| |
Türkiye'de kısa bir iş deneyimi olmuş, üniversite mezunu genç bir Türk
kızının, bir Kanada şirketindeki ilk izlenimleri:
Selam arkadaşlar,
Burada müdürlerin ayrı odaları yok. Bizimle aynı büyüklükteki
kübiklerde oturuyorlar. Müdürlerin sekreterleri de yok; genel bir
idari sekreter var yalnızca. İzin için yazılı dilekçeye filan da gerek
yok. İşin varsa, istediğin zaman çıkıyor, çalışma saatlerini kendin
ayarlayabiliyorsun.
Mesela trafik veya başka bir sebeple bir saat geç geliyorsan, bir saat
geç çıkıyorsun. Müdürlerin misafirleri geliyorsa, gidip kendileri
karşılıyor. Özel teşrifatçıları yok.
Herkes kendi fotokopi veya faksını kendi çekiyor; kimsenin emrine
amade avare adam yok. Herkese ait ISDN telefon var. Yani arayanın
numarasını görebiliyorsun. Tüm telefonlarda iç ve dış mesaj servisi
var. Arayanlar sesli mesaj bırakabiliyor. Kimse kimsenin telefonuna
bakmıyor. Elini serbestçe kullanabilmen için, telefonlarda kulaklık da
mevcut.
Ana girişlerde ve laboratuvarlara girerken kart basılıyor. Maaşlar
aylık değil, iki haftada bir ödeniyor. İki haftalık iş programı
çizelgeleri doldurulup yönetime veriliyor: Yaptığınız işler, yapmayı
planladığınız işler, yapamadıklarınız, niçin yapamadığınız, yapabilmek
için nelere veya kime ihtiyaç duyduğunuz veya hangi eğitimleri almanız
gerektiği, vb.
Senede bir ve üçer aylık çeyreklerde, priorities başlıklı bir form
dolduruluyor (Öncelikler). Bu form sizinle müdürünüz arasında bir tür
sözleşmedir. Kariyerinizi hangi yönde geliştirmek istediğiniz, o dönem
boyunca yapacağınız tüm işler ana hatlarıyla bu formda yer alıyor.
Tabii bunların yorumdan uzak ve ölçülebilir olması gerekiyor. Davranış
biçiminiz de ölçülüyor. Mesela, işinizi yapmanız için hangi
yeteneklere sahip olmanız ve ne tür davranışlar sergilemeniz
gerektiğine kendiniz karar veriyor, şu anki durumunuzu ve ulaşmanız
gereken noktayı belirliyorsunuz. Ve dönem sonunda kendinizi
değerlendiriyorsunuz. Bunun için, mesai arkadaşlarınıza birer feedback
(geribesleme) formu dağıtıyor ve doldurmalarını rica ediyorsunuz.
Onlar da son derece nesnel biçimde sizi değerlendiriyorlar. Böylece
almanız gereken eğitimleri daha iyi belirliyor, sizi sınırlayan risk
faktörlerini sıraya koyuyorsunuz.
Kağıt israfı olmasın diye hemen hemen her türlü iletişim bilgisayar
üzerinden yapılıyor. Bütün teknik dokümanlar bir web sayfasında
bulunuyor. Herkes kendi projesiyle ilgili belgelere bakmaya tam
yetkili iken, başka projelere de misafir statüsüyle girebiliyor. Hangi
amaçla olursa olsun, hazırlanan tüm dokümanlar bu web sayfasında
bulunuyor. İşe yeni başlayan bir elemanın saatlerce dosya
araştırmasına gerek yok. Size bir şifre veriyorlar, sizin için gerekli
tüm bilgilere anında ulaşıp işe aşina oluyor, kendinizi
geliştirebiliyorsunuz. Uzun sözün kısası, bilgi saklanmıyor!
Yemeklerde, asansörde, arkadaş toplantılarında projelerle ilgili
konuşmanız yasak. Şirketinize ait bilgiler size açık, ama
rakiplerinizin kapabileceği ortamlarda dile getirilemez. Proje
liderleri, yapılan her toplantının ardından herkese günü geçirmeden
son durumu, karşılaşılan problemleri mail listesine gönderiyor.
Şirket-içi haberleşme de genelde mail ile yapılıyor.
Her cuma günü saat 16.00'da meşrubat, kek vs. eşliğinde yeni
gelenlerin tanıtıldığı toplantılar yapılıyor. Yeni elemanlara çanta,
mont, tişört vb. hediyeler veriliyor.
Elemanların yetenek ve tecrübelerine göre bölüm değiştirmeleri zor
değil, hatta teşvik ediliyor.
Kanada'da en çok hoşuma giden şey, işlerin mutlaka sonuçlandırılması
ve hiçbir şeyin ortada bırakılmaması. Mesela yazıcının toneri
bittiyse, o sırada orada olan kişi işini bitirmiş olsa bile, mutlaka
toneri değiştirip yazıcıyı öyle bırakıyor. "Bana ne, ben işimi
bitirdim, benden sonraki düşünsün!" demiyor. Bu her yerde böyle.
Mesela yanlış bir telefonu aradıysanız, size nereyi aramanız
gerektiğini söyleyip öyle kapatıyorlar.
Bir işe başvurmuşsanız, arkasını takip etmeniz gerekmiyor, unutmuş
olsanız bile onlar sizi aylar sonra arayıp bulabiliyor.
Boyum yetişmediği için birinden dosya istedim, bana istediğim dosyayı
verdikten sonra, başkaları aynı durumu yaşamasın (ve kendi gibiler
tekrar tekrar zahmet çekmesin!) diye dosyaları bir alt rafa kaydırdı.
Bir şeyi yapmamanız gerektiği söylenmişse ve siz kulak asmayıp
yapmışsanız, kim olursanız olun mutlaka ceza görüyorsunuz. Herşey
takip ediliyor, hiçbir şey laf olsun diye söylenip ortalıkta
bırakılmıyor. Herkes işini iyi yapıyor. Başka türlü davranabileceğini
aklına bile getirmiyor.
İşinizi yaparken bilgiyi paylaşmıyorsanız, saklıyorsanız,
arkadaşlarınıza yardımcı olmuyorsanız, hele başkalarına engel
oluyorsanız, bütün bunları dikkate alıyorlar.
Denizce

31.07.2002
|
|