| |

Dünyada en fazla sayıda uluslararası
yolcunun geçtiği yer, Heathrow Havalimanı. Londra’nın batısında
yaklaşık 1200 hektar alana yayılmış dört terminali ve iki ana uçuş
pistiyle, yılda 65 milyon yolcunun dünyanın 170 kentine taşındığı bir
havalimanı. Her gün Paris'e 33, New York'a 23 uçak havalanıyor bu
havalimanından. Buradan, yalnızca bir gün içinde 213.000 yolcunun
geçtiği olmuş. Havalimanı ayrıca, yaklaşık 68.000 kişinin de işvereni.
Yani yerel ekonomiye yadsınamaz bir katkısı var. Bu boyutlarıyla
Heathrow, çevreye olan etkisinden yerel ekonomiye katkısına, pek çok
alanda tartışmaların odağı halinde. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında
hükümetin havalimanına beşinci bir terminal ekleneceğini açıklamasının
ardından, tartışmalar gittikçe yoğunluk kazandı. Konuya ilişkin
anahtar sözcük: "Sürdürülebilir Kalkınma"
İlk açıldığı 1946 yılında, Heathrow
havalimanından dünyanın 18 kentine yılda 9000 uçuş gerçekleşiyordu.
Aradan geçen yıllarda talep arttıkça uçuş sayısı da arttı. Her geçen
gün gittikçe artan sayıda kişi, çeşitli nedenlerle uçuyor.
Uluslararası ekonominin bunda önemli bir payı var. Bir görüşe göre,
internet ve benzeri iletişim teknolojileri sayesinde şirketler farklı
ülkelerde ofisler açabiliyorlar; bunun sonucunda da daha çok yolculuk
gereksinimi doğuyor. Bir de, İngiltere'nin ilikleri ısıtacak bir
güneşten payını almayan iklimini gözönünde bulundurmak gerekiyor.
Ortalama bir İngiliz ailesinin her yıl Akdeniz'in sıcak güneşinden
yararlanmak için uçak yolculuğu yapması, sıradan bir durum.
|
 |
|
Bunun yanı sıra, daha fazla uçuş
daha fazla turist anlamına da geliyor. Araştırmalara göre talep
gittikçe artacak. 2020 yılında talebin bugünkünün iki katı olacağı
tahmin ediliyor.
Bu artışın Heathrow'a da önemli
bir etkisinin olacağı, tartışma götürmez bir gerçek. |
Artan talebi karşılamak amacıyla
hükümet, geçtiğimiz üç yıl içinde milyonlarca sterlini, havalimanına
beşinci bir terminalin eklenmesinin olası etkilerini araştırmak ve en
uygun modeli bulmak için harcadı. İnşa planları gerçekleştiriledursun,
beşinci terminalin kaplayacağı 70 hektarlık alan, 18 ay boyunca
arkeolojik araştırmalara sahne olacak. Araştırmaların amacı geçmişte
bölgenin tarihi yapısını "geniş açı objektifiyle" bakmak. Arkeologlar
çoğunlukta küçük alanlarda çalıştıklarından, geniş alanda bulgularının
ne tür bir önem taşıdığını anlamaları hayli zor. Oysa, geniş alana
yayılan böylesi bir araştırma, yepyeni bir açı getirebilecek
arkeolojik araştırmalara. Şunu da kaydetmekte yarar var: Tüm bunlar,
havaalanını işleten şirketin, beşinci terminali bölgede yaşayanlara
kabul ettirme çabalarının bir kısmı; çünkü yetkililer bir ikilemle
karşı karşıyalar.
Evet, beşinci bir terminalin inşası,
elde gerekli kaynaklar olduğu sürece o kadar zor değil, ama bunun
yerel ve küresel hava kirliliğine katkısı, kalkan ve inen uçaklardan
kaynaklanan ses düzeyinin havalimanı ve çevresinde yaşayanlara etkisi,
önceden ölçülüp biçilmesi gereken konular.
Ses düzeyi, bu etkenler arasında tartışmanın en çok odaklandığı.
Çünkü, bölge sakinleri arasında uyku düzensizlikleri, sıklıkla görülen
bir durum. Örgütlenen bölge sakinleri, gece uçuşlarını azaltmak ve
hatta bütünüyle kaldırmak amacıyla kampanyalarını sürdürüyorlar.
Terazinin diğer kefesindeyse teknolojik gelişmeler yer alıyor. Çift
türbinli jet motorlarıyla donatılmış modern yolcu uçakları, kalkış
sırasında tehlikeli ses düzeyine yol açmıyorlar. Modern jetlerde
kalkış açısı artırılarak, yani uçağı kısa sürede yüksek irtifaya
çıkararak ses düzeyi azaltılabiliyor. Asıl sorun, inen uçaklardan
kaynaklanıyor. Ne yazık ki, açı ayarlamaları, pistlerin açıları gibi
etkenler tartışılıyorsa da, inen uçaklar havaalanı çevresinde
yaşayanların yaşamındaki yerlerini koruyor. Bölgede pek çok kişi,
ellerinde sesölçerlerle havaalanı denetçilerine yardımda (!)
bulunuyor. Bölge sakinlerinin, kabul edilebilir sınırların üzerinde
sese yol açan uçakları bildirebileceği bir telefon hattı bile var.
|
 |
|
Yoğun uçak trafiğinin bir diğer
etkisiyse, yerel hava kirliliği. Atmosferdeki karbon monoksit,
azot oksitler, sülfür dioksit, katı parçacık ve poliaromatik
hidrokarbonların düzeyi, havalimanı ve 1000 m yüksekliğe kadar
düzenli olarak ölçülüyor. Bu gazların ana kaynağı uçaklar. |
İkinci sırayı da, havaalanındaki kara
taşıtları alıyor. Diğer bir kaynak, yakıt depolarındaki buharlaşma.
Yolcuların havalimanına ulaşmak için kullandıkları taşıtlar da yine
hava kirliliğinde rol oynuyor. Terminallerin ısıtılması, temizliği
gibi etkinlikleri de unutmayalım. Bu unsurların bütünü sonucunda
salınan gaz miktarını azaltacak önlemler, havalimanında alınıyor.
Sözgelimi uçakların kalkış öncesi uçuşa hazırlanmasında yer alan
testlerde bu gazların atmosfere salımlarını azaltmaya yönelik ölçütler
göz önüne alınıyor.
Havalimanının kirlilik ve ses düzeyi
gibi yerel etkilerinin ötesinde, havatrafiğinin küresel etkileri de
var. Küresel ısınmaya yol açan, yalnızca uçuş sırasında yakılan petrol
değil. Bulutsuz bir günde gökyüzüne baktığımızda, uçakların artlarında
bıraktığı beyaz bulutsu çizgileri hepimiz görmüşüzdür. Bu çizgilerin,
uçaklar gözden kaybolduktan sonra rüzgarda dağıldığını ve yok
olduklarını da gözlemişizdir. İşte, yalnızca buz parçacıklarından
oluşan bu 'kuyruk'lar da küresel ısınmada etken.
Bulutsu 'kuyruk'lar, jet motorunun egzosundan çıkan subuharının düşük
sıcaklıklarda küçük buz kristallerine dönüşmesinden oluşuyor. Bu
kuyrukların dağılarak daha büyük sirrus bulutları oluşturdukları da
düşünülüyor. Doğal olmayan bu durum, yeryüzünde daha çok ısının
'hapsedilmesine' dolayısıyla da küresel ısınmaya yol açıyor. Imperial
College'de bu bulutsu 'kuyruk'ların azaltılmasının yollarını araştıran
Dr. Robert Noland'ta söyleştik.
Dr. Noland ve ekibinin araştırmalarına
göre, kışın 9500 m'nin, yazınsa 7500 m'nin altında uçmak bulutsu
kuyrukların oluşumunu önemli ölçüde azaltacak. "Çalışmamızda Avrupa
havatrafiğinin en yoğun bölgesini belirledik: Almanya, Hollanda,
Belçika, Lüksemburg ve Fransa'nın bir kısmı. Modelimizi bu veriye
dayandırdık" diyor Dr Noland. "Alçaktan uçmanın yarattığı sorun, bunun
daha çok yakıt tüketimine yol açması. Karbon emisyonlarının %3,9 kadar
artacağını tahmin ediyoruz. Oysa, uçuş zamanlarını değiştirerek de
bulutsu kuyrukların oluşumunu azaltmak olası." Alçaktan uçmanın
havayollarına pahalıya mal olacağını ifade eden Dr. Noland,
havayollarının, uçuş zamanlarını, gittikçe artan çevre vergilerine
ayarlamaktansa, alçaktan uçmayı yeğleyebileceklerini söylüyor.
Çalışmaları henüz yasal düzenlemelerde yer alacak kadar ses getirmiş
olmasa da, ekip bir gün araştırmalarının uçuş yüksekliklerinin
belirlenmesinde etkili olabileceğine inanıyor.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 421 Aralık-2002
Didem Crosby'e teşekkürlerimizle
Denizce
 |
|