Av.Gürkut
Moralıoğlu'na teşekkürlerimizle
KANUN
NO: 815
TÜRKİYE SAHİLLERİNDE
NAKLİYATI BAHRİYE (KABOTAJ) ve LİMANLARLA KARA SULARI DAHİLİNDE
İCRAYI SAN'AT VE TİCARET HAKKINDA KANUN
Kabul Tarihi: 20 Nisan
1926
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 28 Nisan 1926 - Sayı: 358
3.t.Düstur, c.7 - s.759
MADDE 1 -
Türkiye sahillerinin bir
noktasından diğerine emtia ve yolcu alıp nakletmek ve sahillerde
limanlar dahilinde veya beyninde cer ve kılavuzluk ve her hangi
mahiyette olursa olsun bilcümle liman hidematını ifa etmek
yalnız Türkiye sancağını hamil sefain ve merakibe munhasırdır.
Ecnebi sefaini ancak
memaliki ecnebiyeden almış oldukları yolcu ve hamuleyi Türk
liman ve limanlarına ihraç ederler ve Türk liman ve
limanlarından ecnebi liman ve limanlarına gidecek yolcu ve
hamuleyi de alırlar.
MADDE 2 -
Nehirler ve göller ve marmara havzasiyle boğazlarda bilûmum kara
sulariyle kara sularına dahil bulunan körfez, liman, koy ve
sairede vapur, romorkör, istimbot, motörbot, mavna, salapurya,
sandal, kayık velhasıl makine, yelken, kürek ile müteharrik
merakibi kebire ve sagire ile tarak, prizman, maçuna, algarina,
şat ve her nevi nakliye ve su dubaları limyo, sefaini tahlisiye
ve emsali ile şamandıra, sal gibi sâbit ve sâbih vesait
bulundurmak ve bunlarla seyrüsefer ve nakliyat icra etmek
suretleriyle ticaret hakkı Türkiye tebaasına munhasırdır.
MADDE 3 - Kara
suları dâhilinde balık, istiridye, midye, sünger, inci, mercan,
sedef ve saire saydı, kum ve çakıl ve saire ihracı ve gerek
sathı bahirde ve gerek ka'rı bahirde mevcut kazazede sefain ve
merakiple enkazı metrukenin ihraç ve tahlisi dalgıçlık,
arayıcılık, kılavuzluk, deniz bakkallığı, bilcümle Türk vesait
ve merakibi bahriyesi derununda kaptanlık, çarkçılık, kâtiplik,
tayfalık ve amelelik ve saire icrası ve iskele, rıhtım
hammallığı ve bilûmum deniz esnaflığı icrası Türkiye tebaasına
munhasırdır.
MADDE 4 -
Hükümet, muvakkaten ve hiç bir hak temin etmemek şartiyle ecnebi
tahlisiye gemilerinin icrayı sanat etmelerine ve Türk tahlisiye
gemilerinde ecnebi mütehassıs ve kaptan ve tayfa istihdamına
müsaade edebilir.
MADDE 5 - Birinci madde
hükmüne muhalif olarak Türkiye limanları beyninde kabotaj yapan
sefain ve merakibi ecnebiyeden bin liradan on bin liraya kadar
cezayi nakdî ahiz ve o sefine ve merakip maddei mezkurenin
ikinci fıkrası mucibince Türkiye limanları için hamule ve yolcu
almak ve çıkarmaktan altı aydan bir seneye kadar men olunur.
Mugayiri kanun hareket eden sefine
bir şirketi bahriye veya müteaddit sefaire malik olan bir veya
müteaddit eşhasa ait olursa işbu meni keyfiyeti şirketin veya
eşhası mezkurenin diğer sefainine de şamildir. İkinci ve üçüncü
maddelerde zikrolunan tebaai mahalliyeye munhasır hukuku
bahriyeden birini icraya cüret eden ecnebiler yüz liradan bin
liraya kadar cezayı nakdi ve bir aydan üç aya kadar hapis
cezasiyle mücazat olunurlar. Bu cezalardan yalnız biri de
hükmolunabilir. Mükerrirler hakkında iki kat olarak hükmedilir.
MADDE 5.-
(Değişik: 4854 - 24.4.2003 /
m.1/B-3) Bu Kanunun 1 inci maddesi hükmüne aykırı olarak
Türkiye limanları arasında kabotaj yapan gemiler ve yabancılara
ait deniz taşıtlarına birmilyar lira idari para cezası verilir.
Gemiler ve deniz taşıt araçları 1 inci maddenin ikinci fıkrası
gereğince bir yıl Türkiye limanları için yük ve yolcu almak ve
çıkarmaktan yasaklanır; Kanuna aykırı hareket eden gemi, bir
denizcilik şirketine veya birden çok gemiye sahip olan bir veya
birden çok şahsa ait olursa, yük ve yolcu almak ve çıkarmaktan
yasaklama cezası, şirketin veya şahısların diğer gemilerine de
uygulanır. Bu Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinde belirtilen
yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan hakları kullanan
yabancılara ikiyüzaltmışmilyon lira idari para cezası verilir.
Suçun tekrarı halinde bu ceza iki kat olarak uygulanır.
Birinci fıkrada yazılı olan idari para cezalarıyla yasaklamalar
o yerin en büyük mülki amiri tarafından verilir. Derhal ve
defaten idari para cezasını ödemeyen veya bu hususta teminat ve
kefalet göstermeyen gemiler ve diğer deniz vasıtaları seferden
ve faaliyetten alıkonulur. Para cezasına ve yasaklamaya ilişkin
kararlar deniz taşıtları için kaptana veya ilgilisine, diğer
eylemler için faile 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat
Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu kararlara karşı tebliğ
tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare
mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın
yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar
kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde
inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna
göre verilen idari para cezaları 21.7.1953 tarihli ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre tahsil olunur. Yasaklama kararı idare mahkemesi
kararının kesinleşmesinden sonra uygulanır.
MADDE 6 - İşbu
kanun ahkâmı 1 Temmuz 1926 tarihinden muteberdir.
MADDE 7 - İşbu
kanunun icrasına Ticaret ve Adliye Vekilleri memurdur.
DENİZ HUKUKU/
Prof. Dr.Fahiman
Tekil 2001-6. Bası
2.KABOTAJ KANUNU
19 Nisan 1926 tarih ve 815
sayılı “Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve
Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret
Hakkındaki Kanun”(91 RG 29.04.1926 dip not) ile Türk
kıyılarında kabotaj hakkı, Türk Bayrağını taşıyan gemilere ve
Türk vatadaşlarına hasredilmiş bulunmaktadır.
Lozan Barış Anlaşması, Ticaret
Mukavelenamesi, yerli yabancı gemilere eşit davranılması
ilkesini getirmekle birlikte kabotaj seferlerini, balıkçılığı ve
liman hizmetlerini kendi bayraklarını taşıyan gemilere hasretmek
hakkını sözleşen (akid) devletler için saklı tutmuştu. Kabotaj
Kanunu, böyle bir hakkın kullanılmasından doğmuştur.
Bu kanun ile öngörülmüş esaslar
şunlardır:
A.
Gemiler
a. Türk Gemileri
Türk kıyılarının bir noktasından diğer noktasına yük ve yolcu
alıp nakletmek ve kıyılarda, limanlar içinde veya arasında
römorkaj ve pilotaj (kılavuzluk) ve hangi nitelikte olursa olsun
bütün liman hizmetlerini ifa, yalnız Türk Bayrağını taşıyan gemi
ve taşıtlara hasredilmiştir.(m. 1/1).
Türk Bayrağı taşıma iznini TTK,
824/2 gereğince geçici olarak (en çok iki yıl için) almış
bulunan gemi, sözkonusu izin süresince TTK, 825 gereği Türk
Bayrağı taşımak hakkını ve hatta Türk gemisi niteliğini almış
bulunduğundan kabotaj seferleri yönünden gerekli birinci koşulun
(Türk Bayrağı taşımak koşulunun) bu gemiler için dahi
gerçekleştiği sonucu doğar. Karşıt kavram yolu ile de TTK.824/1
de yazılı durumda, yani Türk gemisine geçici olarak yabancı
bayrak çekilmiş bulunulması halinde izin süresince geminin
kabotaj seferi hakkından yararlanamayacağı hükmüne varmak
gerekir.
b. Yabancı Gemiler
Bu gemiler sadece yabancı memleketten aldıkları yolcu ve
hamuleyi Türk limanlarına çıkarabilir ve Türk limanlarından
yabancı limanlara gidecek yolcu ve hamuleyi alabilir(m.1/2).
B.
Kişiler
a.
Türk
Vatandaşları
Türkiye’de nehir, göller ve
Marmara havzası ile Boğazlar ve bütün karasuları ve karasularına
dahil körfez, liman, köy vesairede vapur, römorkor, istimbot,
motorbot, mavna, salapurya, sandal, kayık velhasıl makine,
yelken ve kürekle hareket eden büyük taşıtlar ve saire ile
duran ve yüzen araçlar bulundurmak ve bunlarla seyrüsefer ve
nakliyat ameliyesinde bulunmak suretiyle ticaret hakkı, yalnız
Türk tebasına aittir (m. 2).
Kabotaj Kanunu’nun 2 inci
maddesinde yer alan “Türk Teb’ası” deyimi üzerinde bir açıklama
şöyle gereklidir: Seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle
ticari faaliyette bulunan gerçek kişi tek ise bunun birden fazla
ise hepsinin Türk olması şarttır. Bir Türk gemisinin yabancılar
tarafından kiralanarak kabotaj seferlerinde kullanılması da
yasak kapsamına girer. Burada önemli olan, yükle ilgililere
karşı kimin taşıyan olarak gözüktüğü değil, seyrüsefer ve
nakliyat icra etmek suretiyle kimin ticaret yapmakta olduğudur.
Nitekim Kabotaj Kanunu, 2 de seyrüsefer ve nakliyat icra etmek
suretiyle ticaret hakkının yalnız teb’asına özgü bulunduğu
açıklanmıştır. Seyrüsefer ve nakliyat icra eden bir tüzel kişi
ise bunun bir Türk tüzel kişisi olmasının gerekeceği açıktır.
Ancak bu tüzel kişi bir anonim şirketse pay sahipleri ve limited
şirket ortakları arasında bir yabancı bulunuyorsa durum nedir?
Bu konudaki 25 Şubat 1928 tarihli ve 403 sayılı Tefsir
kararı’nda, seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle ticaret
hakkının sadece Türk teb’asına hasredildiği hususunda Kabotaj
Kanunu’nun 2 inci maddesinde açıklık bulunduğu noktasında
hareket edilerek sözkonusu pay sahipleri ve ortakların tümünün
Türk olması gerektiği açıklanmıştır(bk. aşağıda m. 4).
b.
Yabancılar
Hükümet, geçici olarak ve kendileri için ücret veya iştirak payı
söz konusu bulunmamak üzere yabancı kurtarma gemilerinin
çalışmalarına ve Türk kurtarma gemilerinde yabancı uzman,
kaptan ve tayfa çalıştırılmasına izin verilebilir (m. 4).
C.
Yasaklama ve Cezalar
a.
Yabancı Gemiler
Kabotaj Kanunu hükümlerine
aykırı şekilde Türk limanları arasında kabotaj yapan yabancı
gemi ve teknelerden bin liradan onbin liraya kadar para cezası
tahsil olunur. Ayrıca sözü geçen gemi veya tekne Türkiye
limanları için hamule ve yolcu almak ve çıkarmaktan altı aydan
bir yıla kadar men olunur. İş bu men keyfiyeti, kanuna aykırı
hareket eden şahıs ve şahıslarla ilgili şirkete ait diğer
gemileri de kapsar (bkz md.5 son hali)
b.
Yabancılar
Kabotaj Kanunu’na aykırı
olarak Türk vatandaşlarına ait haklardan birini icraya yönelen
yabancılar, yüz liradan bin liraya kadar para cezası ve bir
aydan üç aya kadar hapis cezası ile cazalandırılırlar (bkz md.5
son hali).
T.C. YARGITAY 11.
HUKUK DAİRESİ, E. 1970/629, K. 1970/4935, T. 8.12.1970
• KURTARMA VE YARDIM
(Türk Gemilerinin Tekel Hakkı)
• TİCARİ MAKSAT
(Kurtarmaya Katılan Yabancı Geminin
Kabotaj ve Tekel Hakkını İhlal Etmiş Olması)
• KABOTAJ VE TEKEL
HAKKI (Türk Karasularındaki
Kurtarma Faaliyetleri)
ÖZET : Türk
karasuları içinde münhasıran türk bayrağı taşıyan gemiler
kurtarma- yardım yapabilir. Denizcilik bankasının
kurtarma-yardım tekel hakkı ihlal edilirse, bankanın tazminat
isteme hakkı doğar. Kurtarmaya "p" tahlisiye gemisinin iştirak
etmesi, olayda, ticari bir kasıt bulunduğunu açıkça gösterir.
DAVA : Taraflar
arasındaki davanın İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesince
görülerek husumet yönünden davanın reddine dair verilen
26.11.1969 tarih ve 580/482 sayılı hükmün duruşmalı olarak
temyizen tetkiki davacı avukatı tarafından istenmiş olmakla
duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı T.B. ile davalı
avukatı N.G. gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği
anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten
sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara
bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar
okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : 875
sayılı Kabotaj kanunu gereğince kurtarma ve yardım işleri, Türk
karasuları dahilinde münhasıran Türk gemileri tarafından
yapılabilir.
5842 sayılı kanun, bu
işleri davacı Denizcilik Bankasının tekeline vermiştir. Davalı
işletmenin dosyada mevcut 22.5.1968 günlü yazısından
anlaşılacağı üzere, Türk Karasularında kurtarma ve yardım
işlerine iştirak eden yabancı gemiler arasında "P" tahlisiye
gemisi de bulunmaktadır. Bu itibarla, davacı bankanın kurtarma
teklifinin reddedilmesi ve kurtarmaya tahlisiye gemisinin
iştirak etmiş bulunması, mezkur kanunlardan doğan kabotaj ve
tekel haklarının ihlal edilmiş olduğunu ve bu ihlalde aynı
zamanda ticari bir kasıt bulunduğunu, açıkça göstermektedir. O
halde mahkemece davacı bankanın tazminat talebinin kabulü
gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine
kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
SONUÇ :
Yukarıda yazılı sebeplerden dolayı davacının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, tarif gereğince 850
lira duruşma avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya
verilmesine ve ödediği ... lira peşin harcının isteği halinde
temyiz edene iadesine 8.12.1970 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
|