e-mail
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Antalya Şel.
Antarktika
Bordeaux
Bozcaada
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mısır'ın Gizemi
Nice
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Sinop
Sultanahmet
Urla
Van
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Mavi Suların Çağrısı Kapıdağ Yarımadası                                           Ersin Demirel

 

 

Marmaris’ten yelken açan Mavi Yolculuk tekneleri, upuzun Dalaman Kumsalı’nı geçip Kurtoğlu Burnu’ndaki deniz fenerini selamlayarak Fethiye Körfezi’ne girerler. Turkuvaz suları yararak ilerleyen teknelerin rotası, körfezin batı ucunu oluşturan kara parçasındaki irili ufaklı koylardır artık. Güzellikte birbirleriyle yarışan ‘mavi mola bahçeleri’ sıralanır ardarda. Ağalimanı, Göben, Çamlık, Hamam, Sarsala koyları cennetten yeryüzüne inmiş düş ülkelerine benzer. Fethiye Körfezi’nin batı ucunu oluşturan Kapıdağ Yarımadası (Bandırma’daki adaşı ile karıştırılmamalı) bağrında sakladığı koyları, antik yerleşimleri, gizemli tarihi ve kendine has doğasıyla Akdeniz’in ortasında yer alır.

 

Sağım Solum Akdeniz

Dalaman’ın Kapıkargın köyünden başlayan ve 1800’lü yıllarda Fransızlar tarafından açılan toprak yol göller arasından geçiyor. Birbirine kanallarla bağlanan dört gölün en büyüğü ve tartışmasız en güzeli Kocagöl. Ortasında bulunan adacık, kocaman açmış bir nilüfer çiçeği gibi nazlı nazlı salınıyor duru suda. Ormanın bittiği noktada Sarsala Koyu ve Fethiye Körfezi ansızın beliriyor ağaçlar arasından. Issızlığın tadını çıkararak Sarsala’ya iniyorum heyecanla. Sadece dalga seslerinin bozduğu sessizliğe bir motor gürültüsü ekleniyor. Birazdan beni yarımadadaki Hamam (Manastır) Koyu’na götürecek olan Recep Dayı geliyor akşam alacası denize yayılırken.

Sabah denizin iyot kokusu ve horoz sesleri arasında uyanıyorum. Yarısı suların içine gömülmüş antik manastır anılarını fısıldıyor usulca. Koy manzarasına hakim bir tepeye tırmanıyorum bir solukta. Kapıdağ Yarımadası’nı anakaraya bağlayan dar kıstak ayaklarımın altına seriliveriyor. Bir yanda Akdeniz’in engin maviliklerine bakan Gökgemile Koyu, diğer yanda Fethiye Körfezi’nin bir parçası olan Hamam Koyu… Güneş gölgeleri silip doğanın eşsiz renklerini ortaya çıkarıyor yavaş yavaş. Karşıdaki tepenin suya düşen silueti dalgalarla oynaşıyor. Deniz o denli berrak ki, su içindeki her ayrıntı görülebiliyor bulunduğum yerden. Yosunlar, antik taşlar, yeşilden maviye dönüşen denizin tonları… Birazdan hareket başlıyor, beyaz yelkenliler demir alıp enginlere açılmaya hazırlanıyorlar. Kıstağın öte tarafında ise, Nar Adası açıklarından gelen bir balıkçı teknesi Gökgemile’de serdiği ağlarını topluyor türküler eşliğinde.

 

Yol Üstünde Antik Kent

Hamam Koyu’ndan başlayıp Kapıdağ Yarımadası’nın derinliklerine giden antik yoldayım. Sandal ağaçları arasındaki patika, bir vadi yanından Kapıarası’na geliveriyor. Yarımadanın bu ilk düzlük alanı, antik bir yerleşime de ev sahipliği yapıyor aynı zamanda. Likya ülkesinin batıdaki ilk kentlerinden olan Lidai ören yerinin görkemli kalıntıları, bugünkü yaşamla iç içe geçmiş. Keçi ve koyun sürüleri sarnıçlardan su içip harabelerin gölgesinde dinleniyor günün sıcak saatlerinde. İki anıt mezarın bulunduğu önümdeki tepeye yöneliyorum. Manzara inanılmaz güzel; aşağıda Çamlı Koyu, irili ufaklı adaların yayıldığı Fethiye Körfezi tüm ayrıntısıyla önümde beliriveriyor. Kilometreler sadece uzaklık anlatmaya yarıyor, oysa göz açısına giren her coğrafya yakından öte insanoğlu için. İşte Çamlı ve Göben koyları… Karşısında önce Domuz Adası, sonra sırasıyla Tersane, Yassıca, Kızıl ve Şövalye adaları, oradan ver elini Fethiye. Sanki seksek oynar gibi adadan adaya atlayarak varılacak hissini verecek kadar yakın ama uzaklar.

 

Yarımadanın ikinci düzlük alanı Gölcük, kışın yağan yağmurun oluşturduğu ve yazın çoğunlukla kuruyan su birikintisinden almış ismini. Her yan yemyeşil otlara, sarı-beyaz papatyalara kesmiş. Minik göl, göçmen kuşların da uğrak yeri aynı zamanda. İşte biraz ileride iki leylek birbirlerine sırtlarını dönmüş, küskün sevgililer gibi duruyorlar su kıyısında. İşlemeli kapağıyla gölün kıyısında devrilmiş bir lahit gözüme ilişiyor, ‘Anadolu’nun dağı taşı tarih’ sözünü haklı çıkarırcasına. Düzlüğün sonuna geldiğimde bu kez uçsuz bucaksız Akdeniz’le karşılaşıyorum. Dalgalarının yıkadığı Kurtoğlu Burnu ve feneri ile kaptanların can dostu Peksimet Adası tablonun diğer ayrıntıları.

 

Kelebekler Vadisi’nin Minyatürü

Bugün sırada yarımadanın eteklerini süsleyen cennet koylar var. Açık bir elin baş parmağına benzeyen Kızılkuyruk Burnu’nun körfez tarafına konumlanmış koyların çoğu. Hamam’dan sonraki ilk koy Çamlı. Denizin bir boynuz gibi karaya uzandığı koy, tekneler için hayli korunaklı. Çamlı’nın karşı yakası Yavansu olarak adlandırılıyor köylülerce. Ağaçların denize dallarını uzattığı sahilde rüzgârın ılık nefesi eşliğinde yürüyorum. Ara sıra alçalıp yükselen patika tüm körfezi dolanıyor. Teknelerin demirlediği Yavansu Koyu’nun arkasındaki sırttan, hem Fethiye Körfezi hem de açık deniz karşıma çıkıyor bir kez daha. Körfez tarafındaki kıpırtısızlığının aksine, açıklarda huysuz bir ata dönüşüyor azgın dalgalarıyla Akdeniz. Çamlı Koyu’nun arkasındaki tepeler, Kelebekler Vadisi’nin minyatür benzeri Merdivenli İskele’yi saklıyor bağrında. İki küçük tepenin arasına sıkışan elli metrelik kumsalıyla benzersiz bir doğa oluşumu bu minik koy.

Dalgalar arasında süzülen yelkenlilerle yarışarak yürüyorum Kapıdağ’ın denizle öpüşen yamaçlarında. Birden küçük bir göl görüntüsüyle orman içine saklanmış Göben (Kapı) Koyu beliriyor alçak bir tepenin üzerinden. Koyun sırtını yasladığı yamaçların ardında yine Akdeniz gülümsüyor yaramaz çocuklar gibi. Her tepenin, her ağaçlığın arkasında saklambaç oynuyoruz onunla. Yorgun teknelerin soluklandığı kıyıya iniyorum. Denizin içine dek inen antik yapılar berrak suların altında net bir şekilde görülebiliyor. Tarih doğayla dost olmuş, bedenini sarıp sarmalatmış bitki örtüsüne.

 

Karya ile Likya’nın Sınırı

Kapıdağ Yarımadası antik Karya ile Likya ülkelerinin sınırında yer alıyor. Yarımadadan Sarsala’ya kadar uzanan yemyeşil çam, günlük, sandal, keçiboynuzu ve zeytin ağaçlarıyla örtülü tepelerin üzerinde dolaşıp her seferinde denizle buluşmak tarifsiz bir haz. Düzlüklerde yer alan toprak damlı evlerin konuksever sofraları, yolcularına her daim açık.

 

Kapıdağ Yarımadası’na gitmek için Göcek veya Fethiye’den tekne bulabilirsiniz. Yaz aylarında Hamam, Sarsala ve Göben koyları günübirlik tekne turlarının uğrak yerleri. Bir diğer seçenek de, Dalaman üzerinden Sarsala Koyu’na giden araç yolunu kullanmak... Sarsala’dan balıkçı teknesiyle veya bir saatlik hoş bir yürüyüşle Kapıdağ’a ulaşılabiliyor. Yola çıkmanın umuduyla yenilenmek, mavi suların günışığıyla dansını izlemek için gitmeli oralara. Başka hayatlar kurabilmek için durup şöyle bir soluk almalı o cennetin kıyısında.

 

    Kaynakça: SkyLife  Ağustos 2006

 

 

Ersin Demirel'e teşekkürlerimizle

Denizce

25.08.2006

 

İletişim:
KOPTUR Seyahat Acentası

Nispetiye Cad. No:15/B
Etiler/İstanbul
Tel     : 0212-351 0301
Faks : 0212-351 1190

info@koptur.com

www.dunyaninrenkleri.com