Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





Akvaryum
Amatör Denizcilik
Amat.Denizci El Kit.
Anılı Fıkralar
Anında Hava Tahmini
Atatürk ve Tıbbiyeliler
Beklenmeyeni Bekleyin
Bendeki Kulak Van..
Bir Karakaslı
Bismarc Zırhlısının..
Boğaziçi Büyüsü
Buda
Buz
Clara
Cruise The Black Sea
Cruise Ukraine
Çarşılar..Pazarlar..
Da Vinci Şif.Çöz.
Deniz Balıklarımız
Deniz Kirliliği
Denizde Günah
Denizden Gelen A.
Denize Karşı
Derin Mavi Atlas
Düşünmenin Öyküsü
Enerjinin Dansı
Ezan Vakti Beeth.
Ezbersiz Eğitim
Fener Balat...
Gerçekler Bilinir...
Geri Gelmemek Üzere
Hakkımdaki Her Şey
Handbook of Sailing
Harbi Delikanlılar
Hayat Tatlı Zehir
Hayatın Kökleri
İki Kalas Bir..
İki Mülkiyeli
İnsanınYaşayanGeç..
İran Devrimi H.
İzlanda Yolcusu
Kahvehaneler
Kara Göründü
Karia
Kimyasal Tankerler
Kovulduk Ey...
Kuytuda Büyür...
Kuzey Yanım..
Küçük Anılarda...
Latife Hanım
Maviturkuaz
Mutfakta Zen
Ömrümden Uzun...
Operada Gerçekçilik
Ortaçağda End.Devr.
Oyuncaklar
Parlama Noktası
Sarıldım Minik T...
Sessizliğin Rengi-1
Seyir Haritaları
Shark&Rays
Sınavcı
Six Sigma Yolu
Siyasi Satrançta..
Seyyar
Sualtı Maceralarım
Sualtının Yıldızları
Su Ürünleri Mevz..
Tarihin Sınırlarına..
Tatlısu Balıklarımız
Tavuk Suyuna..
Tek Başıma
Tıbbiyenin ve...
Tüfek, Mikrop ve ..
T.Fotog.Kütüphanesi
U.İşaret Kod Kitabı
Uzmanına Sor
Vira Demir
Yollar... Sokaklar...
Yorgun Mayıs Kısrakları
Zekâ Oyunları
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Kitap Köşesi     

  İnsanın Yaşayan Geçmişi
 
 

 

 Eser Coşkun 
 İnsanın Yaşayan Geçmişi
 
Avustralya Yerlileri

  
   ISBN 975-8729-05-5

   KLAN Yayıncılık
   Hobyar Mh. Narlıbahçe Sk.
   No:19  Kat:1   Eminönü/İst.

   Tel:  0212 - 522 1564

Anlamıyoruz...

“Vahşi siyah adamlar sizin kanunlarınızı anlamıyor! Ülkede yaşayan her hayvan ve toprakta yetişen her işe yarayan kök kamu malıdır. Bir siyah adamın malı, ancak üzerindeki örtü, silahlar ve adıdır. Bu adam, hayvanların ve bitkilerin, bir adama daha çok, diğerine daha az ait olmasını anlayamaz...”

1848 Yagan adlı Victoria’lı bir yerli - 1840

 
 

 

“En tehlikeli dünya görüşü, dünyayı hiç görmemiş olan insanların dünya görüşüdür...”

                                                                                    Alexander von Humbold

 

“Neden kadınım olsun? Neden çocuğum olsun? Bütün bu yerleri siz aldınız. Çocuk sahibi olmanın yararı yok, kadının da öyle... Ben de, nasıl olsa, çok yakında düşüp ölürüm...”

                                          1840 yılında Yarra Kabilesinden bir yerlinin feryadı

 

Aborijinler 21. yüzyıla mutlu ve umutlu giremediler. Onların özgürlük anlayışı beyaz adamınkinden çok farklı ve kaybolanları geri getirmek ne yazık ki olası değil. Ellerinde kalan son topraklarda, bin yıllar öncesindeki Düş Zamanı’nı yaşamaya ve yaşatmaya çaba gösteriyor, geleneklerinden ve anılarından kopmamaya çalışıyorlar.

Herşeye karşın yine de yaşıyorlar.

Yaşamak umut demektir...

 

ÖNSÖZ

Avustralya yerlileri genel olarak Aborijin olarak anılır. Bu Latince'de; bir yerin asıl sahibi veya "yerli" anlamına gelen ve beyazların yakıştırdığı bir sözcüktür.

Oysa tüm kıtaya uyarlanacak insan veya halk anlamına gelen hiçbir yerli sözcüğü yoktur. Onlar kendilerini, yörelerine ve ait oldukları topluluklara özgü farklı isimlerle anarlar.

En az kırk bin yıldır bu kıtada yaşayan ve dünyada varlığını sürdüren en eski insan toplulukları olan Aborijinler, bu nedenle, insanın en eski geçmişini, inançlarını, geleneklerini, yaşam ve üretim biçimini, özetle her şeyini gözler önüne seren canlı tarih sayılırlar...

Uzun bir araştırmanın ürünü olan bu tarihsel yolculukta, yalnız insanın en eski geçmişine gitmekle kalmayıp, bir kesişme noktasında, madalyonun diğer yüzü olan uygar insanla, yani kendimizle karşılaşacağız... Bu bir anlamda, insanın kendi kendisiyle, "öteki ben" ile karşılaşmasıdır ve bu tür karşılaşmalar her zaman dramatik olmuştur...

Cortes'in karşısında Aztek'ler, Pizarro'nun karşısında İnka'lar ne hissetmişlerse, Kaptan Cook'un veya daha önce gelen bir başka beyaz Kaptan'ın karşısında Aborijinler de aynı şeyi hissetmişlerdir. Bu duygu öncelikle, deniz aşırı yolculuklarından geri dönen kutsal atalara kavuşmanın sevinci, daha sonra düş kırıklığı, çaresizlik, korku ve günümüze kadar süren korkunç bir acıdır...

Beyazlar açısından bakarsak, yeni bir toprak parçası, onu keşfeden için tarihe geçme onuru, işgalciler için yeni bir yaşam ve gelir kapısı, sömürgeci hükümetler içinse, dikilen bayrak, söylenen marş, haritasına eklenen verimli bir coğrafya ve anavatana doğru akan sömürge gelirleridir.

Alegorik olarak, avcı-toplayıcı yerlilerin, buhar gücünü keşfetmiş ve kapitalizm aşamasına gelmiş beyazlarla karşılaşmasını, günümüz insanının ansızın uzaylılarla karşılaşmasına benzetebiliriz.

Bu tarihsel ve kaçınılmaz karşılaşma sonucunda, 50.000 yıl öncesinin toplum biçimine sahip yerlilerin doğal gelişim süreci donmuş ve kısa zamanda çöküş başlamıştır.

Dünyada hâlâ yerlilerin yaşaması bir mucizedir...

Diğer yandan, çok eski geçmişimizle, dünden daha yakın bir ilişkimiz vardır. Bu ilişki, bilincimizi belirleyen toplumsal varlığımıza ışık tutar.

James G. Frazer'in belirttiği gibi; "bu eski atalarımızda olan 'benzerliklerimiz', farklılıklarımızdan daha fazladır..."

Amacımız, okuyucuyu yaşayan en eski geçmişiyle, onun bugün dahi zor anlayabildiğimiz özdeksel ve ruhsal zenginlikleriyle tanıştırma çabasıdır.

Dünyanın bize çok uzak coğrafyasındaki bu olup bitenleri, "bir başkasının" değil, tüm insanlığın geçmişi sayarak yola çıkıyoruz.

 

                                                                                                                                 Eser Coşkun