|
Tıbbi etik vicdan ve moral değerlerle ilişkili ama ondan daha
geniş alanı kapsayan felsefedeki etik alanının özel bir alt
dalıdır. Dört ana ilkesi vardır. Birincisi kişinin özerkliği,
ikincisi kişiye yarar sağlama, üçüncüsü kişiye zarar vermeme ve
dördüncüsü adalettir.
Kişinin
özerkliği ilkesi tıbbi etikte en çok tartışılan alanlardan
biridir. Bu ilke kişinin kendi hakkında kararları vermesi
gerektiği ve diğer insanların bu kararlara uyması gerektiği
temeli üzerine yükselir.
Bilgi
birikimi ve uygulamaları çok artmış sağlık alanında, bu
bilgileri ve uygulamaları yeterince öğrenme şansı olmayan
hastaların karara katılmaları ve hatta kendi kararlarını
vermeleri ciddi bir tartışma konusunu oluşturmaktadır. Bu
tartışmalar ilkeler düzleminde yapıldığında çok kolay sonuca
varılır gibi gözükse de tıp pratiğinde aynı kolaylık
yaşanmamaktadır.
Tıp
pratiğinde yaşanan zorluğun başlıca iki nedeni vardır. İlki,
kişinin verdiği kararın doğrudan kendi sağlığını ve yaşamını
ilgilendiriyor olması, ikincisi ise tıbbın ileri derecede
uzmanlaşmış bir dal olmasıdır. Kişinin sağlığını ve yaşamını
doğrudan ilgilendirecek kendisi ile ilgili sağlık kararlarına
katılımı, kararı etkilemesi, kararı vermesi yukarıdaki
nedenlerle zorluklar içermektedir.
Diğer yandan
doktorların asırlardır süren kendini hastanın anne ve babası
yerine koyup hastanın iyiliği için hastaya rağmen karar verme
alışkanlıkları, hastanın özerklik duygusundan kaynaklanan karara
katılma, kendi kararını verme isteği ile çatışmaktadır. Bu
çatışma doktorlara hasta hakkında karar alma sorumluluğunu hasta
ile paylaşıp rahatlama olanağı sunarken, hastalara kendi sağlığı
hakkında karara katılma sorumluluğu yükleyip gerginliğini
arttırmaktadır. Hastanın artan gerginliği bedeni hakkındaki
kararları kontrol etme duygusu ile dengelenebilmektedir.
Hastanın
kendisi ile ilgili sağlık kararlarına katılıp doğru karar
verebilmesi çok iyi bir bilgilenmeden geçmektedir. Hastaya
hastalığı hakkında ayrıntılı ve hastanın anlayabileceği şekilde
bilgi verilmesi aynı zamanda verilen bilgileri anladığından emin
olunması çok önemlidir. Bu bilgi içinde vereceği kararın
sonuçlarının neler olabileceği net bir şekilde olmalı ve bunları
kavradığından kuşku duyulmamalıdır. Yapılan doğru
bilgilendirmenin kararı doğru etkileyebilmesi için hastaya
düşünmesi, başkalarına danışması için yeterli zaman tanınmalıdır
ve bu süreçte hasta karar verme konusunda zorlanmamalıdır.
Sağlanan idealize edilmiş koşullara rağmen hastanın verdiği
karar, o zamana kadarki yaşantısında aldığı kararlarla ciddi
şekilde çelişmemesi gerekir ki doğruluğuna gölge düşürmesin.
Hastanın
kendi sağlığı hakkında karar vermesine uygun ortam
oluşturulduğunda uygulanması daha olası olan şekli hekim ve
hastanın kararı birlikte tartışarak almasıdır. Bu durumda karar
hasta ve hekimin ortak kararı olacağı için yaşama geçirilmesi
mümkün ve sonuçlarına katlanmak daha kolay olacaktır. Hastanın
hekimin karara katılımını kabul etmeyip kendi kararında ısrarlı
olması durumunda hekimin bu karara uyup uymaması kişisel,
mesleki ve yasal koşullara bağlı olarak değişecektir.
Tıp etiği
alanından ve hatta yaşamın her alanında kişinin özerkliği çok
önemlidir ve her zaman uyulması gereken etik bir kuraldır.
Sağlık alanında bu kurala sonuna kadar uyulması insan onuruna en
çok önem vermesi gereken alan olduğun çok önemlidir. Diğer
yandan bu kurala uyulurken insanın sağlığının zarar görmemesi,
tehlikeye girmemesi de istenen bir durumdur. Kişinin hem
özerkliğine dokunmamak hem de sağlığını tehlikeye sokacak
durumlarla karşılaşmamak için ilkelerin her insanda yeniden
değerlendirilip yeniden üretilip aktif bir şekilde uygulanması
en zor ama etkili yol gibi gözükmektedir.
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

06.12.2005
|