önce Manhattan'daki gökdelenler ve şehrin hemen önündeki adada yükselen, kaidesiyle beraber tam 93 metrelik 'Özgürlük Heykeli' gelir. 1880'li senelerde Fransa'da yapılan Özgürlük Heykeli'nin masraflarının büyük kısmının bizden çıktığını, projesinin New York'a değil, o yıllarda Türk toprağı olan Mısır'a dikilmek üzere hazırlandığını ve son anda yaşanan bir talihsizlik neticesinde Amerika'ya gittiğini bilir misiniz?

İşte, kaçırılan bu fırsatın kısa öyküsü:
19. asırda Osmanlı İmparatorluğu'nun toprağı olan Mısır, yüzyılın ilk yıllarından itibaren Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın soyundan gelen 'Hıdiv' unvanlı valiler tarafından idare ediliyordu ve içişlerinde bağımsız hale gelmişti. Mısır valileri, sadece yabancı memleketlerle imzaladıkları anlaşmalarla mali protokolleri padişaha tasdik ettirmekle yükümlüydüler ve İstanbul, bu gibi talepleri genellikle her zaman yerine getiriyordu.
Mısır Valisi Said Paşa'nın Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps'e 1854'te hazırlattığı ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayacak olan Süveyş Kanalı projesi de onaylaması için Osmanlı hükümdarına sunulmuştu.

Projenin arkasında Fransa vardı ama İngiltere, Akdeniz'deki ve Hindistan'daki hakimiyetini sona erdirebilecek olan böyle bir hazırlığa karşı çıkıyor ve zamanın hükümdarı Sultan Abdülaziz'i, projeyi reddetmesi için devamlı bir baskı altında tutuyordu.
Said Paşa, İstanbul'un tasdikini beklemedi ve 1854'ün 30 Kasım'ında Fransız mühendise projenin hayata geçirilmesi için gerekli şirketin kurulması iznini verdi. Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Sultan Abdülaziz'e daha da fazla baskı yapmaya başladı ve hükümdar, Mısır Paşası'nın projesini 12 yıl boyunca onaylamadı. Mısır tarafı ise, İstanbul'un tasdiki gelmeden işe başladı ama Said Paşa 1863'te birdenbire ölüverdi.

Yerine geçen İsmail Paşa ise Fransız değil, İngiliz taraftarıydı, bu yüzden iktidarının ilk yıllarında projeye gereken önemi vermedi ama daha sonraki senelerde Kanal'ın Mısır'a nasıl bir hayati değişiklik getireceğini farkedince işe o da dört elle sarıldı. Kazılar neredeyse tamamlanmak üzereyken Fransız hükümeti, Sultan Abdülaziz'e İngilizler'den daha fazla baskı yapmaya başladı. Sultan Abdülaziz, 1866'nın 19 Mart'ında yayınladığı fermanla Kanal'a izin verirken Kanal Şirketi ile Said ve İsmail Paşalar arasında varılan anlaşmaları onayladı, üstelik Mısır'ın kanal inşaatı için yaptığı dış borçları de devlet garantisi altına aldı ve kendisi de Kanal Şirketi'nin hisselerine oldukça yüksek bir meblağ yatırdı.

ASYA'NIN IŞIĞI OLACAKTI
Said Paşa ile kanalın mühendisi olan Ferdinand de Lesseps arasında 1854'te varılan anlaşmanın çok ilginç bir maddesi vardı:
Kanal'ın Akdeniz'e açıldığı yere dev bir heykel dikilecekti. Heykel, firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklinde olacak ve elinde 'Asya'nın ışığının Mısır'dan geldiğini' sembolize eden bir meşale tutacaktı. Sultan Abdülaziz'in ödediği paralar arasında yapılacak olan heykelin masraflarının bir bölümü de vardı.

Paşa ve mühendis, eseri Fransa'nın tanınmış heykeltraşlarından olan Frederic Auguste Bartholdi'ye sipariş ettiler, hatta bir hayli avans da ödendi ve Bartholdi işe başladı. Dikileceği yerde monte edilecek şekilde parçalar halinde hazırlanan heykel birkaç sene sonra tamamlanmış, kanalın Akdeniz'e açıldığı yerde birkaç hafta içerisinde yerleştirilebilecek hale getirilmiş ve Marsilya'dan bir gemi ile Mısır'a nakledilmesinin hazırlıklarına bile girişilmişti.

Ama, Said Paşa'dan sonra Mısır'ın başına geçen İsmail Paşa, Müslüman bir memlekette böylesine büyük bir heykelin dikilmesinin halk arasında hoşnutsuzluk yaratacağını düşündü ve mühendis Ferdinand de Lesseps'e, heykelin Mısır'a getirilmemesi talimatını verdi. Mühendis'in Paşa'yı ikna çabaları neticesiz kaldı. Süveyş Kanalı 1869 Kasım'ında dünyanın dört bir tarafından gelen davetlilerin katıldığı büyük ama 'heykelsiz' törenlerle açıldı. Bartholdi'nin eseri ise, Mısır'da bu yaşananlardan sonra Paris'te bir depoya kondu ve tozlanmaya terkedildi. O yıllarda dünyanın bir başka tarafında, Fransa ile Amerika Birleşik Devletleri arasında büyük bir muhabbet yaşanıyor ve taraflar birbirlerine jest üstüne jest yapıyorlardı.

HEYKEL, AMERİKA YOLUNDA
Paris'te kurulan Fransız-Amerikan dostluk grubunun lideri olan Edouard Rene Lefebvre de Laboulaye, Fransız Hükümeti'ni Amerikalılar'ın Fransa'nın dostluğunu daima hatırlamaları için bir hediye gönderilmesi konusunda ikna etti ve hediyenin devasa bir heykel olması kararlaştırıldı. Heykel bir elinde hukuku simgeleyen bir kitap tutacak, diğer elinde de 'dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü' olan bir meşale taşıyacaktı.

Sipariş gene aynı heykeltraşa, Frederic Auguste Bartholdi'ye verildi. Bartholdi'nin eseri zaten hazırdı, senelerden beri bir depoda beklemedeydi ve tek eksiği üst kısmında, yani elleriyle kollarında ve yüzünde bazı değişiklikler yapılmasıydı.

Amerikalılar heykelin New York'un hemen girişinde bulunan ufak adalardan birine yerleştirilmesine karar verdiler. Bartholdi, kaidenin yerini görmek için New York'a gitti ve Paris'e dönüşünde yeniden işe başladı. Bakır ve çelikten yaptığı heykelin mühendisliği ilgilendiren taraflarını Paris'e kendi adıyla anılan bir kule dikmiş olan Gustave Eiffel ile beraberce çalışarak tamamladı ve 1884 Haziran'ın ilk günlerinde eserini Fransız hükümetine teslim etti. Bartholdi heykelin yüzünü tamamen değiştirmiş ve metale annesi Charlotte'in siluetini işlemişti.
Birbirine monte edilecek şekilde yapılmış 350 parçadan oluşan heykel 'İsere' adındaki bir Fransız gemisine yüklendi ve 4 Kasım 1885 günü New York'a ulaştı.

New York'ta, bu arada heykelin kaidesinin yapımı için bir bağış kampanyası başlamış, ilk bağışı Macar göçmeni olan, New York'ta 'World' adında bir gazete çıkartan Joseph Pulitzer yapmış ve kaide için 100 bin dolar vermişti. Macar göçmeni gazeteci, daha sonra gazetecilikte dünyanın en büyük ödülü sayılan 'Pulitzer'in de isim babası olacaktı.
Kaidenin inşasından sonra sıra heykelin dikilmesine ve resmi açılışa geldi. Bartholdi, New York'a yanına bu defa Süveyş Kanalı'nın mühendisi ve heykelin fikir babası olan Ferdinand de Lesseps'i de alarak gitti ve 1886'nın 25 Ekim'inde yapılan törende eserinin açılışını bizzat yaptı. 'Özgürlük Heykeli'nin pek bilinmeyen bu macerasını hatırlattı, heykelin öyküsünü Mahmut Esat Ozan'ın yaptığı ve Şeyma Arsel'in bana gönderdiği bir çalışmadan özetledim.
   Mehmet Aydın ERCEİS

Emin M.Ersen'e teşekkürlerimizle

 

       

Haftalık Hava Tahmini
 

İstanbul 0C km/h knt Yön Hava Uyarı
P.tesi 26 20 13 KB  
  18 7 4 KB
Salı 26 21 13 Kuzey  
  17 7 4 DKD
Çarşamba 26 21 13 Kuzey  
  17 10 6 KD
Perşembe 25 32 20 KKD  
  17 14 8 KD
Cuma 29 25 15 KKD  
  15 14 8 KKD
C.tesi 26 25 15 KKD  
  14 14 8 KD

 


Ağu 30    Eyl 6   Eyl 14    Eyl 21    Eyl 28
 

 

  

   Doğu.. Doğu    Batı... Batı                  Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.