|
Böbreklerimiz
yaşadığımız sürece sürekli çalışmakta ve idrar oluşturmaktadır.
Durmaksızın üretilen idrar, idrar kesesinde depolanmakta ve
gerekli zamanda, uygun yerlere kendi isteğimizle
boşaltılmaktadır.
İdrarı depolama
ve boşaltma sistemi bizim idrar ile sürekli ıslanmamızı
engeller. İdrarı istediğimiz zaman ve kendi belirlediğimiz yere
boşaltma yeteneğimiz ortadan kalktığında idrar bizim irademiz
dışında boşalmaya ve bizi ıslatmaya başlar. İdrar kaçırma olarak
tanımladığımız bu durum sosyal yaşantımızı bozar, temizliğimizi
tehdit eder.
Yapılan
çalışmalar kadınların %6.5 - 60’ı, erkeklerin %2.5 - 24’ü
yaşamlarının bir döneminde idrar kaçırmaktadır.
Kadınların idrar
kaçırma sıklığı erkeklere göre 4-5 kat daha fazladır. Bunun bir
birbirini destekleyen iki nedeni vardır. Birincisi beden
yapısıdır. Kadınlarda idrar kesesinden sonraki idrar yolu 4-5 cm
civarında olup çok kısadır ve erkeklerde iki adet olan sfinkter
adı verilen idrar tutma kapakçığı kadınlarda bir tanedir.
İkincisi ise gebelik ve doğumdur. Gebelik ve doğum idrar yolu
civarındaki dokuların esnemesine, gevşemesine neden olur, idrar
tutmaya katkısı olan dokuların direncini düşürür. 60 yaşından
sonra özellikle kadınların idrar kaçırma sıklığı %30-60’ı
civarındadır. Bu ciddi sıklık önemli bir toplumsal sorun olarak
karşımıza çıkmaktadır.
İdrar kaçırma
şiddetli, orta ve hafif olabilir. Şiddetli idrar kaçırmalarda
neredeyse idrar kesesinde hiç idrar birikmez ve böbreklerden
gelen olduğu gibi dışarı akar, kişi sürekli ıslaktır. Orta idrar
kaçırmada istirahat halinde sorun yok iken, gündelik
aktivitelerde idrar kaçırılır. Hafif de ise öksürme, hapşırma,
ağır kaldırma gibi şiddetli çabalarda zaman zaman idrar kaçırma
olur.
İdrar kaçırmada
bazı risk faktörleri vardır. Artan yaş, doğum sayısının
çokluğu, menopoz ile dokuların incelmesi, şişmanlık
sonucu karın içi basıncın artması, kalıtımsal olarak
dokuların daha gevşek olması, sigara içme( kaçırmayı 2-3 kat
arttırıyor), kronik kabızlık, Kronik Obstrüktif Akciğer
Hastalığı; idrar kaçırmayı arttıran başlıca etkenlerdir.
İdrar kaçırmanın
nedenleri hastalığın öyküsü yani anamnez, fizik muayene,
tetkikler sonucu anlaşılmaktadır. Tanı konduktan sonra ona
yönelik tedavi seçenekleri yaşama geçirilmektedir.
Tanıya göre
seçilen tedavi seçeneklerini iki gurupta toplamamız mümkündür.
İlk gurup
medikal tedavilerdir. Medikal tedavilerde iki yöntem vardır:
Birinci yöntem idrar kesesinin kasılmasını azaltan, idrar
yolunun çevresindeki dokuların direncini arttıran ilaç
tedavileridir. İkinci yöntemin ise hedefi idrar yolunun
etrafındaki dokuların, kasların güçlendirilmesidir. Bunun da
çeşitli yolları vardır: Bu bölgeye yönelik egzersizler, elektrik
uyaranları ile kasları güçlendirme, manyetik sandalyeler ile
kasları, dokuları güçlendirme gibi…
İkinci gurup
cerrahi seçeneklerdir. Çok çeşitli cerrahi yöntemlerin temel
prensibi idrar yolunun çevresinde gevşemiş dokuların yerine
ameliyat ile destek sağlayacak materyaller koymak ve direnci
arttırarak idrar kaçırmayı engellemektir. Başarı oranları %70-95
arasında değişen cerrahi yöntemler 15 dakika ile 1 saat arasında
değişen sürelerde gerçekleştirilmektedir. Ciddi yan etkileri
olmayan ve son yıllarda gelişen cerrahi tekniklerle çok daha
kolay uygulanan, başarı oranları daha da artan ameliyatlar
sonucunda idrar kaçırma korkulu rüya olmaktan hızla çıkmaya
başlamıştır.
Üroloji
uzmanları
ve bu alana özel olarak ilgi duyan kadın doğum uzmanları
idrar kaçırmayı tedavi etmektedirler.
İdrar kaçırma
kader değildir ve tıp; gerek medikal gerekse cerrahi çözümünü
insanların hizmetine sunmuştur, sunmaktadır.
www.pratikhaber.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

13.03.2007
|