|
Batı Anadolu yüzyıllar boyunca pek çok halka vatan oldu. Bu
topraklarda yüzyıllar boyunca varlık sürdüren uygarlıklar
günümüze de katkılar bıraktılar. Batı Anadolu’nun en eski
halklarından olan Karia’lıların yarattığı uygarlığın
derinliklerini bugünkü kuşaklara aktarmayı amaçlıyor bu kitap.
Karia uygarlığının günümüze izleri ulaşan muhteşem eserleri,
kültürü ve bu kültürün günümüze yansımalarını değerlendirirken
yaygın ve çoğu yanlış önyargılarla değil, doğrudan antik
kaynaklara dayanmasıyla özgün bir çalışma olarak önem kazanıyor.
Günümüz kuşaklarının üzerinde yaşadığımız toprağın
zenginliklerini kavramaları için önemli bir kaynak kitap.
Kitabıma, "Neleri, Nedenleri, Neredeleri, Niçinleri" daha fazla
araştıran ve daha fazla sorgulayan bir toplum olmayı dileyerek
başlamak istiyorum.
Nerede mi Yaşıyoruz?
Üstünde yaşadığımız topraklar, Paleolitik Çağdan bu yana
kesintisiz iskana uğramış, üzerinde 45 medeniyeti ve 3000'e
yakın antik kenti barındıran eşsiz bir açıkhava müzesi
konumunda. Asya ile Avrupa arasında bir köprü, çağlar boyu
gel-git hareketlerine sahne, göçlere tanık, ama yalnızca bir
geçiş noktası değil, aksine uygarlıkların doğduğu yer ve bir
başlangıç noktası.
Kültür, bir ulusun tarih içindeki yerini belirleyen en önemli
unsur ise Anadolu, çok kültürlü ve zengin geçmişiyle muhteşem
bir mirasa sahip. Batının devamlı ilgisini çekmekte olan bir
odak noktası ve kendilerine mal edilmeye çalışılan bir
zenginlik.
Ne mi Yapmalıyız?
-
Anadolu'daki çok kültürlü mirasa sahip çıkmak ve korumak
-
İçinde yaşadığımız antik değerleri belgelemek
-
Anadolu'nun öz kültürünü ortaya çıkarmak
-
Konunun önemini anlatarak insanları bilgilendirmek ve
bilinçlendirmek
-
Yüzyıllardır süregelen talanın önüne geçip, yok olmasını önlemek
-
Ve yeni kuşaklara aktarmak
görülüyor ki en önemli görevimiz.
Bu
zengin mirasa biz sahip çıkmadıkça başkaları sahip çıkmakta.
Eğer geçmişimize sahip çıkamazsak, geleceğimize nasıl sahip
çıkacağız? Vatan sahip çıktığımız topraklar değil de nedir?
İşte, bu sahip çıkma bilincinin ilk örneklerden biri olan
Halikarnas Balıkçısı'nı da bu vesile ile sevgiyle anıyor ve onun
ilginç bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Balıkçı, British Museum'da, Bodrum, Mousoleum'dan giden
eserlerin sergilendiği Maussollos salonunu ziyaret eder bir gün.
Öylesine hüzünlenir ki, Bodrum'dan giden Maussollos ve eşi II.
Artemisia'nın heykelleri ile diğer eserleri seyrederken. Hemen
müze müdürlüğüne bir mektup yazar ve eserlerin ait olduğu
topraklara iadesini ister.
"Maussollos ve Artemisia II’nin Bodrum'un sımsıcak güneşini ve
masmavi göğünü özlediklerini, kendi topraklarında çok daha rahat
yaşayacaklarını, Londra'nın yağışlı ve kapalı havasında
bulunmaktan dolayı çok mutsuz göründüklerini" vurgular.
Müze Müdürlüğü de Balıkçı'ya cevap yazar. Mektubunu aldıklarını,
içindekileri ve uyarıları dikkatle not ettiklerini ve bu
nedenle Maussollos Salonunu Bodrum mavisine boyamaya karar
verdiklerini belirtirler, sanki sorunu çözmüşlercesine!
Neden mi Bu Kitabı
Yazdım?
Batının gerek dil, gerek araştırma, gerekse yayıncılık yönündeki
üstünlüğü nedeniyle, Anadolu'nun yüzyıllardır hep Hellenlerin
bir uzantısı olarak sunulmaya çalışıldığı bir durumda, artık
konuya daha tarafsız ve gerçekçi bakmalıyız dedim. Yabancı
gezgin, yabancı bilim adamı gözüyle değil, kendi araştırma,
inceleme ve görüşlerimizle üzerinde yaşadığımız toprakların
kültürünü ortaya koymalı, antik kaynaklara daha çok inerek, daha
kapsamlı kazılar yaparak, daha çok yayın yaparak, bu muhteşem
mirası korumalı ve daha fazla talan edilmesine seyirci
kalmamalıyız, diye düşündüm.
Niçin mı Karia?
-
Belki,
Anadolu'nun bu unutulmuş ve en eski halklarından biri olan
KARlA'LILARIN yarattığı uygarlığı tanıtmak, bu uygarlığın
gerek Hellen, gerekse Roma uygarlığına olan katkılarını
irdelemek ve gene bu uygarlıkların oluşmasındaki en önemli
etkenlerden biri olmasına rağmen, hep gözardı edilmesi
gerçeğine farklı bir açıdan bakmak
-
Belki, tarihin
babası, Karialı, Halikarnassos'lu HERODOTOS'a sahip çıkmak
-
Belki, antik
dünyanın yedi harikasından biri olarak, bir zamanlar
Halikarnassos'u süsleyen Mausoleum'u, yani Satrap
Maussollos'un anıt mezarı "MOZOLE" yi yaratan kültürü, genç
kuşaklarla tanıştırmak
-
Belki, dünyanın
ilk kadın amiralleri olan, I. Artemisia ile II.
Artemisia'nın hiç bilinmeyen hikayelerini günümüz insanına
aktarmak.
-
Belki de 2400
senelik sonsuz uykusundan uyandırılıp Bordum Sualtı
Arkeoloji Müzesi Karialı Prenses Salonu'nda (Baltalı Oda)
bizleri selamlayan Kraliçe Ada'yı hatırlamak.
Yani KARIA, daha çok bilinsin, daha çok okunsun, daha çok sahip
çıkılsın diye.
Batının bölgeye büyük ilgisine ve çok fazla talanına rağmen,
Anadolu'nun bu en bakir ve hak ettiğinden az araştırılan, yazısı
henüz çözümlenememiş, bu nedenle de incelenmesi çok zor olan bir
uygarlığı araştırmaya çalıştım. Tarihi yorumlarken gerçeklerden
uzaklaşmamaya, araştırmalarımı yaparken hep antik kaynaklara
inmeye ve tarafsız bir Anadolu uygarlığı yazmaya gayret ettim.
Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel ve Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal
hocalarımızın "Eğer Hellenler o çağda pencerelerini doğuya
açmasalardı, zor ulaşırlardı bu gün hayranlık duyulan
medeniyetlerine," diyen sözlerini de hiç unutmadım.
Bölge araştırılıp, kapsamlı kazılar yapıldıkça, yeni bulgular
ortaya çıktıkça, hele hele Karia yazısı çözüldüğünde verilen
bilgilerin hem eskimiş, hem de eksik kalacağı ortadadır. Ama bu
çalışmaların sonucunda, Anadolu uygarlıklarının hak ettiği
noktaya, mutlaka ulaşacağına dair inancımı hiç kaybetmiyor,
yeni kuşakların üzerinde yaşadıkları toprağın geçmişlerini
öğrendikçe de, bu mirası bizlerden daha iyi koruyacaklarına
yürekten inanıyorum.
C. Canan Küçükeren
Yazar Hakkında
C. Canan Küçükeren
İstanbul'da doğmuş
olup, 1996'dan bu yana Bodrum'da yaşamaktadır.
İstanbul, Özel
Site Koleji ve İstanbul
Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi,
Klasik Arkeoloji Bölümü
mezunudur. Ord.
Prof. Dr. Arif Müfid
Mansel başkanlığındaki
Perge kazısında
ve Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığındaki
Old Smyrna (Eski İzmir-Bayraklı)
kazısında
çalışmış
olup, üniversite
eğitimini
takiben University of London'da bir süre
arkeoloji derslerine devam etmiş,
sonrasında
özel
sektörde
çalışma
hayatına
atılmıştır.
Emekliliğiyle birlikte,
üzerinde
yaşadığı
toprakları
daha iyi tanımak
için
kariyerini Karia Uygarlığı
üzerinde yoğunlaştırmış
ve çalışmaları,
Ray Sigorta Kültür
Yayınları
arasında,
"Güneybatı
Anadolu Karia
Uygarlığı"
adı
altında
prestij kitabı
olarak yayınlanmıştır.
Antik dünyanın
Yedi harikasından
biri olan Mozeleum'u barındırmasına
rağmen,
Karia uygarlığının
çok
az incelendiğini
ve hak ettiği
konumda olmadığını
söyleyen
Küçükeren,
Anadolu Uygarlıklarına
sahip çıkmak
adına
çalışmalarını
dergi ve gazeteler, radyo ve televizyon programları
ile halka yaymaya
çalışmakta;
İstanbul, İzmir, Milas ve Bodrum'da devamlı
konferanslar vererek Karia Uygarlığı'nı
daha
çok
tanıtmayı
amaçlamaktadır.
Halen yaşamını profesyonel rehber olarak sürdürmekte olup,
üniversitede öğrenim görmekte olan 2 çocuğu vardır. Zamanı
oldukça, profesyonel yelken hakemliği yapmakta ve sivil toplum
örgütlerinde görev almaktadır.
|