"Bir tane -insan hakkı ihlali- vardır,
o da kişiye farklı davranmaktır."
İoanna Kuçuradi
Trafik suçlarında, yasama ve
yargı üyelerine tanınan ayrıcalık,
ağır bir insan hakkı ihlalidir.
Ülkemizde her yıl 7.000 canımızı
trafik terörüne kurban veriyoruz.
Bu sayı, Amerikalı'nın Irak'taki kaybından 6 kat fazladır.
Fenerbahçe'nin 16.
Lig Şampiyonluğunu Candan Kutlarız.
Başarının,
en kötü günde bile birbirine kenetlenme gücünden geldiğini
düşünmekteyiz. Spor ve sporcu ruhunun yaygınlaşmasına katkıda bulunması
dileğiyle...
Kutlamalar sırasında yaralamalara neden olanlar,
hiç spor yaptılar mı?
Devleti emanet
ettiklerimiz, kendilerine ayrıcalık yaparsa...
Güven biter mi?
Yarına umut kalır mı?
Birlik ve beraberik bozulur mu?
"Biz adam olmayızcılar" gemi azıya alır mı?
Çocuklarımıza bakarken
yüzümüz kızarır mı?
Sivil toplum kuruluşları çare olacaklarsa eğer,
öncelikle kişisel çıkarcılardan arınmalı mı?.
Denizce
Çaresizseniz, çare siz siniz !
Çare için
aşağıdaki satırları fare ile tarayın.
Omuz Omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve
hukuk devletinden asla ödün vermeden
Denizce
Birlikteliğimizin adını "Denizce"
koyduk.
Çünkü "Denizce"
bir dil, bir iletişim, bir yaşam biçimidir.
Tanıtımlarını
(Advertorial)
Denizce'de
yapanlar hep aranıldılar ve hep ilk sıralarda
bulundular. Seçkin kişilerle buluştular.
Tanıtımınızı
Denizcede
yapmanız,
işinize ve kendi adresinize yatırımdır.
Evvel zaman içinde
kalbur saman içinde, biri birdiğeri ile iyi anlaşan iki arkadaş
varmış.
İyi anlaşan dediysek, anlaşmalarının iyilikle filan pek bir
alakası yokmuş. İşleri güçleri çevrelerindekileri aldatmak, açık
kovalamak her tür zayıflıktan yararlanmakmış.
İş başa düşünce de insanları atlatmakmaktan pek bi keyif
alırlarmış.
Gel zaman git zaman
derken, günler ayları, aylar yılları kovalamış. Sonunda iki
başlarına bir yaşlılar yurduna düşmüşler. Etrafta bir dolu nur
yüzlü ihtiyar yaşamlarının son günlerini huzur içinde keyifle
geçirirken, onlardan ayrı düşmüşler.
Aldatacak adam
aramışlar ama, dünya işleri ile uğraşacak kimse
bulamadıklarından "başarılı" olamamışlar.
Derken birinin aklına
gelivermiş.
- Yahu, farkında mısın? Azrail nerdeye günaşırı gelip
birilerini alıveriyor aramızdan.
Yarın birgün de bizim için gelecek. Gel şuna bir oyun edelim
demiş...
Diğerinin de aklına
pek yatmış bu fikir.
Uzun lafın kısası, günlerden bir gün çıkagelmiş azarail aklı
evvel bu iki yoldaş için.
Biri başlamış "Aguuu,
aguu" diye guruldanmaya, diğeri ise "Ingaaaa, ıngaaa..." diye
ağlamaya.
Azrail de bu iki
kurnazın gözlerinden içeri bakıp....
Attaaaa.... demiş.
Tuba Uca'ya teşekkürlerimizle
Gökten
elmalar düşmüş adam gibi yaşayanların başına.
Haftanın
Sözü
Insan ağaca benzer, ne
kadar yükseğe ve ışığa
çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere,
aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe... Nietzsche
Şırnak
ile Siirt arasındaki Gabar Dağı'nda terör örgütü
PKK militanları tarafından yola döşenen uzaktan
kumandalı mayının patlaması sonucu şehit düşen
Er Ramazan Orçan'ın evine ateş düştü. 22
yaşındaki oğullarını tıpkı 12 yıl önce yeğenleri
gibi teröre kurban veren Orçan ailesi "Ramazan o
zaman daha 10 yaşında bir ilkokul öğrencisiydi.
Büyüdü ve yeğenimizle aynı kaderi paylaştılar"
dedi. Anne Eşe Orçan, cenazede oğlunun kendisine
yazdığı şiiri ve resmi elinden düşürmedi. Şehit
erin naaşı, memleketi Kahramanmaraş'ın Türkoğlu
İlçesi Beyoğlu Beldesi'nde düzenlenen törenle
toprağa verildi.
Şehit er Ramazan Orçan'ın
annesi Eşe Orçan'a yazdığı şiir:
Annem
O güzel gözlerin sakın ağlamasın
Mahsun yüreğin karalar bağlamasın
Ayrılık acısı dağlamasın
Üzülme oğlun asker oldu anne
Geceler bir cehennem azabı olsa da
Evimizin odaları ıssız olsa da
Sevincin yerine hüzün olsa da
Üzülme oğlun asker oldu anne
Kar kıyamet silecekler
nerdeyse yetişemiyor, ön camın kenarlarında bir karış kar,
farlar bile artık yolu gösteremez halde. Bir patinaj, bir
patinaj daha yirminci yüzyılın dehası Albert Einstein kalıyor
ölüm sessizliğinin içinde. Arabadan iniyor, ürkek gözlerle
çevresine bakıyor... Yok, hiçbir şey yok etrafta, sadece
ürpertici bir sessizlik. Motordan gelen sesler bile can çekişen
bir hastanın son hırıltılarını andırıyor.
Birden dikkatini
uzakta görünen cılız bir ışık çekiyor. Bata çıka, erişmeye
çalışıyor son ümidine. Kapıya geldiğinde kaşları ve o meşhur pos
bıyıkları buzdan birer koca somun gibi, yürüyecek hali bile
kalmamış, nerdeyse donacak...
Vardığı yer ise
bir manastır ve ünlü bilgini derhal başrahibenin huzuruna
çıkartıyorlar.
Başrahibe son derece
kararlıbir sesle:
- Buradan içeri erkek bir sinek bile giremez !!!
Einstein saygılı:
- Ama başrahibem ben bir bilim adamıyım.
Kimseye zararım dokunmaz.
Dışarda kalmak, kesinlikle ölümüm demek..!
Başrahibe bir yanda
katı kuralları, diğer yanda vicdanı tam bir ikilem içinde:
- Peki ama, bizim bir sorunumuz var.
Eğer onu çözmemize yardımcı olursanız, burada kalmanıza izin
verebilirim.
Burada kırk tane rahibe var. Kırkının da sorunu aynı.
GECE, UYKUlarından uyanıp çılgın davranışlar içinde çırpınıp
duruyorlar.
Bu davranış kıpırdayacak halleri kalmayana kadar devam ediyor ve
sonunda uyuya kalıyorlar.
Einstein dertli:
- Kıymetli başrahibem, herşeyden önce ben bir matematisyen
ve fizikçiyim.
Ne bir eczacı, ne de bir hekimim.
Sorunu kendi yöntemlerimle çözmeye çalışacağım.
Rahibeler bu sorunla UYKU’larında mı karşılaşıyorlar?
- Evet.
- Bu, hep GECE’leri mi oluyor ?
- Evet.
- Kaç tane rahibe var demiştiniz ?
- 40
Einstein kağıt kalemi eline alır ve derhal sayısal düzenini kurar
S L E E P N I
G H T 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9
ve başrahibeye
- Başrahibem bu işte bir terslik var.
Lütfen GECE bölümünden
bir, UYKU bölümünden iki harf seçer misiniz ?
Einstein:
- Önce bir tersliği yok edelim 841 – 148 = 693
- Şimdi de gerekli ilacı ekleyelim
693 + 396 = 1089
- Kırk rahibelik yeterli doz için
1089 x 40 = 43560
İşte sevgili
Başrahibem, aranılan ilaç bu.
Günde üç kez yemeklerden sonra uygulayabilirseniz, sanırım hiç
bir sorununuz kalmaz.
Başrahibenin bu
öyküsünü dinleyen meraklılar, farklı da olsa gece'den bir,
uykudan da iki harf seçenler hep aynı ilaçla karşılaşmışlar.
Einstein için edilen dualar, onun Marilyn Monroe’yla bile
yakınlaşmasını sağladıysa da, aramızdan ayrılmasını maalesef
önleyemedi.
Darısı (Monroe bölümü) diğer "bilim" adamlarının başına.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
Dünyanın En Gizemli ilk 10'u
Geleceği Gören Harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te
çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita,
ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney
Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de
gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz
altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta
üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce
erimişti.
2 Bin Yıllık Pil
Alman arkeolog Wilhelm König tarafından 1938'de Irak’ın başkenti
Bağdat’ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim
adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki
toprak bir kabin içine monte edilmiş bir bakir silindir, onun
etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan
oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı.
Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern
pili icat eden Alessandro Volta adli İtalyan kontunun da
şöhretine gölge düştü.
Bir Nevi Bilgisayar
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan
bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın
içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip
nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın
içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların
ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını
hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik
tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.
Gizemli Kuru Kafa
Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok
kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala
anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz
çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı
söyleniyor.
Alüminyumdan Kemer Tokası
M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında
1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında
alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan
alüminyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde
olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.
1000 Yılda Yapılan Kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik
Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü.
250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu
kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar
bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hâlâ sır.
Uzaylılara İniş Pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine
çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan
hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti
tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar
için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.
Concorde'un Atası
M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır’da bir
lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne
olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de
arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel
bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u
andırdığını iddia etti.
Çekicin Sırrı
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta
400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu.
Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl
girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz
demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.
Harçsız Taş Set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir Inka kalesinin etrafını 360
metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin
yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış.
Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak
bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş
[Kaynak Focus Dergisi]
Yeşim Başaran'a
teşekkürlerimizle
Tarihte Bu Hafta
Mayıs
23
1919İzmir’in İtilaf
Devletleri tarafından işgalini
protesto için
Sultanahmet Mitingi
yapıldı.
24
1543 ‘Dünyanın güneş
etrafında döndüğünü’ ispat eden bilim adamı
Kopernik
öldü. 1841 Mısır veraset
usulü ile Mehmed Ali Paşa’ya
bırakıldı. 1924Devlet
Demiryolları
Müdüriyet Umumiyesi (Genel Müdürlüğü) kuruldu. 1979 İlk Türk
uçağı ‘Mavi Işık’,
Kayseri İkmal Merkezi’nde başarılı bir deneme uçuşu
gerçekleştirdi.
25
1935Birinci Türk
Basın Kongresi toplandı. 1936 Havayolları
Devlet İşletme İdaresi,
İstanbul-Ankara arasında
düzenli uçak seferleri başlattı. 1983 Şair, yazar,
gazeteci ve fikir adamı
Necip Fazıl Kısakürek
İstanbul’da vefat etti. 1989 SSCB’de
Gorbaçov
devlet başkanı seçildi.
26
1512
Sultan II. Bayezit
öldü.
27
1960 Türk Silahlı
Kuvvetleri, yönetime el koydu. Orgeneral
Cemal Gürsel,
Silahlı Kuvvetler adına ülke yönetimini üstlenen
Milli Birlik
Komitesi’nin
başına getirildi. 1964 Hindistan
Başbakanı Cavaharlal Nehru
öldü.
28
1959 ABD tarafından uzaya
gönderilen iki maymun
sağ olarak geri döndürüldü. 1961 Uluslararası
Af Örgütü (Amnesty
International)
Londra’da kuruldu.
29
1453İstanbul,
Osmanlı Devleti tarafından alındı. 1927
Ankara-Kayseri demiryolu, İsmet Paşa tarafından açıldı. 1985 İstanbul
Boğazı’nda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün temeli
atıldı.