|
1929 yılındaki ilk
güzellik yarışması için Cumhuriyet gazetesi büyük bir kampanya
düzenler. Gazetede çıkan haber ve ilanlarda bunun millî bir vazife
olduğu vurgulanarak, Türk kızları yarışmaya davet edilir. Ancak
böyle bir yarışma düzenlenmesi basında polemiklere neden olur.

Feriha Tevfik
Dönemin mizah dergilerinden Karagöz'ün 9 Şubat 1929 tarihli
sayısında yer alan makalede bunun gerekçesi şöyle açıklanır:
"Cumhuriyet refikimiz Dünya Güzellik Müsabakasına Türk kadınlarının
girmesini istiyor. Öyle ya her millette güzel var da bizde yok mu?
Yok ne demek! Öyleleri var ki bir gülüşle bin gönül fethederler,
öyleleri var ki bir bakışla bin can yakarlar. Daha neler, ne
fettanlar, ne dilberler, ne dilbazlar var, var ama bunlar bize,
bizim gönlümüze göredir. Ölçüye uymaz, metroya, santime gelmezler.
Malum a! Bizim bedenlerimiz alafranga değil alaturkadır, sporsuz,
gelişigüzel büyüdüğümüz için hepimiz biraz göbekliyiz, vücudun
ölçülü güzelliğine o kadar ehemmiyet vermeyiz, bizde güzellik
şunlardır: Kaş, göz, gerisi söz! Müsabaka heyeti evvela ölçüp
biçtikten sonra hesaba uygun olanları müsabakaya sokacaklar! Haydi
efendim, haydi onların arşınına göre bizde kumaş yoktur!" Bu
tartışmalar sürerken dönemin hükümetinin de desteklediği yarışma 2
Eylül 1929 yılında yapılır. Türkiye'nin ilk güzeli Balıkhane Nazırı
Mehmed Tevfik Bey'in torunu Feriha Tevfik Hanım olur; Seniye
Hanım ikinci, Araksi Hanım da üçüncü olmuşlardır. Jüride yer alan
isimler arasında dönemin en saygın isimleri vardır. Feriha Tevfik
Hanım, organizasyon bozukluğu nedeniyle o yılın Avrupa ve Amerika
güzellik yarışmalarına katılamaz. 1930 yılında Amerika'da yapılan
yarışmaya katılır; dereceye giremese de büyük sükse yapar ve
Hollywood'dan film teklifleri alır. Fakat on dört yaşındadır ve çok
sevdiği ülkesinden ayrı kalmayı göze alamadığı için teklifleri kabul
etmez.

Mübeccel Namık
Cumhuriyet gazetesi 1930'da ikinci yarışmayı düzenler ve
Mübeccel Namık Hanım kraliçelik tacını takar. 16 Ocak 1930 tarihli
Resimli Uyanış dergisinde haber şöyle verilir: "Bu hafta Cumhuriyet
gazetesinin teşebbüsü ile ikinci defa olarak bir Türkiye güzellik
kraliçeliği daha intihap olundu. Bu yeni kraliçe Mübeccel Namık
Hanımdır, kendisi yeşil gözlü, uzun boylu ve çok mütenasip
endamlıdır. Hakem heyetinde bulunanların görüşleri hayli ilginçtir.
Hüseyin Rahmi:
'Birer birer alınırsa hepsi güzel, fakat bolluk içinde seçmek müşkül
oluyor.'
Halit Ziya:
'Bayıldım.'
Ahmet İhsan: 'Rüya
görüyorum sanıyorum."
Abdülhak Hamit:
'Cennete girdim sanıyorum.'
Kontes Soranzo:
'Cennetten çıktım sanıyorum.'
Hüseyin Cahit:
'Hayranım.'
Şükufe Nihal: 'Gayet
güç, cevap veremeyeceğim kadar güç.'
İsmail Müştak:
'Hepsinin müştakıyım.'
Yunus Nadi: 'Ben bu
işin muvaffakiyetinden çok memnunum.'
Rezan Emin: '32
numara güle benziyor.'"
32 numara Mübeccel
Namık Hanım'dır. Ancak, ne yazık ki Fransa'nın Cannes şehrindeki
yarışmada dereceye giremez. Bir sonraki yılın yarışmasında alâka
umulanın altındadır. 28 Temmuz 1930 tarihli ilanda şöyle
yazmaktadır: "Güzellik müsabakasına iştirak için gelen resimler,
kafi miktarda olmadığından resim gönderme müddetini teşrinievvel
nihayetine kadar temdit ettik. Güzeller; Beyoğlu'nda Foto Süreyya ve
Foto Femina'ya giderek bizim hesabımıza resimlerinizi çektiriniz."
Katılım umulan sayıya yaklaşır. 1931 yılının kraliçesi Naşide
Saffet Hanım'dır; Saniha Hanım ikinci, Selma Hanım da üçüncü
güzel seçilirler.Türkiye'nin büyük bir heyecanla beklediği
yurtdışındaki yarışmalarda hiçbir güzelimiz dereceye girememiştir.
Bu nedenle yeni yapılan yarışmaya ilgi çok azalır. 15 Haziran 1932
tarihli Cumhuriyet gazetesinin başlığı "Dünya Türkiye güzelini
bekliyor"dur. Gazete bu tarihten 2 Temmuz'a kadar, 16-25 yaş arası
evlenmemiş, namuslu kızları yarışmaya davet eden haberler yayımlar.

Keriman Halis
Kraliçe seçilecek güzele tam 500 Türk Lirası mükâfat verilecektir.
"Hâfi ve balo kıyafetiyle" yapılacak seçmelerde kazanamayanların
"İzzet-i nefislerinin rencide edilmemesi için isimlerinin ilan
edilmeyeceği" açıklanmasına rağmen sadece 7 genç kız yarışmaya
müracaat eder. Bunların arasında son anda yarışmaya katılan, Tüccar
Halis Bey'in 17 yaşındaki kızı Keriman Halis Hanım, Türkiye
Güzellik Kraliçesi seçilir. Belçika'nın Spa şehrinde düzenlenen
Dünya Güzellik Yarışması'na katılır ve kraliçe seçilir.
Keriman Halis Hanım
o günü şöyle anlatır: "Önce kadınlardan meydana gelen bir jüri önüne
çıktık. Burada inceden inceye kontrolden geçtik. Sonra bir tiyatro
salonunda esas yarışmaya girdik. 28 ülkenin güzeli teker teker boy
göstererek gelip geçtiler... Ve sonunda iki güzel kaldık. Ben ve
Almanya güzeli. Son gün yalnız Alman güzeli ve beni tekrar görmek
istediler. Üzerime kırmızı renkte bir tuvalet giymiş, yakasına da
beyaz kurdela takmıştım. Memleketimizi bayrağımızın renkleriyle
tanıtmaya çalışıyordum. Son an gelip çattı. Jüri başkanı ayağa
kalktı. Elindeki kırmızı mühürlü zarfı büyük bir itina ile açtı.
Tiyatroda büyük bir sessizlik hüküm sürüyordu. Heyecandan düşüp
bayılabilirdim. Neyse, zarf açıldı... Bütün tiyatro salonu, 'Yaşasın
Miss Turkey!' sesleriyle inledi..." Tabii o günlerde bütün yurtta
büyük bir sevinç yaşanır. Atatürk, Keriman Halis Hanım'a gönderdiği
kutlama telgrafında kendisine kraliçe anlamına gelen "Ece" unvanını
verir; 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile Keriman Halis
Hanım, Ece soyadını alır.
Kaynakça:
Skylife Eylül 2001
Cengiz Kahraman'a
teşekkürlerimizle
Denizce
 |