ASLAN ve DANIŞMANLARI
[Ezop'tan Hikayeler - Nejat
Muallimoğlu]
Hayvanlar kralının
huysuzluğu ve kızgınlığı üzerindeydi. Yerinde duramıyordu.
Hanımı sabahleyin ağzının fena halde koktuğunu söylemişti. Aslan
ise ağzının kokmadığını ispat için dehşet uyandırıcı bir
kükreyiş ile danışmanlarını çağırdı. Huzura önce koyun girdi.
Aslan çın çın öten
sesiyle kükredi.
- Bana bak arkadaş söyle bakiiim benim ağzım kokuyor
mu?
Aslanın samimi bir
cevap beklediğini sanan koyun doğruyu söyledi ve aslan da
mükafat olarak koyunu yedi.
Aslan daha sonra aynı
soruyu kurda tekrarladı.
Koyunun leşine bir göz atan kurt şu cevabı verdi.
- Bilakis kral hazretleri sizin nefesiniz bahar çiçekleri gibi
taze ve tatlı.
Başını kurtarmak için
yalan söyleyen, yaltaklanan kurt daha sözünü bitirmeden aslanın
pençesi altında can verdi.
Aslan aynı soruyu
tilkiye de tekrarlayınca, tilki sahte bir öksürük ile burnunu
sildi ve yavaş bir sesle,
- Aslan hazretleri beni mazur görünüz dedi.
Öyle kötü bir nezleye yakalandım ki burnum hiç koku almıyor.
Okullarda bu hikaye ile birlikte şu
"ana" fikir öğütlenmekte:
Sırasında hiç bir şey söylememek
de bir meziyettir.
Kapalı ağıza sinek konmaz....(!)
John ile Mary, koskoca
bir elli yılı devirmişler.
Bütün aile toplanmış, oğullar, kızlar, torunlar, yakın dostlar.
Londra’nın güneyinde bitişik nizam mütevazı “Baba ocağı”
nda keyiflle ellinci evlilik yıllarını
kutluyorlar. Herşey çok güzel, hediyeler açılmış, yemekler
yenmiş. Kutlamalar kutlanmış... Sonunda çocuklar, torunlar evlerine gitmişler ve
tatlı bir rehavetle iki ihtiyar başbaşa kalmışlar.
John’nun içini kemiren
birşey var. Nasıl söylese, nereden başlasa... bir türlü
bilemiyor.
Nihayet titrek bir
sesle
- Mary bizim... ay..rıl.ma..mız... lazım ?
Mary de titrek ve
hayret dolu bir sesle:
- Ama, Jo.o.o.hn ne den?
John büsbütün dramatik
ve mahçup bir eda ile:
- Ben komşumuz Elizabeth ile evlenmek is..ti..yo..rum.
- Peki John, ama
neden????
- Çünkü Elizabeth beni
tutuyor !!!
- John, sen istersen
ben de seni tutarım ??!!
- Ama Mary,
Elizabeth’in “Parkinson”u var...
Emin Yarga'ya
teşekkürlerimizle
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Yağmurlu Havada
Yağmurun ilk düştüğü, öndeki aracın izini görebiliyorsanız,
tehlike büyüktür.
Kaplamadaki tozlar ıslanmış, kayganlık en üst
düzeye erişmiştir.
Yavaşlamak ve ani fren
yapmaktan kaçınmak en güvenli yaklaşımdır.
Su birikintilerinin
neyi gizlediğini bilemezsiniz.
Üzerinden geçmemeye veya
yavaş geçmeye çalışınız.
Lastik
profilinizden daha derin su birikintileri
aracınızın yüzmesine neden olacaktır.
Üzerinden geçmemeye veya
yavaş geçmeye çalışınız.
Kirlenme
olasılığı yüksek yerlerdeki su birikintileri tehlikedir.
Üzerinden geçmemeye veya yavaş geçmeye çalışınız.
Öndeki
aracın kasası, sıçrattığı-tozuttuğu su, sileceklerinizin-suyunun
yetersizliği yavaşlamanız
için kesin uyarıdır.
Şerit
çizgilerinin üzerinden ve/ya boyalı zeminlerden geçmeyin.
Fren
mesafesini arttırın.
Önünüzde giden aracın
geçtiği noktadan siz en az 4 saniye sonra geçin.
Aracınızın
görüş özelliklerine, camların doğru havalandırılması ve
buğu yapmamasına özen gösterin.
Tam kurutulamayan camlar,
başlı başına bir tehlike kaynağıdır.
Her
tür şerit değiştirirken / emniyet şeridine veya bankete geçme
zorunluluğunda aracınızı güvenli
bulduğunuz en düşük hızda sürünüz.
Denizce
Tarihte Bu Hafta
Mart
28
1910
1922
1943
Fransız
Henri Fabre,
tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir
uçak geliştirerek ilk deniz uçağını
icat etti.
İlk miko film
tanıtıldı.
Rus besteci ve piyano virtüözü
Sergei Rachmaninov
öldü.
29
1938
1919
1989
Nazım Hikmet
28 yıl hapse mahkum oldu.
Londra Kraliyet Bilim Derneği’nden bilim adamları,
Albert Einstein’ın
“genel rölativite teorisi”ni doğruladılar.
Londra’da, dünyanın ilk tüp beşizleri
doğdu.
30
1432
1919
II. Mehmed (Fatih
Sultan Mehmed)
doğdu. Damat Ferid Paşa,İngiltere’nin
himayesini sağlamak üzere,
Amiral Calthorphe’a bir proje verdi.
31
1889
1965
Paris’teki Eyfel
Kulesi açıldı.
Amerika, Vietnam’a
3.500 deniz piyadesi göndererek sıcak savaşın içine
girdi.
Nisan
1
1564
1945
1965
Fransa kralı
IX Charles,
yıl başlangıcını ocak ayının birinci gününe aldı. Daha
önce Avrupa da yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O
zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı
fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski
adetlerine devam ettiler. 1 Nisan'da
partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan
aptalları olarak nitelendirdiler.
1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde
diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak
partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler
ürettiler. Yıllar sonra ocak ayının yılın ilk ayı
olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi
kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan
da bütün dünyaya yayıldı.
Türkiye’nin en uzun süre
çıkan çocuk dergisi “Doğan Kardeş”
yayımlanmaya başladı. (bu dergide hiç bir kahraman hiç
bir canlı öldürmedi, hiç bir yere saldırmadı, hiç bir
kötü söz kullanmadı) Kazım Taşkent'i
saygıyla anıyoruz.
Nüfus Planlaması Kanunu, TBMM’de kabul edildi.
2
1948
1775
1805
1962
1964
Yazar
Sabahattin Âli,
Türkiye-Bulgaristan sınırında öldürüldü.
İtalyan din adamı, yazar, asker, casus, diplomat ve
serüvenci (Giovanni Giacomo)
Casanova
doğdu.
Danimarkalı masal, oyun, roman, şiir ve gezi kitabı
yazarı Hans Christian Andersen
doğdu.
Eleştirmenlerce, “Sinema tarihinin en önemli
olayı” ya da bilimkurgu sinemasının miladi olarak
nitelendirilen, “2001, Bir Uzay Macerası”
(2001: A Space Odyssey) Washington’da gösterime girdi
Ünlü sosyolog ve ekonomist
Max Weber doğdu.