e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 İşsizlik ve Yoksulluk Kaderimiz Olamaz !

 R. Bülend Kırmacı    

 

 

İşsizler ordusu bir yılda 1 milyon 285 bin kişi artmış resmi rakamlara göre 3 milyon 618 bine ulaşmıştır. Toplam istihdamda da 530 bin kişilik bir iş gücü azalması gerçekleşerek, Türkiye’yi, Dünya liginde 4. sıraya ulaştırmıştır. TÜİK verilerine göre, kentlerde yüzde 17,5 olurken, kırsal kesimde yüzde 9.5 olan işsizlik oranı, ülke genelinde % 21,6. Bu veriyi ekonominin %13,8’lik tarihi küçülmesiyle üst üste koyunca, ekonomi büyümeye geçse de 2010’da işsizlikte OECD birincisi olacağımızı tahmin ediyorum.

Önümüzdeki kara tablo, üretimsizlik, tüketim mallarına dayalı ithalat ve cari açıklar ile yatırım reflekslerinin durduğu bir çevrimde küresel krizden payımızı almamızdan kaynaklanmıştır.

Sosyal devlet anlayışının yerini sadaka kültürüne bıraktığı, 1. dereceden kamu emeklisinin emekli ödentisiyle 70’lere kadar “bir ev bir araba”, 80’lerde “bir araba” alabildiği, 90’larda ancak bankada faiz hesabı açtırabildiği ve 2000’lerden itibaren birikmiş borçlarını tasfiyede kullandığı grafik önümüzdedir.

Hayat pahalılığı kağıt üzerinde yoktur fakat aile bütçeleri istatistiklerden çok daha doğru olarak, aşın değil derdin kaynadığını söylemektedir.

Sistem ne çalışana ne emekliye insanca koşullar sağlayamamıştır. Tek bir çivisini çakmadıkları fabrikaları özelleştirme adına yağmalatanlar evine ekmek götüremeyen babaların evlatları için ağlamazlardı; öyle de olmuştur.

İşsizlik tablosu, milyon sayısıyla iade edilen yoksulluk düşünülünce, ülkemizi yöneten siyasetçilerin, “mutluluğun değil utancın resmini” yapabildikleri söylenebilir.

Vesika bekleyen kadın sayısındaki artış, aile içi şiddet, öz yıkıcılığın ve sadizmin en bayağı görüntüleri eşliğinde “din, iman, dağda barış, suçlamalar, savunmalar” vesaire “geçinip gidiyoruz”!

Buradan sonra işsizliğin (kısmen yoksulluğun) aşılabilmesi için önerilerimi paylaşmak isterim:

1.            Yatırım (doğrudan yabancı sermaye de dahil) önündeki tüm engeller sıfırlanmalıdır.

2.            İşveren için sosyal maliyet halinde bulunan sigorta prim oranları daha da indirilmelidir.

3.            İşçi primlerine devletin katılım oranı artırılmalıdır.

4.            Asgari ücret üzerindeki vergi yarı yarıya azaltılmalıdır.

5.            GAP ve Trakya Ovası entegre projeleri hızlandırılmalıdır.

6.            Mikro kredi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır.

7.            İşsizlik sigortası fonu amacı dışında kullanılmamalıdır.

8.            Yeni meslek ve becerilerin edindirilmesi özendirilmelidir.

9.            Banka düzeni “bankalar dışındaki” unsurlarıyla da güçlendirilmelidir.

10.        Gerçekçi faiz oranları uygulanmalıdır.

11.        Bankalar TL ve döviz kredi garantisine, TCMB reeskont kredisine önem vermelidir.

12.        Vergi adaletini sağlayacak düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.

Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi olan işsizliğin ulusal ve evrensel ölçünler sınırlarında yüzde 4’lere indirilmesi kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve programın ödün vermeden uygulanmasına bağlıdır.

Unutulmayalım ki, iş yoksa, gelecek yoktur. Gelecek yoksa, hayat yoktur!

Oysa yaşadıkça umut vardır.

 

R. Bülend Kırmacı'ya teşekkürlerimizle

Denizce

04.08.2009