e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Karadır Bahtım Kara

 Dr. Nedim İnce    

 

  

1980 yılında tıp fakültesinden tıp doktoru olarak mezun olduktan sonra ilk görev yerim Etibank’ın bir maden işletmesiydi. Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinin Kestelek Köyü’ndeki Kolemanit (bir bor tuzu) madeni yer altı maden işletmesi ile yeryüzüne çıkarılıyordu.

Yer altı madenciliğinin ne olduğunu orada gördüm. Zaman zaman işçilerle birlikte yer altına iner çalışmalarını izler, mola zamanlarda birlikte çay içer, söyleşirdik. Etraftan gelen seslerden irkilir, işçilerin sakinliğini görünce rahatlardım.

Bu kısa deneyim bile bana yer altı maden işçilerinin çalışma koşulları, ortamı ve psikolojileri hakkında bir fikir verdi. Emek mücadelesinde en önde ve en dirençli savaşımı veren yer altı maden işçilerinin olmasının; üstelik tüm dünyada;  tesadüf olmadığını gördüm. Çükü her gün toprak altına girmek, orada çalışmak toprak üstündeki her türlü zorluktan daha da zordu ve toprak üstündeki sorunlar onlara vız geliyordu. Ve de her emek hakkını herkesten çok hak ettiklerini düşünüyorlardı.

Yer altı maden işletmeleri insanın doğasına aykırı ve maden özelliğine göre çok çeşitli tehlikeler içeren alanlardır. Kömür madenleri grizu ile belki de en tehlikeli olanıdır. Bunun için işçilerin çok eğitimli, çalışma koşullarının olabildiğince iyi ve güvenli, çalışma sürelerinin de yer üstüne göre daha kısa olması gerekiyor. Güvenlikten bir milim bile taviz vermemek gerekiyor.

Son yıllarda değiştirilen maden yasası ile madenlerimiz kontrolsüz bir şekilde ulusötesi sermayenin emrine verildi. 2004 yılından bu yana da kamu maden ocaklarında taşeron firmaların çalışmalarına olanak sağlandı.

Doğası gereği azami kar elde etmek isteyen özel sermaye; özel maden ocaklarında, taşeron firmalar da kamu maden ocaklarında bu dürtü gereği işletmecilik yapmaktadırlar. İşçi eğitimi, eğitimli işçi çalıştırma, çalışma koşullarının ve sahasının iyileştirilmesi, güvenliğin üst düzeyde tutulması harcama gerektirmektedir. Bu masraflar da kar oranını düşürmektedir. Bundan kaçınmanın yolu bu önlemlerden vazgeçmek ya da yeterince almamak olarak kendini göstermektedir. Bu durum son yıllarda artan maden kazalarındaki ölümlerin çoğunun neden özel maden ocaklarında ya da taşeron firmaların çalıştığı kamu maden ocaklarında olduğuna dair bir fikir vermektedir.

Zonguldak’ta 30 canımızı diri diri toprağa gömdük. Mahsur kaldıkları galeride bir umutla bizim onlara ulaşmamızı beklerken artan Karbondioksit ile yavaş yavaş boğularak öldüler. Kamu maden ocağında taşeron firma için 750–1250 arası bir ücretle çalışan işçilerdi. Ve uzmanların tespitlerinden anlıyoruz ki ölümleri kader değildi; masraf olmasın diye yeterince alınmayan güvenlik önlemeleri; aynı ocakta birbirinden farklı taşeron firma işçilerinin koordinasyondan eksik olarak birlikte çalışması kazaya neden olmuştu.

İşçilerinin bahtlarının kara olması kömür karasından değildi, kötü kaderden hiç değildi; aşırı kar hırsının yarattığı güvenlik eksikliklerinden, esnek, örgütsüz, sendikasız çalıştırılmanın getirdiği hakkını arayamamanın, çalışma koşullarını iyileştirememenin, yeterince güvenlik önlemi aldıramamanın ve koordineli çalışamamanın sonuçlarındandı.

Emeğin örgütlü sendikal ve siyasal mücadelesi kara bahtları aklaştırmanın yegâne yolu gibi durmaktadır.

Dr. Nedim İnce         

www.mersinyasam.com    

 

 

Dr. Nedim İnce'ye teşekkürlerimizle

Denizce

01.06.2010