|
 |
İşsizler ordusu bir yılda 1 milyon 285 bin kişi artmış resmi
rakamlara göre 3 milyon 618 bine ulaşmıştır. Toplam istihdamda
da 530 bin kişilik bir iş gücü azalması gerçekleşerek,
Türkiye’yi, Dünya liginde 4. sıraya ulaştırmıştır. TÜİK
verilerine göre, kentlerde
yüzde 17,5 olurken, kırsal kesimde yüzde 9.5 olan işsizlik
oranı, ülke genelinde % 21,6. Bu veriyi ekonominin
%13,8’lik tarihi küçülmesiyle üst üste koyunca, ekonomi büyümeye
geçse de 2010’da işsizlikte OECD birincisi olacağımızı tahmin
ediyorum. |
Önümüzdeki kara tablo, üretimsizlik, tüketim mallarına dayalı
ithalat ve cari açıklar ile yatırım reflekslerinin durduğu bir
çevrimde küresel krizden payımızı almamızdan kaynaklanmıştır.
Sosyal devlet anlayışının yerini sadaka kültürüne bıraktığı, 1.
dereceden kamu emeklisinin emekli ödentisiyle 70’lere kadar “bir
ev bir araba”, 80’lerde “bir araba” alabildiği, 90’larda ancak
bankada faiz hesabı açtırabildiği ve 2000’lerden itibaren
birikmiş borçlarını tasfiyede kullandığı grafik önümüzdedir.
Hayat pahalılığı kağıt üzerinde yoktur fakat aile bütçeleri
istatistiklerden çok daha doğru olarak, aşın değil derdin
kaynadığını söylemektedir.
Sistem ne çalışana ne emekliye insanca koşullar sağlayamamıştır.
Tek bir çivisini çakmadıkları fabrikaları özelleştirme adına
yağmalatanlar evine ekmek götüremeyen babaların evlatları için
ağlamazlardı; öyle de olmuştur.
İşsizlik tablosu, milyon sayısıyla iade edilen yoksulluk
düşünülünce, ülkemizi yöneten siyasetçilerin, “mutluluğun değil
utancın resmini” yapabildikleri söylenebilir.
Vesika bekleyen kadın sayısındaki artış, aile içi şiddet, öz
yıkıcılığın ve sadizmin en bayağı görüntüleri eşliğinde “din,
iman, dağda barış, suçlamalar, savunmalar” vesaire “geçinip
gidiyoruz”!
Buradan sonra işsizliğin (kısmen yoksulluğun) aşılabilmesi için
önerilerimi paylaşmak isterim:
1.
Yatırım (doğrudan yabancı sermaye de dahil) önündeki tüm
engeller sıfırlanmalıdır.
2.
İşveren için sosyal maliyet halinde bulunan sigorta prim
oranları daha da indirilmelidir.
3.
İşçi primlerine devletin katılım oranı artırılmalıdır.
4.
Asgari ücret üzerindeki vergi yarı yarıya azaltılmalıdır.
5.
GAP ve Trakya Ovası entegre projeleri hızlandırılmalıdır.
6.
Mikro kredi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır.
7.
İşsizlik sigortası fonu amacı dışında kullanılmamalıdır.
8.
Yeni meslek ve becerilerin edindirilmesi özendirilmelidir.
9.
Banka düzeni “bankalar dışındaki” unsurlarıyla da
güçlendirilmelidir.
10.
Gerçekçi faiz oranları uygulanmalıdır.
11.
Bankalar TL ve döviz kredi garantisine, TCMB reeskont kredisine
önem vermelidir.
12.
Vergi adaletini sağlayacak düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi olan işsizliğin
ulusal ve evrensel ölçünler sınırlarında yüzde 4’lere
indirilmesi kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve programın ödün
vermeden uygulanmasına bağlıdır.
Unutulmayalım ki, iş yoksa, gelecek yoktur. Gelecek yoksa, hayat
yoktur!
Oysa yaşadıkça umut vardır.