|
1980 yılında tıp
fakültesinden tıp doktoru olarak mezun olduktan sonra ilk görev
yerim Etibank’ın bir maden işletmesiydi. Bursa’nın Mustafakemalpaşa
ilçesinin Kestelek Köyü’ndeki Kolemanit (bir bor tuzu) madeni yer
altı maden işletmesi ile yeryüzüne çıkarılıyordu.
Yer altı madenciliğinin ne olduğunu orada gördüm. Zaman zaman işçilerle
birlikte yer altına iner çalışmalarını izler, mola zamanlarda
birlikte çay içer, söyleşirdik. Etraftan gelen seslerden irkilir,
işçilerin sakinliğini görünce rahatlardım.
Bu kısa deneyim bile bana yer altı maden işçilerinin çalışma koşulları,
ortamı ve psikolojileri hakkında bir fikir verdi. Emek mücadelesinde
en önde ve en dirençli savaşımı veren yer altı maden işçilerinin
olmasının; üstelik tüm dünyada; tesadüf
olmadığını gördüm. Çükü her gün
toprak altına girmek,
orada çalışmak toprak üstündeki her türlü zorluktan daha da zordu ve
toprak üstündeki sorunlar onlara vız geliyordu. Ve de her emek
hakkını herkesten çok hak ettiklerini düşünüyorlardı.
Yer altı maden işletmeleri insanın doğasına aykırı ve maden özelliğine
göre çok çeşitli tehlikeler içeren alanlardır. Kömür madenleri
grizu
ile belki de en tehlikeli olanıdır. Bunun için
işçilerin çok eğitimli, çalışma koşullarının olabildiğince iyi ve
güvenli, çalışma sürelerinin de yer üstüne göre daha kısa olması
gerekiyor. Güvenlikten bir milim bile taviz vermemek gerekiyor.
Son yıllarda değiştirilen maden yasası ile madenlerimiz kontrolsüz bir
şekilde ulusötesi sermayenin emrine verildi. 2004 yılından bu yana
da kamu maden ocaklarında taşeron firmaların çalışmalarına olanak
sağlandı.
Doğası gereği azami kar elde etmek isteyen özel sermaye; özel maden
ocaklarında, taşeron firmalar da kamu maden ocaklarında bu dürtü
gereği işletmecilik yapmaktadırlar. İşçi eğitimi, eğitimli işçi çalıştırma, çalışma
koşullarının ve sahasının iyileştirilmesi,
güvenliğin üst düzeyde
tutulması
harcama gerektirmektedir. Bu masraflar da kar
oranını düşürmektedir. Bundan kaçınmanın yolu bu
önlemlerden
vazgeçmek ya da yeterince almamak olarak kendini
göstermektedir. Bu durum son yıllarda artan maden kazalarındaki
ölümlerin çoğunun neden özel maden ocaklarında ya da taşeron
firmaların çalıştığı kamu maden ocaklarında olduğuna dair bir fikir
vermektedir.
Zonguldak’ta
30 canımızı
diri diri
toprağa gömdük. Mahsur kaldıkları galeride bir
umutla bizim onlara ulaşmamızı beklerken artan
Karbondioksit ile yavaş yavaş boğularak öldüler.
Kamu maden ocağında taşeron firma için 750–1250 arası bir ücretle
çalışan işçilerdi. Ve uzmanların tespitlerinden anlıyoruz ki
ölümleri
kader değildi; masraf olmasın diye yeterince
alınmayan
güvenlik önlemeleri; aynı ocakta birbirinden farklı
taşeron firma işçilerinin
koordinasyondan eksik
olarak birlikte çalışması kazaya neden olmuştu.
İşçilerinin
bahtlarının kara olması
kömür karasından değildi,
kötü kaderden hiç
değildi; aşırı kar hırsının yarattığı
güvenlik eksikliklerinden,
esnek, örgütsüz,
sendikasız
çalıştırılmanın getirdiği
hakkını arayamamanın,
çalışma koşullarını iyileştirememenin,
yeterince güvenlik önlemi
aldıramamanın ve koordineli çalışamamanın
sonuçlarındandı.
Emeğin örgütlü sendikal ve siyasal mücadelesi
kara bahtları aklaştırmanın
yegâne yolu gibi durmaktadır.
Dr. Nedim İnce
www.mersinyasam.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

01.06.2010 |