|

Marmaris’ten
yelken açan Mavi Yolculuk tekneleri, upuzun Dalaman Kumsalı’nı
geçip Kurtoğlu Burnu’ndaki deniz fenerini selamlayarak Fethiye
Körfezi’ne girerler. Turkuvaz suları yararak ilerleyen
teknelerin rotası, körfezin batı ucunu oluşturan kara
parçasındaki irili ufaklı koylardır artık. Güzellikte
birbirleriyle yarışan ‘mavi mola bahçeleri’ sıralanır ardarda.
Ağalimanı, Göben, Çamlık, Hamam, Sarsala koyları cennetten
yeryüzüne inmiş düş ülkelerine benzer. Fethiye Körfezi’nin batı
ucunu oluşturan Kapıdağ Yarımadası (Bandırma’daki adaşı ile
karıştırılmamalı) bağrında sakladığı koyları, antik
yerleşimleri, gizemli tarihi ve kendine has doğasıyla Akdeniz’in
ortasında yer alır.
Sağım
Solum Akdeniz
Dalaman’ın
Kapıkargın köyünden başlayan ve 1800’lü yıllarda Fransızlar
tarafından açılan toprak yol göller arasından geçiyor. Birbirine
kanallarla bağlanan dört gölün en büyüğü ve tartışmasız en
güzeli Kocagöl. Ortasında bulunan adacık, kocaman açmış bir
nilüfer çiçeği gibi nazlı nazlı salınıyor duru suda. Ormanın
bittiği noktada Sarsala Koyu ve Fethiye Körfezi ansızın
beliriyor ağaçlar arasından. Issızlığın tadını çıkararak
Sarsala’ya iniyorum heyecanla. Sadece dalga seslerinin bozduğu
sessizliğe bir motor gürültüsü ekleniyor. Birazdan beni
yarımadadaki Hamam (Manastır) Koyu’na götürecek olan Recep Dayı
geliyor akşam alacası denize yayılırken.

Sabah denizin
iyot kokusu ve horoz sesleri arasında uyanıyorum. Yarısı suların
içine gömülmüş antik manastır anılarını fısıldıyor usulca. Koy
manzarasına hakim bir tepeye tırmanıyorum bir solukta. Kapıdağ
Yarımadası’nı anakaraya bağlayan dar kıstak ayaklarımın altına
seriliveriyor. Bir yanda Akdeniz’in engin maviliklerine bakan
Gökgemile Koyu, diğer yanda Fethiye Körfezi’nin bir parçası olan
Hamam Koyu… Güneş gölgeleri silip doğanın eşsiz renklerini
ortaya çıkarıyor yavaş yavaş. Karşıdaki tepenin suya düşen
silueti dalgalarla oynaşıyor. Deniz o denli berrak ki, su
içindeki her ayrıntı görülebiliyor bulunduğum yerden. Yosunlar,
antik taşlar, yeşilden maviye dönüşen denizin tonları… Birazdan
hareket başlıyor, beyaz yelkenliler demir alıp enginlere
açılmaya hazırlanıyorlar. Kıstağın öte tarafında ise, Nar Adası
açıklarından gelen bir balıkçı teknesi Gökgemile’de serdiği
ağlarını topluyor türküler eşliğinde.
Yol
Üstünde Antik Kent
Hamam
Koyu’ndan başlayıp Kapıdağ Yarımadası’nın derinliklerine giden
antik yoldayım. Sandal ağaçları arasındaki patika, bir vadi
yanından Kapıarası’na geliveriyor. Yarımadanın bu ilk düzlük
alanı, antik bir yerleşime de ev sahipliği yapıyor aynı zamanda.
Likya ülkesinin batıdaki ilk kentlerinden olan Lidai ören
yerinin görkemli kalıntıları, bugünkü yaşamla iç içe geçmiş.
Keçi ve koyun sürüleri sarnıçlardan su içip harabelerin
gölgesinde dinleniyor günün sıcak saatlerinde. İki anıt mezarın
bulunduğu önümdeki tepeye yöneliyorum. Manzara inanılmaz güzel;
aşağıda Çamlı Koyu, irili ufaklı adaların yayıldığı Fethiye
Körfezi tüm ayrıntısıyla önümde beliriveriyor. Kilometreler
sadece uzaklık anlatmaya yarıyor, oysa göz açısına giren her
coğrafya yakından öte insanoğlu için. İşte Çamlı ve Göben
koyları… Karşısında önce Domuz Adası, sonra sırasıyla Tersane,
Yassıca, Kızıl ve Şövalye adaları, oradan ver elini Fethiye.
Sanki seksek oynar gibi adadan adaya atlayarak varılacak hissini
verecek kadar yakın ama uzaklar.
Yarımadanın
ikinci düzlük alanı Gölcük, kışın yağan yağmurun oluşturduğu ve
yazın çoğunlukla kuruyan su birikintisinden almış ismini. Her
yan yemyeşil otlara, sarı-beyaz papatyalara kesmiş. Minik göl,
göçmen kuşların da uğrak yeri aynı zamanda. İşte biraz ileride
iki leylek birbirlerine sırtlarını dönmüş, küskün sevgililer
gibi duruyorlar su kıyısında. İşlemeli kapağıyla gölün kıyısında
devrilmiş bir lahit gözüme ilişiyor, ‘Anadolu’nun dağı taşı
tarih’ sözünü haklı çıkarırcasına. Düzlüğün sonuna geldiğimde bu
kez uçsuz bucaksız Akdeniz’le karşılaşıyorum. Dalgalarının
yıkadığı Kurtoğlu Burnu ve feneri ile kaptanların can dostu
Peksimet Adası tablonun diğer ayrıntıları.
Kelebekler
Vadisi’nin Minyatürü
Bugün sırada
yarımadanın eteklerini süsleyen cennet koylar var. Açık bir elin
baş parmağına benzeyen Kızılkuyruk Burnu’nun körfez tarafına
konumlanmış koyların çoğu. Hamam’dan sonraki ilk koy Çamlı.
Denizin bir boynuz gibi karaya uzandığı koy, tekneler için hayli
korunaklı. Çamlı’nın karşı yakası Yavansu olarak adlandırılıyor
köylülerce. Ağaçların denize dallarını uzattığı sahilde rüzgârın
ılık nefesi eşliğinde yürüyorum. Ara sıra alçalıp yükselen
patika tüm körfezi dolanıyor. Teknelerin demirlediği Yavansu
Koyu’nun arkasındaki sırttan, hem Fethiye Körfezi hem de açık
deniz karşıma çıkıyor bir kez daha. Körfez tarafındaki
kıpırtısızlığının aksine, açıklarda huysuz bir ata dönüşüyor
azgın dalgalarıyla Akdeniz. Çamlı Koyu’nun arkasındaki tepeler,
Kelebekler Vadisi’nin minyatür benzeri Merdivenli İskele’yi
saklıyor bağrında. İki küçük tepenin arasına sıkışan elli
metrelik kumsalıyla benzersiz bir doğa oluşumu bu minik koy.

Dalgalar
arasında süzülen yelkenlilerle yarışarak yürüyorum Kapıdağ’ın
denizle öpüşen yamaçlarında. Birden küçük bir göl görüntüsüyle
orman içine saklanmış Göben (Kapı) Koyu beliriyor alçak bir
tepenin üzerinden. Koyun sırtını yasladığı yamaçların ardında
yine Akdeniz gülümsüyor yaramaz çocuklar gibi. Her tepenin, her
ağaçlığın arkasında saklambaç oynuyoruz onunla. Yorgun
teknelerin soluklandığı kıyıya iniyorum. Denizin içine dek inen
antik yapılar berrak suların altında net bir şekilde
görülebiliyor. Tarih doğayla dost olmuş, bedenini sarıp
sarmalatmış bitki örtüsüne.
Karya ile
Likya’nın Sınırı
Kapıdağ
Yarımadası antik Karya ile Likya ülkelerinin sınırında yer
alıyor. Yarımadadan Sarsala’ya kadar uzanan yemyeşil çam,
günlük, sandal, keçiboynuzu ve zeytin ağaçlarıyla örtülü
tepelerin üzerinde dolaşıp her seferinde denizle buluşmak
tarifsiz bir haz. Düzlüklerde yer alan toprak damlı evlerin
konuksever sofraları, yolcularına her daim açık.
Kapıdağ
Yarımadası’na gitmek için Göcek veya Fethiye’den tekne
bulabilirsiniz. Yaz aylarında Hamam, Sarsala ve Göben koyları
günübirlik tekne turlarının uğrak yerleri. Bir diğer seçenek de,
Dalaman üzerinden Sarsala Koyu’na giden araç yolunu kullanmak...
Sarsala’dan balıkçı teknesiyle veya bir saatlik hoş bir
yürüyüşle Kapıdağ’a ulaşılabiliyor. Yola çıkmanın umuduyla
yenilenmek, mavi suların günışığıyla dansını izlemek için
gitmeli oralara. Başka hayatlar kurabilmek için durup şöyle bir
soluk almalı o cennetin kıyısında.
Kaynakça:
SkyLife Ağustos 2006
Ersin Demirel'e teşekkürlerimizle
Denizce

25.08.2006
İletişim:
KOPTUR Seyahat Acentası
Nispetiye Cad. No:15/B
Etiler/İstanbul
Tel : 0212-351 0301
Faks : 0212-351 1190
info@koptur.com
www.dunyaninrenkleri.com
|