|
Bir canlı grubunun içinde bulunduğu, barındığı, geliştiği,
üreyip çoğaldığı, varlığını ve neslini devam ettirdiği ortama
habitat ya da yaşama ortamı deniyor. Geniş bir bölge, yeryüzünün
özel bir parçası, hava, toprak ya da su yaşama ortamı olarak seçilen
yerler. Kent kuşları için de yaşam alanı kenti oluşturan dokulardan
oluşuyor; yani bir apartmanın çatısı, duvar üstü, ağaçlar, çalılar,
elektrik direkleri. Kuşlar bu yaşam alanlarını, besin, örtü ve su
gibi üç temel bileşenden oluşturuyorlar. Besinin cinsi, miktarı, yıl
içerisindeki değişimi, orada yaşayacak türlerin sayı ve miktarını
belirliyor. Örtü, hayvanların bulundukları ortamda yer alan, ağaç,
çalı, ot, taşlık, çatı gibi kuşu gözlerden saklayan yapılar. Örtü,
hayvanın başlıca; gizlenme, saklanma, yuvalanma, olağanüstü
durumlarda sığınma gereksinimlerini karşılıyor. Su gereksinimiyse,
iklim ve kuşun türüne göre değişiyor. Örneğin göç etmeyen türler,
dolaşma mesafesi dahilinde su bulamayacağı bir alana yerleşmiyor.
2004 yılında yayımlanan Avrupa'nın Kuşları Raporu’na göre AB
ülkeleri içinde en çok kuşa sahip ülke Türkiye. Üçyüzü aşkın farklı
türden onbinlerce kuş, en yüksek dağların başından deniz seviyesine
kadar pek çok ortamı kendilerine yaşam alanı olarak seçebiliyorlar.
İşte bu dağılım içerisinde kentlerde yaşamayı yeğliyenler,
kentlerdeki seyrek ağaçlı arazilerde, meyve bahçelerinde, parklarda,
harabelerde, yüksek binaların çatı aralarında, gökdelenlerin
tepesinde, alışveriş merkezlerinin içinde barınıp, gelişiyor, üreyip
çoğalıyor ve soylarını devam ettiriyorlar.
Kent kuşları yaşam alanlarını belirlerken tercih
kullanabiliyorlar. Geniş kent çöplükleri birçok değişik kuş türünü
cezbederken, kentin bir kenar mahallesini ya da çok sosyete
bölgesini yaşam alanı olarak seçenler var. Ancak kent kuşları
özlerini yani doğadaki yaşam alanlarını hiç unutmuyorlar. Şunu çok
iyi biliyorlar ki onlar çayırlara, ormanlara, sulak alanlara kısaca
doğaya aitler. Kuşlar bu bilinçle kentlerde üç ayrı yaşam alanına
yayılıyorlar. Biri şehrin merkezi, biri çevresindeki yerleşim
alanları, diğeri de çöplükler, yeşillikler, çalılıklar kısaca kent
merkezinden hayli uzaktaki yerler.
Yüksekten Uçanlar...
Bazı kuşlar kentin merkezinde, çarşının bulunduğu yerlerde
yaşamayı yeğlerler. Büyük yapıları, gökdelenleri, mağazaların
bulunduğu geniş arazilere yayılmış çok katlı binaları, bir de
yolları yaşam alanı olarak seçerler. Onlar, yollarda sıra sıra
ağaçlar olmasına ve binaların etrafında dağınık da olsa en azından
çalıların bulunmasına özen gösterirler. Bu seçimi yapan kuşlardan
birkaçı “kent yabancıları” adı da verilen ev serçeleri, sığırcıklar,
güvercinler, kumrular ve ispinozlar.
|

Küçük karga ötücü bir kuş. Cüssesi güvercine
benziyor. Kuvvetli ve kalın gagası boyuna posuna
baktığınızda hemen göze çarpmakta. Genel rengi siyah,
boynuysa gri. Uçuşu güvercine benziyor. Toplu yaşamdan
hoşlanıyor. Erkek ve dişi birbirine bütün mevsimlerde çok
benziyor. Kuluçkaya yattığı her yerde onu görmek olası.
Böcek, larva, solucan, sümüklüböcek, fare, yumurta, kuş
yavruları, meyve, hububat ürünleri, ceviz
çok sevdiği besinler. |
Eviniz bu tür yapıların yoğun olduğu yerlerdeyse bu kent
yabancılarıyla kesinlikle tanışırsınız. Eğer biraz da
dikkatliyseniz bu kuşların olağanüstü denebilecek akrobatik
hareketlerine de tanık olursunuz. Dahası çıkardıkları sesler
kentin yapay sesleri karşısında elimizde var olan sayılı
doğallıklardandır. Bir alışveriş merkezindeki sandviççide
etrafınızda dönen, cıvıltılarla sizden ekmek kırtıntıları
bekleyen serçeler kendinizi anlık da olsa bir yeşillikte
hissetmenizi sağlar. Gerçi serçenin ötmesinin nedeni sizin
hislerinize seslenmek için değildir; onun derdi hem kendi
karnını doyurmak hem de arkadaşlarına yiyecek bulduğunun
haberini vermektir. Cambridge Üniversitesi Zooloji
Bölümü’nün çatısında yaşayan serçeler üzerinde yapılan bir
çalışma da serçelerin ötüşlerinin aslında birbirleri için
bir toplanma çağrısı olduğunu ortaya koymuş. Serçe, ötüş
şiddetini de tehlikenin ya da elde edeceği besinin
büyüklüğüne göre ayarlıyormuş. Yuvasını binaların
çatılarına, çalı, sap ve tüy kullanarak yapan bu ev
serçeleri besin olarak pek de fazla büyük olmayan sert
daneleri, tomurcukları, meyveleri ve böcekleri yiyorlar. |
Serçeler gibi diğer kuşlar için de böcekler vazgeçilemez
besinler. Kiraz, vişne gibi meyve ağaçlarının çiçekleri pek çok
böceği kendilerine çeker. Ya da şöyle de diyebiliriz: vişne ve kiraz
ağaçları, böcek yiyen kuşlara, çiçek masalarda ziyafet sofrası
kurarlar. Biyologlar, olağanüstü bir şekilde kırmızı kargaları,
birkaç tane ötleğen kuşunu ve havada uçanı yakalayan böcek
avcılarını, çiçek açma zamanında ağaçların kenarında böcek beklerken
gözlemlemişler. Kış geldiğindeyse, kuşlara yem olan böceklere bu kez
kuşlar yem olabilir; soğuktan ölen kuşları
kemirmek böceklere düşer. Ancak bu kuş cesetlerini kemiren böcekler
aynı zamanda bir başka sağlıklı kuşa yem olabilir. Eğer
şanslıysanız, bir kış günü, kent merkezindeki bir ağacın üzerinde
böcek bekleyen bir ardıç kuşuna bile rastlayabilirsiniz. Bir kuş
gözlemcisi hatıralarında, Amerika’da Concord kentinin en işlek
caddesinde, ölü bir kuş cesedi gözleyen ardıç kuşunu gördüğünü
anlatır.
|

Sığırcıklar, yaz geldiğinde bütün vücutlarını
sanki siyaha boyarlar. Bu boyanın içine de yeşilimsi morumsu
ışıltılar katarlar. Kış geldiğindeyse baş ve vücudun alt
taraflarında belirgin biçimde beyaz benekler oluştururlar.
Ülkemizin her yerinde her mevsim sığırcık görmek olası.
Bazan yüzlerce sığırcığı evinizin yakınındaki bir ağaç
üzerinde görebilirsiniz. Hatta biraz kent merkezinden
uzaklaşırsanız, mevsim de kışsa sürüler halinde sığırcıkla
karşılaşabilirsiniz. |
Ardıçkuşunun gözü o sırada ölü kuş üzerine üşüşmüş
böceklerdeymiş. Bizim ülkemizde de kentlere yolu düşen ardıç
türleri arasında şarkıcı ardıç kuşu ve ökseotu ardıç kuşu
var.
Yaşadığınız yer kent merkezinin pek de ağaç barındırmayan bir
bölgesindeyse siz ev serçelerine ve sığırcıklara komşu
değilsiniz demektir. Çünkü bu iki kuş, yaşam alanlarında
kesinlikle ağaç olmasını isterler. Ancak çok ilginç şekilde,
evinizin çevresi ağaç yönünden zengin olsa da serçelerle ve
sığırcıklarla karşılaşmayabilirsiniz. Çünkü bu kuşlar
yaşamak için gereksinim duydukları ortamı bulsalar dahi,
kendilerini doğal bir ortamda hissetmezlerse ya da
buldukları yiyecekler çekici gelmezse o ağaçlı bölgeyi terk
edip gidebilirler. Aynı davranışı gösteren serçe ve sığırcık
aslında birbirlerinden hiç hoşlanmazlar. Öyle ki
birbirlerinin yuvalarından yumurtaları ve hatta yavrularını
çalıp yerler. Bir keresinde biyologlar, bir serçenin
yuvasını gagasıyla dağıtıp, yiyecek arayan sığırcıkların bir
kent kilisenin çatısına uçtuklarını gözlemişler.
Sığırcıkların kentte yaşayanları yuvalarını, bitki sapları
ve köklerini biriktirerek, daha çok duvarlardaki
çıkıntılara, kovuklara yaparlar. |
Aile Işıklarına
Yakın Olanlar...
Kent kuşlarından bazıları da yaşam alanı olarak, ailelerin
yaşadıkları yapıları tercih ederler. Genellikle birbirine çok yakın,
küçük, yeşilliklerle çevrili yapılar seçilir. Bazı kuşlar
apartmanları ya da çok katlı binaları yeğleseler de, orada da
genellikle aileler ya da aile ortamını aratmayacak işyeri
çalışanları yaşar. Bu yapılaşmaya eşlik eden bitki türleriyse yollar
boyunca uzanan ağaçlar, bahçe bitkileri, çalı ve çimenlerdir. Onlar
kendilerine yeterince konuksever davranan bu aile ortamında,
istedikleri yiyecek ve barınağı rahatlıkla elde ederler. Dahası, her
türlü tehlikeden saklanacak çatıları, ya da pencere önleri vardır.
Eğer sizin eviniz ya da işyeriniz böyle bir yerdeyse etrafınızda her
an görmeye alışık olduğunuz güvercinin, serçenin, saksağanın,
karganın yanı sıra her an bir kızılgerdanla, alaycıkuşla, ev
kırlangıcı, ispinoz ya da bülbülle karşılaşabilirsiniz.
|

İspinozları ağaçların olduğu her yerde
görebiliriz. Besinlerini çoğunluk yağlı tohumlu taneler
oluşturur. Dilimlediğimiz salatalık ve diğer meyvelere de
hayır demezler. Çiçeklerin balözlerini de çok severler; ama
balözünü almak için çiçekleri parçalayarak çok zarar
verirler. |
Kuşlar pencere önüne konan ıslatılmış ekmek parçalarıyla
karınlarını doyurup, en yakında bulunan ağaca uçarlar.
Baştankaralar huş ağacına tutkundurlar. Yuvalarını huşun
dallarındaki ya da gövdesindeki deliklere küçük kutucuklar
halinde yaparlar. Kutucukların küçük tutulmasının nedeni
kötü niyetli insanların yumurtalarına zarar vermelerini
engellemek içindir. Yavrular yumurtadan çıktığındaysa bu
kutucuklar serçelerin ilgisini çok çeker. Yani insandan
başka bir kuş yuvasına gözünü diken pek çok canlı türü var.
Böcek, kuş, kedi,... Bu nedenle kentli kuşlar yuvalarını
yaptıkları yere çok önem verirler.
Güvercin,
kumru gibi kuşlar kozalaklı ağaçları tercih ederlerken,
ispinozlar parklardaki, bahçelerdeki çalılıkların, ağaçların
ve çitlerin arasına, sap, çalı, yosun, tüy ve kıldan oluşan
yuvalar yaparlar. |
Dağbülbülleri çitlerin iç kısmları ve dört mevsim yeşil kalan
bitkileri tercih ederler. Bunlar arasına yuvalar çok iyi gizlenir.
Öterardıçlar, ağaçlar, çitler ya da çalılıklara; akkuyruksallayanlar
duvarlardaki deliklere; sakalar, çoğunlukla küçük ağaçların
dallarının uç kısımlarına doğru; ev kırlangıçları, saçak altlarına;
sığırcıklar, çatı kirişlerine; mavibaştankaralar, duvardaki ya da
ağaçtaki deliklere, insanların yaptığı kuş evlerine ya da borulara
yuva yaparlar.
Çöplük Kuşları...
Çöplük, çöplerin, süprüntülerin atıldığı yerdir. Çok kirli,
çok pis yerlerdir çöplükler. Hele bir de hava sıcaksa, çöplüklerden
yükselen keskin kokuya dayanabilmek oldukça zor olur. Ancak martı,
saksağan, güvercin, karga gibi birçok kuş türü çöplüklerin de
sürekli ziyaretçileridir. Yol kenarlarına ve yakında ev olan yerlere
ya da insan aktiviteleri yönünden pek gelişmemiş, ama doğal yapısı
neredeyse hiç bozulmamış yerlere yuvalarını yapar sonra da beslenmek
için bu yerlere yakın olan kent çöplüklerinden çöplenir bu kuşlar.
Zaten kentlerde yaşayan martı gibi bazı kuşların sayısındaki
anormal artışın da en önemli nedeni kentlerde sokağa çok miktarda
çöp atılmasıdır. Açıkta kalan yarım bırakılmış besin maddeleri ve
yiyecek artıkları bu kuşların ana besin kaynağı olur. Apartman
çatıları da doğal yaşama ortamları gibi güvenlikli yerlerdir. Sokak
lambaları sayesinde kent geceleri de aydınlık olduğu için geç
saatlerde de yemek aramaya da çıkabilirler. Kentlerde sıcaklık daha
yüksek olduğu için çoğalmaları daha kolaydır. Kentlerde çok daha
erken ve hızlı üreyebilirler.

Güvercin, küçük başlı, kısa boyunlu ve kısa
bacaklıdır.
Gagası tavuk gagasından daha uzun, fakat daha zayıf ve ucu hafif
aşağıya doğru
kıvrıktır. Diğer kuşlardan farklı olarak su içerken gagasını burun
deliklerine kadar
su içine sokar. Tanelerle beslenir; ama ekmek kırıkları, kaşar
peyniri rendesi gibi
evsel artıklara da hayır demezler.
Kanalizasyon göletleri de kentlerde yaşayan kuşların tercih
ettikleri yaşam alanlarından. Buralarda kentlerde pek de sık
görülmeyen yırtıcı kuş türlerini de görebilmek olası. Zaten bu
yerler için “vahşi doğanın sığınakları” yakıştırması yapılır.
Göletlerde ayrıca kırlangıçlar, martılar, kargalar, sığırcık ve onun
türünden diğer kuşların da uğrak yeridir. Buraları, bu kuşlar için
hem beslenme hem de geceleme alanları olur. Çöplükler ve
kanalizasyon göletleri gibi, deniz ve göl kıyılarındaki alışveriş
merkezleri, ayak üstü yemek yenen restorantlar da kuşların favori
alanları arasındadır. Çimen tarlaları, golf sahaları ve
mezarlıklarda da pek çok kuş türünün yaşam alanıdır; ama göçleri
esnasında birkaç tür yağmur kuşu bu açık alanlarda bol miktarda
böcek türü bulacağını bilircesine buraları yaşam alanı olarak seçer.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Kasım 2005
Gülgün Akbaba'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

|
|