e-mail    
denizce@denizce.com
 





Sinemalar
Tiyatrolar

Nobel Ödülleri
. Barış
. Edebiyat
. Fizik
. Tıp
. Kimya

Ressamlar
Fahri Kaptan
Amadeo Preziosi
Ayvazovski
Leonardo DeMango
Titian

Atatürk Müzesi
Beşiktaş D.Müzesi
Bursa Kent Müzesi
İst.Oyuncak M.
İstanbul'dan Geçen...
İzmir Arkeoloji M.
Pera Müzesi
Rahmi M.Koç Müzesi
Sakıp Sabancı M.
Süreyya Operası
Tahtakuş Et.Müzesi
Yesemek

Metropolitan M.

Cengizhan
Ebru
Lale D. Çeşmeleri
Osmanlı Müziği
Saray Tiyatroları
Sessiz Gemiler
Süleymaniye Küt.
Terracotta Army
Yazının Kaldığı...
Zeugma ve Mars
 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Kültür - Sanat    

  İstanbul'dan Geçen Kadın Yıldızlar                                             Prof. Dr. Metin And

 

 

Beyoğlu, bugün olduğu gibi geçmişte de dünyaca ünlü yıldızları ağırlamıştı. Sarah Bernhardt, Adelaide Ristori ve Suzanne Desprès bu yıldızlardan birkaçı...  

19. ve 20. yüzyılda, Avrupa ile boy ölçüşecek sanat etkinliklerine sahne olan bir yer vardı... İstanbul, Beyoğlu... İrili ufaklı pek çok tiyatronun en eskisi, daha çok İtalyan tiyatro ve opera topluluklarının gösterim yaptığı Naum Tiyatrosu’ydu. İtalyan operalarının kimi daha Paris’te, Londra’da oynanmadan burada sahneleniyordu. Fransız, Verdi ve Tepebaşı tiyatroları da dünyaca ünlü toplulukları ağırlayan diğer önemli sanat merkezlerinden birkaçıydı. Bizim yazımızın konusu da, o dönemlerde bu tiyatrolarda sahne alan dünyaca ünlü kadın yıldızlar... İstanbul’a gelen tüm ünlü sanatçıları bir yazıda anmak elbette olanaksız. Biz, onlar arasında en önemlilerini ve kenti birkaç kez ziyaret edenleri konuk ettik...

 

Billur Gibi Bir Ses: Sarah Bernhardt

Sarah Bernhardt’dan başlayalım... 1923’te hayata veda eden Bernhardt, yalnız Fransa’nın değil, pek çok ülkede verdiği temsillerle tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştı. Billur gibi bir sesi vardı; müzikli tonlaması ve hareketlerinin güzelliğiyle seyircilerin gönlünde taht kurmuştu. Tiyatronun yanı sıra çok sayıda sessiz filmde de oynayan sanatçı, 1915’te bir ayağı kesilmesine rağmen sahneye çıkmayı sürdürmesiyle de takdire şayandır. Sanatçının en önemli özelliklerinden biri erkek rollerinde de oynamış olmasıdır. Hamlet’i; Edmond Rostand’nın ‘L’Aiglon’ adlı oyununda Napolyon’un oğlu Duc de Reichstadt’ı canlandırmıştır.

 

Ünlü yıldız Bernhardt, İstanbul’a ilk kez 1881’de eşiyle birlikte gelir. 1888’deki gelişinde Yeni Fransız Tiyatrosu’nda repertuvarının en temel oyunlarını sunar. Son sahne aldığı gece, gösterimini 700 kişi seyreder. 1893’te İstanbul Verdi Tiyatrosu’nda gösterim yapan Bernhardt, daha önce oynadıklarına ek olarak Alexandre Dumas’nın ‘Francillons’unda da sahne alır. 1904 yılının Aralık ayında ise Tepebaşı Tiyatrosu’nda sahneye çıkar; A. Daudet ile A. Belot’nun ‘Sapho’sunu oynar. Sanatçı, 1908’deki beşinci ve son gelişinde, yine Tepebaşı Tiyatrosu’nda buluşur izleyiciyle. Eski oyunlarının yanı sıra ‘Falcı Kadın’ı oynar. Öldüğü yıl, yani 1923’te bu oyun beyazperdeye de aktarılmıştır.

Ristori, Naum Tiyatrosu’nda...

İstanbul’a gelen kadın tiyatrocular arasında, belki de en seçkini ve önemlisi Adelaide Ristori’dir (1822-1906). O da Sarah Bernhardt gibi tüm dünyayı dolaşarak seyirciyi hayran bırakmıştır kendine. Ancak sanatının doruğundayken, 1885’te sahnelere veda eder. 1864 yılında Türkiye’ye gelen Ristori, Naum Tiyatrosu’nda otuz temsil verir. Tiyatroyu tıklım tıklım doldurur; seyirciler sürekli ona güller atar. Legouvé, Schiller, Pellico, Scribe ve Shakespeare, oynadığı yazarlar arasındadır. Günümüzde Ristori adına her yıl dünyadaki başarılı kadınlara bir ödül veriliyor. Türkiye’de de ‘Ristori Ödülü’nü alan seçkin kadınlarımız bulunuyor. Örneğin tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter, gazeteci-yazar Zeynep Oral, dünyaca ünlü keman virtüözü Suna Kan, sanat tarihçisi Prof. Günsel Renda, opera sanatçısı Belkıs Aran ve tiyatro profesörü Sevda Şener gibi...

 

‘Fransız tiyatro dünyasının en güzel kadını’ diye nitelenen Jane Hading, topluluğu ile 1902’de İstanbul’a gelir. Dört gösterim sunan sanatçı, daha önce Sarah Bernhardt’ın oynadığı ‘Sapho’yu da canlandırır. İki kez daha Beyoğlu’na gelen sanatçı, Tepebaşı Tiyatrosu’nda üç farklı oyun sahneler.

İstanbul’a iki kez gelen ünlü kadın yıldızlar arasında Blanche Toutain ve topluluğu da vardır. Toutain’in, İstanbul’a ilk gelişi Türkler için çok önemlidir; çünkü sundukları oyunlar arasında İzzet Melih (Devrim)’in Fransızca yazdığı ‘Leylâ’ da yer alır. 1910’da da Türk izleyiciyle buluşan Toutain, sekiz değişik oyun sunmuştur.

 

Sultan II. Abdülhamid’in Huzurunda

Fransız sahnelerinin 1900’lü yıllardaki en önemli sanatçılarından biri Réjane’dı (asıl adı Gabrielle Charlotte Réju). Comédie Française sanatçılarından olan Réjane, İstanbul’a ilk kez 1905’te gelmiştir. Beraberindeki önemli sanatçılarla dört değişik oyunda rol alır. Beş yılın ardından tekrar gelip Varyete Tiyatrosu’nda gösterim veren Réjane, 1914 yılında da Beyoğlu’nda dört oyun sahneler.

Topluluğuyla birlikte ilk kez 1891’de İstanbul’a gelen Madame Judic de İstanbul’un büyüsüne kapılan sanatçılardandır. Repertuarından beş değişik oyunu Yeni Fransız Tiyatrosu’nda sahneleyen Mme Judic, ikinci kez 1896 yılının başında gelir İstanbul’a ve üç oyunla seyirciyle buluşur. Sanatçı, ayrıca Yıldız Sarayı Tiyatrosu’nda Sultan II. Abdülhamid’in huzurunda da sahne almıştır.

 

Bu yıllarda yıldızı parlayan, önemli yazarlar arasında yer alan Maurice Maeterlinck’i, Türk seyircisine tanıtan kadın oyuncu ise Georgette Blanc’tır. 1904 yılının başında İstanbul’a gelen Blanc, Odeon Tiyatrosu’nda Maeterlinck’in ‘Joyzelle’, ‘Aglavaine et Sélysette’ ve ‘L’Intrus’ adlı oyunlarını sahneler. Bunlardan ‘Joyzelle’, 1903’te ilk kez Paris’te, ertesi yıl da İstanbul’da oynanmıştır.

 

Çok önemli bir başka kadın sanatçı da Suzanne Desprès’dir. L’Oeuvre Topluluğu’nu kuran tiyatro devi Lugné-Poe’nun eşi olan Desprès, İstanbullu seyircilere Ibsen’in çeşitli eserlerini tanıtır. O da tıpkı Sarah Bernhardt gibi Hamlet rolünü oynamıştır. Muhsin Ertuğrul da Paris’te tanıştığı ve çalışmalarını izlediği bu çiftten çok etkilenmiş, anılarında onlara önemli bir yer ayırmıştır. Öyle ki, Desprès’yi kadın Hamlet olarak seyrettikten sonra Nur Sabuncu ve Ayla Algan’ı Hamlet olarak sahneye çıkarmıştır. Desprès’nin İstanbul’a ilk gelişi, L’Oeuvre Topluluğu ile 1906’da olur, gösterimlerini Tepebaşı Tiyatrosu’nda verirler. İlk gelişinde ‘Bir Bebek Evi’nde Nora’yı canlandıran sanatçı, 1908’deki gelişinde, önemli başka yazarların yanı sıra iki Ibsen oyunu sunar. Sanatçı, 1909’da ise ‘Phédre’ ve ‘Electra’ gibi klasikleri oynar. Desprès’nin son gelişi 1911’dedir; çeşitli önemli eserler arasında Jules Renard’ın ‘Poil de Carotte’ (Havuç Saçlı Genç) adlı oyununu sahneler. Burada kırmızı saçları olan çok mutsuz bir genci canlandırarak yine erkek kılığına bürünür.

Son olarak, Türkiye’nin yıldızı Yıldız Kenter’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Yazıma esin kaynağı olduğu için...     

Yazı - Foto Arşivi: Prof. Dr. Metin And       

 

Kaynakça: SkyLife - Şubat 2006
 
 

 

Prof. Dr. Metin And'a teşekkürlerimizle

Denizce

07.02.2007