Fotosentez
ile bitkiler... Hücre bölünmesi ile
bizler...!
Kavga, bitkisini hayvanını üretenin elindekini kapma
kavgası
Kavga enerjiyi savuranı, üretmeden tüketeni tutsak alma
kavgası.
Bu kavga
güçsüzü tutsak ve aç bırakır.
Gaflet,
bilmeden kabullenmekle başladı.
Başlangıç tarihi "Atatürk Orman Çiftliği" nin
TBMM de satış kararının alındığı gündür.
Devamı "Devlet Üretme çiftliklerinin" kapatıldığı
gündür.
Zararın
neresinden dönülse kârdır.
Ne
dersiniz?
Denizce
Çaresizseniz, çare
"siz" siniz !
Çare için
aşağıdaki satırları fare ile tarayın.
Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve
hukuk devletinden asla ödün vermeden
Denizce
Galatasarayın
Şampiyonluğunu Candan Kutlarız.
Birlik,
beraberlik ve güzelliklere örnek olmasını dileriz.
Lütfen
derhal bir Sivil
Toplum Kuruluşuna üye olun. Üye değilseniz hukuk çerçevesinde tepkinizi koyun,
koyanlara destek olun.
Ege kıyıları - Yunan Adaları [C.tesi-C.tesi bir hafta
yatılı]
"Denizce" S/Y
(Doğumu: 23.10.2006)
2005, 2006, 2007 yıllarının uluslararası ödüllü teknesi
Germanischer Lloyd
Class A "Ocean proof"
Güvenlik donanımı uluslararası standardların üzerindedir.
12.temmuz - 13 eylül 2008 döneminde
(c.tesi-c.tesi) haftalık dönemler
halinde.
Dönem
Rota
1.*
05 temmuz - 11 temmuz
Istanbul
- Istanbul
(Paket Program)
2.
12 temmuz - 19 temmuz
Istanbul
- Çeşme
3.
19 temmuz - 26 temmuz
Çeşme - Yunan Adaları - Çeşme
4.
26 temmuz - 02 ağustos
Çeşme - Yunan Adaları - Çeşme
5.
02 ağustos - 09 ağustos
Çeşme - Yunan Adaları - Bodrum
6.
09 ağustos - 16 ağustos
Bodrum - Yunan Adaları - Bodrum
7.
16 ağustos - 23 ağustos
Bodrum - Yunan Adaları - Bodrum
8.
23 ağustos - 30 ağustos
Bodrum - Yunan Adaları - Çeşme
9.
30 ağustos - 06 eylül
Çeşme - Yunan Adaları - Çeşme
10.
06 eylül
- 13 eylül
Çeşme - Istanbul
Gösterdiğiniz ilgiye
teşekkür ederiz.
Gezi-eğitim bilgileri için ... yukarıdaki resmi tıklayınız
Birlikteliğimizin adını
"Denizce"
koyduk.
"Denizce"
bir dil, bir
iletişim, bir yaşam biçimi olsun diye.
İki şey 'Kalitesiz
İnsan’ın özelliğidir 1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen
problemleri bile çözer 1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmayı
engeller 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden
düşürür 1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı 'Nitelikli
İnsan' yapar 1- İradeye hakim olmak
2- Uyumlu olmak
İki şey 'Ekstra Değer'
katar
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar 1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa
kürek çekmemeni sağlar 1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı
mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır 1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca
insandan ayırır 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış
açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat,vs)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)
İki şeyin değeri
kaybedilince anlaşılır: 1- Anne
2- Baba
İki şey geri alınmaz
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
İki şey gerçek sondur 1- Cennet
2- Cehennem
İki şey ulaşmaya değerdir 1- Sevgi
2- Bilgi
İki şey “hayatta önemli
olan her şey” içindir 1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek
Denizce
Atatürk'ün nutku
elektronik ortamda onurla paylaşıma açmıştır
Dostlarınızla paylaşırsanız seviniriz.
Büyüklere Masallar
Yaşam
Treni
Yaşam bir
tren yolculuğuna benzer; inilir, binilir, kazalar olur, bazı
duraklarda sürprizlerle bazı duraklarda ise üzüntü ile
karşılaşılır. Doğup da bu trene bindiğimizde, bazı kişilerle
karşılaşırız ve bütün yolculuk boyunca onların bizimle
beraber olacaklarını sanırız. Bunlar anne ve babalarımızdır.
Maalesef
gerçek tamamen değişiktir, onlar bir istasyonda, günün
birinde istemeden de olsa, inerler ve bizleri sevgi ve
muhabbetlerinden, dostluk ve yol arkadaşlıklarından mahrum
bırakırlar.
Bununla
birlikte bu trene yeni binenler de olur ve bizim için önemli
olurlar. Bunlar kız ve erkek kardeşlerimiz, dostlarımız ve
sevdiğimiz tüm iyi insanlardır. Bazıları bu yolculuğu küçük
bir gezinti gibi düşünürler. Bazıları da bu yolculuk
sırasında üzülürler. Bazıları ise yanınızdadır ve ihtiyacı
olanlara yardım için hazır bulunurlar.
Bazıları
yolda inerler ve geride sürekli bir özlem bırakırlar...
Bazıları ise binerler ve inerler. Biz onları sadece kısa bir
an için görebiliriz. Sevdiğimiz bazı yol arkadaşlarımızın
başka bir vagonda oturduklarında ve yolculuk boyunca bizi
yalnız bıraktıklarında şaşkınlığa uğrarız. Elbette ki tren
içinde onları aramamıza hiç kimse engel olamaz.
Bazen de
onların yanına başkaları oturmuş olduğunda bize yanlarına
oturmak için yer kalmaz. Önemli değil... yolculuk böyledir;
meydan okumalar, hayaller, ümitler, vedalar... hem de dönüşü
olmayan. Bu yolculuğu en güzel şekilde yapmaya gayret
edelim. Yol arkadaşlarımızı anlamaya çalışalım ve her
birinin iyi taraflarını bulmaya çalışalım.
Unutmayalım ki yolculuğun her safhasında yol
arkadaşlarımızdan birisi müşkül bir duruma düşebilir ve
bizim yardımımıza ihtiyaç duyabilir. Bizim de bocaladığımız
zamanlar olacak ve bizi de destekleyecek birileri olacaktır.
Bu yolculuğun en esrarlı tarafı, hiç birimizin bu trenden ne
zaman ineceğimizi bilmememizdir.
Elbette
yol arkadaşlarımızın da ne zaman ineceklerini bilemeyiz.
Hemen yanımızda oturmuş olsalar bile...
Eminim ki
trenden indiğimde çok üzüleceğim!
Trende karşılaştığım tüm dostlardan ayrılmak, yakınlarımızı
yalnız bırakmak çok acı olacak. Ancak bir gün büyük
istasyona vardığımızda onların trene bindiklerinde olmayan
bagajları ile birlikte görebileceğimizi biliyorum.
Aksine
onların bagajlarını büyütmek ve zenginleştirmek için
yardımcı olmakla mutlu olacağım. Mümkün olduğu kadar
güzel bir yolculuk yapalım ve trenden indiğimizde iyi bir
hatıra bırakmaya gayret edelim.
Aynı
trende bulunduğum yol arkadaşlarıma
İYİ YOCULUKLAR...
Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış
ekmek kokusu... Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman
ekmek gibi... Bir kez olsun kümesten
yumurta almamış, bir kez olsun o
kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve
fakat alışveriş merkezlerinin restoran
katlarında, boğucu bir gürültü ve
havasızlık içinde hamburger keyfine
fit olmuş çocuklar ve gençler için ben
ne kadar yaşlıyım?
***
Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur.
O beyaz örtünün gelişi sürpriz olurdu.
Şimdiki gibi üç günlük hava
tahmini, kar yağışı için dakikalı
randevu falan yoktu. (Meteoroloji
tutturamadığı zaman o kadar
seviniyorum ki...) Krize de girmezdik.
İran'ı
hiç takmazdık. Yakacak bir şeyler
olurdu her zaman.
Ve kuzine hem ısıtır hem de
pişirirdi...
Bize kalan kışın ve karın tadını
çıkarmaktı...
Mumumuz, gaz lambamız vardı.
***
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman
olmazdı. Öyle güzel cahildik ki,
keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal
kabuklarını sobanın üzerine dizer,
kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek
büsbütün bir gecenin akıllara seza
mutluluğuydu. Sonra illa ki,
büyüklerin anlattığı hikâyeler,
hatıralar... Birçoğu arızalı ve
tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar
yerine, geniş ve besleyici bir
masal dünyası...
***
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi
kokardı. Çay da kokardı... Domates
de... Bütün bu nefasete, küçücük bir
bakkal dükkânının zenginliği
yetiyordu.
***
Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme
korkusu, yolda kalma telaşı, rejim
tehlikesi... Kimin umurunda... Ne
güzel cahildik. Mutluluğun resmini
çiziyorduk...
Yazarını bilen
dostlarımızın paylaşmalarını önemle rica ederiz.
Memur, patronuna giderek "Zam istiyorum efendim.." demiş.
"Yoksa peşimde koşuşturan üç şirket var ve yakında beni
bulamayacaksınız, bilesiniz..!"
"Hangi şirketler onlar?" diye sormuş patronu..
Memur "İnanmıyorsanız söyleyeyim efendim.." demiş.
"Elektrik, doğalgaz ve su şirketleri..!"
---
Adamın biri yolda giderken, birden ayağı kayıp düşmüş.
Arkasından gelen
adam, kalkmasına yardım etmiş. Düşen adam teşekkür ettikten
sonra "sizin bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim?"
demiş.
-
Vallahi ben şimdiki iktidar partisinin bir üyesiyim. İlk
seçimlerde
bizim partiye oy verirseniz, ödeşmiş oluruz... Adam ters ters
bakmış karşısındakine:
-
Beyefendi, beyefendi, demiş. Ben düşünce kıçımı yere vurdum,
kafamı
değil...
---
Dönemin Amerika İngiltere ve Turkiye Başbakanları biraraya
gelmiş ve toplantı sonunda basının sorularını
yanıtlıyorlarmış.
Gazeteci sormuş:
- Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir
hayat
sürebilir siz onlara ne kadar öduyorsunuz?
Amerika başbakanı:
- Amerikada 4 kişilik bir aile 5000 dolar ile rahat bir
yaşam sürebilir, biz onlara 6500 dolar ödüyoruz geri kalan
1500 doları naparlar bilmiyorum.
İngiltere başbakanı:
- İngilterede aynı aile 4000 pound ile rahat yaşar, biz 5000
veriyoruz 1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz.
Ilımlı bir ülkenin prezidanı ise:
- Ülkemde aynı ailenin açlık sınırı 800 yeni pirimdir.
Biz onlara 300 yeni pirim veriyoruz geriye kalan 500 yeni
pirimi
nereden buluyorlar biz de anlamış değiliz
---
Birgün; Kâmil Paşa, bir şikayet üzerine, Şair Eşrefi
vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref,
vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu
ve biraz beklemesi gerektiğini söylediler.
Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye
çalıştı. O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele
hakkında "O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz"
dediğini duydu. Bu sözlerden fena halde üzülen şair,
cebinden çıkardığı bir kağıda dizileri yazdı ve ordaki
odacıya valiye verilmek üzere bıraktı ve "akılsız başın
cezasını ayaklar çeker deyip" çıkıp gitti.
Reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar
Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki
Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar.
Ongun Demirler 'e
teşekkürlerimizle
Püf Noktası
Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz,
önce kendini tanıttı, sonra 'Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz
var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz' dedi...
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el
omzuma dokundu... Döndüm... Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı
hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu... 'Ben Rose'
dedi.. 'Benim adım Rose, yakışıklı... 87'yim. Madem tanıştık
seni kucaklayabilir miyim?..' Güldüm... 'Tabii' dedim...
'Hadi sarıl bana...' Öyle sımsıkı sarıldı ki...
'Bu kadar genç ve masum yaşta
üniversiteye niye geldin' diye şaka yaptım.. Minik bir
kahkaha ile yanıtladı:
'Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk
doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım...'
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik.
Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan
hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık... Öyle akıllı
ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok
şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampüsün
ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk
arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer
öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını
yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu...
Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet
ettik Rose'u... Konuşma yapması için... Orada bize verdiği
dersi unutmama imkan yok...
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir
yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile
kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma
darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru
eğildi... 'Ne kadar beceriksizim, değil mi?... Özür
dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir
duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz. Şimdi bu kartları
toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil...
Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim,
olur mu?...'
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve
konuşmasına başladı:
'Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan
vazgeçmeyiz... Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz
için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya
ulaşmanın sadece dört sırrı vardır... Her gün gülmek ve
yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlak...
Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan
pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi
yok...
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır...
Eğer 19'ysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey
üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş
yaşlanır, 20 olursunuz... Ben 87'yım ve ben de bir yıl
hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam,
88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun
için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir
yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek,
kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar, genelde
yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz
çünkü... Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır...
Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey
yapmayanlardır...'
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam
mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi
derece ile bitirdi...
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur
içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite
öğrencisi katıldı.
'Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını'
hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına
layık bir törendi bu...
Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde
zorunlu ders olmalıydı: "Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur"
İ.Siret Bâli 'ye
teşekkürlerimizle
ATEŞ PAHASI
Kanuni Sultan Süleyman, adamlarıyla birlikte avlanmaya
çıkmıştı. Bir ceylanın peşinden koşarlarken zamanın nasıl
geçtiğinin ayırdına varamadılar.
'Biz nerelere geldik böyle?' diyerek çevrelerine
bakındıklarında hava kararmaya yüz tutmuştu. Gök kararmakla
kalmamış, şiddetli bir rüzgar ve ardından da savruntulu bir
yağmur bastırmıştı. Hünkar ve adamları, bu dağ başında
bulabildikleri bir kulübeye kendilerini zor attılar.
Sığındıkları kulübede, geçimini odunculuk yaparak sağlayan
yoksul bir köylü yaşıyordu. Adamcağız bu Tanrı konuklarını
içeri aldı, onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya
başladı.
Padişah kendini özellikle tanıtmak istememişti; ama yoksul
oduncu onun kim olduğunu anlamakta gecikmedi. O nedenle
ocağa büyük büyük odunlar atıp kulübeyi iyice ısıttı. Bir de
sıcacık çorba ikram etti.
Dışarıda hem ıslanıp hem üşüyen padişah ve adamları bu
durumdan pek memnun kalmışlardı. Geceyi orada rahatça
geçirdiler. Hatta padişah bir ara çevresindekilere, 'Doğrusu
şu ateş bin altın eder' diye de söylendi. Ertesi gün yola
çıkmadan önce padişah oduncuya önce memnuniyetini bildirdi:
'Efendi! Bizi ihya ettin. Harlı ateşin sayesinde geceyi pek
rahat geçirdik' dedi ve sordu: 'Söyle bakalım
borcumuz ne kadar?'
Oduncu, kırk yılda bir eline geçen bu olanağı değerlendi ve
parayı biraz yüksek söyledi: 'Bin bir altın yeter, beyzadem'
dedi.
'Çok fazla istemedin mi?'diye soran padişaha.
'Yemek ve yatak bedeli bir altın, ateşin bin altın ettiğini
de zaten siz söylediniz.' dedi.
Padişah adamın kıvrak zekası karşısında gülümsedi ve bin
altını ödedi.
1820- Dünya Hemşireler
Günü ve Hemşirelik Haftası: İngiliz hastane reformcusu
ve Selimiye kışlasındaki Kırım Savaşı yaralılarınca,
''Lambalı kadın'' olarak
bilinen Florence Nightingale doğdu.
1947- Güzel Sanatlar
Akademisinin Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde yetişen on
sanatçının oluşturduğu ''Onlar Grubu'' kuruldu.
1951- Yıkıcı gücü
Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombaların 100 katı
büyüklüğünde olan ilk hidrojen bombası denemesi, Pasifik
Okyanusu'ndaki Eniwetok atolünde yapıldı.
1976- Filistin Kurtuluş
Örgütünün (FKÖ) Türkiye'de büro açma isteği kabul
edildi.
1978- Liselerde okutulan
ahlak dersi ve müfredat programları ile ders kitapları
uygulamadan kaldırıldı.
1978- Ankara'nın Dışkapı
semtindeki YIBA Çarşısı, tüp patlaması sonucu çıkan
yangında 49 kişi öldü.
1979- Türkiye Sanayici ve
İşadamları Derneği, gazetelere ''Gerçekçi Çıkış Yolu''
başlıklı, Ecevit hükümetini eleştiren tam sayfa ilan
verdi.
1994- Kayıp olan Sağlık
Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan,
başına iki kurşun sıkılmış halde ölü bulundu.
1997- Güneydoğu'da
sürdürülen operasyonlarda 28 terörist ölü ele geçirildi.
1998- İstanbul'da,
Hollanda ve Türk polisinin ortak çalışması sonucu, deniz
yoluyla İtalya ve Hollanda'ya gönderilmek istenen,
uluslararası uyuşturucu kaçakçısı
Hüseyin Baybaşin'in amcasının oğlu Nizamettin Baybaşin'e
ait 10 trilyon lira değerinde eroin ve afyon sakızı ele
geçirildi.
1998- İHD Genel Başkanı
Akın Birdal, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
2005- Türk sinemasının
usta yönetmeni Ömer Kavur (61) İstanbul'da vefat etti.
13
1915- Çanakkale'de,
Binbaşı Ahmet Bey'in komutasındaki ''Muaveneti Milliye''
muhribi, Golyak zırhlısını torpilleyerek batırdı.
1919- İzmir'in işgal
edileceğine ilişkin Venizelos'un beyannamesi, Aya Fotini
Kilisesi'nde Yunan Albayı Mavrudis tarafından yerli
Rumlara okundu.
1950- Ereğli Kömür
İşletmelerinde Türkiye'nin ilk siyasal grevi yapıldı.
1965- Batı Almanya
İsrail'i tanıdı. Karar nedeniyle 9 Arap ülkesi Batı
Almanya ile ilişkisini kesti.
1975- Başbakan Süleyman
Demirel, Vural Önsel adlı bir kişinin saldırısına
uğradı. Demirel'in burun kemiği kırıldı.
1981- Papa II. Jean Paul,
Mehmet Ali Ağca tarafından Roma'da vurularak yaralandı.
2000- Ankara Sincan'da
tarlaya bırakılmış halde fazla miktarda patlayıcı madde
ve silah ele geçirildi. Patlayıcı ve silahların, yasa
dışı Tevhid (Selam) örgütü
mensubu Necdet Yüksel tarafından bırakıldığı belirlendi.
Yüksel'in, Ahmet Taner Kışlalı'nın aracına bombayı
koyduğunu ''itiraf ettiği'' bildirildi.
14
1560- Piyale Paşa
komutasındaki donanma, Cerbe deniz savaşını
kazandı.
1839- Askeri hekim
yetiştiren Osmanlı öğretim kurumu Mektebi Şahane-i
Tıbbiye açıldı. Tanzimat Fermanı'nın getirdiği reform
düşüncesinden en çok etkilenen kurumlardan olan
''Mektebi Şahane-i Tıbbiye'', 1909'da, Haydarpaşa'daki
binasına (bugünkü Marmara Üniversitesi) taşındı.
1919- İzmir Limanı'nda
bulunan İtilaf Devletleri donanması kumandanı
Caltrop, Türk ordusuna
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceğini
bildirdi.
1919- İzmirli yurtseverler, gece Yahudi Maşatlığı'nda
toplanarak, ''Reddi İlhak'' ilkesini kabul ettiler.
1948- Filistin'de İngiliz egemenliği sona erdi; İsrail
bağımsızlığını ilan etti.
1950- 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı son
buldu.
Demokrat Parti yüzde 53 oyla tek başına iktidara geldi.
1955- Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu
Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve Sovyetler
Birliği, yeni bir askeri ittifak içeren ''Varşova
Paktı''nı imzaladılar.
1964- Gazeteci yazar Selami İzzet Sedes
(68)
İstanbul'da öldü.
1972- Bülent Ecevit, CHP Kurultayı'nda Atatürk ve
İnönü'den sonra CHP'nin üçüncü Genel Başkanı seçildi.
1975- Gazeteci Ümit Deniz
(53) İstanbul'da öldü.
1984- Oyun yazarı Vasıf Öngören öldü.
1984- Tiyatro ve sinema sanatçısı İhsan Yüce
(54)
öldü.
1987- TBMM, Anayasa değişikliğini kabul ederek, siyasi
yasaklar için referanduma gidilmesi, milletvekili
sayısının 450'ye çıkarılması ve seçmen yaşının 20'ye
indirilmesini benimsedi.
1995- Deneme ve eleştiri yazarı Rauf Mutluay
(70)
öldü.
1997- Güneydoğu'da sürdürülen operasyonlarda 30'u ölü,
32
terörist ele geçirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak
Kürdistan Demokrat Partisinin isteği üzerine Kuzey
Irak'a girdi.
1998- Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, Çankaya
Köşkü'nde
düzenlenen törenle Prof. Dr. Bernard Lewis'e verildi.
1998- Frank Sinatra (82) öldü.
15
1718- Londralı avukat
James Puckle, makineli tüfeği icat
etti.
1873- Darüşşafaka Lisesi kuruldu.
1919- İtilaf Devletleri desteğindeki Yunanlılar, İzmir'i
işgal etti.
1919- Yunan güçlerine ilk kurşunu atan Hukuku Beşer
gazetesi Başyazarı Hasan Tahsin (Osman Nevres) ile
Askerlik Şube Başkanı Albay Süleyman Fethi şehit
edildiler.
1919- Mustafa Kemal, Yıldız Sarayı Küçük Mabeyn
Köşkü'nde
Padişah Vahdettin ile görüştü.
1924- Sanayi-i Nefise Mektebi (MÜ Güzel Sanatlar
Akademisi) öğrencileri ilk resim sergilerini İstanbul'da
açtı.
1933- Rus romancı Maksim Gorki, İtalya'dan Rusya'ya
geçerken İstanbul'a geldi ve Süleymaniye Camii ile bazı
müzeleri gezdi.
1941- Samsun-Ankara arasında, 19 Mayıs dolayısıyla
''İstiklalin Kurtarıcısı Ebedi Şeften, Koruyucusu Milli
Şefe'' adıyla bir bayrak yarışı yapılması
kararlaştırıldı.
1963- ABD'li astronot L. Gordon Cooper, Mercury-Atlas 8
adlı kapsülle o güne kadar yapılmış en uzun uzay uçuşunu
(34 saat, 19 dakika) gerçekleştirmek üzere uzaya
fırlatıldı.
1966- Washington'da Vietnam Savaşı'nı protesto eden 8
bin kişi, 2 saat boyunca Beyaz Saray çevresinde gösteri
yaptı.
1969- Anayasa değişikliğinin Mecliste kabul edilmesiyle,
eski DP'lilere siyasal haklarını iade etme imkanı
tanındı.
1974- Şehit gazeteci Hasan Tahsin adına İzmir Konak
Alanı'na dikilen İlk Kurşun Anıtı'nı, Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk açtı.
1983- 12 Eylül döneminin ardından demokrasiye geçişte
kurulan ilk parti açıklandı: Milliyetçi Demokrasi
Partisi.
1990- Vincent Van Gogh'un yapıtı ''Doktor Gachet'nin
Portresi'' adlı tablo, o güne kadar bir resim için
ödenen en yüksek fiyatla 82,5 milyon dolara satıldı.
1992- Şırnak'ın Uludere ilçesi Taşdelen ve Işıkveren
sınır jandarma karakollarına saldıran teröristler 27 eri
şehit etti.
Saldırıdan sonra düzenlenen operasyonda 100 terörist ölü
geçirildi.
1995- Almanya'da, Türkiye ve Atatürk aleyhinde
kampanyalar yürüten ve kendisini halife ilan eden ''Kara
Ses Cemalettin Kaplan'' öldü.
1996- Gözcü gazetesi yayın hayatına başladı.
1997- Sınır ötesi operasyonun ilk gününde
Sarıkavaklar'da 30 terörist ölü ele geçirildi.
1998- Eski başbakanlardan Naim Talu, tedavi gördüğü
Amerikan Hastanesinde vefat etti.
2000- Necdet Yüksel'in Sincan'da gösterdiği yerdeki
ikinci cephanelikte 75 kilo C-4, 30 tabanca, 4 otomatik
tabanca ile 7 lav silahı bulundu.
2004- Birinci Süper Futbol Ligi'nde Fenerbahçe şampiyon
oldu.
2005- Tunceli'nin Ovacık ilçesi kırsalında 2'si kadın 9
terörist ölü ele geçirildi.
2005- Emekli SAT komandosu Namık Ekin, ABD'li Jerry
Hall'un 120 saat ile sahip olduğu su altında kırma
rekorunu 121 saat 35 dakika ile geliştirerek yeni rekora
imza attı.
2005- Anadolu Ajansının eski çalışanlarından gazeteci
Ahmet Karaca, Ankara'da vefat etti.
16
1717- Voltaire adıyla
bilinen yazar François-Marie
Arouet, din ve krallık karşıtı yazılarından ötürü
Bastille hapishanesine gönderildi.
1888- Gramofonun mucidi Emile Berliner, Philadelphia'da
geliştirdiği bu aleti tanıttı.
1919- Mustafa Kemal, Samsun'a gitmek üzere ''Bandırma''
vapuru ile İstanbul'dan yola çıktı.
1926- Son Osmanlı padişahı VI. Mehmet Vahdettin,
İtalya San Remo kentinde öldü
1957- IBM'nin yeni geliştirdiği bilgisayarın ağırlığı 21
tondu.
1958- Londra'da besteci Ahmet Adnan Saygun'a ''Jean
Sibelius Ödülü'' verildi.
1963- Ankara Devlet Tiyatrosu'nda ilk müzikal
sergilendi.
Müzikalin adı ''Öp Beni Kate'' idi.
1989- Türkçe tangoları seslendiren ilk sanatçı Seyhan
Hanım (Oskay) öldü.
1992- Tarihi Galata Köprüsü, köprü altındaki bir
lokantada çıkan yangın sonucunda çökerek kullanılamaz
hale geldi.
1993- DYP Genel Başkanı, Başbakan Süleyman Demirel, 244
oyla Türkiye'nin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı oldu.
1994- Gazeteci yazar Şahap Balcıoğlu
(71) öldü.
1996- DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, örtülü ödenekle
ilgili açıklamada bulunamayacağını, ''devlet sırrı''
olduğunu söyledi.
1997- Sinema oyuncusu Önder Somer İstanbul'da öldü.
2000- Onuncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM'de
ant içerek görevine başladı.
2001- Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Hava
Grubu'na ait CASA tipi askeri uçak, Malatya'da düştü.
Kazada, 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 16 astsubay, 1
uzman çavuş ve 10 er şehit oldu.
17
1880- Şair, siyaset adamı
Ziya Paşa (55) Adana
Valisi iken öldü.
1928- Türkiye Cumhuriyeti Hıfzıssıhha Müessesesi
kuruldu.
1952- Öykücü, romancı, siyaset adamı Memduh Şevket
Esendal, Ankara'da öldü.
1957- Ünlü yazar, eleştirmen Nurullah Ataç
(59)
üremi tedavisi gördüğü Ankara Numune Hastanesinde öldü.
1967- İmam hatip okullarını bitirenlere, üniversitelere
girme hakkı tanındı.
1971- İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom, 4
terörist tarafından kaçırıldı. Elrom'un cesedi, bir
apartman dairesinde bulundu.
1974- Ressam Refik Epikman
(72) öldü.
1983- Ankara Bahçelievler'de 8 Ekim 1978'de TİP üyesi 7
kişiyi öldürmekten yargılanan İbrahim Çiftçi ve 8
arkadaşı ile ilgili davada, Haluk Kırcı ve Ahmet
Ercüment Gedikli ölüm cezasına çaptırıldı.
1989- Çin'de 1 milyondan fazla gösterici, Tienanmen
Meydanı'nda açlık grevi yapan öğrencileri desteklemek
amacıyla yürüdü.
1994- Türkiye ekonomisi, 14 yıl aradan sonra yeniden IMF
denetimine girdi.
2000- Futbolda 42. UEFA Kupası'nı, Danimarka'nın
başkenti
Kopenhag'taki finalde İngiltere'nin Arsenal takımını
penaltılarla 4-1 yenen Galatasaray ilk kez kazandı.
2006- Danıştay 2. Dairesine silahlı saldırı düzenlendi.
Daire üyeleri toplantı halindeyken düzenlenen saldırıda,
üye Mustafa Yücel Özbilgin öldü, Daire Başkanı Mustafa
Birden, üyeler Ayfer Özdemir ve Ayla Gönenç ile Tetkik
Hakimi Ahmet Çobanoğlu yaralandı. Saldırıyı
gerçekleştirdiği belirtilen İstanbul Barosuna kayıtlı
avukat Alparslan Arslan, Danıştay binasından
çıkamadan yakalandı.
18
1804- Napoleon Bonaparte,
Fransa İmparatoru ilan edildi.
1898- Şair Faruk Nafiz Çamlıbel, İstanbul'da doğdu.
1929- Suşehri'nde 6.1 büyüklüğündeki depremde 64 kişi
öldü.
1952- Gazeteci yazar Sermet Muhtar Alus vefat etti.
1976- Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Yahya
Demirel tahliye edildi.
1976- TRT'nin ilk spikerlerinden Zafer Cilasun
(37)
Ankara'da öldü.
1980- Galatasaraylı ünlü futbolcu ''Baba Gündüz''
(Gündüz
Kılıç) vefat etti.
1981- TBMM'nin eski başkanlarından Fuat Sirmen öldü.
1993- Sinema sanatçısı Handan Adalı vefat etti.
1994- TSK'ye ait savaş uçakları, terör örgütü PKK'nın
Irak'ın kuzeyindeki Zeli Kampı'nı bombaladı. Yüzlerce
teröristin yok edildiği bildirildi. Hakkari, Bingöl ve
Kahramanmaraş'taki operasyonlarda da 52 terörist
öldürüldü.
1996- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, İzmit'te İbrahim
Gümrükçüoğlu tarafından suikast girişiminde bulunuldu.
Demirel, olaydan yara almadan kurtuldu. Koruma Müdürü
Şükrü Çukurlu kolundan, bir gazeteci ise ayağından
yaralandı.
2000- Doç. Dr. Bahriye Üçok'un katledilmesinde
kullanılan
pakette tespit edilen parmak izinin, Umut Operasyonu
çerçevesinde yakalanan Ferhan Özmen'e ait olduğu
belirlendi.
2003- Türkiye'nin ilk özel rakı fabrikasının temeli,
İzmir'in Menderes ilçesi Tekeli beldesinde atıldı.
2006- Danıştay saldırısında ölen 2. Daire Üyesi Mustafa
Yücel Özbilgin'in Kocatepe Camisi'ndeki cenaze törenine
katılan eski başbakanlardan Bülent Ecevit, daha sonra
gittiği evinde aniden tansiyonu yükselerek fenalaştı ve
GATA'ya kaldırıldı. Beyin kanaması geçirdiği belirlenen
Ecevit, ameliyat edildi.
Murat
Dikmen'e teşekkürlerimizle
Haftalık Hava Tahmini
Kısa
kısa:
Meteoroloji raporlarında sıklıkla kullanılan, rüzgar hızıyla
ilişkilendirilen "Kuvvet" sözcüğü,
Beaufort'un (Bofor) tanımladığı rüzgar hızı aralığıdır.
Aralıklar 1-12 rakamları ile ifade edilir. Rüzgar hız birimi "knot" tur
"not" olarak okunur = "dm/sa" denizmili / saat
tir.