|
Koruma
No: 110, 111, 112
113
Kaynak : Orhan Erdenen
"Boğaziçi Sahilhaneleri" 1993

Kandilli / Göksu Caddesi No: 23 (Ada 932/parsel 3, 4, 5)
Üslubu
:
Neoklasik
(Dış duvarları çıralı çam kaplama/iç duvarları bağdadî)
İnşa tarihi :
XVIII.
yüzyılın son çeyreği. Ancak selâmlık salonu,
yazlık divanhane
XIX.
yüzyıl ilavesidir. Ortasındaki fıskiye
XVIII.
yüzyıl yarısına ait olup, dışarıdan getirilmiştir. Koruma
no'su
113 olan güney bölümü 1975'de yeniden "dış görünüş
bakımından"
aslına uygun olarak yapılmıştır.
Yüzölçümü:
1.sınıf bölümü 1.290 m2
2.sınıf bölümü 595 m2
Toplam 1.885 m2

Tarihçesi
Yalının ilk sahibi I. Abdülhamid (1725 -1789) devri
sadrazamlarından İzzet Mehmet Paşa'dır. İzzet Paşa ikinci
sadaretine "Kara Vezir" diye anılan Silahtar Mehmet Paşa'nın
ölümünden sonra gelmiştir. Kıbrıslı Mehmet Paşa Yalısı'ndan
"Kara Vezir Yalısı" diye de bahsedilir. İzzet Mehmet Paşa
Üsküdar burnunda camii bulunan Fatih dönemi vezirlerinden Rum
Mehmet Paşa'nın torununun oğludur. Şehreminliği de yapmıştır.
1781 yılında, ikinci sadareti sırasında azlolunan ve 1783'te
Belgrad valisi iken vefat eden İzzet Paşa'nın yalısı, o
tarihlerde ikinci Mirahur ( sarayın ahır/at beyi) olan oğlu Sait
Mehmet Bey'e intikal etmiştir.
Bir müddet bu yalıda oturan eski sadrazam ailesi, 1794 senesi
yazında bu Kandilli sahilhanesini
III.
Selim'in sadrazamlarından olan (I. Abdülhamid'in yukarıda
kayıtlı sadrazamı ile aynı isimdeki) İzzet Mehmet Paşa (
sadareti: 1794 -1798) kiraladı.
 |
|
"Belki İzzet Mehmet Paşa, ölen sadrazamın yalısını ailesinden satın
almış; yahut Padişah bir fermanla eski sadrazamın yalısını
yeni Veziriazamına ihsan etmiştir. Paşa'nın sadaretten
azlinden sonra, Kandilli sahilhanesinde "eski" İzzet Mehmet
Paşa'nın oğlu oturmağa başladı.
Bir çok İstanbul memuriyetlerinde bulunan İzzet Paşazade
Sait Bey'in yaz mevsimlerini eski ve bu büyük yalıda
geçirdiği Bostancıbaşı Defteri'nden de anlaşılmaktadır. |
"1811'de Sait Bey'in ölümünden sonra, oğlu Kapıcıbaşılarından
Mehmet Ataullah Bey, büyükbabasının Kandilli'deki bu yalısında
ikamet etmeğe başladı." (Haluk Şehsuvaıoğlu - Hayat Mecmuası
1963 sayı:2)
Bostancıbaşı Defterinde:
"XIX.
yüzyıl başında (Kıbrıslı Yalısı diye sonradan şöhret bulacak)
yalıyı şöyle kaydetmektedir.
"....13 - Göksu sağır deresi,
14 - İzzet Paşa torunu Atâ Bey'in yalısı."
A- O tarihte yalı arazisi Küçüksu plajına kadar gelmiş olup,
İstanbul / Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr. Klaus Tuchelt'in
yalı hakkında 1962'de yayınlanan Almanca broşüründe, yalının bu
kuzey bahçesinde inşası düşünülen aileye ait binaların plân
tasarısı da gösterilmiştir.
B- Bostancıbaşı Defteri'nde 14. sırada kayıtlı "Ata Bey" ismi
Ataullah Bey'in kısaltılmış söylenişidir.
1837 - 38 yıllarına kadar yaşadığı tahmin edilen Ataullah Bey'in
ölümünden sonra, yalının İzzet Paşa ailesinde uzun müddet
kalmadığı anlaşılmaktadır. Yetişmiş ve önemli mevkilere gelmiş
erkek evladı bulunmayan ailenin kadınları, bu büyük, sadrazam
yalısını ellerinden çıkarmışlardır.
|
 |
|
Yalının İzzet Paşa ailesinden sonra, bildiğimiz son sahibi "1840'ta
Dârı Şurayı Askeri azası olan" Kıbrıslı Mehmet (Emin) Paşa'dır.
Muhtelif devlet hizmetlerinde, valiliklerde, sefirliklerde bulunan,
iki defa Kaptan Paşalık, üç defa sadrazamlık yapan Kıbrıslı
Mehmet Paşa 1871'de Kandilli yalısında ölmüştür.
|
1 - Kıbrıslı Mehmet Paşa'nın ilk haremi Melek Hanım:" Thirty Years
in the Harem" ismiyle, 1872 yılında New York'ta hatıralarını
yayınlamıştır. Rahmetli müze müdürlerinden, makalelerinden
yararlandığımız Haluk Y. Şehsuvaroğlu bu hatıraları Türkçe'ye
çevirmiştir.
2 - 1975 yılında yalının mirasçıları arasında bulunan sn. Emin
Dirvana Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa'nın oğlu olmadığından -Moralı
Müşir Tosun Paşa'nın oğlu- Mustafa Sadettin Paşa "Kıbrıslı"
lâkabını kullanmıştır. Sadrazam Mehmet Paşa ile,
XIX.
yüzyılın ikinci çeyreğine doğru yalı "Kıbrıslı Yalısı" olarak
anılmaya başlanmış; damadı Mustafa Sadrettin Paşa'nın da
"Kıbrıslı" lâkabını kullanmasıyla yerleşip kalmıştır" demiştir.

Bina harem ve selamlık kısımlarından oluşmaktadır. Yalının deniz
cephesi 64 metredir. İçerde, biri merkezde, ikisi kenarlarda
olmak üzere, deniz ve kara cephelerini alan üç büyük sofa
bulunmaktadır. Sofalar 24 m. uzunluğundadır. Selamlık sofası 7
m. yüksekliğinde ve kubbelidir. Binanın selamlık kısmına bu
sofadan giriliyor.
Binanın alt katında Hisar tarafındaki büyük salonu 17.5 m.
uzunluğundadır. Burada alçak pencereler ve bir kapı ile
ayrılmış limonluk kısmı vardır. Son tamirlerde bu alçak
pencereler kapatılmıştır. Limonluk
XVIII.
yüzyıldan kalmış, üzeri salkım ve asma yapraklı motiflerle süslü
fıskiyeli bir havuz bulunmaktadır.
Yalı, sofalarından başka, alt katta onbeş, üst katta altı olmak
üzere yirmibir odadır. Yalıda muhtelif tarihlerde tamirler
yapılmıştır. Bu tamirler esnasında yalının üç büyük hamamı
yıkılmıştır.
Plan Durumu:
Sofalar aynı büyüklükte değildir. Yan bahçe tarafındaki en
büyüğüdür ve orta sofa tipindedir. Deniz ve bahçe üstünde,
direklerle ayrılmış iki büyük eyvanı bulunuyor. Ortadaki sofa iki yüzlü iç sofa tipindedir ve iki tarafına
direklerin arasına yan sofalar ilâve edilmiştir. Yalnız bu
kısmın üstünde üst kat mevcut olduğu için merdiven de bu
taraftadır. Son sofa da birincisinin aynı fakat daha küçüğüdür.
Her sofanın dört köşesine odalar konulmuş olup. ikinci
derecedeki yerler oralara yerleştirilmiştir.
 |
|
Birinci bölümün ayrıca, büyük havuzlu limonlukla nihayetlenen
yazlık bir divanhanesi vardır.
Her üç bölüm, eyri"mail" rıhtım yönünü izleyerek, kendi
önündeki kısma nazaran biraz daha geriye alınmış ve bu
sebepten, rıhtım üzerindeki hareketli cephe elde edilmiştir. |
Bu hareket muntazam bir ritme göre yapılmış ve sofa eyvanları her
zaman odalardan daha içerde kalmıştır. Cephedeki çıkmaların
"rizalitlerin" hareketi ile odalara azamî derecede hava ve
manzara sağlanmıştır.
Netice olarak üç sofa da az çok aynı kıymet ve büyüklükte olduğu
zaman plân, birbirinden ekli, üç ev planından meydana gelen bir
vaziyete girer; bu suretle üç sofalı tip, nihaî "son" ve tam
şeklini almış olur. Bu nihaî şekil
XIX.
yüzyıl içinde elde edilmiştir.
Binanın en büyük odası, kuzey ucundaki
XIX.
yüzyıl ilâvesi salon olup, yüzölçümü 18 x 8 = 144 m2.
dir. Yalının dış plânında, boşluk kısımları dolu kısımlarından biraz daha fazla. Yalının ortalama (vasatı) eni 27 m. Arsası,
Kıbrıslı Mustafa Paşa zamanında 40.000 m2 idi. 25.000
m2. lik arazisi plaj sahasında kaldı, şimdi-sonradan
yapılan sağ bölümle beraber-bahçesi 12.000 m2.
Yalının arkasındaki yamaçlar ve gazinonun bulunduğu yer de
yalıya aittir.

Giriş Kat planı
Giriş taşlığı Osmanlı / Türk tarzı değil; İtalyan karakteri ağır
basan kozmopolit.
"Kıbrıslılar Yalısı /
XIX.
yüzyıl Ampir görünümünü 1900 onarımında almıştır. 1973'de yanan
kısmı tamamlanmıştır."
(Mm. Lütfi Yaaaoğhı
Taç Der.
1977/Nisan)
Yalıda, Fransa İmparatoriçesi
(III.
Napoleon'un eşi) Eugenie şerefine, sadrazam Kıbrıslı Mehmet Paşa
tarafından bir ziyafet verilmiştir.
Kıbrıslı Yalısı Müştemilatı:
Kıbrıslı yalısı bahçesinin (doğu/kuzey ucu) cadde yönünde, geçen
yüzyıllardan kalma, önünde duvar olduğu için fazlaca
görülemeyen, iki katlı ahşap yapı için, değerli mimar/restoratör
y.mimar Turhan Giritlioğlu (M.S.Ü.) bize şu notu verdi.
"Yapı, Kıbrıslı Yalısının müştemilatı olup yalı gibi
XVIII.
yüzyılın son çeyreğine aittir. Harap durumda olduğundan
yıktırılarak, 1975 yılında S.H. Eldem ile birlikte
restorasyonunu gerçekleştirdik. İnşaat
(2. gurup eski eser uygulamasıyla) içi beton/tuğla, dışı ahşap
kaplama olarak yeniden inşa edildi. Halen sahibi Alev Komili
dir."
(8 Şubat 1991)

Mimari Biçimi
"Yalı, yayvan planı, deniz üstü çıkmalı (leb-i derya) oluşu,
dekorcunda Avrupai eğilime karşın planda ve cephelerde yerel
stili koruması..v.s. nedenleriyle dikkate lâyıktır. Yatay mimari
kitlesi, deniz üstünde, fondaki yeşil sırtların doğasına ahenkli
bir saki çizmektedir. Bu kitleyle Selamlık salonu deniz
cephesine uyarlı bir biçimde eklenmesine
(XIX.yüzyıl)
karşın güney bölümdeki yenileme
(XX.yüzyıl)
tarzı uyumsuz düşmekte ve cepheyi parçalamaktadır.
İki katlı cephe orta motifi, yapılan tadilât ile, orijinal
şeklini kaybetmiş ise de yine de esas armoni içinde uygun bir
durumdadır. Kıyı çizgisi eğimini takip ederek gerilemeli düzen
içinde plan üç bölümden oluşmaktadır: Selamlık, Mabeyn, Harem.
|
 |
|
Her birinde odalar bir orta sofa üzerinde planlanmıştır.
Sofalar denizle bahçeyi birleştirmektedir, planda dört
eyvanlı çizimde görünmekte iseler de kolonlar ve tavanlar
ile bölünmüş durumdadırlar. Plandaki bu yerliliğe karşın işte bu kolonlar ve
tavanlar yabancı stili sergilemekte. |
Özellikle Selamlık giriş
taşlığından sonra gelen tavanı, tekne tonoz profili ve dekorları
ile, Avrupaî bulunmaktadır.
Türk yaşamının gelenekleri, planları ve cepheleri işlerken
Avrupaî stili ancak iç elevasyonda uygulama zorunluluğunda
kalınmıştır; bu eğilime mobilyaları da katmak gerekir. Hal böyle
olunca, seremoni için Türk Divanhane ve odaları zamanla
yetersiz kalmış olmalı ki,
XIX.
yüzyılda Selamlık planında dördüncü bölüm olarak bir büyük salon
ve sera eklenmiştir."
Behçet Ünsal
.......
Birinci Sınıf Sahilhaneler
.....
.
İkinci Sınıf Sahilhaneler
Orhan Erdenen'e teşekkürlerimizle
Denizce

|