| |
|
 |
|
21.07.1899 - 02.07.1961
"Gerçeği Arayan Bir Öykü Yazarı"
Amerikalı yazar kısa öykünün ustası sayılmaktadır. Hemingway
izlenimlerini ve deneyimlerini kuru, kısa bir stille
aktarmaya çalıştı. Yapıtlarının konusu başlıca aşk ve ölümle
insanın hayattaki başarısızlığından ibarettir. Amerikan
edebiyatındaki Redskin, Tough Boy gibi, tüm bir yaratıcılık
anlayışını, sporcu, avcı, asker portreleriyle dile getirerek
başarıyla temsil etti. |
Kuralları titizlikle belirlenmiş bu geniş düşsel evren, ne
gerçekçi yazımın kesinliğini, ne de Amerikan edebiyatına
insanlığın durumunu anlatma olanağı veren geniş boyutlu
simgeselliği dışlar. Hemingway’in çok boyutlu bir ilgi alanı
olması ve buna sıkı sıkıya bağlı kalması, yapıtlarının,
geçek bir psikolojik çözümleme yerine ucuz kahramanlığa yer
veren, yüzeysel bir nitelik taşıdığını düşündürür.
Doktor bir babayla opera şarkıcısı bir annenin oğlu olarak
Şikago yakınlarında Oak Park'ta dünyaya gelen Ernest, burada beş
kardeşiyle birlikte büyüdü ve 1917'ye kadar okula devam etti.
Tutkulu bir sporcu olan Hemingway, henüz öğrenci gazetesinde
çalışırken gazeteci olmaya kararlıydı. 18 yaşında Kansas City
Star gazetesinde başladığı eğitimini, I. Dünya Savaşı'nda
Kızılhaç örgütüyle birlikte sağlık memuru olarak İtalya'ya
gitmek üzere bıraktı. Ağır bir şekilde yaralanan Hemingway,
iyileştikten sonra piyade birliğine gönüllü olarak katıldı.
Savaşta yaralanınca ölüm korkusuyla tanıştı; bu konu bütün
yapıtlarında öne çıkar.
1924: In
Our Times
Hemingway,
1920'de evlendiği Hadley Richardson ile birlikte Toronto Star
Weekly gazetesi için dış ülke muhabiri olarak Avrupa yolculuğuna
çıktı. Birlikte bir çocuk sahibi olduğu ilk eşinden 1924'te
boşandı. İkinci evliliğini gazeteci Pauline Pfeiffer ile yaptı
(iki çocuk) ve 1940'ta boşandı. 1921'de Türk-Yunan savaşında
savaş muhabiri olarak bulundu. Bir yıl sonra da Mussolini'nin
Roma'ya yürüyüşünü anlattı. Amerikalı yazar Gertrude Stein ile
arkadaş olunca Hemingway edebiyata yönelmeye heveslendi. Bunun
ilk semeresi In Our Times (Zamanımızda, 1924) adlı kısa
öykülerden oluşan bir kitaptı. Hemingway burada izlenimlerini
sade, açık bir dille aktarmaktadır. Yapıtlarının amacı, yüzeyin
altındaki gerçeklere ulaşmaktı.
1929: A
Farervell to Arms
1926'da Hemingway'ın ilk romanı The Sun Also Rises (Güneş de
Doğar) yayınlandı. Savaşta aldığı yaralar yüzünden çocuk yapma
yeteneğini ve hayatın bir anlam taşıdığına ilişkin inancını
yitiren bir Amerikalının öyküsünde "Lost Generation" (Yitik
Nesil) denilen neslin (20'li yıllarda Paris'te bulunan
umutsuzluğa kapılmış Amerikalı edebiyatçılar) havası
yansıtılmaktadır.
Ulusal fanatizme karşı bir suçlama olarak algıladığı A
Farewell to Arms (Silahlara Veda, 1929) adlı romanı çok büyük
bir başarı kaydetti. Hemingway bu romanında yaralı bir askerin
bir hemşireye duyduğu aşkı anlatır. Savaşın anlamsızlığını
anlayan erkek, bir de hamile sevgilisinin ölümüne katlanmak
zorunda kalır.
30'lu
Yılların Ortasında:
Politik
Konular İspanya'ya yaptığı bir yolculuk esnasında Death in the
Afternoon (Öğleden Sonra Ölüm, 1931) adlı romanı yazdı. Burada
Hemingway için tutku haline gelmiş olan boğa güreşine ve bu
güreşlerin ülkesine saygı gözler önüne serilir. Afrika turunu
1935'te The Green Hills of Africa'da (Afrika'nın Yeşil Tepeleri,
1935) anlattı. Bir yıl sonra İspanya İç Savaşında
Cumhuriyetçilerden yana tavır aldı. Ayrıca savaşı anlatan
belgesel bir filmin senaryosunu hazırladı: The Spanish Earth
(İspanya Toprağı, 1938). Hemingway 1939'da Küba'ya taşındı. Bir
yıl sonra gazeteci Martha Gallhorn ile evlendi (1944'te
boşandılar). Dördüncü evliliğini 1946'da Mary Welsh ile yaptı.
Yine 1940 yılında For hom the Bell Tolls (Çanlar Kimin İçin
Çalıyor) adlı başarılı romanı çıktı. 1943'te filme alınan bu
romanda Amerikalı kolej doçenti Robert Jordan, İspanya İç
Savaşında bir gerilla birliğiyle birlikte stratejik açıdan
önemsiz bir köprüyü havaya uçurur. Birlikte savaştığı Maria'ya
âşık olan Jordan, Franco'cu birliğin saldırısına uğrayıp
yaralanır ve ölür. Aşkı ve ölümü anlatan bu yapıtta artık
bireyin menfaatleri odak noktasını oluşturmaz. Hemingway toplum
adına sorumluluk üstlenmeyi kabul eder. Bu düşüncesini 1942'de
girdiği Amerikan deniz kuvvetlerinde uygulamaya koydu. İstila
birliklerinin muhabiri olarak 1944'te Fransa çıkartmasına ve
Paris'in kurtuluşuna katıldı.
1954:
Nobel Ödülü
Büyük bir başarı kaydedemeyen Across the River and into the
Trees (Irmaktan Öteye ve Ağaçların İçine, 1950) adlı Venedik
romanından sonra, 1952'de Hemingway'ın başyapıtı The Old Man and
the Sea (İhtiyar Adam ve Deniz) yayınlandı. Bu kısa romanın
kahramanı Kübalı balıkçı Santiago, 84 kez boşuna denize
açıldıktan sonra kocaman bir kılıç balığı yakalar. Bu
başarısının sevinci içinde yakaladığı balığı teknesine
bağlayarak evine doğru yelken açar. Balığı yolda köpekbalıkları
tarafından yenilip bitirildiği halde Santiago ertesi günü yine
denize açılır. İnsan hayatına dair bu sade parabol insanın
boşuna başarı peşinden koşusunu simgeler. İnsanın doğaya karşı
savaşına öldürme gereksinimi egemendir. Birey tüm yenilgilere
karşın yeniden yaşam savaşına döner. Hemingway 1953'te Pulitzer
Ödülünü aldıktan sonra 1954'te Nobel Edebiyat Ödülüne layık
görüldü. Arteriyosklerozlu tutkulu avcı Hemingway yedi yıl
sonra, 61 yaşında, Ketchum/Idaho'da kendisini avcı tüfeğiyle
vurarak yaşamına son verdi.
Eserleri
Savaş
sürekli bir esin kaynağıdır (Silahlara Veda [A Farewell to
Arms], 1929; [The Fifth Column and the First Forty-nine
Stories], 1938; Çanlar Kimin İçin Çalıyor [For Whom the Bell
tolls], 1940; Irmağın Ötesi [Across the River and into the
Trees], 1950) ve savaş konusu, av ve serüven öykülerinde
(Afrika'nın Yeşil Tepeleri [The Green Hills of Africa], 1935;
İhtiyar Adam ve Deniz [Old Man and the Sea], 1952) ele aldığı
aşk, moral gücü ve yalnızlık konularıyla birleşir. Öykü türü
([Men without Women], 1927; Ya Hep Ya Hiç [To Have and Have
not], 1937), günlük yaşamın tekdüzeliğinde bunalım anlarını
saptama olanağı verir. 20'li yılların sürgününü anlatan Güneş de
Doğar [The Sun Also Raises], 1926 ve Paris Bir Şenliktir [A
Moveable Feast], 1964 adlı yapıtlarında yazarın gizli ruhsal
zayıflıklarıyla kırılganlığının düşsel evrenini ortaya koymak
için seçilen yollar sergilenir. Boğa güreşlerine ilişkin olarak
[Death in the Afternoon], 1932 yılına ait bir yapıtıdır.
Kaynakça:
Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
Büyük Larousse
|
|