|
|
 |
|
21.6.1905 - 15.4.1980
"Özgürlüğe Mahkûm"
Varoluşçuluğun başta gelen temsilcisi, Fransız yazar Sartre,
çalışmalarıyla politik gelişmeler üzerinde etkili olmayı
denedi. Düşüncelerinin odak noktasında, hayata ancak kendi
sorumluluğunu üstlenerek bir anlam katabilen özgür insan
bulunmaktadır.
Sartre Paris'te dünyaya gözlerini açtı. Deniz subayı olan babası
öldükten sonra annesi yurdu Alsas'a döndü. |
Paris'te bir müddet okula devam ettikten sonra, Sartre 1916'da
annesi ve üvey babasıyla La Rochelle'e taşındı. 1919'da Paris'e
dönüp liseyi 1922'de bitirdi. 1924-28 yılları arasında felsefe
öğrenimini sürdürürken sonraki hayat arkadaşı Simone de Beauvoir
ile tanıştı. Askerlik hizmetini Tours'da meteorolog olarak
tamamladıktan sonra, 1936'ya kadar Le Havre'da felsefe
öğretmenliği yaptı.
1938
La nausée
Laon'da bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra
Sartre Paris'te ünlü Pasteur Lisesine atandı. 1938'de La
nausée (Bulantı) adlı ilk romanını yayınladı. Burada düşsel
bir günce biçiminde bir kişiliğin çöküşü belgelenmektedir.
Antoine Roquentin adlı tarihçi önce işinden, daha sonra
eşyalardan ve en sonunda da insanlardan iğrenir. Ancak kendisini
tanımanın mutlak noktasında (burada kendinden iğrenmesi), insan
tümüyle özgürlüğe kavuşur ve kendi hareketleriyle hayatın
anlamını saptar: Yani özgürlüğe mahküm edilmiştir.
1943: İlk
Dramı
Le mur
(Duvar) adlı öyküsü çıktıktan kısa bir süre
sonra, Sartre II. Dünya Savaşı'na katıldı ve 1940'ta bir
yıllığına Almanlara esir düştü. 1943'te Les mouches
(Sinekler) adlı yapıtını yayınladı. Bu ilk dramında yazar,
insanın hareketlerinde tamamen özgür olduğuna ilişkin
varoluşçu tasarılarını geliştirdi. Argos kentinin sineklerin
hücumuna uğradığı eski Yunan Atrid efsanesine dayanarak oyunun
kahramanı Oreste, Klimnestra ve Aegista adlı Tiran ikilisini
öldürerek "özgürlük hareketini" gerçekleştirir. Bu oyun Fransız
direniş kuvvetlerinin işgalci Almanlara karşı bir uyarısı olarak
yorumlandı. Sinekler'den çıkarılan ve Sartre'ın aynı yıl
içinde ilk felsefi ana yapıtı L'étre et le néant'da
(Varlık ve Hiçlik) kaleme aldığı varoluşçuluğunun özünde, hiçbir
Tanrıya hesap vermek zorunda olmadığı ve özgürlüğü kısıtlandığı
zaman her tür rejime karşı öldürmeyi bile göze alabileceği,
insanın kendi sorumluluğu yatmaktadır.

1944: Huis
clos
(Gizli Oturum, 1944) adlı dramında Sartre,
bireyin özgürlüğe ulaşma çabalarında başkalarını özgürlüğü bulma
(anlam arayışı) çalışmalarında kısıtladığını açıkça ortaya
koymaktadır. Burada cehennemde bir odada üç kişi sonsuza dek
hapsedilmiştir. Bu oyun "cehennem,
işte o başkalarıdır" gerçeğinin anlaşılmasıyla doruk noktasına varır. 1945'te Les temps modernes
(Modern Zamanlar) adlı felsefe dergisini kuran Sartre, arkadaşı
Albert Camus ile birlikte gzistansiyalizmin başta gelen
temsilcisi oldu.
1960: Diğer
Felsefi Anayapıtları
Sartre, Les
mains sales (Kirli Eller) adlı dramında komünist dogmatizminin
de insanlık dışı olduğunu ileri sürerek maskesini düşürdüğü
halde, gene de komünizmi toplumsal değişikliğe olanak tanıdığı
için kabul etti. Siyasal ve felsefi düşünceleri farklılaşınca,
1952 yılında Camus ile bozuştular.
La
critique de la raison dialectique (Diyalektik Aklın
Eleştirisi, 1960) adlı itirafnamesinde Sartre, bireysel
özgürlüğü sınıf bilinci ve psikanalizle birleştirmektedir.
|
 |
|
Les
mots (Sözcükler) adlı otobiyografik yapıtında Sartre, 1964'te
politika üzerinde etken olmadığını itiraf etti ve aynı yıl
içinde kendisine verilen Nobel Edebiyat Ödülünü reddetti.
Dört
yıl sonra Prag ilkbaharı*
isyanının bastırılmasından sonra Sartre komünizme sırt
çevirdiyse de, 1968 öğrenci hareketleri karşısında toplumsal bir
değişikliğin olabileceğine ilişkin umutları yeşerdi. Edebiyat ve
sanat konusunda sayısız deneme yazısının yazarı Sartre, 70'li
yıllarda teröristlerin insani bir biçimde muamele görmesini
savundu. Bir göz rahatsızlığı yüzünden gözleri hemen hemen hiç
görmeyen Sartre 1980 yılında, 74 yaşında Paris'te hayata
gözlerini kapadı. |
Diğer Önemli
Dramları
1946
Morts sans sépulture (Mezarsız Ölüler): Direniş savaşçıları
inandıkları ideal uğruna ölüme giderler.
1946
La putain respecteuse (Saygılı Yosma): Irkçılığı, rüşvetçiliği
ele alan ve ezilenlerin zorla bir devrim
gerçekleştiremeyeceklerine ilişkin bir oyun.
1951
Le diable et le bon Dieu (Şeytan ve Yüce Tanrı): Dindar bir
insan devrimci bir varoluşçu haline gelir.
1959
Les séquestres d'Altona (Altona Mahpusları): Nasyonal Sosyalist
Almanya'da rejime katılanların sorumluluğunu işleyen bir oyun.
* "Prag Baharı" olarak
bilinen A. Dubcek yönetiminin 1968'deki reform girişimleri
Sovyet birliklerinin askeri müdahalesiyle engellendi. Ç.N.
Kaynakça:
Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
|