|

İktisat Fakültesi’ndeki derslerinde iktisat tarihçisi Ömer
Lütfi Barkan Kapalıçarşı’yı eliyle gösterir, “Burası
araştırılmayı bekliyor” derdi. O zamanlarda başlayan Kapalıçarşı
ilgim, konunun uzmanlarından Önder Büyükerman ile yürütülen ve
uzun yıllar süren araştırmalar sonucunda bir kitapla sonuçlandı.

Bedestenler birer finansman merkezidir. Oysa bizler bu
mekânları sadece para ve kıymetli eşyanın saklandığı yerler
olarak biliyorduk. Bedestenlerin ve kapalıçarşıların bu durumun
çok daha ötesinde işlevler yüklenen birimler olduğunu fark
ettiğimde, genel kabul gören yanılgıları düzeltmek gerektiğini
de anladım. Her şeyden önemlisi Kapalıçarşı toplumsal kamu
alanının sivilleştiği tek yer. Farklı din ve mezheplerin 500
yıldır, hiç çatışmadan, ortak kültürü de buralarda inşa etmesi
çok yalın bir gerçeklik. Bedestenli bir çarşı, ticaretle sermaye
birikimi yaratıyor. Bunun öyle sadece kıymetli eşya ve para
saklanarak gerçekleşmeyeceği açık. Evliya Çelebi boş yere
“Osmanlı kentleri bedesteni olan ve olmayan yer olarak ikiye
ayrılır“ dememiş.
İstanbul ve
Anadolu Genelinde 117 Bedesten
İstanbul’da üç, Anadolu’nun da yaklaşık 100 yerleşiminde 117
bedesten var. Ama bunlar içinde dördü; Bursa, Tire, Edirne,
İstanbul Cevahir Bedesten’i öne çıkar. Çünkü bunlar bir emniyet
sandığından öte, dönemin iktisadi yapısına yön vermişler.
Kapalıçarşı’nın Cevahir Bedesten’i bu kalıbın içine tam olarak
oturur. Yapımı beş yıl süren Cevahir Bedesteni Kapalıçarşı’nın
‘kalbidir’. Sekiz sütunu ve 15 kubbesiyle mimari varlık olarak
Sandal Bedesteni’nden bile küçük. Ama işlev olarak kıymetli mal
borsacılığı yapmış, kiralık kasa işlevi görmüş, para rayicine
ait kayıtlar tutulmuş, her türlü finansal işlem yapılmış, para
rejimi Cevahir Bedesteni’nde şekillenmiş. Senetli ödemeler, mal
takası burada yapılmış. Tağşişli para buradan piyasaya sürülmüş.
Devalüasyonlar sonrası sahte yabancı paralar bile buradan
uluslararası dolaşıma girmiş.
Paraya Yön Veren
Yer
Her ülkenin kendi iktisadi çıkarını azamileştirme gayreti dün
de vardı, bugün de sürüyor. Bunun için gizli ya da açık her
türlü yöntem denenir. Bedestenin yanında, aynı yıllarda bedesten
üstünden borç para dağıtan ‘para vakıfları’nın ve bugünün
darphanesi olan ‘simkeşhane’ nin kurulması bir tesadüf olamaz.
‘Her türlü’ paranın basıldığı ilk simkeşhane Beyazıt Meydanı’nda
kuruldu. Bir mini devalüasyon sayabileceğimiz tecdid-i sikke
işlemi, darphanede yapılır, ardından da bedesten üstünden
piyasaya sürülürdü. Fatih’in Venedik Savaşı sırasında sahte
Venedik parası bastığını da belgelerden biliyoruz. Halil İnalcık
üstad, yapılan işi özetliyor: Bedesteni olan kent uluslararası
ticaretin de merkezidir!
Bir Düzenin
Mimarı: Fatih Mehmet
Bir Kayzer-i Rum (Rum diyarının imparatoru) olarak Fatih
Sultan Mehmet ‘Orbis Romanus’u (Roma Dünyası) ele geçirince,
Bedesten ve Kapalıçarşı’yı Akdeniz havzasının en büyük ticaret
ve mali merkezi olarak inşa ettirdi. Zaten Fatih Sultan
Mehmet’te bir dünya bakışı egemendir. Bu anlamda da gerçek bir
imparatordur. Çağının ötesini görebilmiş, isabetli çözümlemeler
yapabilmiş ve adeta zamanın ruhunu kavramış bir idarecidir.
Günümüzde
Bedesten
İstanbul Kapalıçarşı’daki Cevahir Bedesteni altın ve süsleme
işlerine yöneldi. Sandal Bedesteni ise genelde hediyelik bir
satış yeri ve hâlâ kimliğini arıyor. Aynı durum Anadolu’daki tüm
bedestenler için de söz konusu. İktisadi işlev bitince
zorlamayla hiç bir şekilde sürdürülmüyor. İstanbul’un
Uluslararası Finans Merkezi (İFM) ile Kapalıçarşı’nın bedesteni
arasında benzeşik yanlar arayabiliriz. Bu benzerlik, İstanbul’un
yeniden bir dünya liderliğine yönelme kararı. Ama 500 yıl sonra
mali merkez olarak bir liderlik savı kuşkusuz ilginç. Hem
doğusuna, hem batısına bakan tek dünya kenti olarak doğrusu
İstanbul’a yakışıyor. Bu işin fikir öncüsü olan Türkiye Bankalar
Birliği, onuncu yılda bölge hâkimi olunabileceğini öngörüyor.
2025’ten sonra bu işin GSMH‘ya yüzde sekiz getirisi olabilecek.
‘Nasıl’ sorusunun cevabını ise politik irade verebilir. Ama uzun
soluk gerektirdiği kesin.

Yazı
: Prof. Dr. Kenan Mortan
Fotoğraflar: Engin Güneysu
Kaynakça:
SkyLife - Mart 2010
Prof. Dr. Kenan Mortan ve
Engin Güneysu'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

07.04.2010
|