e-mail    
denizce@denizce.com

 
 





Arthur Miller
Claude Simon
Doris Lessing
Ernest Hemingway
Federico Garcia Lorca
Franz Kafka
George Bernard Shaw
Henry Miller
Ingeborg Bachmann
James Joyce
Jean-Paul Sartre
John Steinbeck
Marcel Proust
Maxim Gorki
Pablo Neruda
Rabindranath Tagore
Sinclair Lewis
Thomas Mann
Toni Morrison
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yüzyılın Yazarları  

  Ingeborg Bachmann                                                           

 

 

 

25.6.1926 -17.10.1973
 

"Boşuna Bir İltica Arayışı"

 

Avusturya savaş sonrası yazarlarından Bachmann, lirik, radyofonik skeç ve düzyazı aracılığıyla modern insanın aşılamayan yalnızlığını dile getirdi. Bachmann'ın yapıtlarına, zorunlu olmayan bir yaşamdan mükemmel bir varoluşa kaçış emelleri egemendir.

 

Bachmann, bir öğretmen ailesinin üç çocuğunun en büyüğü olarak Klagenfurt'ta dünyaya gözlerini açtı. Liseyi bitirdikten sonra, 1945'te Innsbruck, Graz ve Viyana'da felsefe, Alman filolojisi ve psikoloji tahsiline başladı. 1950'de "Martin Heidegger'in Varoluş Felsefesinin Eleştirel Bir Kabulü" adlı teziyle doktor unvanını aldı. Arkasından Amerikan işgal kuvvetlerinin Viyana'daki sekreterliğinde çalıştı. 1951'de "Kırmızı-Beyaz-Kırmızı" adlı radyo istasyonuna radyofonik skeç redaktörü olarak geçti.

50'li Yılların Başında: Lirik Çalışmalar

Grup 47'nin toplantısında şiirlerini okuduktan sonra, Bachmann'a 1953'te Yazarlar Birliğinin ödülü verildi. Aldığı bu ödülle birlikte Die gestundete Zeit (Ertelenen Zaman, 1953) adlı ilk lirik kitabının başarısı sayesinde, Bachmann radyodaki işini bırakıp İtalya'ya yerleşebildi. İkinci lirik kitabı Die Anrufung des Grossen Baeren'i (Büyük Ayıya Çağrı, 1956) yayınladıktan sonra yalnız tek tük şiirler yazdı. Bachmann şifreli düşünce liriğinde insan yaşamının tehdit altında bulunduğu duygusunu çok özlü bir dille işledi: İnsanlar, içinde bulundukları, artık dayanılmaz hale gelmiş zamandan kurtulup daha iyi bir geleceğe doğru yol almak arzusundan başka bir şeyde destek bulamaz hale gelmiştir. Yazar çoğunlukla serbest ritimlerle katı uyak şemaları ve doğa ile masal ve mitlerden aldığı görüntülerle mecazlar kullanmaktadır.

1954-59: Radyofonik Oyunlar

1954'te çıkan Die Zikaden (Ağustos Böcekleri) adlı radyofonik oyunu insanları, kusurlarını bilmekle beraber, toplumsal düzenle uyum sağlamaya çağırdığı bir paraboldür. Bachmann 1957'de dramaturg olarak Münih Bavyera Radyosuna geçti; Der gute Gott von Manhattan (Manhattan'ın İyi Tanrısı) adlı radyofonik oyunu da bir yıl sonra ilk kez burada seslendirildi. 1959'da Savaş Körleri Radyofonik Oyun Ödülünü alan bu yapıtta, var olan toplumsal düzen içinde, saf aşkın ve mükemmel mutluluğun olanaksızlığı işlenmektedir. İnsanların düzenini korumakla yükümlü olan "İyi Tanrı", giderek yoğunlaşan aşkları yüzünden gerçeklikten kaçan iki sevgiliye suikast düzenlediği için mahkemeye çıkarılmıştır, "İyi Tanrı"ya bütün geleneklerin bu şekilde hiçe sayılmasıyla toplum için bir tehlike doğmuş oluyordu.

1961'den Sonra: Düzyazı

50'li yılların sonu/60'lı yılların başı sıralarında İsviçreli dram yazarı Max Frisch ile ilişkisi olan Bachmann, 1961'de Das dreissigste Jahr (Otuzuncu Yaş) adlı ilk öykü kitabını yazdı. Kitabın içindeki yedi öyküde ilişkiler içinde hapsolan birey ile toplumun baskısına karşı koyarak yeni bir hayata başlama çabalarının acı sonuçları konu alınmıştır. Olay açısından kısır olan bu öyküler, kuruluşları açısından epikten çok liriktir.

Bunu izleyen yıllarda Bachmann öykü çalışmalarına ara verdi. Besteci Hans Werner Henze'nin Der Prinz von Hamburg (Homburg Prensi, 1960) ve Der junge Lord. (Genç Lord, 1965) adlı operalarının librettolarını yazdı. 1964'te Georg Büchner ödülünü kazandı.

1973: Malina

Yazarın 50'li yıllardan beri tasarladığı "Ölüm Türleri" dizisinin tamamlanmış tek romanı olan Malina 1971 yılında yayınlandı. (Dizinin diğer ciltlerine ait taslaklar Bachmann'ın ölümünden sonra, 1978'de basıldılar). Yazar Malina'da romanı kendi ağzından anlatarak acımasız bir biçimde kendi kendinin analizini yapar. Ön planda romanı anlatan kadınla iki erkek arasındaki üçlü ilişki konu edilmektedir. Bu iki erkekten biri, Dr. Malina'nın, kadının kişiliğinden ayrılıp kopmuş rasyonel yarısı olduğu anlaşılır. Tutuklu bir biçimde seven yanıyla pragmatik yanının bağdaşması mümkün değildir. Bu nedenle kişiliğin duygusal tarafı köreltilmeli, "öldürülmeli"dir. Bu roman monolog biçiminde düşünceler düzeyinde geçmekte olup geleneksel bir olaylar dizisine sahip değildir.

1972: Son Yapıtı

Simultan (1972) adlı öykü kitabında erkeklerin egemen oldukları bir dünyada, kendi yaşam stratejilerini geliştirmiş olan beş değişik kadının hayatından ince bir ironiyle örülmüş psikolojik enstantaneler sunulmuştur. Bunun sonucunda kadınlar daha kaderci ve sert olmuşlardır. En önemli faktör, çoğu zaman yalnızlıkla beraber gelen bağımsızlıktır; çünkü ancak bağımsız olan insan özgürlük içinde "gerçek" bir hayat bulabilir. Yazar 1973'te Roma'daki evinde çıkan bir yangında ileri derecede yanarak 47 yaşında hayatını kaybetti. Bachmann'ın elinde sigarasıyla uykuya daldığı tahmin edilmektedir.

 

 

   Kaynakça: Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)