e-mail    
denizce@denizce.com
 





Arthur Miller
Claude Simon
Doris Lessing
Ernest Hemingway
Federico Garcia Lorca
Franz Kafka
George Bernard Shaw
Henry Miller
Ingeborg Bachmann
James Joyce
Jean-Paul Sartre
John Steinbeck
Marcel Proust
Maxim Gorki
Pablo Neruda
Rabindranath Tagore
Sinclair Lewis
Thomas Mann
Toni Morrison
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yüzyılın Yazarları  

  Jean-Paul Sartre                                                           

 

 

 

21.6.1905 - 15.4.1980
 

"Özgürlüğe Mahkûm"

Varoluşçuluğun başta gelen temsilcisi, Fransız yazar Sartre, çalışmalarıyla politik gelişmeler üzerinde etkili olmayı denedi. Düşüncelerinin odak noktasında, hayata ancak kendi sorumluluğunu üstlenerek bir anlam katabilen özgür insan bulunmaktadır.

Sartre Paris'te dünyaya gözlerini açtı. Deniz subayı olan babası öldükten sonra annesi yurdu Alsas'a döndü.

Paris'te bir müddet okula devam ettikten sonra, Sartre 1916'da annesi ve üvey babasıyla La Rochelle'e taşındı. 1919'da Paris'e dönüp liseyi 1922'de bitirdi. 1924-28 yılları arasında felsefe öğrenimini sürdürürken sonraki hayat arkadaşı Simone de Beauvoir ile tanıştı. Askerlik hizmetini Tours'da meteorolog olarak tamamladıktan sonra, 1936'ya kadar Le Havre'da felsefe öğretmenliği yaptı. 

1938 La nausée Laon'da bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Sartre Paris'te ünlü Pasteur Lisesine atandı. 1938'de La nausée (Bulantı) adlı ilk romanını yayınladı. Burada düşsel bir günce biçiminde bir kişiliğin çöküşü belgelenmektedir. Antoine Roquentin adlı tarihçi önce işinden, daha sonra eşyalardan ve en sonunda da insanlardan iğrenir. Ancak kendisini tanımanın mutlak noktasında (burada kendinden iğrenmesi), insan tümüyle özgürlüğe kavuşur ve kendi hareketleriyle hayatın anlamını saptar: Yani özgürlüğe mahküm edilmiştir.

1943: İlk Dramı Le mur (Duvar) adlı öyküsü çıktıktan kısa bir süre sonra, Sartre II. Dünya Savaşı'na katıldı ve 1940'ta bir yıllığına Almanlara esir düştü. 1943'te Les mouches (Sinekler) adlı yapıtını yayınladı. Bu ilk dramında yazar, insanın hareketlerinde tamamen özgür olduğuna ilişkin varoluşçu tasarılarını geliştirdi. Argos kentinin sineklerin hücumuna uğradığı eski Yunan Atrid efsanesine dayanarak oyunun kahramanı Oreste, Klimnestra ve Aegista adlı Tiran ikilisini öldürerek "özgürlük hareketini" gerçekleştirir. Bu oyun Fransız direniş kuvvetlerinin işgalci Almanlara karşı bir uyarısı olarak yorumlandı. Sinekler'den çıkarılan ve Sartre'ın aynı yıl içinde ilk felsefi ana yapıtı L'étre et le néant'da (Varlık ve Hiçlik) kaleme aldığı varoluşçuluğunun özünde, hiçbir Tanrıya hesap vermek zorunda olmadığı ve özgürlüğü kısıtlandığı zaman her tür rejime karşı öldürmeyi bile göze alabileceği, insanın kendi sorumluluğu yatmaktadır.

1944: Huis clos  (Gizli Oturum, 1944) adlı dramında Sartre, bireyin özgürlüğe ulaşma çabalarında başkalarını özgürlüğü bulma (anlam arayışı) çalışmalarında kısıtladığını açıkça ortaya koymaktadır. Burada cehennemde bir odada üç kişi sonsuza dek hapsedilmiştir. Bu oyun "cehennem, işte o başkalarıdır" gerçeğinin anlaşılmasıyla doruk noktasına varır. 1945'te Les temps modernes (Modern Zamanlar) adlı felsefe dergisini kuran Sartre, arkadaşı Albert Camus ile birlikte gzistansiyalizmin başta gelen temsilcisi oldu.

1960: Diğer Felsefi  Anayapıtları

Sartre, Les mains sales (Kirli Eller) adlı dramında komünist dogmatizminin de insanlık dışı olduğunu ileri sürerek maskesini düşürdüğü halde, gene de komünizmi toplumsal değişikliğe olanak tanıdığı için kabul etti. Siyasal ve felsefi düşünceleri farklılaşınca, 1952 yılında Camus ile bozuştular.

La critique de la raison dialectique (Diyalektik Aklın Eleştirisi, 1960) adlı itirafnamesinde Sartre, bireysel özgürlüğü sınıf bilinci ve psikanalizle birleştirmektedir.

 

Les mots (Sözcükler) adlı otobiyografik yapıtında Sartre, 1964'te politika üzerinde etken olmadığını itiraf etti ve aynı yıl içinde kendisine verilen Nobel Edebiyat Ödülünü reddetti.

Dört yıl sonra Prag ilkbaharı* isyanının bastırılmasından sonra Sartre komünizme sırt çevirdiyse de, 1968 öğrenci hareketleri karşısında toplumsal bir değişikliğin olabileceğine ilişkin umutları yeşerdi. Edebiyat ve sanat konusunda sayısız deneme yazısının yazarı Sartre, 70'li yıllarda teröristlerin insani bir biçimde muamele görmesini savundu. Bir göz rahatsızlığı yüzünden gözleri hemen hemen hiç görmeyen Sartre 1980 yılında, 74 yaşında Paris'te hayata gözlerini kapadı.


Diğer Önemli Dramları
 

1946 Morts sans sépulture (Mezarsız Ölüler): Direniş savaşçıları inandıkları ideal uğruna ölüme giderler. 

1946 La putain respecteuse (Saygılı Yosma): Irkçılığı, rüşvetçiliği ele alan ve ezilenlerin zorla bir devrim gerçekleştiremeyeceklerine ilişkin bir oyun.

1951 Le diable et le bon Dieu (Şeytan ve Yüce Tanrı): Dindar bir insan devrimci bir varoluşçu haline gelir.

1959 Les séquestres d'Altona (Altona Mahpusları): Nasyonal Sosyalist Almanya'da rejime katılanların sorumluluğunu işleyen bir oyun.
 

* "Prag Baharı" olarak bilinen A. Dubcek yönetiminin 1968'deki reform girişimleri Sovyet birliklerinin askeri müdahalesiyle engellendi. Ç.N.

 

   Kaynakça: Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)