Birlikteliğimizin adını "Denizce"
koyduk.
Çünkü "Denizce"
bir dil, bir iletişim, bir yaşam biçimidir.
Tanıtımlarını
(Advertorial)
Denizce'de
yapanlar hep aranıldılar ve hep ilk sıralarda
bulundular. Seçkin kişilerle buluştular.
Tanıtımınızı
Denizcede
yapmanız,
işinize ve kendi adresinize yatırımdır.
Türk dostu bir
Amerikalı. Sanırım Koç Şirketleriyle ilgili bir iş yapıyor.
Yanılmıyorsam “Verimlilik Danışmanı”, İstanbul’a geldiğinde hep
Divan otelinde kalıyor. Çevresindekilerle Türkçe konuşmaya da
büyük özen gösteriyor. En sevdiği şeylerden biri ise, otelin
önündeki simsiyah renkli bir “İmpala” taksiyi, özel arabası gibi
kullanmak ve oldukça az konuşan Ordu’lu şoförüyle sohbet etmek.
Bir gün sonra, sabah
uçağıyla ülkesine döneceği için, otele dönerken şoföre:
- Yarın var havameydanı gitmek. Saat tam yedi. Ben
bekliyor seni...
Ertesi sabah:
Saat 07:00 Ordu’lu ortalıklarda yok.
Amerikalı son derece tedirgin.
Saat 07:15 Amerikalı durumu resepsiyona bildiriyor.
Saat 07:17 Siyah “İmpala” salınarak otele geliyor.
Diğer taksilerin durduğu yere (şimdiki Hyatt oteli tarafı)
yerleşiyor.
Otel yöneticileri
kızgın:
- Adam sana saat yedi demiş. Sen niye bu kadar geciktin !!!
Ordulu sakin ve rahat:
- De bakiim ona. Pen ona hiç, oçey temiş miyim?
Gökten
elmalar düştü onayını almadan yola çıkmayanların başına.
Haftanın
Sözü
BÜYÜK HUN İMPARATORU ATTİLA'dan
Pazarlık, Askerlik ve Liderlik Sanatı
Bir hükümdar ya da
komutan tüm pazarlık ve anlaşmalarda diplomatik
insiyatifi elinde tutmalıdır.
Asla düşmanınızla teması
koparmayın, daima atak olun. Bu onu daha düşük düzeyde
tutacak ve siz üstün durumda olacaksınız.
Pazarlığa mümkün
olduğunca küçük sorunlardan başlayın. Böylece, küçük
işlerin halledilmesi sağlanacak, bu ayrıntıların
boyutundan çıkıp anlaşmayı olanaksız hale getirmeleri
önlenmiş olacaktır.
Pazarlığı asla şansa
bırakmayın. Her görüşmeye düşmanların güçlü ve zayıf
yanlarını bilerek girin.
Onun sırlarını bilmek
sizi güçlü kılar ve asıl amaçlarınız konusunda onu
aldatır.
Karşınızdakini
kesinlikle küçümsemeyin.
Pazarlığı gizli yapın.
Ancak ilkeler herkes tarafından, öğrenilebilir. Sonuca
nasıl varıldığı ise bilinmemelidir.
Pazarlıklarda zaman
sizin dostunuzdur. Öfkeyi yatıştırır ve daha mantıklı
bir bakış açısı sağlar. O yüzden sakın acele etmeyin.
Asla hakem tayin
etmeyin; bu üçüncü bir kişinin sizin kaderinizi
belirlemesidir. Böyle bir seçim zayıfın yararına olur.
Daha büyük bir sonuç
pahasına, daha yakın ama daha az yararlı şeyler için
pazarlığa oturmayın. Daha önemsiz konulara sapmak,
hasmınızın kalbini yumuşatır.
Unutmayın ilkelerde
anlaşmak, uygulamada anlaşmak anlamına gelmez. Ama o
anlık durumu kurtarır.
Kaçınılmazı
kabullenirken cesur olun. Engel olunmayacak ya da çok
yüksek bedele elde edilecek şeyleri kabul edin. Bunu
kabullenmeyebilirsiniz, ama asıl göreviniz milletimizin
çıkarını korumaktır.
Düşmanınızın gelecekte
size güvenmesini istiyorsanız, pazarlık sırasında
verdiğiniz sözleri tutun.
Zamanın çok iyi
bilincinde olun. Uygun anda düşmanınız için çekici olan
pazarlıklarla harekete geçin yoksa önerilerinizi
reddeder.
Bilmediğimiz durumlarda,
öfkeyle ileri atılmaktan kaçınmalıyız.
Geçmişi uygulamaktan
asla vazgeçmemeliyiz. Tüm düşmanlara ve engellere karşı
mükemmel olabilmek için bir kez daha ve sonsuza dek plan
yapmalıyız.
Yüksek Roma
duvarlarının, atlarımızın nal sesleriyle yıkılmasını
bekleyemeyiz.
Tüm Hunlar kör olsaydı,
tek gözlü Hun hükümdar olurdu.
Komutanların güçlü
yönlerini görmek için onların zayıf yanlarına anlayış
göstermeliyiz.
Zor günlerde, ulus her
zaman en acımasızkomutanının önderlik etmesini ister.
En iyi komutanlar en
uygun zamanda soru sorma yeteneğini geliştirenlerdir.
Komutan arkadan gelirse,
asla lider olamaz.
Yüzeysel amaçlar,
yüzeysel sonuçlar doğurur.
Milletim amaçları
gösterdiği çabaya değmelidir.
Zaferin temelinde, ne
zaman ve nerede sorularının yanıtı yatar.
Komutan olmak kolay
olsaydı, herkes olurdu.
Mevkiinden özveride
bulunmak yetki vermek değildir.
Kaynak: Vess Roberts, Ph. D.,
"Hun İmparatoru Attila'nın Liderlik Sırları"
Nuri Palta'ya teşekkürlerimizle
Bir "Tık" ile açılır. "Tık"ladıkça yenilenir.
Haftanın Çizgisi
Hâlâ farklı yerlere, farkında
olmadan bakılırsa...
HÜRRİYETE DOĞRU
Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...
Orhan Veli Kanık
Nusret Bey bir ilkokul
öğretmeni. Yıllarını çocuklarına vermiş, onları birinci sınıftan
alıp taaa beşinci sınıfa getire döne bir ömür tüketmiş. Yüreği
sevgi dolu, yorgun bir öğretmen. Emeklilik için müracaat etmiş,
bakanlıktan cevap gelmiş (!) artık son eğitim günlerinde.
İçi buruk, çocuklarına
bir başka hasretle bakıyor. Hava sıcak, mayısın sonuna gelinmiş,
güzel güneşli bir gün.
İstanbul’un fethini
anlatıyor anlatmasına da; arkada küçük Mehmet’in dersle hiç
alâkası yok. Bir görmezlikten geliyor, iki görmezlikten
geliyor... olacak gibi değil:
- Mehmet !! Söyle bakiim, surları kim yaptı?
Mehmet suçüstü
yakalanmışlığın telaşıyla:
- Valla ben yapmadım öğretmenim.
Tam o sırada zil çalar
ve Nusret Bey sinir küpü, doğru öğretmenler odasına.
Arkadaşları:
- Ne oldu Nusret Beyciğim? Sizi biraz üzüntülü görüyoruz.
- Sormayın arkadaşlar. İstanbul’un fethini anlatıyorum
tam konu biticek,
kerataya sordum: “Surları kim yaptı?” diye. “Valla, ben yapmadım!”
diye cevap verdi.
Ben çıldırmayayım da kim çıldırsın?
- Amaan, ilâhî
Nusret Beyciğim, üzüldüğünüz şeye bakın.
Bunlar “Zamane Çocukları” hem yaparlar, hem de yapmadım derler.
Nusret Bey’e
dokunsanız ağlayacak. Adam iyiden iyiye perişan, doğru müdürün
odasına gider. Müdür, Nusret Bey’in hâlini görünce bayağı
telâşlanır. Sakinleştirmek için biraz konuyu deşer ve tüm olup
biteni öğrendikten sonra:
- Canım Nusret Beyciğim, sevgili hocam, üzüldüğünüz şeye
bakın.
Hemen, şimdi, bakanlığa bir dilekçe yazar, kimin yapıp, yapmadığını
tespit için
bir tahkikat açtırıveririm.
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri
sevindirecektir.
Püf Noktası
TÜRKÇESİ VARKEN
İnsan dil ile düşünür,
düşündükçe dili gelişir.
Savunmasına, diline, ekonomisine sahip çıkmak özgürlüktür.
"İstiklâl"
bağımsızlık anlamına gelir.
Marşımız bile vardır. Dünyanın en gelişmiş dillerinden biri
olan Arapçadan gelir. Kökü "kele" dir. Arabın kaçmasın diye
devesinin ön ayaklarına bağladığı "kele"pçeden gelir.
Farkında olmadan, aynı kökten kullandığımız ikinci sözcük te
"Kelepçe"dir.
Bağımsızlık, "bağ"
kökünden gelir ve aynı kökten dilimizde şimdilik 136 farklı
sözcük vardır. [Bağ, bağlaç, bağıl, bağcık, bağımlı...]
Bir dilin çatısını yüklemleri
oluşturur. Türkçe özel ve yetkin bir dildir.
Yabancı sözcüklerden "yüklem" yapmaz. Onları soyutlar ve
"etmek, olmak.. gibi yardımcı sözcükler ile yüklem niteliği
verir. Dilin arı kalabilmesini sağlar.
Gelişmişliğin ölçütü dildeki
kavramlardır. Doğada "ağaç" yoktur.
Var olan erik-ağacı, kiraz-ağacı, çam-ağacıdır. "Ağaç" bir
kavramdır. Kavramların oluşturulabilmesi birlik, beraberlik,
iletişim ve paylaşımı gerektirir. Bağımsız, etkin ve yetkin
kalabilmek te öyle...!
1740 Osmanlı devleti,
Fransa ile bir imtiyaz (kapitülasyon)
antlaşması yaptı. 1913 I. Balkan Savaşı
sona erdi.
31
1900Boer Savaşı
sonunda, İngilizler Güney
Afrika’yı ele geçirdi. 1933 İstanbul’da
Darülfünun’un kaldırılıp Maarif vekaletince yeni bir
üniversite
kurulmasına dair kanun
kabul edildi. 1962 Nazi savaş
suçlusu Adolf Eichmann
İsrail’de asıldı.
Haziran
1
1885 Fransız yazar
Victor Hugo
öldü. 1932Tekel
Genel Müdürlüğü kuruldu. 1938
Atatürk,
hekimlerin tavsiyesine uyarak İstanbul Boğazı’nda
demirleyen Savarona
yatında kalmaya başladı. 1973Yunan
hükümeti monarşiyi kaldırarak cumhuriyet
ilan etti.
2
1851 Amerika’da içki
yasağı, Maine eyaletindeki uygulamayla başladı. 1935 Türkiye’de
ilk kez pazar günü resmi tatil
uygulamasına başlandı. 1964
Filistin Kurtuluş Örgütü
kuruldu. 1970 Yazar
Orhan Kemal Sofya’da
öldü. 1997
Susurluk Davası, İstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başladı.
3
1899 Besteci
Johann Strauss
öldü. 1924 Çek yazarı
Franz Kafka
öldü. 1949Gelir
Vergisi Kanunu kabul
edildi. 1963 Şair
Nazım Hikmet (Ran)
Moskova’da öldü. 1989 Pekin’de
Tienanmen
Meydanı’ndaki büyük
gösteriye asker müdahale etti;
2000 civarında öğrenci hayatını
kaybetti.
4
1876
Sultan Abdülaziz,
Feriye Köşkü’ndeki odasında ölü bulundu. 1878Kıbrıs,
Osmanlı devletinden ayrılarak İngiliz hakimiyetine
girdi. 1984 Mimar Sinan
Üniversitesi öğrencilerinin Fındıklı Parkı’nda
sergiledikleri
30 heykel, meçhul
kişilerce parçalandı. 1994 Radikal
İslamcılar, İslam toplumunda kadınların baskı altında
olduğunu
söyleyen Bangladeşli
yazar Teslime Nesrin
hakkında ölüm emri
verdiler.
5
1826 Besteci
Karl Weber
öldü. 1947 ABD Başkanı
Truman,
Dışişleri Bakanı George C.Marshall
tarafından
hazırlanan ve komünizm
tehdidine karşı koymayı amaçlayan
‘Marshall Planı’nı
imzaladı. 1964 Hükümetin
Kıbrıs’a müdahale kararı üzerine ABD Başkanı
Johnson,
İnönü’ye,
müdahalede ABD yardımından silahların
kullanılamayacağını
belirten bir mektup
gönderdi. 1965
Arap-İsrail Savaşı
başladı