| |

"Bulaşıcı olmayan hastalıklar" olarak nitelendirilen kalp
ve damar hastalıkları, şeker, yüksek tansiyon gibi sağlık
sorunları, dünyanın birçok bölgesinde salgın gibi yayılıyor. Bu
eğilim büyük ölçüde, hareket azlığına yol açan yaşam
biçimlerinin benimsenmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi
ve sigara kullanımının artmasına bağlı. Toplum sağlığı
uzmanları, bedensel egzersizin dünya nüfusunun sağlığını
korumada ve iyileştirmede önemli rol oynayabileceğinin ve bu
konuda atılması gereken birçok adım bulunduğunun altını
çiziyorlar. Çözümün bir yönü, bedenimizi çalıştırmanın
yararlarının ortaya konulması ve insanların, bedensel egzersize
yönelmelerini artıracak politikalar üretmek. Bir başka yönüyse,
bu etkinliklere uygun çevresel düzenlemeler yapmak, altyapılar
oluşturmada atılacak adımlar.
Günümüzde teknoloji, insanların hareket etme
alışkanlıklarını büyük ölçüde azalttı. Otomobiller, yürümeye
olan gereksinimimizi aza indirdi. Ağır işleri bizim yerimize
yapan makineler var. Televizyon ve bilgisayar gibi aygıtlar,
uzun süre hareketsiz kalmamıza neden oluyor. Oysa ki, insan
bedeni hareket etmek için "tasarlanmış". Yüz binlerce yıl
boyunca insanlar, yaşamlarını avlanarak, yiyecek yetiştirerek,
ticaret etkinlikleri için yer değiştirerek, hareketli bir yaşam
sürmüşler. Teknolojinin bugünkü ölçüde gelişip
yaygınlaşmasınınsa, insanlık tarihinin göz açıp kapayıncaya
kadar geçmiş küçük bir zaman diliminde gerçekleştiği
söylenebilir. Ancak, deyim yerindeyse insanoğlu rahata çabuk
alışıyor. Bugün çoğu insan, "gereken"den fazla hareket etmeyi
rahatsızlık olarak görüyor. Bu yaklaşım, işleri yapacak ne kadar
çok aygıtımız varsa o kadar başarılı olduğumuzu söyleyen
toplumsal tutumlar ve değer yargılarıyla da destekleniyor. Öte
yandan araştırmalar, en hareketsiz kişilerin bile, yaşamlarına,
düzenli olarak kısa yürüyüşler yapmak gibi hafif egzersizler
kattıklarında, sağlık açısından önemli yararlar
kazanabileceklerini gösteriyor. Elbette öncelikle, hareket
etmeyi rahatsızlık kaynağı olarak görmek yerine, sağlığımız
açısından bir zorunluluk olarak kabul etmek gerekiyor. Bu tutum
değişikliği, modern teknolojinin yararlarını, sağlık konusundaki
olumsuzlukları olmadan yaşamamıza olanak tanıyacak.
Araştırmalara göre, her yaştan insan, kendi yaşam koşullarına
uygun biçimde ve düzeyde düzenli olarak bedensel egzersiz
yapabilir ve buna herhangi bir yaşta başlayabilir.
Küresel
Alarm
Yirminci yüzyılda toplumların sağlığını en çok tehdit eden
hastalıklara baktığımızda, bulaşıcı hastalıklardan bulaşıcı
olmayanlara bir geçiş yaşandığını görüyoruz. Dünya Sağlık Örgütü
verilerine göre, yalnızca 1998 yılında bulaşıcı olmayan
hastalıklar, dünyada toplam hastalıkların % 43'ünü oluşturuyor
ve ölümlerin de % 60'ından (31,7 milyon) sorumlu. Tüm dünyada,
bedensel hareket azlığı, gittikçe artan bir biçimde toplumların
sağlığını tehdit ediyor. Yalnızca yüksek tansiyon, dünya
nüfusunun % 20'sini etkiliyor. Dünyadaki 135 milyon şeker
hastasının % 90'ını, hareket azlığıyla ilişkili 2. tip şeker
hastaları oluşturuyor. Önümüzdeki yıllarda, özellikle gelişmekte
olan ülkelerdeki kentlerde, şeker hastalığının görülme
sıklığının daha da artması bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne
göre, bugün dünya nüfusunun % 60'dan fazlası, sağlık sorunlarına
yol açacak ölçüde, hareketsiz bir yaşam sürüyor. Bu eğilimleri
göz önünde tutan uzmanlar, 2020 yılında bulaşıcı olmayan
hastalıkların, tüm hastalıkların % 60'ını oluşturacağını ve
ölümlerin % 73'üne neden olacağını hesaplıyorlar. Bu durumun en
yoğun yaşanacağı bölgelerse, yine gelişmekte olan ülkeler.
Örneğin, 1998 yılında bu hastalıklara bağlı ölümlerin % 77'si,
gelişmekte olan ülkelerde görüldü. Aynı yıl, kalp ve damar
hastalıklarına bağlı 16,6 milyon ölümün 13 milyonu gelişmekte
olan ülkelerde görüldü. Bu ülkelerdeki hastalıkların % 83'ünü de
bulaşıcı olmayanlar oluşturmuş.
Birçok ülkede, hareketsizliğe bağlı sağlık sorunlarının,
sağlık harcamalarını önemli ölçüde arttırdığı saptanmış.
Araştırmalar, düzenli bedensel egzersizin, sağlık harcamalarının
azalması, verimliliğin artması gibi ekonomik yararlar da
sağlayabileceğini gösteriyor. Örneğin, Kanada'da 1981-1995 yılları arasında kalp
hastalığı riskini azaltacak ölçüde düzenli bedensel egzersiz
yapan insanların oranı % 21'den % 37'ye çıkmış. Bu, 1995 yılında, sağlık harcamalarında 190 milyon dolar
tasarruf sağlamış. Avustralya'da da, 1989 yılında nüfusun %
10'unun aktif hale gelmesinin, kalp hastalıklarıyla ilgili
hastane giderlerini azaltacağı hesaplanmış. Düzenli egzersizin,
bulaşıcı olmayan hastalıklara karşı en basit ve en ucuz önlem
olduğu gerçeğinden de yola çıkılarak, artık birçok ülkede halkı
bu konuda bilinçlendirmek ve yönlendirmek amacıyla çeşitli
çalışmalar yapılıyor.
Biliyoruz
Ama...
Aslında, düzenli bedensel egzersizin, sağlıklı bir yaşamın
en önemli parçalarından biri olduğu gerçeği, bugün herkesçe
biliniyor. Ancak, sağlıklı yaşam için yapılması gereken
egzersizlerden söz edildiğinde, çoğu insanın aklına, yorucu ve
yoğun egzersiz programları geliyor. Birçok insanın egzersizden
uzak durmasının altında yatan nedenlerden biri de bu. Son
araştırmalarsa, bu kanının doğru olmadığını gösteriyor. Aslında,
çok değil bundan on yıl öncesine kadar, yoğun bedensel
egzersizin, hafif egzersizlere göre daha etkili olduğu
düşünülüyordu. Sonra araştırmacılar, yoğun egzersiz
programlarının, hareketsizliğe alışmış insanlara uygulandığında
ne kadar etkili olduğunu sorgulamaya başladılar. Daha sonra da
araştırmalar bedeni hafif denecek miktar ve yoğunlukta
çalıştırmanın bile sağlık açısından büyük kazanımlar sağladığını
gösterdi. Böylece, bedensel egzersiz kavramı değişmeye başladı.
Örneğin, bugün Dünya Sağlık Örgütü'nün bedensel hareket tanımı,
günlük yaşamda, işte, iş saatleri dışında yapılan her türlü
hareketi, egzersiz ve spor etkinliklerini, yani bir insanın
yapabileceği her türlü hareketi kapsıyor.
|
 |
|
Uzmanlar, çok az hareketin bile hiç hareket etmemekten çok
daha iyi olduğu gerçeği üzerinde özellikle duruyorlar. İşte
burada, "hafif egzersiz" kavramı devreye giriyor.
En hareketsiz insanlar bile, biraz aktif hale gelerek
sağlık açısından önemli kazanımlar elde edebiliyor. |
Hafif egzersizler olarak adlandırılan bu etkinliklerin, on
dakika boyunca duraksamadan yapılacak seanslar halinde, gün
içinde en az 30 dakikaya tamamlanacak kadar yapılması
öneriliyor.
Hangi
Egzersiz, Ne Kadar?
"Hafif bedensel egzersizler", uzmanların, ev işleri ya da
bahçeyle uğraşmak, merdiven çıkmak gibi pek çok insanın gün
içinde rutin olarak ya da boş zamanlarını değerlendirmek için
yaptığı etkinliklere verdikleri ad. Bu etkinlikler, kısa
sürelerle, on dakika orada, beş dakika burada yapılabiliyor. Her
biri, tek başına sağlık açısından etkili olmasa da, uzmanlar,
düzenli olarak bir gün boyunca, toplamda yarım saati bulacak
şekilde yapıldığında bu egzersizlerin, sağlık açısından önemli
yararlar sağladığını belirtiyorlar.
Ancak, sağlık açısından en fazla yararı sağlamak için,
hafif bedensel egzersizlere ek olarak, haftanın üç ya da daha
fazla gününde, 20-30 dakika aerobik egzersiz, haftada en az iki
kez de kas güçlendirici etkinlikler ve esneme egzersizleri
yapılması gerekiyor. Aerobik egzersiz, büyük kas gruplarını
düzenli bir biçimde ve aynı tempoyla kullanarak, soluk alıp
verme hızını artıran egzersizlere verilen ad. Hızlı yürümek,
koşmak, bisiklete binmek, yüzmek, aerobik dans, kürek çekmek,
paten kaymak gibi etkinlikler buna örnek. Aerobik egzersizlerin
yararlı olabilmesi için, kalp atışlarının belli bir sıklığın
üzerine çıkması gerekiyor. Bu sınır, kişinin maksimum kalp atış
hızının % 50-75'i kadar. Bu değer, yaşa ve kondisyon durumuna
göre farklılık gösteriyor. Ancak, bazı ortalama değerler
saptanmış. Sözgelimi, 35 yaşındaki birinde bu sınır yaklaşık
olarak dakikada 93-138 arasında değişiyor. Aerobik egzersizler,
kalbi ve akciğerleri güçlendiriyor, kilo kontrolü sağlıyor,
kasların ve eklemlerin esnekliğini artırıyor. Düzenli olarak
yapıldığında, kişinin egzersiz yapabilme kapasitesini artırıyor.
Anaerobik olarak da adlandırılan kas güçlendirici
etkinliklerse, ağırlık kaldırmak gibi egzersizlerden oluşuyor.
Kasların güçlenmesi, bedenin dayanıklılığının artmasına ve
bağların güçlenmesine yarıyor: bu durum, günlük yaşamdaki
etkinliklerin daha az kaza riskiyle gerçekleştirilmesine olanak
sağlıyor. Hareketsiz bir yaşam sürmek, 20-70 yaşları arasında
kas dokusunun % 30'a varan oranlarda azalmasına yol açabiliyor.
Bedendeki kas dokusu oranının azalması, metabolizmanın
yavaşlaması anlamına geliyor. Yavaş metabolizma da, bedenin daha
az kalori harcamasına ve kilo almaya başlamasına neden oluyor.
450 gram kas, kendini korumak için, her gün 30-50 kaloriye
gereksinim duyuyor. Aynı miktarda yağ dokusununsa, günde
yalnızca 3 kaloriye gereksinimi oluyor. Yani, kas dokusunun
güçlendirilmesi, daha fazla kalori yakılması anlamına geliyor.
Araştırmalara göre, kas güçlendirici egzersizler, kemik
dokusunun da korunmasına yarıyor. Kemik oluşumunu hızlandırıyor,
yaşlanmayla ilişkili doku kayıplarını da önleyebiliyor. Öte
yandan, yakın zamana kadar yaşlı kimselere yönelik egzersiz
programlarında güçlendirici egzersizler yer almazken, son
yıllarda, birçok araştırma, bu tür egzersizlerin yaşlılar için
de önemli yararlar sağladığını gösterdi. Uzmanlar, aerobik
egzersizlerin yanı sıra, her yaştan insanın kas güçlendirici ve
dayanıklılık artırıcı egzersizlerden de yararlanabileceğini
düşünüyorlar.
Hareket
Sağlıklıdır
Asansör yerine merdivenleri kullanmak, işe giderken
otobüsten birkaç durak önce inip kalan yolu yürümek gibi küçük
değişikliklerden söz ediyoruz... Günlük bedensel etkinliklerin
artmasının sağlık açısından yararları saymakla bitmiyor. Düzenli
egzersiz, kalp kaslarını güçlendiriyor, kan basıncını düşürüyor,
kandaki iyi kolesterol düzeylerinin artmasını, kötü kolesterol
düzeylerinin azalmasını sağlıyor. Kalp hastalıklarının ve felcin
önlenmesine yardımcı oluyor. Kalp ve damar sisteminin ne kadar
formda olduğu, genellikle, egzersiz sırasındaki maksimum oksijen
tüketimiyle ölçülüyor. Eskiden bu miktarın, yaşlanmayla birlikte
sabit bir biçimde (her on yılda % 10 oranında) azaldığı
düşünülüyordu. Son yıllarda yapılan birçok araştırma, maksimum
oksijen tüketiminde yaşa bağlı farklılıkların, sanılandan çok
daha değişken olduğunu gösteriyor. Örneğin, yüksek aktivite
düzeylerini koruyan antrenmanlı kimselerin, yaşlandıkça,
maksimum oksijen tüketimlerinde çok küçük miktarlarda azalma
olduğu görülmüş. Aerobik kapasitede yaşa bağlı azalmaları
tamamen önlemek, elbette ki olası değil. Yine de, araştırmalar
hafif bedensel egzersizlerin bile, yaşlılıkta kalp-damar
sisteminin veriminde önemli artışlar sağladığını gösteriyor.
Yüksek tansiyon da, dünyanın, özellikle de yaşlı nüfusun en
önemli sağlık sorunlarından biri. Birçok araştırma bedensel
egzersizin, koruyucu etkisinin yanı sıra, yüksek tansiyon sorunu
olan insanların kan basınçlarını düşürebileceğini göstermiş.
Üstelik bu durum, gençler için olduğu kadar yaşlı nüfus için de
geçerli. Örneğin, bir araştırmada, altı ay boyunca yapılan hafif
yürüme egzersizlerinin, yaşları 60-65 arasında değişen yüksek
tansiyonlu insanların kan basınçlarını önemli ölçüde düşürdüğü
görülmüş.
Kandaki yüksek kolesterol ve lipid miktarının, damar
tıkanıklıklarına yol açtığı ve bedensel egzersizin, bunlara
karşı koruma sağladığı bugün herkesçe biliniyor. Düzenli
egzersiz, bedendeki yağ dokusunu azaltıyor: yağ dokusu lipid
dolaşımıyla ilgili olduğu için, bu da lipidlerin azalmasına
neden oluyor. Ancak, egzersizin kan lipidleri üzerindeki etkisi
geçici. Egzersizin kesilmesinden birkaç gün sonra, lipidlerin,
egzersizden önceki değerlerine geri döndüğü biliniyor. Egzersiz,
kandaki glukoz düzeylerinin düzenlenmesine de yardımcı oluyor.
Düzenli egzersiz, yaşlılıkla gelen denge ve koordinasyon
kaybı ve hareket hızındaki düşüşün de önüne geçiyor. Egzersizin,
depresyon ve kaygı belirtilerini ortadan kaldırdığını,
insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağladığını gösteren
araştırmalar da var. 9-15 haftalık aerobik egzersizin, kaygı
bozukluğu ve klinik depresyon tedavisinde etkili olabileceği de
gösterilmiş. Egzersizin olumlu etkilerinden biri de, rahat uyku.
Araştırmalar, egzersizin uykunun hem süresini, hem de kalitesini
artırdığını göstermiş. Egzersiz, kilo vermek ve var olan kiloyu
korumak açısından da önem taşıyor. Sağlıklı beslenme
alışkanlıklarıyla birleştirildiğinde, bedensel egzersiz, kilo
almayı önlemenin de en verimli ve en sağlıklı yolu.
Küçük
Adımlar...
Araştırmaların gösterdiği bir başka gerçek de, özellikle
ergenlik döneminden sonra, artan yaşla birlikte insanların
hareketliliğinin giderek azaldığı ve durumun kadınlar arasında
daha yaygın olduğu. Araştırmalara göre, hem gelişmiş, hem de
gelişmekte olan ülkelerde, genç nüfusun sağlığına yarar
sağlayacak biçimde aktif bir yaşam süren kesiminin genele oranı,
üçte birden az. Bu durum, kentlerin yoksul bölgelerinde, öteki
yerleşim yerlerine göre çok daha belirgin. Öte yandan, okullarda
bedensel etkinliklere yönelik programlar ve bedensel eğitim
dersleri de tüm dünyada giderek azalıyor.
Bu nedenle, dünyanın dört bir yanında uzmanlar, bedensel
egzersizin toplum sağlığını iyileştirmede ve korumadaki rolünün
insanlara anlatılması için harekete geçti. Ancak, insanların
kent yaşamında hareketsizliği seçmesi, yalnızca yaşamı
kolaylaştıran teknoloji ürünlerinin kullanımının yaygınlaşması,
ya da hareket etmenin rahatsızlık olarak görülmesi değil
elbette. Bunda, insanların hareket özgürlüğünü kısıtlayan çarpık
kentleşmenin, altyapı eksikliğinin payı belki çok daha büyük.
Ancak, yine de büyük değişimlerin hep küçük adımlarla
başladığını da unutmamak gerekiyor. Kent yaşamının, insanları
hem daha meşgul, hem de daha az hareketli kıldığı da gerçek.
Ancak, biraz istek ve çabayla günlük yaşamımızda, sağlığımız
açısından olumlu sonuçlar doğuracak ölçüde aktif hale
gelebiliriz.
İyi Bir Aerobik Egzersiz Programı
Neleri İçerir?
Bedensel egzersizlerin hepsi yararlı; ancak, aerobik
egzersiz, haftada en az üç kez, amaçlanan maksimum kalp atışı
sınırları içinde yapılırsa en çok kaloriyi yakar. Aerobik
egzersiz örnekleri, yürümek, koşmak, bisiklete binmek, yüzmek ve
aerobik dans yapmaktır.
-Isınma (5 dakika)
Isınmak, kalp atışlarını yavaş yavaş hızlandırır, kasları
egzersize hazırlar. Isınmak için, seçtiğiniz aktiviteyi
(sözgelimi yürümek ya da bisiklete binmek) yavaş hızda beş
dakika süreyle yapın.
-Aerobik egzersiz (yeni başlayanlar için 5-10 dakika, yavaş
yavaş 45 dakikaya kadar çıkarılmalı)
"Aerobik" terimi, "oksijen kullanarak" anlamına gelir.
Aerobik egzersiz sırasında enerji için oksijenle yağ yakarız.
Aerobik egzersiz, amaçlanan maksimum kalp atışı sınırları
içinde, tempolu olarak yapılmalı.
-Soğuma (5 dakika)
Soğuma, kalp atışlarımızı, solumamızı ve kan basıncımızı
normale dönmesine yardımcı olur; bedenimizi esnemeye hazırlar.
Soğumak için, etkinliğinizi beş dakika boyunca yavaş hızda
yapmayı sürdürün.
-Esneme (5-10 dakika)
Esnemek, bedenimizin esnekliğini artınr, kaslarımızın
"şişmesini" engeller, rahatlamamızı sağlar. Esnemenin kontrollü
bir biçimde yapılması gerekir. Egzersiz yaparken kullandığınız
kas gruplarını 20-30 saniye süreyle esnetin.
Yaş Gruplarına Göre Aerobik Egzersizde
Amaçlanan Maksimum
Kalp Atış Hızları
|
Yaş |
Egzersizde Amaçlanan Maksimum Kalp Atışı |
Egzersizde Amaçlanan Maksimum Kalp Atışı |
|
20-30 |
Dakikada 98-146 Atış |
195 |
|
31-40 |
Dakikada 93-138 Atış |
185 |
|
41-50 |
Dakikada 88-131 Atış |
175 |
|
51-60 |
Dakikada 83-123 Atış |
165 |
|
61- |
Dakikada 78-116 Atış |
155 |
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 417 Ağustos-2002
Aslı Zülâl'e teşekkürlerimizle
Denizce

|
|