Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 






Orhan Erdenen
Abut Efendi
Ahmet Fethi Paşa
Ahmet Afif Paşa
Ahmet Necip Bey
Amucazade Yalısı
Burhanettin Efendi
Dolmabahçe Sarayı I
Dolmabahçe Sarayı II
Edip Efendi
Ethem Pertev
Fehime Sultan Yalısı
Hacı Feyzi Efendi
Hamidiye Cami
Halil Ethem Paşa
Hekim Başı Yalısı
Huber Yalısı
İtalyan Sefareti
Kadri Paşa Yalısı
Kıbrıslı Yalısı
Kızkulesi
Kont Ostrorog
Mediha Sultan S.
Rahmi Koç Yalısı
Rumelihisarı
Sait Halim Paşa
Serasker Rıza Paşa
Şerifler Yalısı
Zarif Mustafa Paşa
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Boğaziçi Yalıları   

  Huber Malikanesi - Cumhurbaşkanlığı Yazlığı
 


 Koruma No: 89


Kaynak  : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"  1994
 

 

Tarabya-Yeniköy Yolu No: 96 (Ada 446/parsel 35).

Üslubu: Art-nouveau (duvarları kârgir. içi ahşap-bağdadî).

İnşası : XIX. yüzyıl sonu.

Bahçesinin yüzölçümü: 34.046 m2. (çam ağaçları önemli)

Binası : 3 kat, 10 oda, 2 sofa, 3 hela.

 

Boğaz'a, XIX. yüzyılın son çeyreğinin belirli bir döneminin damgasını vuran: Avrupa kaşanesi tipindeki, büyük yapılardan kalan son birkaç örnekten bir tanesi, Tarabya'daki bu Huber Malikanesidir.

Osmanlı İmparatorluğuna, son yarım yüzyılında silah satan Krupp'un Türkiye temsilcisi olan Huber'e aittir. (1918 tarihli, Şehremaneti'nin Boğaziçi haritasında Mösyö Hofren'in Yalısı olarak kayıtlıdır.) M. Huber'den sonra binalar bir prensese satılıyor; prenses de bir Türk generaline, o da Fransız Marabetlerine satıyor. II. Dünya Savaşı sırasında geçici olarak Fransız Sörler Okulu olarak kullanılıyor. 1973 senesinde, ondört ortaklı, yönetim kurulu başkanının Tahir Cebi olduğu, "Boğaziçi İnşaat ve Turizm Şirketi" 11 milyon liraya malikaneyi ve müştemilatını satın almıştı. Anıtlar Kurulu inşaat izni vermemiştir. 1985 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Köşkü olması için çalışmalar başlamıştır. Bodrumları, depoları var, kayıkhanesi yok. Buna mukabil sağ yönünde araba kapısı, arabalıkları ve seyis daireleri var.

Elektriği mevcut, havagazı yok. İçi ve bazı kısımları ahşap, duvarları bağdadî. Pencere korkulukları altında aşıkyolu (Grek) motifler; saçaklarda furuşlar, ortadaki bina ile müştemilat binasında ahşap sivri uçlu akroterler; dantel, ahşap kepenkler; güney binasında dam korkuluğunda koç başları, kadın başları, balkonlar, çıkma kuleler, destekler var. Kalorifer, şömine ve mutfak için bacaları mevcut, damı Marsilya kiremitli kaplı. Dış merdivenleri taş. Üç kapılı geniş bir duvar gerisinde yapılmış, sahilhanenin iç odaları düz sıva. İç merdivenleri ahşap; birinci kattan ikinci kata ortadan; ikinci kattan üçüncü kata kenardan çıkılıyor. Çatı katında sadece su deposu var.

Taşlıktaki (kırılmış) şömine basit. Avizeler alınmış, çalınmış, eşyalar çarçur edilmiş. Güney binası, güney kapısında bulunan mutfağın ortadaki (Baltalimanı Mediha Sultan Sahilhanesi /Kemik Veremi Hastanesindeki gibi) fırını, parlak borusu ve muslukları; duvarda madeni kepenkli, fayans ocaklar (Avrupa işi) dikkate değer. Bu cephedeki kagir duvarda, rölyef halinde, el ele tutuşmuş, dans eden çelenkli çocuklar panosu görülüyor. 

Koru/batı yönünde, çatının baca sağ kenarında kabartma Grek başı ile altında Latince (SALVE) yazısı okunuyor. (Salve, Fransızca: salvo ile top atışı; Latince: kurtuluş anlamına geliyor. Bu kelime, Kanlıca ile Anadoluhisarı arasında "Marki" Ahmet Necip Bey Yalısı girişinde de görülecektir.) Yapının inşasında kastedilen anlamı, İtalyanca "selam" demektir. Bu kelimeden de sahilhaneyi, bir İtalyan mimarın yaptığı anlaşılıyor. Korunun cadde üzerinde bir de sebze bahçesi var. Suyu kalender Mahallesi arkasından borularla geliyordu, halen kesilmiştir. Koruda 1.5-2 metrelik yeşil ve kahverengi yılanlar; ağaçlarda da mevsiminde bol kuş bulunuyor. Yollara beton dökülmüş.

 

Birinci sette betondan abidevi küçük bir çeşme de -şimdi suyu kesilmiş- bir kadın uzanmış, avucundan çocuklara su veriyor. Diğer uçta Huber'in ölen köpeklerinin heykelleri bulunan mezarı. Geniş koruda, ceviz, bol aylantus, ıhlamur, çam, meşe, kestane, palmiye, çakal eriği v.s. Bahçenin, denize nazır, abidevi çam ve diğer görülmesini tavsiye edeceğimiz ağaçlarının bulunduğu geniş platformda zengin (halen metruk) camekanlı, ferforje ser ile; taş, yüksek bir kaide üzerinde küçük köşk, sade ve geleneksel üsluplu, kepenkleri kapalı duruyor.

Tekrar ana binadan başlarsak, üzerinde Salve yazan kapıdan küçük bir köprü ile arka bahçeye çıkılıyor. Buradaki setten bakılınca genel karakteri art-nouveau olmakla beraber, Çin, Arab, Acem, Osmanlı, İtalyan, Fransız, İngiliz tesirleri de görülüyor. Adeta ayrı ayrı milletlerden mimarlar nöbetleşe çalışarak yapıları tamamlamışlar gibi..

Boğaziçi tarihiyle ilgilenen bir zatın naklettiğine göre; Huber Malikanesinin yapılışı şöyle imiş: "Sultan Abdülaziz'in Fransa ziyaretini iade etmek maksadıyla, Fransa İmparatoru III. Napoleon'un eşi İmparatoriçe Eugenie, 1869 senesi Ekim ayında İstanbul'a geldiğinde, Sultan Aziz, İmparatoriçe'nin nedimesi için bu villayı yaptırmış ve ona hediye etmiş. Eugenie Fransa'ya döndüğü zaman nedimesi burada kalmış; bina sonra Fransız Sefarethanesine intikal etmiş."

 

Binaların yüzölçümü: (Denizden bakışa göre)

Soldaki merkez bina 619 m2, sağdaki bina 252 m2 ve bahçedeki arkadaki müştemilat binası 70 m2 olmak üzere toplam 941 m2 olmaktadır.

Cadde duvarı, Kalender yönünde görülen kagir, üzeri balkonlu çayhane, Cumhurbaşkanlığı yazlığı olarak restore edilirken inşa edilmiştir. 

Hürriyet Gazetesi'nin (10 Kasım 1987 tarihli) "Yaşayan Yalılar" makalesinden:

"Yazlık ikametgah olarak Florya köşkü'nün yerini alacak olan yalı, Osmanlı döneminde silah komisyonculuğu yapan Alman işadamı Huber'e aitmiş."

Silah komisyoncusu Huber, Alman Büyükelçiliğiyle çok sıkı fıkı çalıştığı için de elçiliğe komşu olan bu yalıyı almış. Görkemli bir bina. 

Çelik Gülersoy, anlatıyor:

"Herr Huber, çok çiçek sever bir zatmış. Doğa hayranıymış. Yeşilliğe meraklıymış. Yalının korusundaki bütün ağaçları, kendi eliyle sularmış. Ölünce burada hiç varisi kalmamış. Hukukçu ve iktisatçı olan, İttihat ve Terakki erkanından, Şirket-i Hayriye'nin başı Necmettin Molla, Almanya'ya gidip yalıyı oradaki mirasçılarından çok ucuza kapamış. Sonra da Hıdiv İsmail Paşa'nın torunlarından Prenses Kadriye'ye satmış. Ne var ki, Boğaz iklimi, sıcak iklime alışmış olan Prenses Kadriye'ye sert gelmiş. Bu yüzden de yalıda uzun müddet oturamamış. İşte o zaman Notre Dame de Sion'a hibe etmiş... Ondan sonra da 1973'te bir inşaat şirketi satın almış yalıyı."

 

 

Sahilhanenin Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı:
Tarabya-Yeniköy Caddesi
Yüzölçümü: 34046 m2.
Cinsi: Bahçeli ahşap ev.
Terkini: Sultan Beyazıt vakfından iken 28.9.1962'de
Ada/parsel durumu: Eski 446/35, yeni 1065/35
Sahipleri: (1950 ila 1973'te)
Fransız tebasından Kleman Terezyak 1/2
Kleman kızı: Fransız tebasından Odan Mari Eme 1/2
Viktor Odan kızı: Roza Penbeyan Viçen kızı 1/2
Leon Abdullah 1/2
Satın alınma (1.6.1973'te) Boğaziçi İnşaat ve Turizm Şirketi.


 

Orhan Erdenen'e teşekkürlerimizle

Denizce