| |
"Bilimle uğraşmayanlar, bilimin, özellikle de biyolojinin çok
ince eleyip sık dokuduğundan, ayrıntılarda çok karmaşık
oldğundan ve konu dışındakiler tarafından zor kavrandığından
yakınırlar. Diğer yandan bilim insanları, toplumun, temel
araştırma bulgularının değerini çok az takdir ettiğinden, çok az
ilgilendiğinden söz ederler.
Dr.
Hoagland'ın kitabıyla aradaki duvarın iki yüzü de
onarılacaktır."
Lewis
Thomas
Önsöz
Canlıların
yaşamlarını düzenleyen kanunları anlamak yolunda yapılan heyecan
verici buluşlarda etkin katkımın olması benim için büyük bir
şans. Aydınlatılan gerçeklerin yalınlığı ve güzelliği bana
mutluluk kaynağı olmuştur. Bu kanunları tıp öğrencilerine
öğretirken, bilimle uğraşmayan arkadaşlarıma açıklarken, deney
zevkinin birçok kişiyle hatta fen eğitimi görmemiş kişilerle
bile paylaşılabildiğine inandım. Kitabımı kendisine adadığım
karım, bilginin paylaşılmasının tutkulu bir savunucusudur. O,
bilim insanlarının yaptıklarını, konuları dışındakilere de
açıklamak zorunda olduklarını düşünür. Bu küçük kitabın yazılıp
biçimlenmesi de onun yoğun ısrarlarıyla gerçekleşti.
Yüzyılımıza
kadar bilim insanları, monarşilere, zengin kişilere,
hükümetlere, hayır kuruluşlarına, bazen de kendi mütevazı
kaynaklarına dayanarak, genellikle bağımsız çalışırlardı.
İnsanların her yerde durmadan artan beklentileriyle bilimsel
teknolojinin artan maliyeti ve karmaşıklığı, bilim insanlarını
hükümetlerle ve halkla daha yakın ilişkilere soktu. Bilgi
biriktikçe, giderek insanı ilgilendiren pratik konulara
uygulanabilirliği arttı.
Günümüzde herkes
bilim insanlarının yaptıklarıyla daha çok ilgileniyor, bunların
yararlarını, risklerini bilmek istiyor.
Yine de bilimle
uğraşmayanların, onun doğası gereği anlaşılmaz ve esrarlı
olduğunu düşünmeleri beni şaşırtıyor. Bunda, profesyonel bilim
insanlarının kullandıkları dili günlük dile çevirmek
istemeyişlerinin etkisi olmakla beraber, fen bilimleri dışındaki
konularda eğitilmiş insanların entelektüel tembelliklerinin
ağırlığı daha büyüktür. Aslında bu "bilim sevmeme" saplantısı
doğal bir düşünce biçimi değildir. Bilim, kendi içimizde ve
çevremizde olan bitene açıklama aramaktır. Anlaşılmaz, karanlık,
esrarlı olanı, temel kanunlar keşfederek açıklama ve anlaşılır
yapma işlemidir; dizginleşmiş meraktır. Merak, insandaki en
temel dürtülerden biridir. Çocukken meraklarımızla, serbestçe,
hiç utanıp çekinmeden bir tür "bilim yaparız". Yaşlandıkça, bize
zevk veren, bilgi sağlayan bir dürtümüzü bastırırız. Bu
düşüncelerle bilimi başkaları için de zevkli yapma çağrısını
hoşnutlukla kabulleniyorum.
Vinalhaven, 1979
|
|