e-mail
denizce@denizce.com
 





Beslenme Tarihi
Alabalık Baharatlı
Alabalık Dolma
Alabalık Sebzeli
Balık Dolması
Balık Sarması
Balık Tava
Barbunya Garnit..
Barbunya Tava
Çinakop Buğulama
Deniz Mah.Güveç
Dil Balığı Bademli
Dil Balığı Limonlu
Dil Balığı Sarma
Dil Balığı Tava
Fener B.Çorbası
Fener B.Lazanya
Kalkan Amandin
Kalkan Fırında
Kalkan Haşlama
Kalkan (Marmara)
Kalkan Tava
Karides.B.Graten
Karides Sote
Kefal Fırında
Kefal Pilaki
Kılıç Izgara
Kırlangıç Çorbası
Lahos Fırında
Levrek Buğulama
Lüfer Dolması
Lüfer Izgara
Lüfer Pilaki
Midye Buğulama
Midye Çorbası
Midye Dolma
Midye Plaki
Midye Tava
Midyeli Pilav
Palamut Fırında 1
Palamut Fırında 2
Palamut Izgara
Palamut Kiremitte
Palamut Sarmıs.Sos.
Palamut Soya Soslu
Palamut Tava
Portakallı Buğulama
Somon Hachee
Somon Kağıtta
Somon Krep
Uskumru

Balık Sosları

Diğer Yemekler
Arnavut Ciğeri
Beyaz Et Sosları
Cordon Bleu
Hindibudu Fırında
Kremalı Kuzu
Kremalı Lazanya
Kremalı Pirzola
Tavuk Yahnisi
Yoğurtlu Kebap

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Dondurma
Kestane Şekeri
Çerezler
Kivi
Muz
Zeytinyağı
Süt
Yoğurt
Kahve
Bira
Rakı
Viski
Şarap
. Salkımdan Ka...
. Nasıl Yapılır
. Nasıl Saklanmalı
. Nasıl İçilmeli
. Şarap Ter.Sözl.
. Şarap ve Yemek
. Şarap ve Sağlık
. Şarap ve Üzüm
Sıcak Şarap
Sushi
Kafein
Puro
Tahin-Pekmez
Meyhanenin Geçmişi
En İyiler
Sağlıklı Besinler

Balık Seçimi

Domates
Mısır
Salata ve Meze
Beyin Salatası
Biber Salatası
Ciğer Pate
Çiroz Salatası
Çoban Salata
Dond. Balık
Fener B.Salatası
Haydari
Karides Güveç
Lakerda
Makarna Salatası
Mayon.Balık Sal..
Muhammara
Patlıcan Salatası
Peynir Salatası
Sardalye Ezmesi
Sebz. Balık Pilaki
Soslu Karides
Tabule
Tavuk Salatası
Ton B.Salatası
Salata Sosları

Tatlı/Pasta
Ahududulu Kek
Armut Tatlısı
Capri Pasta
Cheesecake
Çikolatalı Kek
Çilekli Kup
Çilekli Tartolet
Çilekli Taç
Elmalı Kek
Elmalı Tart
Elmalı Üz.Kek
Hawai Sepeti
İncir Dolması
Kahvaltı Keki
Kestaneli Pasta
Keşkül
Krem Karamel
Kremalı Pasta
Krep Süzet
Likörlü K.Pasta
Muzlu Topkek
Peach Melba
Pirinçli Pasta
Portakallı Pasta
Safranlı Kek
Sakızlı Pasta
Vişneli Tatlı
Yoğurt Tatlısı
Helva
İrmik Helvası

 

 Kahve

  Ağız Tadı    

 
 

     Kahvenin Öyküsü  

Daha önümüze gelmeden kokusuyla baş döndürür. Minicik çekirdeklerden fincanlara dökülene kadar içinde pek çok geleneği barındırır. Ve bıraktığı izlere bakarak geleceğe dair yorumlar yapılır. Yüzlerce yıllık bir içeceğin, Türk kahvesinin öyküsü...

  Geçmişi 14. yüzyıla kadar giden, dünya yolculuğuna Güney Habeşistan'dan başlayan bir içecek kahve... Hakkında türlü efsaneler türetilmiş; rivayetlerden birine göre, Habeşistan'ın Kaffa yöresinde yaşayan Khaldi adında bir çoban sıcakta hep uyuşukluk içindeki koyunlarının günün birinde, bir ağacın meyvelerini yedikten sonra hareketlendiklerini görmüş. Bu mucizeye şaşırmış ve kendisi de ağacın küçük meyvelerini kaynatıp suyunu içmiş. Bir süre sonra enerjisi artmış, kalp atışları hızlanmış. Ve tüm dünyayı saracak olan bu tadın kâşifi olmuş...

Arabistan   yarımadasından    sonra    Güney   Amerika öncelikli olmak üzere pek çok farklı bölgede değişik türde kahveler üretilmiş. Türklerin kahveyle tanışmasıysa 16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde. Kendisine sunulan kahvenin tadına hayran kalan Kanuni'nin sayesinde bu sihirli içecek kısa sürede Osmanlı sınırları içinde yayılmış. Saray mutfağında özel olarak yetiştirilen Kahvecibaşının  yaptığı   kahve  o  kadar lezzetliymiş ki... 1554 yılında, Tahtakale'de bir kahvehane açılmış. Tahtakale'nin adı da bu kahvehaneden   geliyor;   Taht-u Kale... Bu kahvehane, tanınmış kişilerin, bilginlerin buluştuğu,   sohbet   ettiği   bir mekân haline gelmiş.

 

  Tohumdan Çekirdeğe 

Arabistan kahvesinin anayurdu Etyopya'nın yüksek yaylalarıdır. Araplar, XIV yy. da bunu Yemen'e götürdüler ve uzun süre tekellerinde tuttular (moka). Kahve üretimi zamanla Hindistan'a, Bourbon (Reunton) adasına, sonra da Yeni Dünya'ya (Antiller, Guyana, Brezilya, Meksika, vb) yayıldı. Yapraklarına bulaşan turuncu pas hastalığı Asya'da arabistan kahvesi üretimini tehlikeye soktu. Buna karşılık XIX. yy'ın sonunda C canephora türü kahvenin Endonezya'da, Afrika'da ve Hindistan'da yetiştirilmesini hızlandırdı.

 

Kahve 6 ile 8 m yükseldiğinde tür ağaççıktır, ama yüksekliği budama yapılarak hep 2 m'de tutulur. Yaprakların koltuğundan çıkan, kokulu yumakçıklar halindeki beyaz çiçekteri, 7 ila 11 ayda drupa biçiminde meyveler yapar. Olgunlaşınca kabuğu kızaran bir meyvenin içinde, tatlı bir özün ortasında iki çekirdek (kahve tanesi) bulunur. İnce bir zarla kaplı olan kahve çekirdeğinin sert bir besidokusu vardır; düz yüzünde de derin bir çizgi bulunur.

 

Yüksek teknikli sınai tarım işletmelerinde ıslah yoluyla, bol verimli klonlar ya da melezler elde edilmiştir. Gölgelikte ya da yiyecek bitkileriyle birlikte yetiştirildiği aile işletmelerinde verim daha düşüktür.

 

Kahve ağaçlarının pek çok düşmanı vardır (Kabuk böcekleri, bitki bitleri, delici böcekler, koşnif, ipsisolucanlar). Çeşitli mantar hastalıkları da (pas, çürüklük, antraknoz, trakeomikoz) büyük zararlara yol açarak kahve tarımının ekonomik koşullarını önemli ölçüde etkiler.

Kaliteli bir kahve elde etmek için, birkaç defada yapılan toplama işlemi bol el emeği gerektirir ve toplama giderleri gelirin % 50'sine ulaşır. Toplamanın makineleştirilmesi sorunu henüz çözülememiştir. Ürün, kabuklu kahve şeklindedir. Kahve tanelerini üzerlerindeki tabakalardan kurtarmak için fabrikalarda iki yöntem uygulanır. Yaş sistemde taze meyvelerin etli kısmı hızla alınır, kalanı bir teknede mayalanmaya bıkarılır. Bir süre sonra mayalanmayla çürüyen meyve özü ve kabuğu yıkanarak ayıklanır, elde edilen kahve taneleri kurutulur (güneşte ya da sıcak havayla); sonra sürtüştürme yoluyla çekirdek zarı sıyrılır. Kuru yöntemde, meyveler önce ince bir tabaka halinde serilerek güneşte kurutulur (12-15 gün), ondan sonra kuru meyvelerden basit bir kabuk çıkarma işlemiyle ticari kahve elde edilir. Yıkanmış kahve yeşildir, kuru yolla elde edilen kahve sarımtıraktır. 100 kg taze meyve ortalama 20 kg yeşil kahve ve 16.5 kg kavrulmuş kahve verir: kahve çuvallara (64 kg) doldurulmadan kusurları ve katışıklıktarı yok etmek ıçin, renge, yoğunluğa ve çapa göre ayrılır.

Yetiştirilen türler arasında, arabistan kahvesi (Coffea arabica) en önemlisidir ve dünyada ticari kahvenin %70 ini oluşturur. Bundan sonra, % 29 ile C canephora, robusta tipi, % 1 ile geri kalan türler gelir.

 

  Hoşsohbet Süleyman Ağa 


Türklerin damak tadına uygun, en sevdiği tür Brezilya kahvesi. Yüzyıllardır içilen kahvenin kavrulma, pişirme, sunma şekline getirdikleri farklılıkla yeni bir kahve kültürü yaratılmış ve adına "Türk kahvesi" denmiş. İstanbul'da kahvenin tadına bayılan Venedikli tacirlerin bu tadı kendi ülkelerine götürmesiyle yavaş yavaş dünyada adı duyulmaya başlanmış. Marsilya'ya ilk kahve 1650'de ihraç edildiyse de Türk kahvesinin bu ülkede adının duyulması Osmanlı Sefiri Hoşsohbet Süleyman Ağa'yla (1669) olmuş. Paris'te yaşadığı yıllarda özellikle kadınlar Süleyman Ağa'nın saray yavrusunda bir kahve içme onuruna erişmek için çok çabalamışlar; küçük fincanlarda törensel bir şekilde sunulan bu içeceğin töreni mi, tadı mı ilgilerini çekti bilemeyiz, ama Paris sosyetesi arasında moda olmuş Türk kahvesi... Ve Osmanlı'nın Viyana Kuşatması sonrasında geride çuvallar dolusu kahve çekirdeği bırakmaları, sonra kuşatma esnasında Osmanlı cenahına çok gidip gelen birinin bununla ne yaptıklarını anlatması... Denemelere girişmeleri...
 

O günün Tahtakale Sokağı, bugün adını bölgeye vermiş halde; bugünkü adı, Tahmis Sokak. Tahmis zaten kurukahveciler demek. Mısır Çarşısı'nın Tahtakale kapısından çıkınca, taze çekilmiş kahvenin o nefis aroması daha ilk anda başınızı döndürür.

 

  Kahve tadının tutkunu ünlüler 


Türk Kahvesi, çeşitli sanat dallarında da işlenmiş. Klasik müzik arşivinin unutulmazları arasındaki J. S. Bach'ın ünlü Kahve Kantatı'nı, sanatçı bir kahve tutkunu olduğu için bestelemiş; "Ah, kahve ne tatlı / binlerce öpücükten daha tatlı / muscat şarabından daha yumuşak..." Dünyaca ünlü kahve tutkunları arasında Madame de Pompadour, Alexandre Dumas, Andre Gide, Moliere, Pierre Loti, Victor Hugo, Balzac sayılabilir. Türkiye'de ünlü ressam Ali Rıza Bey, karakalemlerinde kahveyi ve ondan doğanları resmetmiş.
 

Yemek sonrası tadına doyulmayan bir fincan kahve, yüzyıllardır kız isteme törenlerinde kahvelerin sunulmasıyla tatlıya bağlanan evlilikler, umutlu günlerin habercisi kahve falı... Nesilden nesile geçen bu lezzet geleneği, bir fincanın 40 yıllık hatırıyla gelecek nesilleri de kendi tadıyla büyülemeyi sürdürecek. 

Türk kahvesi, Güneydoğu’da çok yaygın olarak içilen Mırra ile İtalyanların "Espresso"su arası bir tür. Kahvemizi tüm kahve çeşitlerinden ayıran özellik, şekerin pişme sırasında ilave edilmesi. Bu arada bir de dipnot: Yunanlılar, yıllardır Türk kahvesine "Greek Cafe" demekte ısrar etseler de Yunanlı yazar Elias Petropoulos, "Türk Kahvesi" adlı kitabıyla bir gerçeği tüm dünyaya itiraf etti.

 

Kaynakça: Sky Life - Ağustos'2002
                Büyük Larousse Ansiklopedisi