| |
Kafein
Nedir?
Bilim dilinde trimethylxanthine
olarak bilinen ve kimyasal formülü C8H10N4O2 olan kafein, yaygın
olarak kullanılan bir uyarıcıdır. Bu maddenin en bilinen
kaynakları arasında, çay yaprakları, kahve ve kakao çekirdekleri
ve kola tohumları bulunmaktadır. Kafein ayrıca, başka birçok
bitkinin de yaprağı veya tohumundan elde edilmektedir. Saf
kafein kokusuzdur ve acı bir tattadır. Günlük hayatımızda kafein
tüketimimizin en başta gelen kaynakları kahve, çay, kola ve
çikolata olsa da bazı uyarıcı haplar, bazı ağrı kesiciler, bazı
diyet hapları ve çeşitli reçeteli ilaçlarda da kafein
bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan
araştırmalar, bir Amerikalının günlük ortalama kafein tüketimini
131 ml gr olarak belirlemiştir.

Kafein tüketimini sağlayan başlıca kaynaklar
arasında başta kahve olmak üzere çay, kola ve çikolata göze
çarpmaktadır. Bu yiyecek-içecek maddelerinin etrafımızda çok
yaygın bir şekilde bulunması kafeinin hayatımızdaki önemli
yerini bir kez daha vurgulamaktadır. Bugün, Amerikan
vatandaşlarının %50’si günde 300 ml gr kafein tüketmeyi
hayatlarının vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir.
Kafeinin sosyal hayatımızın, alışkanlıklarımızın bir parçası
haline gelmiş olması, kafein bağımlılığının nasıl oluştuğunu
anlamamıza yardımcı olacak en önemli etkenlerden biridir.
Aşağıdaki tabloda günlük kafein alımını
sağlayan kaynaklar ve bunların içerdiği kafein miktarları
verilmektedir.
Kullanım Yaygınlığı
Son zamanlarda kafeinin ne kadar yaygınlıkta
kullanıldığına ve ortalama günlük ne oranda tüketildiğine dair
araştırmaların çoğaldığı, dikkat çekmektedir. Bu araştırmaların
birçoğu Amerika Birleşik Devleti’nde yürütülmüş ve bu
araştırmalar sonucunda, Amerikalıların %90ının her gün çeşitli
yollarla kafein tükettiği ortaya konmuştur. Bu veriler ayrıca,
A.B.D.’deki düzenli kahve tüketen vatandaşların günlük ortalama
2,6 bardak kahve tükettiğini ve tüm vatandaşların %50’sinden
çoğunun günde ortalama 300 ml gr kafein tükettiğini
göstermektedir.
Tablo: Kafein türleri ve miktarları
|
Tür |
Miktarı (ml) |
Kafein miktarı (ml gr) |
|
İÇECEKLER |
|
Kahve |
150 ml |
60-150 |
|
Kafeini azaltılmış kahve |
150 ml |
2-5 |
|
Çay |
150 ml |
40-80 |
|
Soğuk çay (Ice Tea) |
360 ml |
20 |
|
|
|
|
|
Öğütülmüş |
180 ml |
100 |
|
Gold |
180 ml |
70 |
|
Espresso |
30 ml |
40 |
|
Sıcak çikolata |
150 ml |
1-8 |
|
Çikolatalı süt |
225 ml |
2-7 |
|
Diet Coca Cola |
360 ml |
46 |
|
Coca Cola |
360 ml |
46 |
|
Sprite |
360 ml |
0 |
|
Pepsi Cola |
360 ml |
3 |
|
YİYECEKLER |
|
Kahveli dondurma |
1 kase |
40-60 |
|
Klasik çikolata |
50g |
3-63 |
|
Çikolatalı gofret |
1 bar (46 g) |
5 |
|
Siyah çikolata |
1 bar (41 g) |
31 |
|
Çikolatalı dondurma |
50 g |
2-5 |
|
|
|
|
|
İLAÇLAR |
|
Ağrı kesicilerin bazıları |
2 tablet |
64 ya da 130 |
|
Bazı uyarıcılar |
1 tablet |
100 ya da 200 |
|
Zayıflama hapları |
2-3 tablet |
80-200 |
|
|
|
|
Kafeinin
Etkileri
Kısa-dönem etkileri:
Kafein, sinir sistemini uyaran bir
kimyasaldır. Kana mideden karışır ve etkileri 15 dakika sonra
hissedilir hale gelir. Kafeinin kısa dönemde yaygın olarak
hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık
ve dinç olma, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Alınan
kafein miktarının vücuttan atılması uzun saatler sürmekte,
alınan miktarın sadece yarısının atılması 6 saat sonra
gerçekleşebilmektedir. Bu durum, kafeinin etki süresini
uzatmakta ve etki alanını genişletmektedir. Kafeinin diğer
etkileri, kan basıncını, nabız atışını hızlandırmak, kas
hareketlerini yavaşlatmak, kan damarlarını daraltmak ( bu durum
soğuk el ve ayaklara neden olur), nefes almayı kolaylaştırmak ve
mide asit seviyesini yükseltmektir. Bu durum, vücudun stres
altında verdiği tepkilere yakındır. Beyne giden kan damarlarının
daralması beyne giden kan akışını azaltır ve beynin bunu bir
tehdit olarak algılamasını ve vücudu korumak için atağa
geçmesini sağlar. Bu durum, uykunun ertelenmesine, stres
hormonlarının ise yükselmesine neden olur. Vücut daha aktif ve
daha atak hale gelir.

Kafein yüksek miktarlarda alındığında ortaya
daha farklı bir tablo çıkmaktadır. Bu durum huzursuzluk,
sinirlilik, titreme, endişe, uyku bozuklukları ve mide
bulantısı gibi etkileri beraberinde getirir. Yüksek dozda alınan
kafein aynı zamanda uykusuzluğa, hızlı ve düzensiz kalp atışına,
kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesine, mide asit salgısında
aşırı artışa da neden olmaktadır. Bu etkiler aşırı kaygıya ve
hatta bazı durumlarda depresyona bile neden olmaktadır. Kafeinin
etkileri insandan insana değişmektedir. Bir insanda huzursuzluk,
sinirlilik yapan miktar başka bir insanın daha enerjik olmasını
sağlayabilmektedir. Kafein, sadece stres hormonlarının değil
mutluluk hormonu adı verilen adrenalin hormonunun da salgısında
artışa neden olur. Bunun yanında dopamin depolarının da harekete
geçmesi, kafeinin keyif verici etkisini göstermekte ve bu etki,
kafeinin bağımlılık yaratmasının en önemli nedenlerinden biri
olarak görülmektedir.
Uzun-dönem etkileri:
1958’de U.S. “Food and Drug Administration”
(Amerika Birleşik Devletleri Yiyecek ve Uyuşturucu Madde Kurumu)
tarafından yapılan bir araştırmada, kafeinin uzun vadede insan
sağlığı üzerinde ciddi derecede yıkıcı bir etkisi bulunmadığı
sonucuna varılmıştır. Kafeinin, kan basıncını arttırıcı etkisine
rağmen kalp hastalığına yol açma riskinin yüksek olmadığı, fakat
yüksek dozda kafein alımının yüksek tansiyona yol açabileceği
üzerinde durulmuştur. Yapılan araştırmalar kafein ile kanser
oluşumu arasındaki bağın da zayıf olduğunu ortaya koymuştur.
Kafein, sağlıklı kişilerde kalp hastalığına yol açmamaktadır
fakat aritmiye (kalbin ritmik atışının bozulması) yatkın olan
kişilerde bu durum kafein kullanımıyla tetiklenmekte ve kendini
belli etmeye başlamaktadır. Kafeinin insan psikolojisi
üzerindeki etkisi de araştırılmıştır. Panik atak ve “anksiyete”
problemlerinin belirtilerinin, kafein kullanımıyla daha
kötüleştiği ortaya konmuştur. Buna ek olarak kafein kullanımının
depresyon oluşumuyla da yakından ilişkili olduğu bilinmektedir.
Bu özel durumlar dışında, Amerikan Sağlık Birliği (American
Medical Association) ve Amerikan Kanser Topluluğu (American
Cancer Society), ortalama dozda düzenli olarak kullanılan
kafeinin, uzun vadede sağlık için büyük çapta bir tehdit
oluşturmadığını bildirmiştir.
Kafeinin hamilelik üzerindeki etkileri:
Hamilelik dönemi için tehdit oluşturmayacak
kafein kullanım miktarı, tam olarak tespit edilememiştir. Bunun
nedeni, her kadının kafeinden farklı derecelerde etkilenmesidir,
fakat hamileliğe zararlı etkileri tespit edilmiş günlük kafein
kullanım miktarları bellidir. Günde ortalama 150-300 ml gr kafein
kullanan hamile bir kadının, normalden düşük kiloda bir bebek
doğurma ihtimali iki kat artmaktadır. Ayrıca günlük kafein
kullanım miktarı 300 ml gr dan (ortalama 3 bardak kahve) fazla
olan hamile bir kadının erken doğum yapma ve normalin altında
kiloya sahip bebek doğurma ihtimali oldukça yükselmektedir. Bazı
araştırmalar, yüksek miktarda kafein kullanımının, düşük riskini
de arttırdığını ortaya koymaktadır.
Kafeinin bedensel etkileri:
Kafeinin etki mekanizması, beyne giden kan
damarlarını daraltmak, böylelikle beynin savunma tepkisi olarak
uyanık ve aktif kalmasını sağlamak, aynı zamanda adrenalin
salınımını fazlalaştırarak ve dopamin depolarını harekete
geçirerek insana kısa süreli bir mutluluk ve keyif hali
sağlamaktır. Adrenalinin etkisi, uyanıklık ve aktifliğin
artması, dopaminin etkisi beyindeki keyif merkezlerinin
uyarılması ve pozitif bir ruh halinin sağlanmasıdır.
|
 |
Kafeinin kısa dönem etkilerinden olan
uyanıklık, aktiflik ve keyifli olma hali , madde devamlı ve
düzenli halde kullanıldığında, uzun dönemde bağımlılık
oluşmasına sebebiyet verebilmektedir. Kafeinin uzun dönem
etkileri arasında, mide asitlerini arttırması, ülser
oluşumuna ve vücutta kalsiyum azalmasına neden olması da
bulunmaktadır. Kafein, vücuttaki yan etkilerinin türü
açısından kokainle benzerlik göstermekte olsa da kafeinin
yan etkileri daha hafiftir ve kullanımı bırakınca ortaya
çıkan semptomlar kokain kadar yıkıcı kabul edilemez.
Kafeinin neden olduğu sorunlardan birkaçı kafein
zehirlenmesi, kafein bağımlılığı, kafeine bağlı uyku
bozuklukları, kafein merkezli sinirsel sorunlar ve kafein
kullanımının bırakılmasıyla ortaya çıkan yan etkilerdir.
Aşırı sinirlilik ve huzursuzluk durumu, uykusuzluk problemi,
panik atak sorunu ve hamilelik gibi durumlarda doktorlar
kafein kullanımını azaltmayı hatta tamamen kesmeyi
önermektedir. |
Ayrıca yüksek tansiyonu olan kişilerin de
kafein kullanım miktarlarına, doktorlarına danışıp karar
vermeleri tavsiye edilmektedir. Bunun dışında, yaşlılarda,
kafein kullanımının kalça çıkığı ve kemik yoğunluğunun azalması
gibi sorunlarla bağlantısına da dikkat çekilmektedir.
Kafeinin ruh hali üzerine etkisi:
Kafeinin ruh hali üzerine olan olumlu
etkileri (keyifli ve mutlu olma hali, enerjik ve aktif hissetmek,
sosyalliğin artması vb.) alınan kafein miktarına ve alan kişinin
kafeine olan bağımlılık ve bağışıklık derecesine orantılı olarak
değişmektedir. Kafeini fazla tüketmeyen, aralıklı olarak alan
kişilerde az miktarda alınan kafein (100-200 ml gr) bile pozitif
etkiler oluşturmakta fakat düzenli kafein kullanıcılarında bu
miktar fazla etki sağlamamaktadır. Bu kişilerde, sabah
kahvesinin sağladığı olumlu etkiler, kafein alınmadığı sürede
meydana gelen yan etkileri (uykusuzluk, uykuyu tam alamama ve
uykulu olma hali) yatıştırmak şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Yüksek miktarlarda alınan kafein için artık olumlu etkiler
yerine tedirginlik, huzursuzluk, hızlı kalp atışı ve mide
asitlerinde çoğalma gibi negatif etkilerden bahsetmek mümkündür.
Negatif etkilerin gücü kişinin kafeine olan hassasiyetine ve
bağışıklığına göre değişmektedir. Eğer kişi kafeine bağımlıysa
ve kafeine karşı olan toleransı yüksekse olumlu etkilerin ortaya
çıkışı ancak çok miktarda kafein alımıyla sağlanır ve bu miktar
diğer kişilerde olduğu gibi negatif etkilere yol açmaz. Bu
kişilerde, negatif etkiler, kafein yokluğunda ortaya çıkar.
Uyku ve kafein
Araştırmalar kafeinin uyku sağlığı açısından
zararlı etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Kafeinin etkileri
uykuyu geciktirmek, toplam uyku süresini azaltmak, normal uyku
safhalarında değişikliğe yol açmak ve her şeyden önemlisi uyku
kalitesini azaltmaktır. Vücut, alınan kafein miktarının
yarısını, 6 saat sonra attığından, kafein alınan gün, uykunun
gelmesi mümkün olmakta fakat derin bir uyku uyuma şansı düşmekte
ve uyku kalitesi zarara uğramaktadır. Bu durum, bir kısır döngü
halinde bir önceki gece uykusunu tam olarak alamamış bir kişiyi,
bir sonraki gün daha fazla kafein tüketmeye yönlendirmektedir.
Kafeinin uyku üzerindeki etkisinin şiddeti, alınan miktar, alış
saatiyle uyku saati arasında geçen süre, kişisel hassasiyet ve
bağışıklık farklılıkları gibi etkenlere bağlı olarak
değişmektedir.
|
 |
Yapılan araştırmalarda, günün erken
saatlerinde alınan kafeinin bile uyku üzerinde negatif
etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bir araştırmada, gün
içinde alınan kafeinin kan basıncında ve stres hormonlarında
artışa neden olduğu ve kişinin bu değişimlerden gün boyunca
etkilendiği üzerinde durulmuştur. Bu araştırmanın amacı,
günün erken saatlerinde alınan kafeinin, bütün bir gün,
hatta gece de dahil olmak üzere etkisini -azalmış da olsa-
devam ettirdiğini göstermek yönündedir. |
Doktorlar, bu araştırma için 47 sağlıklı,
sigara kullanmayan ve düzenli şekilde kafein tüketen kişiyi
incelemişlerdir. Bu kişilerin yarısına 500 ml gr kafein içeren,
diğer yarısına da kafein içermeyen fakat içerdiğini söyledikleri
sahte tabletlerden vermişlerdir. Daha sonra, günlük stres
seviyesini aralıklı olarak ölçmüşler ve bunun için deneklerin
sağladığı sözlü cevaplardan da yararlanmışlardır. Bu araştırma
sonunda, gün başında alınan kafeinin neden olduğu stres
seviyesindeki artışın ileriki saatlerde kahve tüketilmemesine
rağmen etkinliğini yatma saatine kadar –azalmış da olsa- devam
ettirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Kafein ve bağımlılık
Ruh halini ve davranışları etkilemek,
değiştirmek amacıyla kullanılan “psiko-aktif” maddelerden biri
olan kafein, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açmaktadır.
John Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma,
düzenli olarak alınan günlük 100 ml gr kafeinin bile
bağımlılığın oluşması için yeterli olduğunu ortaya koymuştur.
Kafein, sosyal yaşamın içine girmiş, kendini kabul ettirmiş ve
böylelikle kullanım yaygınlığı artmış olan bir maddedir. Sosyal
bir alışkanlığa dönüşen kafein kullanımı, keyif ve enerji verici
etkileriyle hayatımızdaki yerini her geçen gün biraz daha
sağlamlaştırmış ve bu durum birçok kişinin hayatında bağımlılığa
kadar ulaşmıştır. Yetişkinlerde kafein, en çok kahve, gençlerde
ise kafeinli gazlı içecekler (kola vb.) sayesinde
tüketilmektedir. Kafein bağımlılığının yaygın olduğu gruplara
örnek olarak üniversite öğrencileri ve gece çalışan şoförleri
gösterebiliriz.
Kafeine karşı tolerans kazanmak
Tolerans, bir maddenin belli bir miktarına
verilen tepkinin zamanla azalmasıdır. Bu durum, o maddeyi
kullananları, aynı etkiyi hissetmek için, aldıkları madde
miktarını fazlalaştırmaya teşvik etmektedir. Günde 700 ml gr ya
da daha fazla kafein tüketmenin tolerans üzerinde önemli
etkileri kaydedilmiş, bu kişilerin günlük 200-300 ml gr gibi
normal miktarlar karşısında yeterli tepkiyi vermedikleri, ancak
yüksek dozlarda aldıkları kafeine tepki verdikleri ortaya
konmuştur.
Kafein yoksunluk belirtileri
Yüksek dozlu kafein tüketimi bırakılınca
ortaya çıkan etkiler, günlük yaşam aktivitelerini engelleyici ve
hayatın normal seyrini etkileyici niteliklere ulaşmaktadır. Bu
nedenle, bu etkilerin DSM-IV kapsamına girip girmediği, klinik
bir tanı özelliği taşıyıp taşımadığı tartışılmaktadır.
Kullanılan miktar az da olsa çok da olsa, kafein düzenli bir
şekilde tüketiliyorsa ve bağımlılık oluşmuş ise, bırakılması
halinde çeşitli yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Yapılan
araştırmalar denek olarak genelde yetişkinleri kullansa da,
kafein kullanımının kesilmesinin çocuklar ve gençlerde de önemli
yan etkilere neden olduğu bilinmektedir.
Düzenli olarak kullanılan kafeinin
kesilmesiyle ortaya çıkan ve en yaygın olarak rastlanan
yoksunluk belirtileri şunlardır:
·
Baş ağrısı
·
Yorgunluk, halsizlik
·
Uykusuzluk / uykulu olma hali (esneme, sersemlik)
·
Konsantrasyon eksikliği
·
İşte karşılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği,
düşük performans)
·
Huzursuzluk ( mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken
üstünde olma)
·
Depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük
vb.)
·
Sinirlilik
·
Nezle ve benzeri belirtiler (mide bulantısı, kusma, eklem
ağrıları vb.)
·
Düşünsel aktivitede ve hafızada yavaşlık
Yukarıdaki yan etkilerin ortaya çıkış şekli,
sayısı ve etkinliği günlük alınan kafein miktarıyla orantılı
olarak değişmektedir. Günlük düzenli olarak kullanılan 1 fincan
kahveyle eş değer olan 100 ml gr kafeinin dahi bırakılması, bazı
yan etkileri beraberinde getirmektedir. Günümüzde birçok insan,
günde 100 ml gr ya da daha fazla kafein tüketmekte ve arada
kafein kullanımı bırakılınca ortaya çıkan baş ağrısı, mide
bulantısı, nezle ve kas ağrıları gibi etkileri ise grip
belirtilerine yormakta, kafein bağımlılığının farkına
varmamaktadır. DSM-IV kriterlerine girecek derecede ciddi
bağımlılıklarda meydana gelen belirtiler ise günlük hayatı
etkileyen, engelleyen ve günlük aktivitelere zarar veren
yapıdadır. Bu durumda dahi, yan etkilerin şiddeti kişiden kişiye
farklılık göstermektedir. Bir araştırmaya göre, kafein
yokluğunda, deneklerde rastlanan baş ağrısı oranı %50’dir.Yan
etkilerin en şiddetli olduğu zaman, 20 ile 48 saat arası olarak
belirlenmiş, bu durumun ortalama 2 günden 1 haftaya kadar
sürdüğü kaydedilmiştir.1 haftadan uzun süren etkilere de
rastlanmıştır.

Aşağıda bir araştırmada günlük kafein alım
miktarlarının yarattığı yoksunluk belirtileri verilmiştir.
|
Kafein alım miktarı
(günlük ml gr cinsinden) |
Günlük yaşamı etkileyen yan etkiler |
|
231 |
İşe
devamsızlık |
|
270 |
Günlük
sorumluluklarını yerine getirememe örn:çocuklara yemek
yapmama, evi temizlememe, çocuklarla ilgilenmeme
|
|
295 |
Yok |
|
302 |
Okul
ödevlerini yapmama, okuldaki sorumluluklarını yerine
getirmeme |
|
342 |
İşte
sorumluluklarını düzgün bir şekilde yerine getirememe, evde
çocuklarla ilgilenmeme, erken yatma |
|
371 |
İşte data
giriş hataları yapma, erken yatma, günlük okumalarını ve
çalışmalarını yapmama |
|
430 |
Oğlunun
doğum günü partisini iptal etme, çocuklarla uğraşamadığı
için eve eşini çağırma |
|
516 |
Yok
|
|
642 |
Yok
|
|
1029 |
İş yerinde
ciddi sorunlar yaratacak önemli hatalar yapma, işten erken
çıkma, erken yatma |
|
2548 |
Çocuklarına
bağırma |
Bazı
Yanlış İnançlar ve Gerçekler
Kafein öğrenmeyi ve belleği iyi yönde etkilemez
Kafein kullanımı, beyne giden kan
damarlarını daraltmakta ve beyne giden kan akışını %30 oranında
azaltmaktadır. Bu durum, beyne daha az oksijen gitmesine neden
olmakta ve belleğe ve algıya zarar vermektedir.
Kafein enerji vermez
Kafein kullanımından sonra yapılan
ölçümlerde enerjinin artışıyla ilgili hiçbir objektif ölçüm
kriteri saptanamamıştır.
Kafein ruh halini iyileştirmez
Kafein kullanmayan birine kafein
verildiğinde, bu kişinin ruh hali değişmemektedir. Düzenli
kafein kullanıcılarında, kafeinin ruh halini iyileştirdiğinin
düşünülmesinin nedeni, kafein alımının, kafein yokluğunda ortaya
çıkan yan etkileri yatıştırmasıdır.
Stres
- Yorgunluk - Hastalık Döngüsü
Kafein kullanımı, bir çeşit kısır döngü
şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu durum, bağımlılık yapıcı
etkisini güçlendirmektedir. Davranışlarımız alışkanlıklarımız
haline gelir ve bu alışkanlıklar hayatımızı yönetmeye başlar. Bu
durum, özellikle yediklerimiz ve içtiklerimiz için geçerlidir.
Kafein kullanımı bir atiklik ve yorgunluk döngüsü
oluşturmaktadır. Gün geçtikçe kazanılan bağışıklık ve artan
kafein kullanım miktarı, günlük stres seviyesini yükseltmekte,
bu durum da kafein yokluğunda daha fazla yorgunluğa neden
olmaktadır. Daha fazla yorgunluk, kafein kullanım miktarını
arttırmakta ve bununla birlikte yan etkilerin fazlalaşması,
kişiyi hastalığa doğru götürmektedir.
Kafein
ve Çocuklar
Günümüzde
çocuklar ve gençler, kafeine dayalı tüketim sektörünün bir
numaralı hedefi haline gelmiş bulunmaktadırlar. Amaç, kafein
katkılı gazlı içecekler (kola vb.) sayesinde kar sağlamak ve
bunların keyif verici ve bağımlılık yapıcı etkileri sayesinde
uzun süreli müşteriler kazanmaktır. Yapılan araştırmalar,
çocukların yetişkinlere oranla kafeine 3 kat daha duyarlı
olduklarını ve onlar için, günde içilen bir kutu kolanın, bir
yetişkinin içtiği 3 fincan kahveyle eş değer olduğunu ortaya
koymaktadır. Kafeinin, isminden daha az söz ettiren fakat
yeterince etkili olan diğer bir kaynağı da çikolatadır. Bu iki
ürün çocuklar tarafından çok tüketilmekte ve bedenleri kafein
ile tanışmaktadır.
Ayşe
Candan

Kafein Üretimi
Fotografçı Bob Sacha kafeinin işlendiği ve tüketildiği dünyayla
ilgili çok ilginç bir araştırma yapmış ve maddenin |