|
Yücel'in İstifası ve Son Dönemi
İkinci dünya savaşı yıllarında bütün
dünyada yükselen ırkçı ve milliyetçi akımlar Türkiye'yi de etkiler.
Yücel'in gerçekleştirdiği reformlardan rahatsız olan aşırı milliyetçi
ve gerici kesimler, Yücel'i, eserlerini ve çalışma arkadaşlarını
acımasızca eleştirmeye başlarlar. Yücel bu dönemde yapılan bir
suikastı şans eseri yara almadan atlatır.
Naziler ile etkin bir işbirliğine giren
gerici güçler, 1940'larda başlatılan hümanist akımı ''sol
hareket'' olarak adlandırırlar.
Savaş sonrası önce milliyetçi akım
taraftarları tutuklanır. Ardından üniversitedeki aydın öğretim
üyelerine işten el çektirilir.
Bu kargaşa ortamında, İnönü çok partili
yaşama geçme kararı verir. Yücel ve Falih Rıfkı Atay, İnönü
ile yaptıkları uzun görüşmelerde onu bu kararından vazgeçirmeye
çalışırlar. Yücel halkın gerçek bir demokrasiye hazır olmadığını, bu
uygulamanın tepeden inme yanlış bir demokrasi olacağını belirterek
ısrarla İnönü'ye bir süre daha beklemesini ve Köy Enstitüleri
ile ilgili çalışmalarına hız vermesini önerir. Ancak kabul görmez.
1946
seçimleri öncesi İzmir'de çalışan Yücel, buradaki
propagandaların bir parti programından çok, yer yer gericiliği tahrik
eden, Atatürk ve eserlerini yıkma amacı taşıyan bir çalışma olduğunu
görür. Ankara'ya döndüğünde gelecekten ve demokrasiden ümidini kesmiş
olarak politikadan çekilmeye karar verir. 5 Ağustos 1946'da
7 yıl 7 ay görev yaptığı bakanlıktan istifa eder.
Yücel'in eğitim
politikası geniş çaplı yatırımlar ve devlet öncülüğü ile ilk kez
batının düşün dünyasının halka sunulduğu gerçek bir demokrasi için
temellerin atıldığı,ülkenin geniş anlamda dünyaya açıldığı bir dönem
olarak tanımlanabilir.
Bakanlıktan istifası, yaşamının
olağanüstü verimli bir döneminin sona erdiği,şahsına ve eserlerine
karşı karalamaların, iftiraların ve saldırıların yoğunlaştığı bir
dönemin başlangıcı olur.
İstifadan sonra gazetecilik mesleğine
dönen Yücel, C.H.P.’ nin yayın organı Ulus gazetesinde
yazılar yazmaya başlar. Bir süre sonra yazılarının yayınlanmadığını
görür. Sebebini araştırdığında İnönü'nün talimatıyla
yazılarının engellendiğini öğrenir.
''Düşüncelerimi açıkça ifade
edemeyeceğim bir kuruluşta daha fazla kalamam'' der ve partiden
istifa eder.
1952'de
Cumhuriyet gazetesinde ''Köşemden'' başlıklı köşesinde
yazılar yazmaya başlar. 1956'da buna paralel olarak ''İş
Bankası Kültür Yayınları'' nı yönetmeye başlar.
1960'ta
başlangıçta büyük bir coşkuyla desteklediği ihtilalden bir süre sonra
Cumhuriyet gazetesindeki yazıları da engellenir. Kalp ve şeker
hastalığı iyice artar, 26 Şubat 1962 sabahı bir kalp krizi
sonucu yaşamdan ayrılır.
Ölümünden sonra adı sevenleri tarafından
çeşitli etkinliklerle anılır. Ancak karşıtları da boş durmazlar.
Aşağılayıcı tavırlarını ve öç alma girişimlerini günümüze değin
sürdürürler. Kuruluşunda büyük emek verdiği bugün Türk
Ansiklopedisi olarak bilinen İnönü Ansiklopedisi'nin '' Y
'' harfinde Yücel maddesine rastlanmamaktadır. Okul kitapları
Yücel'den bahsetmez. Türk eğitim tarihine ilişkin yapılan sözde
bilimsel araştırmalarda Yücel'in başkanlık yaptığı dönem yer almaz.
1994
'te A.D.D tarafından ''Atatürk Ödülü'' ile
ödüllendirilir.
1995'te
UNESCO doğumunun 100. yıldönümü nedeniyle 1997 yılını dünya
genelinde HASAN ALİ YÜCEL yılı olarak ilan eder.
Ne yazık ki
bundan da ülkemizde yeterince bahsedilmez.
|