e-mail denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Hasan Âli Yücel

Köy Enstitüleri, Konvervatuvar, Eğitim Standardları, Mesleki Eğitim   

 


KÖY ENSTİTÜLERİ


Köy Enstitüleri kuruluş yasası T.B.M.M 'de tartışılırken Yücel, mecliste yaptığı konuşmada Enstitülerin özelliklerini ve daha önceki uygulamalardan farkını şöyle açıklar :

"Biz bu kurumlara köy öğretmen okulu demedik,çünkü önceden bu isimde kuruluşlar vardı. Bunları ona bağlamak istemedik. Bunlar yepyeni şeylerdir. Enstitü kelimesini Biz Avrupalıların telaffuz ettiği şekliyle aldık ve buna alıştık..... Biz Köy Enstitülerini sadece içerisinde kuru bilgiye dayalı öğretim yapılan kurumlar olarak düşünmedik. İçinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi uygulamalı bir takım faaliyetler bulunduğu için okul adıyla anmadık. Enstitü diye adlandırmayı uygun gördük "


Enstitüler ile ilgili tartışmalar sırasında, bu hareketin toplumda,kentten uzak yeni bir sınıf yaratacağı iddialarını Yücel şiddetle reddeder. Karşıt görüşte olanlar bundan başka, Köy Enstitülerinin gerek kuruluş, gerekse öğretim yöntemini eleştirmişlerdir.

 

Bu bağlamda ifade edilen kaygı ve düşünceler:

  • Köylülerin parasız çalıştırılarak acımasızca istismar edileceği.

  • Kız-erkek bir arada eğitim görmelerinin ahlak anlayışına aykırı olduğu,

  • Köy Enstitülerinin keyfi olarak geliştirilmiş bir model olduğu

  • ve sonuçta "yarı aydın" yetiştireceğidir.

Yoğun çaba göstererek bu projeyi gerçekleştirmeye çalışan Yücel, tutarlı bir eğitim uygulanmasıyla Türkiye'deki öğretmen açığının 15 yıl gibi kısa bir sürede kapatılabileceğini vurgular.
 

17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri yasası çıkartılarak köy okullarında görev alacak öğretmenleri yetiştirmek üzere kent ve kasabalardan uzak, geniş arazisi bulunan yerlerde Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. Köy Enstitülerinde devletin az bir yardımı ile öğretmen adayları, iş içinde çalışarak hem barınaklarını, dersliklerini ve diğer gereksinimlerini karşılayacak yerleri yapmışlardır. Hem de gereken genel kültür ile mesleki bilgileri ve tarım çalışmaları yaparak köy için gerekli olan beceriyi kazanmışlardır. Bunlar, işi bilen öğretmenler ve usta öğrencilerin rehberliği altında gerçekleşmiştir.


Enstitülerin ilk resmi öğretim programı, 1943 yılında yayımlanmıştır. Programa göre, ilkokulu bitiren çocuklar sınavla Köy Enstitülerine alınır ve karma eğitim uygulanır. Toplam beş yıl süren eğitim zamanının yarısı kültür derslerine, dörtte biri tarım dersleri ve çalışmalarına, dörtte biri de sanat ya da teknik derslere ve uygulamalara ayrılmıştır. Bütün derslerde ve çalışmalarda temel yöntemin "yaparak öğrenme" ilkesi olduğu söylenebilir.

 

Zamanla sayıları 21'i bulan Köy Enstitüleri 1944'ten itibaren yılda 2000 öğretmen mezun etmeye başlar. Köylere gönderilen öğretmenlere tarım araç ve gereçleri ile üretimde bulunmak ve gelirlerinden yararlanmak üzere tarla ve hayvanlar verilir. Öğretmenlerin görevleri de kanunla belirlenmiş, "okul ve kurslarla ilgili işler" ve "köy halkını yetiştirmek ile ilgili işler" diye ikiye bölünmüştür.


Ulaşılmak istenen hedef Atatürk'ün halkçılık ilkesine uygun olarak, geniş halk kitlelerinin eğitim düzeyini yükseltmek, böylece reformların yerleşmesi için gerekli koşulları yaratmak, halkın politik, ekonomik ve kültürel yaşama aktif olarak katılmasını sağlamak ve aynı zamanda kendi hakları konusunda bilinçlendirmektir.


Ülkenin kalkınmasında bir katalizör görevi yapacak enstitülerin başarısı

  • 1946'ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan,

  • 16.400 kadın ve erkek öğretmen ile

  • 7300 sağlık memuru ve

  • 8750 eğitmen yetiştirmiş olmasıdır.

1946'da bu girişim durdurulur. Sonraki yıllarda hiçbir karşı koyma olmaksızın ortadan kaldırılır.



 

ANKARA DEVLET KONSERVATUARI


10 Mayıs 1940'ta Yücel tarafından Devlet Konservatuvarının kuruluş yasası çıkarılır. Müzik ve Temsil olarak iki ana bölümden oluşan Devlet Konservatuarının amacı, Türkiye'de müzik, tiyatro, opera ve bale kültürünü ve sanatını işlemek ve yetenekli öğrenciler yetiştirmektir.


Yasa üzerinde yapılan tartışmalar sırasında bazı tutucu milletvekilleri, Türk müziğinin ve folklorunun batılı eserler yüzünden geri planda kalacağını dile getirerek konservatuarın Türk musikisi ve Garp musikisi olmak üzere iki bölüme ayrılmasını önerirler. Yücel, planlanan konservatuarın milli olmayan bir kuruluş anlamına gelmediğini ileri sürerek görüşünde ısrar eder ve böyle bir ayırıma karşı çıkar.


Ankara Devlet Konservatuarı, Türkiye'deki Devlet eliyle kurulan büyük sanat icra kurumlarının hayat kaynağı olmuştur. Senfoni orkestraları, Devlet tiyatroları ve operaları bu kaynaktan beslenerek meydana gelmiştir. Birçok özel tiyatro yine konservatuardan yetişen sanatçıların eseridir. Devlet konservatuarı ve onun programının uygulanmasında Yücel büyük bir özveri ile çalışmıştır.


DİLİN TÜRKÇELEŞTİRİLMESİ


1941 - 42 yıllarında Yücel, dilin Türkçeleştirilmesi ve bilim dilinin ortak bir dilde birleştirilmesi için çabalarını yoğunlaştırır. Birinci Milli Eğitim Şurasından hemen sonra bu konuda kongreler düzenler. Komisyonlar kurarak çalışmaya başlar. Birçok komisyonun çalışmalarına katılır, çalışmaları yönlendirir ve takip eder. Yoğun kurul çalışmaları sonunda büyük bir gereksinimi karşılayacak ölçüde çeşitli bilim dallarını kapsayan sözlükler hazırlanır ve ard arda yayımlanır.

  • 1941'de İmla Kılavuzu,

  • 1942'de Gramer Terimleri,

  • Coğrafya Terimleri ve

  • Felsefe terimleri,

  • 1944'te Hukuk Lügatı ve

  • Türkçe Sözlük yayımlanır.


DERS KİTAPLARININ STANDARTLAŞTIRILMASI


Türk dil Kurumunun yönetim ve denetimi altında yürütülen dil çalışmalarıyla ders kitaplarının standartlaştırılması koşutluk gösterir. Dil kurumunca hazırlanan bilim terimleri, 1939 yılından başlamak üzere orta dereceli okullarda kabul edilmiş ve Arapça terimlerin kullanılması yasaklanmıştır. Böylece yeni terimlerin derslerde her gün kullanılmak suretiyle dile girmesinin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.
 


MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM


Mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak 1941 yılında M.E.B merkez örgütü yeniden düzenlenirken, Bakanlık içinde Genel Eğitim Müsteşarlığı ve Teknik Öğretim Müsteşarlıkları oluşturulur.
 

Aynı yıl meslek okullarının nerelerde açılacağı, hangi meslek dallarının bulunacağı,akşam sanat okulları ile gezici köy kursları hakkında ayrıntılı bilgiler içeren bir uygulama planı hazırlanır. Planın uygulanması sonucunda mesleki ve teknik eğitim ülke düzeyinde yaygınlaştırılmış ve

  • 1942-43 yıllarında okul sayısı 113 iken,

  • 1949'da 275 olmuştur.

  • Aynı yıllarda kurs sayısı 42 den 470'e çıkarılmıştır.

Eğitim reformu hareketinde teknik okullar ağırlık noktasını oluşturur.
Orta öğretimin ikinci direği olan klasik orta öğretim kurumlarındaki kalite kaygısı önemsendiğinden sayıları çok yavaş artırılır.
 

Evrensel, hümanist, laik, pozitivist ilkelere dayalı ve ulusal bilinç veren eğitim politikası, Cumhuriyet orta öğretiminin ve dolayısıyla Yücel döneminin başlıca nitelikleridir. Yücel birkaç lisede klasik kolun kurulmasını sağlar. Bu kol orta öğretimin genel düzenini zorlamadan Latin dilinin öğrenimine olanak sağlamıştır.