e-mail    
denizce@denizce.com
 
   
  

 


Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

   

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 03.01 - 09.01.2005            2. Hafta    !

Haftalık !   

 

 

"Bir tane  -insan hakkı ihlali-  vardır, 
o da kişiye farklı davranmaktır."
 

İoanna Kuçuradi        

Haftanın Sorusu

Birinci dünya savaşı, çıkış nedenlerinin hiç birine çare getirmedi.
Ancak "işe" yaradı...!

Kaynak:        Battlefields

Hangi "İ$"
milyonlarca insanın ölümüne ve acı çekmesini haklı çıkartabilir?

Kurumların ve sivil toplum örgütlerinin kişisel amaçlar için tüketilmesi
tutsaklıktır.

Çaresizseniz, çare siz siniz !

Çare için aşağıdaki satırları fare ile tarayın.

Omuz Omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve hukuk devletinden asla ödün vermeden
Denizce

 

Haftanın Fotografı

 

    Denizde Kış


Sıcak bir yuva, mutlu bir aile için kutuplarda dolaştılar...!

Seda Fırat'a teşekkürlerimizle

         Resim Galerileri

 

Büyüklere Masallar

Kuşların Hükümdarı Simurg-Anka

Kuşların hükümdarı olan Simurg-Anka, bilgi ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

Kuşlar Simurg'a inanır ve onu her derdin çaresi bir kurtarıcı olarak görürlermiş. Kuşlar dünyasında bir gün her şeyler ters gitmeye başlamış. Simurg' u umutla beklemişler ama Simurg bir daha gelmez olmuş.

Günlerden bir gün, uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadının parlak tüylerinden birini bulmuş. Kurtarıcılarının hayatta olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'u bulmaya ve huzuruna çıkıp yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekmiş. Kuşlar, hep birlikte kanat çırpıp yükseldikçe yükselmişler,  uçtukça uçmuşlar... bu zorlu yolda bir dolu arkadaşlarını da yitirmişler.

Aralarında cayanlar olmuş. Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp, derken papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş, kafese kapatılma nedenini aklına bile getirmeden; kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu ise bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçmuşlar sayıları azaldıkça azalmış. Nihayet beş vadiden geçtikten sonra altıncı "şaşkınlık" vadisini arkasından da "yokoluş" vadisine girmişler. Nerdeyse bütün kuşlar umutlarını yitirmişler... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye kala kala sadece otuz kuş kalmış.

Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki:
"Simurg-Anka"  -   "Otuz Kuş" demekmiş.

Onların hepsi de Simurg'muş. Teker teker her biri de Simurg'muş.

Gökten elmalar düşmüş:
Simurg-Anka'yı beklemekten vazgeçip, şaşkınlık ve yokoluşu yaşayıp, uçmaya devam edenlerin başına. Kendi külleri üzerinden kendini yakıp birer birer ve hep birlikte  Simurg olmayı göze alanların başına.

Mahmedet Şahinler'e teşekkürlerimizle

Haftanın Sözü

Gerçek özgür degilse, özgürlük gerçek değildir...

Jacques Prévert       
Cem İşmen
'e teşekkürlerimizle


Bir "Tık" ile açılır. "Tık"ladıkça yenilenir.

 

Haftanın Çizgisi    

 

           Leonardo Da-Vinci

Başarı gökten zembille inmiyor !

Mehmet İstemi'ye teşekkürlerimizle

Resim Galerileri

 

 

Haftanın Şiiri

YAŞAMAYA DAİR
Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Sincap gibi mesela,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yani, o derecede, öylesine ki,
Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin, gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin, de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
De hiç kimse seni buna zorlamamışken,
De en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde
Ölüme inanmadığın için,
Yaşamak, yani ağır bastığından

NAZIM HİKMET

Gürkan Eliçin'e teşekkürlerimizle
 

 


Haftanın Fıkrası                                    Fıkra Köşesi

Seninkine Gelene Kadar

Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;
- Nedir şikayetin ?

- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya, benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar...  bizi rezil ediyorlar.. hepisinden davacıyım...  kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan da tazminat talebim olacak..

- Senin adın Temel mi ?

- Evet, Temel

- İyi de binlerce Temel var..o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..

- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar..

Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra ;
- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı..oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin..o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor..seninle hiç ilgisi yok..bu dava düşer..

-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok..demek tevatürmüş,  ben değilmişim..  

- Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar..sana sıra gelene kadar..  

- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim.. boş dönmeyeyim..hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir  fıkra anlatayım..  

- Anlat bakalım..  

- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş..  

- Dur, dur be, ne diyorsun sen.. ! 

- N'oldi Hakim bey ?  

- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına  meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba.. ! 

- Rica ederim Hakim bey, Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var.. Asliyecisi var, sulhçusu vaaar... seninkine sıra gelene kadar.. daha çook var!

Rezan Barutçuoğlu'na teşekkürlerimizle

Bonus Fıkra

Temel kompartımanın kapısını açmış. Bakmış, Alman, İngiliz, Fransız...
- Temeli cördünüz mi?   demiş...!

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.

 

Püf Noktası

Evlilik Yüzüğü neden "Yüzük Parmağına" Takılır ?

Evlilik yüzüğünü ilk defa eski mısır prensesi nefertiti takmıştır...o yıllardaki tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur ama yüzyıllar sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız parmaktadır..başka hiçbir parmağımızdan direk kalbe giden bir damar yoktur.. ne kadar anlamlı degil mi?...

Aslıhan Soydaner'e teşekkürlerimizle

Tsunami

Deprem kaynaklı dalgalar anlamında japonca bir sözcüktür.

Oluşumunda:

*   Suyun derinliği,

*   Kayan kütlelerin büyüklüğü

*   Yayılma alanı          etkindir.

Zarar verebilmesi için

"Dalga yüksekliğinin su derinliğinden fazla olması gerekir"

Dalgalardaki su kütleleri sadece düşey yönde hareket ederler.
Yatay da hareket edebilmeleri için 4 bofordan (16 knot) daha fazla rüzgara (sadece tepe noktaları uçuşur) veya kendi yüksekliklerinden daha az derinlikler gerekir.

*   Bir litre su 1 kg hesabıyla dev su kütleleri kendi üzerlerine yığılırlar

*  Devirdikleri / taşıdıkları cisimleri kendi kütlelerine katarlar.
    Yoğunlukları  katlanarak artar.

*  Rüzgar şiddetinden en az yoğunluk  farkı kadar 1: 10.000 daha etkindirler.

*  Gelirken ve çekilirken iki defa zarar verirler. Sel etkisi yaratırlar.

Korunmak için: Akış yönünden olabildiğince uzaklaşmak gerekir.
Yapılaşarak korunulması büyük yatırımları gerektirir. Erken haber alma ve haber etkin duyurabilme iyi bir korunma yöntemidir.

Marmara denizinde oluşabilecek bu tür dalgaların vereceği zarar önemlidir. Ancak son yaşanan olaylarla kıyaslanabilmesi söz konusu değildir.

Deprem yıkmaz, bina yıkar.

Tarzında ve/ya yaşamımızla ilgili özellikle önemli cümlelerin noktasını koymadan önce düşünmek gerekir.

Denizce

Tarihte Bu Hafta

1 Ocak 1938 Şark Demiryolları, Türk idaresi tarafından işletilmeye başlandı .
1967 Anadol marka ilk otomobil piyasaya sürüldü 24.400 TL
1985 Katma Değer Vergisi (KDV) yürürlüğe girdi
1959 Küba Devrimi gerçekleşti Fidel Castro ve arkadaşlarının 1956 sonlarında Küba’da başlattıkları gerilla savaşı, 2 yılı aşkın bir zaman sonra başarıya ulaştı ve Batista rejimi yıkıldı. Küba devrimi işçilerden, köylülerden, küçük burjuva aydınlara kadar, halkın çeşitli kesimlerinin desteğiyle gerçekleştirilen bir devrim oldu. Castro ve Che Guevara önderliğinde yapılan devrim sosyalist bir devrim değildi, en belirgin özellikleri, antiemperyalist ve ulusal karakterli oluşuydu. Bir süre sonra, Castro’nun başbakanlığa getirilmesiyle beraber Küba yeni bir sürece girdi. Ekonomik ve diplomatik alanda Sovyetler Birliği’yle yakınlaştı. Castro’nun liderliğinde Küba bugün hala kendi sistemini koruyor.
2 Ocak 1975 Türkiye radyoları TRT 1, TRT 2 ve TRT 3 adıyla, üç koldan yayın yapmaya başladı
1944 Karne ile çay dağıtımına başlandı. Halka iki aylık istihkak olarak 20 gram çay verildiği kaydedildi
1924 Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte daha önceden yapılmayan hafta tatili de 2 Ocak 1924 günü yürürlüğe giren bir kanunla Cuma günleri yapılmaya başlandı. 1935 ‘de çıkarılan bir kanunla da cuma yerine, pazar gününün resmi hafta tatili günü olması sağlandı.
3 Ocak 1521 Martin Luther, Roma Katolik Kilisesi tarafından aforoz edildi.Katolik kilisesi, Ortaçağ’ın sonlarına doğru, putperestlik ve Musevilikten birtakım ilkeleri Hıristiyanlığa katmak isteyince, Katolikliğe karşı zaten mevcut olan tepki bir kat daha artarak dinde yenileşme hareketi gündeme gelmiştir. Bu hareketin başında bulunan M. Luther, J. Calvin ve Zwingle, Katolikliği yeniden gözden geçirdiler ve inancı esas aldılar. Onlara göre halen mevcut olan Hristiyanlık, Hz. İsa’nın tebliğ ettiği dinden çok farklıdır. Çünkü Papalık, Hristiyanlığın aslında olmayan birçok ilkeleri dine eklemiştir. Râhiplerin günah bağışlamaları, para karşılığında Cennet’ten yer almak imkânı, vatandaşı inleten birtakım ağır vergilerin konulması, İncili yalnız ruhbân olanların okuyabileceği vb. hep Hz. İsa’nın dinine sonradan ilâve edilmiş hususlardır. M. Luther’in öncülüğünde girişilen Reform Hareketi’yle Hristiyanlık saf şekline getirilmeğe çalışılmıştır. Reform Hareketi tam anlamıyla hedefine ulaşamamakla beraber yine de başarılı olmuştur. Ancak zamanla Reform önderleri arasında çıkan bir takım fikir ayrılıkları, Protestanlığın da bir elden yönetimini güçleştirmiş; Anglikanizm ve Serbest Protestanlık mezhepleri fikir ayrılıklarından sonra teşekkül etmiştir.
1993 ABD Başkanı Bush ve Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, ilk nükleer silah indirimi anlaşmasını imzaladı
4 Ocak 1960 Fransız Yazar Albert Camus öldü. Fransız yazar. 1913 yılında Cezayir’de doğdu, 4.Ocak.1960’da, henüz 47 yaşındayken, arkadaşı Michel Gallimard’ın sürdüğü arabanın kaza yapması sonucu yaşamını yitirdi. Daha 1 yaşında iken babasını kaybetti ve annesi evlerde temizlikçilik yaparak onu büyüttü. Felsefe bölümünü bitirdi. Doktora tezini Eflatun (Platon) ve St. Augustin üzerine verdi. Genç yaşta yakalandığı verem yüzünden öğretmenlik mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Amatör tiyatroculuk ve gazetecilikle uğraştı. 1930 yılında Cezayir Ünv. Futbol takımının kaleciliğini yapıyordu. 1934 yılında evlendi ama 2 yıl sonra boşandı. Komünist partiye girdi, 1937 yılında partiden atıldı.Camus’nun hayatında annesinin çok büyük rolü vardır. Annesinin dünyaya olan kayıtsızlığı ve ilgisizliği Camus’nun felsefesinin temelini oluşturmuştur.
Varoluşçuluğun en önemli yazarı ve edebiyatta “başkaldırı” ve “absürd”ü ilk defa gündeme getiren yazar olarak tanınır.
Yayımlanan ilk romanı “Tersi ve Yüzü”dür (1937). Daha sonra Yabancı (1942), Veba (1947), Düşüş (1956), Sürgün ve Krallık, Yaz, Başkaldıran İnsan (1951 ), Düğün (1938), Sisyphos Efsanesi (1942), Anlaşmazlık (1944), Bir Alman Dosta Mektuplar (1945), Sıkıyönetim (1948), Doğrular (1950), Mutlu Ölüm, Yolculuk Günlükleri yayımlandı. Düşüş’ün yayımlanmasından 1 yıl sonra, 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı
5 Ocak 1987 1986 Mayıs ve Haziran çay sürgünlerinde yüksek radyasyon bulundu; 56 bin ton çay imha edildi
6 Ocak 1838 Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse alfabesini açıkladı
1984 Türk Parasını Koruma Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle, döviz taşımak suç olmaktan çıktı; döviz alım-satımı serbestleşti
7 Ocak 1946 Demokrat Parti kuruldu. 2.Dünya Savaşı’nın bitmesine dek Türkiye Cumhuriyeti tek partinin hakimiyeti altında ‘‘demokratik’’ yaşamına devam etti. Savaşın ertesinde değişen dünya dengelerinin Türkiye’ye yansıması pek uzun sürmedi. Cumhuriyet Halk Fırkası milletvekilleri olan Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün 21 Eylül 1945’te partiden ihraç edilmeleri ve bunu izleyen bir haftalık süreç içinde Celal Bayar’ın partiden istifa etmesi Türk siyasi arenasında yeni bir parti kurulmasına sebep oldu. 7 Ocak 1946 yılında Demokrat Parti, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu. 1950’de iktidar partisi olan Demokrat Parti 1960 ihtilalinde kapatıldı.
8 Ocak 1950 İdH

Derleyen: Tanju Berk   

       

Haftalık Hava Tahmini
 

İstanbul

0C km/h knt Yön

Hava

Uyarı

P.tesi

8 10 6

BKB

 

 

4 21 13

KKB

Salı

7 21 13

KKB

 

 

4 28 17

KKD

Çarşamba

6 14 8

Kuzey

 

 

-1 7 4

GGB

Perşembe

9 10 8

GB

 

 

-2 7 4

Güney

Cuma

8 3 2

KB

 

 

1 7 4

Güney

C.tesi

12 14 8

GGB

 

 

1 18 11

Güney

 

 Doğu.. Doğu     Batı... Batı                  Diğer hava tahmin yöntemleri
   KKB... Kuzey Kuzey Batı


Oca 3   Oca 10  Oca 17   Oca 25

 

 

Alparslan Tansuğ'un meteorolojik çalışmaları

wunderground tarafından, referans niteliği seviyesinde kullanılmaktadır.
Başarılarının devamını dileriz.

Devlet Meteoroloji

Poseidon
Weather Online

 

 

Diğer haftaları gezebilmek için
Haftalık yazısını tıklayınız

Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız
bizleri sevindirecektir.