Hitit Duası (Hititlilere ait M.Ö. 2000 yılındaki bir duvar yazısından alınmıştır)
Tanrım beni yavaşlat!
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver!
Sinirlerimdeki ve kaslarımdaki gerginliği,
derin belleğimde yaşayan akarsuların nameleriyle yıka, götür!
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için
yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir yazıdan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret!
Her gün bana kaplumbağa ile tavşanın masalını hatırlat.
Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın kazanmadığını,
yaşamda hızını arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır...
Beni yavaşlat Tanrım,
ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru uzatmama yardım et.
Yardım et ki,
kaderimin yıldızına doğru
daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve, hepsinden önemlisi...
Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret,
değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır,
ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl,
beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver!
Denizce Atatürk'ün nutku elektronik ortamda onurla paylaşıma açmıştır
Dostlarınızla paylaşırsanız seviniriz.
Büyüklere Masallar
FİNCAN FİNCAN OLANA KADAR...
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu.. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.
“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.
“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu.. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
“Henüz değil!”
“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım.. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum.. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.
“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim.
Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”
“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”
“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.
Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…
Teşekkür ederim.”
--
Karanlığın en koyu olduğu an,
Aydınlığın en yakın olduğu zamandır.
Kalbim
Neden hep olmazlarda
Neden hep çıkmaz sokaklarda
Kalbim
Dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda
Sevdin olmadı
Bir dünya istedin kardeşçe
Olamadı
Fikret Kızılok
Ayşe Ayman'a teşekkürlerimizle
-----
Ben yelkenci olmak istiyorum.
Başlarım ve başarırım. Sonrasında da Denizci olup özgürlüğümü dostlarımla paylaşırım..
Gün 24 saat yıl 365 gün
Diyenlere...
Denizce Kalitesinde
Yetişkinlere Yelken Eğitimi
Kendi Teknenizin Kaptanı olabilmek...
Doğadan işinize - evinize güzellikler taşıyabilmek için
Akıl hastanesinde ruh hastaları ortak salonda otururlarken Zoofili (Hayvanlara tutku) hastası yanlarından geçen kediyi işaret ederek
"Hadi bu kediyi becerelim" demiş..
"Önce işkence edip sonra becerelim" demiş, sadist,
"İşkence edip becerelim ama sonra da öldürelim" diye atılmış seri katil..
"İşkence edelim, becerelim, öldürelim arkasından tekrar becerelim" diye ayağa kalkmış nekrofil.. (Ölü sevici.)
"İşkence edelim, becerelim, öldürelim, sonra da tekrar becerelim ama en sonunda yakalım" demiş, kundakçı..
"Miyavvvv!.. Miyavvvv" demiş, mazoşist..
Cem İşmen'e teşekkürlerimizle
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.
Püf Noktası
E-POSTA larda TÜRKÇE KARAKTER SORUNU
Bozuk karakterli metni kopyalayıp aşağıdaki adrese kopyalarsanız. Düzgün okuyabilirsiniz
http://www.turkcekarakter.com/
Mine Demirağ 'a teşekkürlerimizle
ACİL ÇAĞRI NUMARALARI
110 Yangın İhbar, 112 Sıhhi İmdat, 151 Kıyı Emniyeti, 155 Polis İmdat, 156 Jandarma İmdat, 157 İnsan Ticareti Mağdurlarına Yardım ve İhbar Hattı, 158 Sahil Güvenlik, 159 Alo Karayolları, 168 Türk Kızılay'ı, 177 Orman Yangın Hattı.
TÜM HASTANELER-AMBULANSLAR TEK TELEFON == 444 0 911
Önce bulunduğunuz ilin alan kodunu giriniz.
(0232, 0212, 0126...) 444 0 911
Astroloji bir bilim değildir.Kişinin doğduğu an ve konumuna göre etkin yıldızların çekim gücünü "Astronomi" biliminin hesaplama yöntemlerinden yararlanarak bulur. Bu aşamaya kadar bilimsel nitelik taşıyan Astrolojinin halk arasındaki önemi bundan sonraki yorumlarına ilişkindir.
Saniye farkıyla doğan ikizlerin karakterleri ve astrolojik tanımları birbirlerinin aynısı olmakla beraber, gerçek karakterleri birbirlerinde çok farklı olabilmektedir.
Astroloji karakter yapısında ana etmen olan kalıtımı hiç dikkate almaz.
Kişilerin birbirlerine yaklaşmalarına, tanışmalarına ve hatta sonrasına belli ölçüde katkıda bulunan astrolojik "bilgiler", ayrılık hallerinde de ciddi teselli kaynaklarını oluşturmaktadır.
Ancak en büyük yararı yorumlarını profesyonelce yapanlaradır.
Ülkemiz işsizlikten kırılırken, bu becerikli zat'ı muhteremlerin aç kaldıkları hiç vaki değildir. Bu "mesleği" icra edebilmek için sadece zekâ yeterli değildir.
Astrolojinin kaynağına inildiğinde Yunan mitolojisi öykülerine rastlanır.
Bu öykülerdeki tanrıların insansı yaşamları ve yaşamlarındaki "Dallas" dizisini kıskandıracak tavırları, özellikle mirasçıları için hayli dikkat çekicidir.
Önümüzdeki haftalarda bu öyküleri sizlerle paylaşacağız.
KOÇ BURCU Koç burcu Jason ve Medea:
Orkhomenos kralı Athamas’ın oğlu Phrixus yanında kız kardeşi Helle olduğu halde gezerken, yanı başında altın bir koçla yürümekte olan üvey anneleri Nephele ile karşılaşırlar. Altın koç iki kardeşin merakını çeker ve Nephele onlara bu koçun hikayesini anlatır. Denizler tanrısı, büyük Zeus'un kardeşi Posedion, göz koyduğu Bisaltes'in güzel kızı Theophane'yi güzel bir koyuna ve ona kur yapıp elde edebilmek için de kendisini bir koça dönüştürür. Nephele'nin yanında dolaştırdığı altın koç, bu birleşmenin yani, Posedion ve Theophane'nin çocuklarıdır. Colchis Krallığı’nı kurtarmak için Savaş Tanrısı Ares'e bir kurban verilmesi gerektiğinden, Nephele de bu koçu üvey çocuklarına verir ve onu Ares'e kurban etmelerini ister ve onları Karadeniz'e gönderir. Şimdiki Çanakkale Boğazı’ndan geçerlerken Helle denize düşer ve boğularak ölür. Kimi anlatımlarda iki kardeşin üvey annelerinden kaçtıkları rivayet edilmektedir. Aslında Helle boğulurken denizler Tanrısı Posedion onu kurtarır ve ondan üç çocuğu olur. Bu olaydan kurtulan Phrixus, altın koçu yerine ulaştırır ve kurban edilen koçun altın postu Colchis'te Savaş Tanrısı Ares tapınağının kapısına asılır. Bu tapınak hiç uyumayan bir canavar tarafından korunmaktadır. Uzun yıllar sonra ; Colchis kralı olmak isteyen Jason ya da diğer adıyla İason, Argonautlar'ın da yardımıyla ve büyük mücadeleler vererek Altın Posta sahip olur. Jason Altın Postu aldığı gibi Colchis kralının kızı güzel Medea'yı da kaçırır. Daha sonra büyücü kadın olarak da anılacak olan Medea, kendisini kaçıran Jason'u kurtarmak için erkek kardeşini denize atarak aşık olduğu adama yardım etmiştir. Jason Arganaut'a döndükten sonra krallığını ilan eder ve mutlu sona ulaşılır. Jason'un bu kahramanlıkları, cesareti,gücü ve başarıları Altın Post ve koç hikayelerinden sonra Koç burcu insanıyla özdeşleşmiştir.
BOĞA BURCU Zeus ve Europa:
Sadakatsiz ve güvenilmez bir kadın olarak mitolojinin sayfalarında yer bulan Şehvet Tanrıçası Ishtar, kendisiyle hiç ilgilenmeyen Babilli kahraman Gılgamış'a aşık olur. Haris bir kadın olan Ishtar, bir erkeğin kendisini reddetmesini kabullenemeyerek aynı zamanda babası olan Tanrılar Tanrısı Anu'ya giderek Gılgamış'ı öldürmesi için dev bir boğa yaratmasını ister. Bu boğanın şehveti ve hırsı temsil ettiği düşünülmüştür, Her yıl yeni bir ay girdiğinde ve boğa burcunda doğmaya başladığı gün bitiminde Babilliler, şans getirdiğine inandıkları altın boynuzlu bir boğayı kurban ederlerdi. Bu efsanelerden çok , çapkınlıklarıyla ünlü Zeus'un hikayeleri dilden dile dolaşır. Bunlardan biri de Zeus'un Fenike kralı Agenor'un güzel kızı Europa'yı gösterişli bir boğa kılığına girerek kaçırır. Efsanede boğa kılığına giren Zeus, Europa'nın çiftliğinde otlarken, onu beğenerek yanına giden ve başını severek çiçekler takan Europa'yı sırtına aldığı gibi Akdeniz'in karşı yakasındaki Girit adasına kaçırır. Europa'nın Zeus'tan Minos, Radamanthys ve Sarpedonthis adlarında üç çocuğu olur. Bu arada Europa'dan bıkan Zeus kaçar ve Europa da çocuklarını evlat edinen Girit Kralı Asterion'la evlenir. Bu hikaye bize Boğa burcunun en temel özelliği olan sahiplenicilik, güzel ve alımlı bir görünüşe tutkunluk temalarını anlatmaktadır.
İKİZLER BURCU Castor ve Pollux:
Mitolojide Tanrı Zeus'un oğulları Castor ve Pollux, aynı zamanda Dioscuri Yıldız Kümesinden iki yıldızın da adıdır. Mitolojik dilde "Zeusun oğulları" anlamına gelen bu ismi Babilliler takmışlardı. Çapkınlar çapkını Zeus, Isparta Kralı Tyndaros'un karısı Leda ile sevişebilmek için kuğu kılığına girer ve onların birleşmesinden iki yumurtaları olur. Bir yumurtadan Pollux ve Hellen, diğer yumurtadan da Castor ve Clytemnestra doğarlar. Rivayete göre Pollux ve Hellen Zeus'un ölümsüz çocukları, Castor ve Clytemnestra ise Tyndaros'un ölümlü olan çocuklarıdır. Eski zamanlarda bu olaydan dolayı ikiz olan çocukların birisinin daima tanrısallık taşıdığına inanılır. Yıldızlara ismi verilen bu iki kardeş, Sparta'da birlikte büyür ve çok da iyi anlaşırlar. İki delikanlı Altın Post'u bulmaya giden Jason'un yanında da yer alırlar. İki genç, iki kız kardeşe aşık olurlar. Ancak kızlar nişanlıdırlar ve onları kaçırırken çıkan kavgada Castor ölür. Kardeşini çok seven ve onun ölümüne katlanamyan Pollux, babası Zeus'tan onu tekrar diriltmesini ister. İki kardeşin birbirlerine olan sevgisi Zeus'u duygulandırır ve Pollux'un sahip olduğu ölümsüzlüğünü kardeşi Castor'la paylaşmasına izin verir, ama bir şartla ; bundan böyle iki kardeş zamanlarının yarısını Tanrılar Dağı Olimpos'ta, diğer yarısını da yeraltında ölüler dünyasında geçireceklerdir! Başlarının üstünde ışık saçan iki ata biner bir vaziyette resmedilen Castor ve Pollux,böylelikle de İkizler burcunun sembolü olmuşlardır. İkizler burcu insanının iki kişilikli diye adlandırılması,bu, iki kardeşin karakter yapılarıyla bağdaştırılmıştır.
YENGEÇ BURCU Diana
Yengeç burcunun karakteri, mitolojide Av Tanrıçası olarak adlandırılan Diana ile özdeşleştirilmiştir.Yetenekli bir avcı olan Diana,yakaladığı hayvanları insanlara sunmuş, darda kalanlara yardım elini uzatmış, bunun yanı sıra; duyguları ve sinir sistemini de o yönetmiş. Bu özellikler Yengeç Burcu insanının da özellikleridir aynı zamanda. Kahramanlar kahramanı Herakles (Herkül) mitolojide en çok tanınan, en sevilen karakterlerden biridir.O, doğaya kafa tutan insan gücünün simgesidir. Herakles gerçekte insanlaştırılan, tanrılara karşı tanrılaştırılan bir insandır. Gittikçe masallaşmış ve Yunan kahramanlığının simgesi sayılmıştır. O da; Tanrılar tanrısı Zeus'un oğullarından biridir. Zeus babası Amphitryon'un kılığına girerek annesi Alkmene'yle birleşmiş ve bu birleşmeden Herakles yani Herkül doğmuştur. Kral Eurystheus tarafında kendisine on iki görev verilir. Mitolojik bir canavar olan Hidrayı öldürmesi bu on iki görevin ikincisidir. O canavarla savaşırken, ezeli düşmanı Tanrıça Hera, Herkül'ün ayaklarına büyük bir yengeç göndererek, dengesini yitirmesi için elinden geleni yapar. Hera yengeçlere hükmetmeyi, onları kullanmayı çok iyi başarsa da Herkül’ü yenmeyi başaramaz. Herkül Hidrayı öldürür. Tam o sırada gökte yükselmekte olan büyük takım yıldıza Yengeç adını verir.
Cem İşmen 'e teşekkürlerimizle
e-posta
"Denizce" her gün yenilenen bir Genel Kültür e-dergisidir.
Dünya genelinde 84.900 farklı yerde "Denizce" den alıntı yapılmış,
1448 Osmanlı sultanı II. Murat, Kosava Zaferi’ni kazandı.
1782 Lord Cornwall’in denetimindeki Amerikan ordusunun Yorktown ve Virginia’ya girmesiyle, Amerikan Devrimi sona erdi.
1927 Amele Teali Cemiyeti kapatıldı.
1939 Türk- İngiliz- Fransız Üçlü İttifakının Ankara'da İmzalanması.
1945 Ankara Tıp Fakültesinin Açılışı.
1949 Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı’na atandı.
1951 İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı’nı ele geçirdi.
1982 MGK’nın son şeklini verdiği 1982 Anayasası açıklandı; metne, Kenan Evren’in cumhurbaşkanı olması hükmü de konuldu.
1988 Türkçe sözlü tango besteleriyle tanınan Necdet Koyutürk öldü.
1995 Claudia Roth kendisine hakaret ettiği için Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine tazminat davası açtı.
20
1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Fransa Hükümeti arasında "Ankara Antlaşması"nın imzalanması.
1942 Ekmek karneleri dağıtılmaya başlandı.
1968 Jacqueline Kennedy, Rum armatör Aristotle Onasis’le evlendi.
1980 Yunanistan, NATO Askeri Kanadına yeniden döndü.
1995 Fransa, İngiltere ve Amerika, Güney Pasifik’te atom bombası tatbikatı yaptı.
1999 Amerikan hükümeti, internet kullanımında çocukları korumak için yeni kurallar koyduğunu açıkladı.
21
1860 İlk Özel Gazete "Tercüman-ı Ahval"ın Çıkışı
1879 Thomas Edison, ‘karbon filamanlı elektrik ampulü’nü icat etti.
1920 İstanbul'da Damat Ferit Paşa'nın Çekilmesi ve Tevfik Paşa'nın (Son) Sadrazam Oluşu.
1934 General Çan Kay-Şek tarafından kuşatılan ve yenilgiye uğratılan Çin komünistleri, Mao’nun etrafında toplanmaya başladı.
1935 Almanya, resmi olarak Milletler Cemiyeti’nden ayrıldı.
1945 Fransa’da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde ettiler.
1967 Binlerce insan Vietnam Savaşı’nı protesto etmek için Washington’a yürüdü.
1981 Atatürk Barajı’nın temeli, Kenan Evren tarafından atıldı.
1985 Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff’ın Türk işçisi kimliğiyle yaşadıklarını anlattığı ‘Ganz Unten’ (En Alttakiler) adlı yapıtı, Federal Almanya’da piyasaya çıktı.
1987 Türkiye’de montajı yapılan ilk savaş uçağı F-16 ‘Savaşan Şahin’, törenle resmen uçuruldu.
22
1596 Osmanlılar ile Haçlı ordusu arasında 1.Haçova Savaşı yapıldı.
1797 Fransız baloncu Andre-Jacques Garrerin, ilk paraşüt uçuşunu, 3 bin feet’ten başarıyla gerçekleştirdi.
1883 New York’taki Metropolitan Operası, Gounods’un ‘Faust’uyla büyük bir açılış yaptı.
1931 Al Capone, ABD’de Chicago’da vergi kaçakçılığından 11 yıl hapis cezasına mahkum edildi.
1943 Fransız aktris Catherine Deneuve doğdu.
1964 Jean Paul Sartre, yazdıklarının gücünü azaltacağını söyleyerek Nobel Edebiyat Ödülü’nü reddetti.
1975 Türkiye’nin Viyana Elçisi Daniş Tunagil, Ermeni teröristler tarafından öldürüldü.
1975 Viyana Elçimiz Daniş Tunagil'in Ermeni Teröristler Tarafından Şehit Edilişi.
1997 Kültür Bakanlığı, ‘Oscar’a gidecek film olarak ‘Eşkıya’yı seçti.
23
1946 Birleşmiş Milletler, ilk genel toplantısını New York’ta yaptı.
1947 Hollywood’da komünizmi soruşturma komisyonu, 79 ‘yıkıcı’ belge elde edildiği gerekçesiyle film endüstrisine karşı soruşturma başlattı.
1954 Almanya’nın NATO’ya girişiyle ilgili olarak Paris Andlaşması imzalandı.
1956 Macaristan’daki Anti-Stalinist isyan, Rus ordusu tarafından bastırıldı.
1962 Amerika, Sovyetlerin Küba’yı bir nükleer üs haline getirdiğini iddia ederek adayı abluka etti.
24
1929 New York borsasında panik; hisse senetleri aniden değer kaybetti.
1838 ‘Carmen’ operası ile adını ölümsüzleştiren Fransız besteci George Bizet, Paris’te doğdu.
1924 Sosyolog Ziya Gökalp İstanbul’da öldü.
1926 Sovyetler Birliği’nde Leon Troçki ve Grigori Zinoyev Komünist Parti Merkez Komitesi üyeliğinden çıkarıldı.
1947 SSCB, Birleşmiş Milletler’de Kars ve Ardahan’ı talep etti.
1962 Amerikan Büyükelçisi Adlai E. Stevenson, Küba’daki Sovyet üslerinin fotoğraflarını, kanıt olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sundu.
1971 Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletlere alındı.
1981 Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nde görevli ikinci katip Gökberk Ergenekon, ASALA militanlarının saldırısına uğradı; 3 kurşun yarası aldı.
Emre Işındağ'a teşekkürlerimizle
Haftalık Hava Tahmini
Kısa kısa:
Meteoroloji raporlarında sıklıkla kullanılan, rüzgar hızıyla ilişkilendirilen "Kuvvet" sözcüğü,
Beaufort'un (Bofor) tanımladığı rüzgar hızı aralığıdır. Aralıklar 1-12 rakamları ile ifade edilir. Rüzgar hız birimi "knot" tur
"not" olarak okunur = "dm/sa" denizmili / saat tir.
UV.. Ultra-Viole katsayısı 0=Güneşli 100=Çok bulutlu
y / o / a = Yüksek / Orta / Alçak 0 oC [m] = Sıfır derece izoterminin yüksekliği
mm/3sa = 3 saatteki yağmur miktarı