|
MESLEK HAYATI
Hasan Âli öğrenimini tamamladıktan bir süre sonra evlenir ve İzmir
Erkek Öğretmen Okuluna atanır. Henüz İzmir düşman işgalinden
kurtarılalı birkaç ay olmuştur. Bu son derece kötü koşullarda 19
Aralık 1922 tarihinde göreve başlar.
Hasan Âli'nin
Mustafa Kemal ile ilk kez karşılaşması 3 Şubat 1923
tarihinde İzmir'de oldu. Halkla yaptığı bir toplantıda Mustafa Kemal
ülkenin savaş sonrası durumunu anlatır ve insanların görüşlerini
sorar. Hasan Âli bu toplantıda söz alarak
okulların yanında fosil haline gelmiş medreselerin daha yaşatılıp
yaşatılmayacağını öğrenmek ister.
Mustafa Kemal, herkesin bu gibi
meselelere temas etmekten çekindiğinden ve Arapça öğrenmenin doğurduğu
güçlüklerden söz ederek şöyle der:
"Milletimizin, memleketimizin eğitim yerleri
bir olmalıdır. Bütün memleket evladı kadın ve erkek aynı suretle
oradan çıkmalıdır. Fakat nasıl ki her hususta yüksek meslek ve ihtisas
sahipleri yetiştirmek lazım ise, dinimizin gerçek felsefesini inceleme
araştırma ve telkin kudreti ilmiye ve fenniyesine emek verecek büyük
bilginler dahi yetiştirecek kurumlara sahip olmalıyız" der.
Hasan Âli 1923'te İzmir'deki işine son vererek İstanbul'a döner.
İstanbul'a döndükten kısa bir süre sonra, önce Kuleli Askeri Lisesinde
Edebiyat öğretmenliği yapar. Sonra İstanbul Erkek Lisesinde
Felsefe,
Edebiyat, Maliyet
öğretmenlikleri buna paralel olarak Galatasaray Lisesinde
Türkçe ve
Malumat-ı Vataniye öğretmenlikleri yapar.
Öğretmenlik hayatı 1927'de sona erer.
Tahsin Banguoğlu bu dönemi şöyle
anlatır:
"Genç bir felsefe
hocası olarak bizim hocamız olmuştu. İstanbul Lisesinde son sınıfta
idik, yaş farkımız pek azdı. Derhal bizimle dost oldu. Neşeli bir
adamdı. Yeni güzel fikirleri vardı. Bizim tereddütlerimizi çözüyordu
derslerinde,bizim sezişlerimizi aydınlatıyordu. Bize yeni ufuklar
açıyordu. Onun için onu kısa zamanda sevdik...evinde akşamları bizi
toplardı. Oraya genç şairler, üniversite hocaları, marifçiler gelirdi.
Onun ayrılmaz arkadaşı Reşat Şemsettin Sirer o toplantılarda
bulunurdu. Oradan daima bir takım fikirlerle çıkardık. Bilgilerle
çıkardık ve istikbal hakkında ümitlerle çıkardık. Cumhuriyetin ilk
zamanlarıydı. Memlekette kuvvetli bir ideal havası vardı. O ideal
havası içinde istikbale ait bilgiler, fikirler ve hedefler veriyordu
bize."
Öğretmenlik yaptığı dönemde "Felsefe
Elifbası" , "Suri ve Tatbiki Mantık",
"Türk Edebiyatı Numuneleri" adlı kitaplarını yayımlar.
MÜFETTİŞLİĞE YÜKSELMESİ
3 Mart 1924 de Tevhidi Tedrisat
Kanunuyla bütün öğretim kurumları tek bir sistem altına alınarak
M.E.B na bağlanmıştır. 1926 da Maarif Eminlikleri kurulur ve
ülke bölgelere ayrılır.1927 yılında Hasan Âli bölge müfettişi olarak
İstanbul'a atanır.
Bu dönemde yoğun bir şekilde yazı ve dil meseleleri ile uğraşır.
1928'de Tevfik Fikret'in "Tarihi
Kadim-Doksanbeşe Doğru" adlı şiir kitabını latin
harfleriyle yayımlar. Bu aynı zamanda Latin harfleriyle basılan ilk
kitaplardan birisi olması bakımından da önem taşır.
1929 da Maarif Vekaleti Teftiş Kurulu içerisinde yer alır. 1930 da
Bakanlık tarafından Paris'e gönderilir. Orada Fransız eğitim sistemini
akademik bir şekilde değil, eğitim kurumlarının merkez ve taşra
kurumlarında çalışarak staj yapmış, gündüzlü ve yatılı okulları, idare
yöntemlerini incelemiştir.
Bu aynı zamanda Hasan Âli'nin batı uygarlığı ile ilk karşılaşmasıdır.
Bu karşılaşmadan büyük zevk alan Hasan Âli oradaki konser, opera ve
tiyatro gibi oluşumlara büyük ilgi gösterir. 1930 yılının sonunda
geniş kapsamlı incelemelerle edindiği bilgiler ve özellikle
gelecekteki projeler için yeni düşüncelerle dolu olarak geri döner.
İncelemelerini bir raporla sonuçlandırır. Bunu izleyen yıllarda
genişleterek "Fransız Kültür İşleri" adlı eserini yayımlar.
MUSTAFA KEMAL İLE ÜLKEYİ DENETLEME
GEZİSİ
Paris dönüşü Hasan Âli ile Mustafa Kemal arasında hiç beklenmedik bir
karşılaşma gerçekleşir. 1930 daki başarısız Serbest Fırka denemesinden
sonra Mustafa Kemal ülkenin durumunu yerinde görüp değerlendirmek için
bir yurt gezisi yapmayı kararlaştırır. Geziye her bakanlıktan ona
danışmanlık yapacak ve onun yönergeleri doğrultusunda araştırmalarda
bulunacak uzman bir müfettiş katılır. Maarif Vekaleti bu son derece
önemli görevi 33 yaşındaki Hasan Âli'ye verir. Görevlilerden oluşan
heyet Ankara Garında toplandığında, Mustafa Kemal, İzmir'deki
toplantıda sorduğu soruyla dikkatini çeken Hasan Âli'yi hemen tanır ve
ona bu ilk karşılaşmalarını hatırladığını belirtir. Yolculuğun ilk
durağı olan Kayseri'de Hasan Âli'nin yaşamında dönüm noktası olacak
bir olay yaşanır.
Kayseri'ye varıldıktan sonra Mustafa Kemal önce ders dinlemek üzere
kentin lisesine götürülür. Hep birlikte felsefe dersi yapılmakta olan
bir sınıfa girerler. Mustafa Kemal yazarı Hasan Âli olan ders kitabını
inceler. Öğretmenin anlattığı dersi dikkatle izler. Ne var ki derste
geçen Arapça terimler pek hoşuna gitmez. Yolculuğun ikinci durağı olan
Sivas'ta bir akşam yemeğinde Mustafa Kemal bu meseleye değinir.
Hasan Âli'ye kitapta anlaşılması,
hatta söylenmesi güç terimler gördüğünü, bunların Türkçe
karşılıklarını bulmayı düşünüp düşünmediğini sorar.
Hasan Âli,
"Düşündüm.
Hatta ufak tecrübeler yaptım. Fakat bu gibi değişmelerin fertler
tarafından yapılmasını sakıncalı gördüm. Herkes kendine göre bir terim
bulup kullanırsa, ifade beraberliği olmaz ve kimse kimseyi anlayamaz.
Bunun için bir heyet veya cemiyet kurulmalı ve ilim terimleri burada
tespit olunmalıdır fikrindeyim." der.
Böylece Hasan Âli henüz kurulmamış olan
Türk Dili Tetkik Cemiyeti fikrinin ilk temel taşlarını koymuş olur.
3 Mart 1931'e değin süren bu üç aylık denetim gezisi sırasında Mustafa
Kemal ile aralarında anılmaya değer bir söyleşi daha yaşanmıştır.
O da, Mustafa Kemal'in orada bulunanlara yönelttiği :
"Türk Milleti, ne zaman kurtulmuş
sayılabilir ? '' sorusundadır.
Herkes bu konuda görüşlerini
belirttikten sonra Hasan Âli:
"Paşam Türk
Milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, o
zaman kurtulmuş olur." diye yanıtlar.
Mustafa Kemal :
"Hepiniz enteresan fikirler
söylediniz. Fakat bu çocuğun ileri attığı,üstünde bizi derin derin
düşündürmeye değer bir fikirdir." der.
|