|
M.Ö.1450-M.S.1571: Osmanlı Öncesinde
Kıbrıs |
|
M.Ö. 1450-1320 |
Mısır egemenliği. |
|
M.Ö. 1320-1265 |
Hitit egemenliği. |
|
M.Ö. 1265-1000 |
Mısır egemenliği. |
|
M.Ö. 1000-709 |
Fenike egemenliği. |
|
M.Ö. 709-669 |
Asur egemenliği. |
|
M.Ö. 669-588 |
Bağımsız krallıklar. |
|
M.Ö. 588-525 |
Mısır egemenliği. |
|
M.Ö. 525-333 |
İran (Pers) egemenliği. |
|
M.Ö. 333-301 |
Makedonya (Büyük İskender) egemenliği. |
|
M.Ö. 301-59 |
Mısır egemenliği (Ptolemeo devri). |
|
M.Ö. 59-M.S. 395 |
Roma egemenliği. |
|
M.S. 395 |
Bizans egemenliği. |
|
650 |
Hz. Osman’ın Şam Valisi
Muaviye’nin Kıbrıs seferi. |
|
653 |
Kıbrıs tamamen
Müslümanların kontrolüne girdi. Adaya ilk kez Müslümanlar
yerleşerek onlar için ayrı bir şehir kuruldu ve ilk camiler
yapıldı. Bu yıldan sonra Müslümanlar adaya yaklaşık yirmiyi aşkın
sefer düzenlediler. |
|
963-969 |
Bizans İmparatoru Nikephoros II. Phokas,
adayı Müslümanlardan geri aldı. |
|
1191-1192 |
Kıbrıs Haçlı şövalyelerinin işgaline uğradı. |
|
1192-1489 |
Luzinyanlar
egemenliği. Bu dönemde; Kıbrıs Kralları Anadolu Selçukluları
ile ticari ilişkiler kurdular. Ancak daha sonraları
I. Peter (1359-1369)
Antalya’yı işgal etti. Ertesi yıllarda Hamitoğulları
beylerinden Mehmet Bey,
Kıbrıslıları yenilgiye uğratarak Antalya’yı geri aldı. Kıbrıs’a
çıkartma yaparak çok sayıda esir ve ganimet elde etti.
Luzinyan Kralı
I. Pierre
1366’da Mısır’a saldırmasıyla başlayan uzun
mücadaleler sonunda Kıbrıs Memlûklere bağlandı. Her yıl 8.000 duka
vergi vermek durumunda kaldı. |
|
1489-1570 |
Venedikliler
egemenliği. Bu dönemde Yavuz Sultan Selim’in
Memlûkler Devleti’ni 1517’de
ortadan kaldırması üzerine, Venedikliler Memlûklere verdikleri
vergiyi Osmanlılara vermeye başladılar. |
|
1571-1878:
Kıbrıs’ta Osmanlı Dönemi |
|
1570-1571 |
Kıbrıs
Lala Mustafa Paşa komutasındaki
Osmanlı donanması tarafından fethedildi. |
|
1571 |
Kıbrıs’ı kaybeden
Venediklilerin organize ettiği Haçlı donanması ile Osmanlı
donanması arasında İnebahtı’da deniz savaşı yapıldı. Osmanlı
donanması büyük kayıplar verdi ise de, adanın egemenliği
Osmanlılarda kaldı. Osmanlı yönetimi Venediklilerden boşalan
topraklara Anadolu’dan getirdiği Türkleri yerleştirdi. Böylece
adanın nüfusu Ortodoks Rumlar ve Müslüman Türkler olmak üzere iki
ana unsurdan oluştu. |
|
1878-1915:
Kıbrıs’ın Osmanlılar’dan İngilizlere Geçişi |
|
4 Haziran 1878 |
Kıbrıs adası
İngilizlere üs olarak kiraya verildi:
1877-78
Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) sonunda Yeşilköy’e kadar ilerleyen
Ruslarla Ayestefanos Anlaşması’nı
imzalamak zorunda kalan Osmanlılar’a yardım teklif eden İngiltere,
Rusya’yı durdurmak için üs olarak Kıbrıs’ın idaresinin kendilerine
verilmesini istedi.
İngiltere bu önerinin kabulü halinde, Kıbrıs’ın yine bir Osmanlı
toprağı olarak kalacağını, gelirinin yine Osmanlı devletine ait
sayılacağını ve ileride Rusya Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlı’ya
geri verdiğinde, İngiltere’nin de Kıbrıs’tan geri çekileceğini
taahhüt etti. Berlin
Kongresi’nde desteğe ihtiyacı olan Osmanlı Devleti, İngilizlerin
de bastırması ile çaresiz kalarak Kıbrıs’ta yaşayan Müslümanların
miras, evlenme vb. dini işlerine bakmak üzere adada bir Şer’i
Mahkeme’nin bulunması, vakıflarla devlete ait arazinin idaresi ve
her yıl Osmanlı devletine ödenecek kira ile ilgili bir mukavelenin
yapılması şartıyla İngilizlerle anlaşmaya mecbur kaldı.
4 Haziran 1878’de Yıldız
Sarayı’nda gizli olarak imzalanan anlaşma metnine ek olarak
1 Temmuz 1878’de imzalanan
ikinci bir anlaşmada:
A - Adada bir
Şer’iye Mahkemesi kurularak, Kıbrıs’taki Müslümanların şeriata
ilişkin işlerine bakacak,
B- Osmanlı Evkaf
Nezareti, İngiltere tarafından tayin olunacak bir memurla birlikte
adadaki camilere, medreselere, mezarlıklara ve sair dini
kuruluşlara ait emlak, arazi ve bağışları yönetmek üzere bir memur
tayin edecek,
Son maddede de:
Rusya, Kars ve son savaşta elde etmiş olduğu diğer yerleri
Osmanlı devletine geri verecek olursa, Kıbrıs Adası İngiltere
tarafından boşaltılacak ve 4 Haziran 1878 tarihli antlaşma
yürürlükten kalkacak, ifadeleriyle ilk anlaşmaya ek maddeler ilave
edilmiştir. (Sultan II.Abdulhamit,
kendi hukukuna halel gelmemesi şartıyla anlaşmayı
15 Temmuz 1878’de onaylamıştır.) |
|
12 Temmuz 1878 |
Kıbrıs valisi
Besim Paşa’nın Lefkoşe’de
yapılan bir törenle idareyi Amiral John
Hay’e devretmesiyle hukuken Osmanlı olan Kıbrıs, fiilen
İngilizlere geçmiş oldu. |
|
5 Kasım 1914 |
Osmanlı
Devletinin İttifak Devletleri safında I. Dünya Savaşına
girmesini (29 Ekim 1914)
bahane eden İngiltere, 5 Kasım 1914
tarihinde, 4 Haziran 1878
antlaşmasının hükümsüz olduğunu ve Kıbrıs’ın İngiltere’ye ilhak
edildiğini ilan etti. Ardından bir beyanname yayınlayarak
“Kıbrıs’ta doğup hâla adada yaşayan Osmanlı
vatandaşlarının ilhak tarihinden itibaren İngiliz yurttaşlığına
geçmiş sayılacağını, Kıbrıs’ta doğmamış fakat Kıbrıs’ta yaşayan
Osmanlıların adayı terkedebileceği veya bir yıl içinde
terketmezlerse İngiliz vatandaşı sayılacaklarını” bildirdi.
Böylece, haksız olarak adayı işgal eden İngiltere, Kıbrıs’ı
kendi toprağına katmış oldu. |
|
1915 |
İngiltere, I.
Dünya Savaşı’na, kendi yanında savaşa girmesi halinde
Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilebileceğini bildirdi. İngiliz
idaresine geçmelerine rağmen milli kimliklerini koruyan Kıbrıs
Türkleri, bu tarihten itibaren adanın Yunanistan’a bağlanması
yönündeki baskı ve taleplere karşı topyekün bir mücadeleye
girdiler. Bu
mücadeleler sonucu İngiltere vaadini yerine getiremedi. |
|
1918 |
Osmanlı
Devleti’nin 4 Temmuz 1878’de
imzaladığı ek anlaşmanın 6. Maddesi uyarınca Rusların Kars,
Ardahan ve Batum’u vermesi durumunda Kıbrıs’tan çekileceğini
taahhüt eden İngiltere, 3 Mart 1918’de
Rusya ile yaptığımız Brest-Litowsk
anlaşması ile gerekli şartlar gerçekleşmesine rağmen Kıbrıs’tan
çekilmedi. |
|
1923-1960:
İngiliz Dominyonluğundan Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’ne |
|
24 Temmuz 1923 |
Kurtuluş
Savaşı sonunda Türkiye, İtilaf Devletleri ile imzaladığı
Lozan Anlaşması’nın 20.
Maddesi gereği Kıbrıs üzerindeki haklarından vazgeçti; böylece
adadaki İngiliz işgali kabul edilmiş oldu ve Kıbrıs tamamen bir
İngiliz toprağı haline geldi. Lozan’dan sonra İngiliz idaresinde yaşamak istemeyen Kıbrıslı
Türkler kitleler halinde adayı terk etmiş, adanın İngilizlere
kiralanması ve İngilizler tarafından ilhakıyla hızlanan göç son
haddine varmıştır. Bugün sadece Türkiye’de 300.000 civarında
Kıbrıs asıllı Türk’ün bulunduğu kaydedilmektedir.
Adada kalan büyük çoğunluk ise, Türkiye’yle ilişkilerini
kesmemiş, Türkiye’deki bütün değişikliklerden belki de Türkiye’de
yaşayan Türklerden daha fazla etkilenmişlerdir. |
|
1931 |
Rumlar,
İngilizlerin 1915’teki
"Kıbrıs’ı Yunanistan’a verme vaadini"
temel alarak adayı Yunanistan’a bağlamak (ENOSİS) amacıyla
İngiltere’ye karşı ayaklandılar. İsyancılar İngiliz valisinin
konağını yaktılar. Yunan büyükelçisi ve kilisenin desteğiyle çıkan
isyan ancak iki ayda durdurulabildi. İsyanın bastırılması
sonucunda, Türk tarafı da hiç bir menfi rolü olmamasına karşın,
Rumlara konan yasakların ve hak kısıtlamalarının tümüne muhatap
olarak fazlasıyla sıkıntı çekmeye başladı. Bu isyan sonrası alınan
tedbirler çerçevesinde Türklere ait Kavanin Meclisi kapandı
ve Türkler 1941 yılına kadar
kendilerine ait mekanlara Türk bayrağı bile çekemediler. |
|
1939 |
II Dünya
Savaşı başlayınca İngiltere, Ortadoğu’nun kontrolü için
stratejik önemi olan adayı elinden kaçırmamak için, özerklik
vaadinde bulundu. Enosis’te kararlı olan Rumlar bu öneriye sıcak
bakmadılar. |
|
1944 |
Doktor Fazıl Küçük, Kıbrıs
Milli Türk Halk Partisini kurdu. |
|
1947 |
1947
yılında atanan yeni İngiliz Valisi Lord
Winster, 1931
isyanına kalkışan papazların adaya dönmesine izin verdi ise de
Rumlar, Kıbrıs’ın Yunanistan’a “ilhak"ını
isteyerek bu haklarını kullanmadılar. Winster bu yıldan itibaren
adayı kendi seçtiği bir “İstişare
Meclisi” ile idare etmeye
başladı. |
|
15 Ocak 1950 |
Başpiskopos
Makarios, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı ile ilgili bir
plebisit (referandum) düzenleyerek, kiliselerde papazların
gözetiminde oylama yaptırdı. Bu referandumda, Rumlar % 90’ların
üzerinde bir oranda ilhakı kabul etmişler, Yunanistan hükümeti de
Birleşmiş Milletler’e ulusların kendi kaderlerini tayin haklarının
Kıbrıs için de uygulanması yolunda başvuruda bulunmuştur. Fakat
İngiltere ve 1950’ye gelinceye
kadar Kıbrıs’a duyarsız kalan Türkiye buna karşı çıkmıştır. |
|
1953 |
Yunanistan ile
Kıbrıs kilisesi ortak hareket ederek EOKA ismiyle bilinen
gizli yer altı teşkilatını kurdular. Önce İngilizlere sabotaj
yapmak suretiyle işe başlayan EOKA terörü giderek Türkleri hedef
aldı. |
|
1954 |
İngiltere,
adanın, el değiştirmemesi kaydıyla Kıbrıs’a muhtariyet
verilmesi fikrini ortaya attı. Başpiskopos
Makarios’un Yunan Başbakanı
Papagos’u ikna etmesi ve ABD’nin
de Yunanistan’a açık destek sözü vermesi üzerine, Rumlara
self-determinasyon hakkı verilmesini öngören bir teklif,
Yunanistan tarafından BM Genel Kurulu’na getirildi. Türkiye’nin
karşı çıkması üzerine Yunan girişimi sonuçsuz kaldı. |
|
1955 |
İngiltere Kıbrıs
meselesini görüşmek üzere Türkiye ve Yunanistan’ı Londra’ya
çağırdı. Londra Konferansı öncesinde Rumlar, Türkleri
katledeceklerini açıklamışlar; bunun üzerine Türkiye başbakanı
Adnan Menderes
24 Ağustos 1955 günü
İngiltere’ye bir nota vererek Kıbrıs’ta vazifelerini yapacaklarını
ümit ettiğini bildirmiş; Türkiye’nin savunması bakımından
Kıbrıs’ta statükonun değişmesine müsade etmeyeceklerini söyleyerek
Kıbrıs davasında Türkiye’nin de taraf olduğunu dünyaya ilan
etmişti. Konferans devam ederken, EOKA terörünün Türkleri de hedef
almaya başlaması karşısında, İstanbul’da Türk hükümetinin de göz
yumduğu mitingler kontrolden çıktı. "6-7
Eylül Olayları" diye anılan yağma ve tahribat,
Türkiye’deki Rumlar kadar, diğer azınlıkları da hedef aldı. Bu
mitinglerde "Ya Taksim Ya Ölüm"
sloganı yoğun bir biçimde kullanılmaya başlandı. |
|
1956 |
İngiliz hükümeti,
adadaki karışıklıkların baş kışkırtıcısı sıfatıyla Başpiskopos
Makarios’u Seyschelles
Adaları’na sürdü. Aynı yıl, Birleşmiş Milletler’de Türkiye ilk
kez, "taksim" tezini
açıkladı. İngiltere, askeri üslerinin adada kalması koşuluyla
"self-determinasyon"u kabul
etmeye yanaştı. |
|
1957 |
NATO arabuluculuk
görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti. Bu
arada Makarios serbest
bırakıldı. |
|
27 Temmuz 1957 |
Türk Mukavemet
Teşkilatı’nın Kuruluşu:
Başlangıçta İngiliz yönetimine karşı mücadele eden, fakat
sonraları Türkleri imha etmeyi tek vazife haline getiren EOKA
saldırıları karşısında Türkler, öncelikle bazı mukavemet grupları
oluşturdular. Ancak bunların yetersiz oluşu sebebiyle ENOSİS’e
engel olmak, Türklerin her türlü güvenliğini sağlamak, Türkler
arasında taraftar bulmaya çalışan sosyalist parti AKEL’in
propaganda faaliyetlerine karşı durmak, Türkiye ile ilişkiler
kurup bağlılığı sürdürmek amacıyla 27
Temmuz 1957’de Burhan
Nalbantoğlu, Rauf R. Denktaş
ve Kemal Tanrısevdi tarafından
Lefkoşe’de Türk Mukavemet Teşkilatı adıyla bir örgüt
kuruldu. Bu örgüt, "Kıbrıs Türktür"
sloganıyla "taksim" fikrini
savundu. |
|
1958 |
Kıbrıs’ın İngiliz
Milletler Topluluğu içinde kalmasına ama Türkiye ve Yunanistan’la
da bağlara sahip olmasına dayalı "MacMillan
Planı" gündeme geldi. |
|
1959 |
Londra ve Zürih
Antlaşmaları:
Kıbrıs
sorunu 1950’li yıllarda BM’de
defalarca gündeme gelmiş, fakat Menderes hükûmetinin kararlı
tutumuyla, Yunanistan ve Kıbrıs Rumları istedikleri sonucu
alamamışlardı; nihayet Türkiye ile görüşmeye razı olarak masaya
oturmayı kabul ettiler. Cemaat temsilcileri
Makarios ve Dr. Küçük
de toplantıya katıldılar. Bu görüşmeler sonunda,
11 Şubat 1959
Zürih ve 19 Şubat 1959
Londra antlaşmalarının
imzalanması ile 16 Ağustos 1960’da
bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. İngiliz üslerinin
adadaki varlığını sürdürmesi kabul edildi. |
|
1960-1974:
Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nden Kıbrıs Harekâtına |
|
19 Şubat 1959 |
19 Şubat 1959 yılında
ittifakla imzalanan Londra Antlaşması’nda
yer alan 27 madde ve bazı eklerle birlikte İngiltere, Türkiye ve
Yunanistan tarafından "garanti"
edilecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu gerçekleşti:
1959
Zürih Antlaşması ile 1960
Kıbrıs Anayasası’nın koşulları belirlenmiş; hangi yapıda
bir devlet oluşturulacağı ve iki toplumun iktidarı nasıl
paylaşacakları açıkça düzenlenmişti. 1960’ta
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında üç antlaşma;
Kurucu Anlaşma,
Garanti Anlaşması ve
İttifak Anlaşması imzalandı.
Kıbrıs adına ise, iki toplumun temsilcileri bu anlaşmalara ayrı
ayrı imza koydular. Garanti Anlaşması
ile İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, birlikte ve ayrı ayrı,
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü,
güvenliğini ve anayasal düzenini garantileri altına almış oldular.
1960 Kıbrıs Anayasası, anılan
üç anlaşma ile aynı gün yürürlüğe girdi ve bu üç anlaşma
anayasanın içinde yer alarak, "anayasa
hükmünde" kabul edildi. |
|
1960 |
1960 Kıbrıs Anayasası,
iki toplumun eşitliği prensibine dayanarak, egemenliğin, iki
toplum tarafından birlikte kullanılmasını benimsiyordu. Kıbrıs
Anayasası’na göre Rumlar % 70, Türkler % 30 oranında temsil
hakkına sahip olup devletin cumhurbaşkanı
Rum,
yardımcısı Türk
olacaktı. (Makarios
Cumhurbaşkanı, Fazıl Küçük
Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.) Cumhurbaşkanı ile yardımcısının
bakanlar kurulu ile meclisten geçen yasaları veto etme hakkı
vardı. Her iki toplumun; dini, kültürel ve öğretim işlerinden
sorumlu birer "Cemaat Meclisi"
olacak, gerekirse en ayrıcalıklı ülkeler olan Yunanistan ve
Türkiye kendi toplumlarına eğitim, kültür ve benzeri alanlarda
mali yardım yapabileceği gibi öğretim üyesi ve din adamı da
gönderebilecekti. Ayrıca büyük şehirlerde belediyeler ayrı ayrı
olabilecekti.
Ancak Kıbrıs
Cumhuriyeti’ni ENOSİS’e ulaşmak için bir "sıçrama
tahtası" olarak gören Kıbrıs Rumları ve Başpiskopos
Makarios, Türklere çeşitli
baskılar uygulamaya ve onları devlet yönetiminden de
uzaklaştırmaya çalıştılar. |
|
1963 |
1963’te
Yunanistan Başbakanı Karamanlis’in
istifası ve ülkeyi terk etmesinin ardından Yunanistan sürekli
kabine bunalımları geçirmeye başladı; bu yüzden Kıbrıs üzerindeki
etkisi azaldı. Makarios kendi
girişimiyle yıl boyunca anayasayı değiştirme ve Türk Cumhurbaşkanı
yardımcısının yetkilerini kısma faaliyetlerini arttırdı.
Kasım sonunda ABD Başkanı
Kennedy,
Makarios’a bundan vazgeçmesini önerdi.
Aralık başında da Türkiye tek
taraflı değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirdi.
21 Aralık’taki Noel katliamı
ile EOKA, Türk cemaatine karşı "etnik
temizleme ve adadan kaçırma" politikasını doruğa
çıkardı. 30 Aralık’ta ise
Makarios 13 maddelik anayasa
değişikliği önerisini açıkladı. Kıbrıs Türkleri ve Türkiye, ada
Türklerini azınlık durumuna düşürecek olan bu istekleri
reddettiler. Terörün tırmanması üzerine Türkler, karışık yerleşim
bölgelerinden ve Rumların kolayca vurabilecekleri köylerden
çıktılar. Ada halkları böylece ikiye ayrılmış oldu. Rumlar, meşru
yetkilerini kullandıklarını öne sürerek
Makarios’un istediği onüç anayasa değişikliğini
yaptılar. 1963 sonlarında,
devletten dışlanan Türklere karşı Rumlar ambargo uygulamaya
başladı. Kıbrıs Türk halkı, kendisini ayrı yasama, yürütme ve
yargı organlarıyla yönetmeye başladı; böylece adada iki ayrı
yönetim oluştu.
(Bu dönemde,
ENOSİS amacından asla vazgeçmeyen ve bu amaçlarını açık açık ifade
eden Rumlar, bunu gerçekleştirmek için "Akritas
Planı" adı verdikleri gizli bir plan hazırlayıp
uygulamaya koydular. İsmini İçişleri Bakanı
P. Georghiandes’in takma adından alan Plan
gereğince; EOKA tedhişçileriyle işbirliği yapan Rum jandarmaları
ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını korumak üzere adada konuşlandırılmış
Yunan Alayı, Türklere karşı saldırıya geçti. Türkler çoluk-çocuk
demeden katledildi, evleri yıkıldı, dükkanları yağmalandı. Zor
durumda kalan bazı yörelerdeki Türkler daha güvenli yerlere göç
etmek zorunda kaldılar. Saldırılar sonucu 103 Türk köyü Rumlar
tarafından yakılıp yıkıldı, yüzlerce Türk katledildi, 30.000
insan da muhacir durumuna düştü.) |
|
1964 |
1 Ocak’ta
Makarios, İttifak ve Garanti
Anlaşmaları’nı feshettiğini açıkladı. 15
Ocak 1964’te toplanan taraflar anlaşamayınca Türkiye
BM Güvenlik Konseyine başvurdu. 4
Mart 1964’te alınan bir kararla adaya BM askeri
gönderilmesi kararlaştırıldı. 27 Mart’ta
BM Barış Gücü Kıbrıs’ta görev yapmaya başladı. Buna rağmen
Türklere yönelik Yunan destekli Rum saldırıları sürdü.
Yunanistan’la İngiltere garantör devletler olarak olayların
engellenmesi için harekete geçmeyince İsmet İnönü hükûmeti,
Haziran ayı başlarında
Kıbrıs’a müdahale kararı aldı ve bu kararını
4 Haziran’da ABD’ye duyurdu.
5 Haziran günü, hem Türk-Amerikan ilişkilerini hem
de Türk dış politikasını derinden etkileyecek olan ABD’nin ünlü
Johnson mektubu Türkiye’ye gönderildi. Bu mektubun ardından
Türkiye, Kıbrıs’a kapsamlı bir müdahalede bulunamadı. Ancak
8 Ağustos 1964 tarihinde Erenköy bölgesine sınırlı bir
hava harekatı gerçekleştirildi. Yapılan hava harekatından sonra
Rumlar ateşkes imzalamak zorunda kaldılar.
Türkiye’nin hava akınları sırasında da 12.000 kişilik
Yunan kuvveti Kıbrıs’a yerleşti. Katliamlar geçici olarak durdu
ise de bir süre sonra tekrar başladı. |
|
25 Aralık 1964 |
Lefkoşe’deki Türk
birliği silahlı Rum çetecilerine karşı mevzilendi ve Türkiye
diplomatik yoldan girişimlerde bulunurken, Türk uçakları da ihtar
uçuşu yapmaya başladılar. Bu kararlı tutum Yunanistan ve
İngiltere’yi de harekete geçmek zorunda bıraktı. Böylece Kıbrıs
Türkleri ciddi bir soykırımdan kurtarılmış ve ENOSİS önlenmiş
oldu. |
|
1967 |
Yunanistan’da
ordu (Albaylar Cuntası) 21 Nisan 1967’de
yönetime el koydu ve 1974’e
kadar iktidarda kaldı. Subaylar halkın sempatisini kazanmak için
Kıbrıs’ta EOKA’ya desteği arttırdılar. Türkler iyiden iyiye belli
bölgelere sıkıştırılmaya başlandı. Albay
Grivas ve Ada’daki Yunan kuvvetleri, büyük bir
saldırıya geçti. Türklere karşı sürdürülen katliamların
durdurulması için Türk ve Yunan başbakanları arasında düzenlenen
toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askeri müdahalede
bulunacağını açıkladı. Yunanlılar üç Türk köyünden geri çekilirken
arkalarında 24 ölü bıraktılar. TBMM hükümete müdahale yetkisi
verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde ihtar uçuşları yapmaya
başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. Bunun
üzerine ABD, Albaylar Cuntasına baskı yaptı.
30 Kasım’da varılan anlaşmaya göre, Türkiye’nin
müdahale hazırlıklarını durdurması karşılığında Yunanistan,
1964’te Ada’ya soktuğu 12.000
kişilik kuvveti ve General Grivas’ı
geri çekecekti. Makarios,
1967 ertesinde Kıbrıs
Türklerinin dolaşım özgürlüklerini kısıtlamaya son verdi ve
ambargoyu gevşetti. Bu arada 1964’ten
beri Türkiye’de bulunan Rauf Denktaş
gizlice adaya gitti ve Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve
ABD’nin baskısıyla iade edildi.
Aralık 1963’ten
1967 Aralık’ına kadar idari
işleri “Genel Komite” denen bir meclisle yürüten Türkler,
29 Aralık 1967’de Kıbrıs
Geçici Türk Yönetimi’ni ilan ederek,
“Cumhuriyet Anayasası’nın bütün kuralları uygulanıncaya kadar Türk
bölgelerinde yaşayan Türkler geçici Türk yönetimine bağlandılar.”
kararını aldılar. Geçici yönetimin başkanlığına
Dr. Fazıl Küçük, başkan
yardımcılığına Rauf R. Denktaş
getirildi. |
|
28 Haziran 1969 |
Türk ve Rum temsilciler arasında toplumlararası görüşmeler
başlatıldı ve başarısız da olsa 6 yıl sürdürüldü. |
|
1974-1983:
Kıbrıs Harekâtından Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne |
|
1974 |
Yunan cuntasının
emriyle 15 Temmuz 1974 sabahı
Kıbrıs’ta bir darbe gerçekleşti. Yunan ordusunun desteğiyle
ENOSİS’in ne pahasına olursa olsun hemen gerçekleşmesini isteyen
EOKA-B örgütü ve yandaşları yönetime el koyarak Kıbrıs Elen
Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan ettiler. İngiliz üssüne
sığınan Makarios adayı
terkederken Cunta’nın seçtiği Nikos
Sampson başa geçti.
Türkiye’nin adaya müdahalesi Türklerin geleceği
açısından kaçınılmaz hale gelmişti. Başbakan
Bülent Ecevit, Garanti
Anlaşması uyarınca, İngiltere’yi ortak eyleme davet
etti. İngiltere’nin katılmaması üzerine, Türkiye garantörlük
hakkına dayanarak, Kıbrıs’ın toprak bütünlüğünü ve bozulan düzeni
tekrar kurmak için harekete geçti. 19
Temmuz’da Türk çıkarma gemileri denize açıldı ve
20 Temmuz 1974 tarihinde
Birinci Barış Harekâtı başladı. Girne bölgesi kontrol altına
alındı.
25 Temmuz’da Cenevre’de bir
konferans toplandı. 30 Temmuz’da
konferans bittiğinde taraflar çok az konuda görüşbirliği
sağlamışlardı. İkinci Cenevre Konferansı
8-13 Ağustos’ta toplandı ve
konferans, başarısızlıkla son buldu. 14
Ağustos sabahı başlayan İkinci Barış Harekâtı
ile de Türk birlikleri Magosa’dan Lefke’ye uzanan bölgeyi (adanın
%37’si) kontrol altına aldı. Böylece 1958’lerde
sözü edilen taksim, kuzeyde Türkler, güneyde Rumlar şeklinde
fiilen gerçekleşti. Bu harekat sonucu, Kıbrıs’ta
Nikos Sampson, Yunanistan’da
ise askeri cunta devrildi. Paris’ten çağrılan
Karamanlis’in Yunanistan’a
dönmesi ile bu ülke demokrasiye döndü; Kıbrıs Rum Temsilciler
Meclisi Başkanı Glafkos Klerides
de Rum toplumunun önderliğine getirildi. |
|
Şubat 1975 |
Temmuz-Ağustos 1974’teki
Cenevre Konferansları’nda ilke olarak iki
“otonom” yönetim kabul
edilmişti. Türklerin oluşturduğu Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi
Meclisi 13 Şubat 1975’te oy
birliği ile Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan etti.
Demokratik parlamenter sisteme dayalı ve milletler arası hukuka
uygun olarak hazırlanan anayasa yüzde yüze yakın bir oy çokluğuyla
kabul edildi. |
|
Ağustos 1975 |
Viyana’da yapılan
görüşmelerde adada nüfus mübadelesi
kabul edilerek; 1975 yılı
sonuna kadar bu mübadele gerçekleştirildi. Mübadele ile Kıbrıs’ın
güney kesimindeki Türkler kuzey kesimine; kuzey kesimindeki Rumlar
da güney kesimine geçti. Nüfus mübadelesi BM gözetiminde
gerçekleşti. Çesitli kaynaklara göre bu tarihten günümüze kadar,
Türkiye’den adaya 30-40 bin civarında Türk yerleşimci gönderilmiş
durumda. |
|
Ocak-Şubat 1977 |
Denktaş ve
Makarios BM Genel
Sekreteri’nin de hazır bulunduğu bir ortamda
"bağımsız, bağlantısız, iki topluma dayalı federal bir
cumhuriyet" öngören bir anlaşma yaptılar. |
|
1979 |
Denktaş ve
Klerides arasında yapılan
görüşme sonunda Kıbrıs Rumları "iki
toplumlu federal çözümü" benimsediler. |
|
1981-1982 |
Ekim 1981’deki seçimleri
kazanan Yunanistan Başbakanı Papandreu,
Şubat 1982’de Kıbrıs’a gitti
ve burada yaptığı konuşmada “Kıbrıs’ın
Helenizmin bir parçası” olduğunu söyleyerek, Kıbrıs sorunu
ile ilgili bütün tarafların katılacağı bir
“uluslararası konferans” önerdi. BM Genel Kurulu, Rum
tarafının başvurusu üzerine adadaki “işgal
ordusu”nun (Türk ordusu) derhal çekilmesini ve mültecilerin
“isteğe bağlı olarak” geri
dönmelerini tavsiye eden kararını aldı. Bunun üzerine KTFD
Meclisi, 17 Haziran’da radikal
bir adım atarak "Kıbrıs toplumunun
self-determinasyon hakkı"na ilişkin bir karar aldı. |
|
15 Kasım 1983 |
Kıbrıs Türkleri,
kendi hak ve özgürlüklerini kullanarak, dünya ve tarih önünde,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. KKTC’nin
kurulması, Rum tarafının, Yunanistan’ın ve Batılı devletlerin
yanısıra BM Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti. Güvenlik
Konseyi, 18 Kasım’da aldığı
bir kararla bağımsızlık ilanını kınadı. |
|
1983-2004:
KKTC’den Annan Planı’na ve New York Görüşmelerine |
|
13 Mayıs 1984 |
BM Güvenlik
Konseyi 550 sayılı kararı ile KKTC’nin ilanını ayrılıkçı bir
hareket olarak tanımladı. |
|
5 Mayıs 1985 |
Kurucu Meclisin
hazırladığı anayasa % 70.18 evet oyuyla kabul edildi.
Rauf R. Denktaş da % 71 oy ile
Cumhurbaşkanı oldu. 23 Haziran’da
yapılan Genel Seçimle de 7 partiden 50 milletvekili ile Cumhuriyet
Parlamentosu oluştu. |
|
1985-1990 |
KKTC’nin
kurulmasından sonra toplumlararası görüşmeler yeniden başladı.
KKTC kurulurken, 1977-79
(Denktaş - Makarios ve Denktaş - Klerides)
Doruk Anlaşmalarına atıfta bulunularak, iki
toplumlu, iki kesimli federal bir çözüme kapılar açık
bırakılmıştı. Görüşmeler sürecinde; New York’ta
17 Ocak 1985’te ve
29 Mart 1986’da BM Genel
Sekreteri’nin hazırlamış olduğu "Kıbrıs
Üzerine Anlaşma Taslağı", Kıbrıs Türkleri tarafından
kabul edildiği halde Rumlar tarafından reddedildi.
22 Mayıs 1987’de Avrupa
Birliği ve ‘Kıbrıs’ (Rum Kesimi), 18 aylık görüşmeler sonucunda
Gümrük Birligi protokolü başlattı. Ocak
1988’de Anlaşmanın tüm ada’yı kapsamasına karar
verildi.
1990’da Türk ve Rum
temsilciler arasındaki New York Zirvesi de başarısızlıkla
sonuçlandı. |
|
12 Mart 1990 |
BM Güvenlik
Konseyi, 649 sayılı kararını aldı. Bu kararla BM, Ada’daki her iki
tarafı da, kabul edilebilir bir çözüm bulma yolunda çaba
göstermeye çağırdı. Bu karar böyle bir çözümün iki
toplumlu, iki kesimli bir anlayışa sahip olması ve çözümün siyasi
olarak iki eşit toplum liderinin direkt görüşmeleri yoluyla
sağlanması gerektiğini
vurguluyordu. BM Kararının, Kıbrıs Sorunu’nu
1974 değil de, 1960’lara
hatta öncelerine dayandırıyor olması önemli idi. |
|
1990 |
1990 Temmuz’unun
ilk haftası içinde Kıbrıs Rum Yönetimi "Kıbrıs"
adına AB’ye üyelik için başvurdu. BM’nin ve Türk tarafının
uyarılarına rağmen topluluk 11 Eylül 1990’da
bu başvurunun normal süreç içinde değerlendirilmesini
kararlaştırdı. |
|
1991 |
Turgut Özal,
1991’de Kıbrıs konusunda bir
"dörtlü konferans"
toplanmasını önererek, o güne kadar sorunun iki toplum arasında
görüşülmesi gerektiğini savunagelmiş olan Türkiye’nin bu
anlayışına da değişiklik getirdi. Özal’ın önerisine göre Kıbrıs
sorunu; KKTC, Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Yunanistan arasında
ele alınmalıydı. 28 Haziran 1991’de
BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar,
BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda Türkiye’nin önerdiği
Dörtlü Doruk Toplantısı’nı kabul ettiğini belirtti. |
|
1992 |
Birleşmiş
Milletler, 100 paragraftan olusan BM Fikirler Dizisi’ni
tarafların onayına sundu. New York’ta sürdürülen görüşmelerin
ardından, BM Genel Sekreteri Butros Gali,
toprak düzenlemeleri ve anayasal konuların tümünü kapsayacak bir
paket anlaşma hazırladı. Türk tarafı 100 paragraftan 91’ini
onayladığını açıkladı. Kıbrıs Rum lideri
Yorgo Vasiliu paketi onaylarken, daha sonra iktidara
gelen Glafkos Klerides bu
pakete karşı çıktı. |
|
1993 |
AB,
Haziran 1993’te Kıbrıs’ın tam
üyelik için gerekli şartları taşıdığını belirten görüşünü
yayınladı. Aynı yıl Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi arasında
Ortak Savunma Doktrini imzalandı. |
|
1994 |
BM Genel
Sekreteri Butros Gali’nin
girişimleriyle ortak anlaşma zemininin oluşturulması için
"Güven Arttırıcı Önlemler Paketi"
düzenlendi. ABD’nin destek verdiği pakete Rum tarafı karşı
çıkınca 1994’te rafa
kaldırıldı. |
|
1994-1995 |
Avrupa Birliği
Korfu, Essen, Cannes ve Madrid’te, açıkça topluluğun
genişlemesinin ilk adaylarının Malta ve “Kıbrıs
Cumhuriyeti” olduğunu belirtti. |
|
1996 |
3 Haziran’da bir Kıbrıslı Rum
asker, BM denetimindeki bölgede bir Kıbrıslı Türk asker tarafından
vurularak öldürüldü. 11 Ağustos 1996’da
Kıbrıslı Rum motosikletçiler, Yeşil Hattı geçmeye kalkışınca
Kıbrıslı Türk göstericiler ve Türk askerleri ile çatıştı. 70’ten
fazla kişi yaralandı. Bir Kıbrıslı Rum öldü.
14 Ağustos 1996’da Kıbrıs’ta Derinya bölgesinde Türk
güvenlik güçleri, Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum
gencine ateş açtı. Rum genç hayatını kaybetti.
8 Eylül 1996’da Güney Kıbrıs
tarafından açılan ateş sonucu bir Türk askeri öldü, biri
yaralandı. 13 Ekim 1996’da
Kıbrıs Türk kesimine geçen bir Rum, Kıbrıslı Türk askerlerce
öldürüldü. 6 Şubat 1997’de
Kıbrıslı Türk ve Rumlar birbirine ateş açtı. Ölen ya da yaralanan
olmadı. |
|
1997 |
4 Ocak’ta Kıbrıslı Rumların,
Rusya’dan S-300 yerden havaya 150 km. menzilli füze alımına
ilişkin anlaşmaya imza koyması uluslararası arenayı ve dolayısıyla
hassas Türk-Yunan ilişkilerini karıştırdı. Türkiye, Kıbrıslı
Türklerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir gelişmeye göz
yummayacağını açıkladı. İngiltere ve BM de anlaşmaya sert tepki
gösterdi. |
|
24 Şubat 1997 |
24 Şubat 1997’de
AB, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğine ilişkin geleneksel tavrını
değiştirerek, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğinin gerçekleşebilmesi
için ada’da önce siyasi bir çözümün şart olduğunu açıkladı ve
Yunanistan da bu açıklamaya tepkilerini bildirdi. AB, ilk defa
topluluğa tam üyelik konusunda Kıbrıs Türklerinin de dikkate
alınması gerektiğini, tam üyelik görüşmelerine Ada Türklerinin de
katılması gerektiğini belirtmek suretiyle net bir şekilde ifade
ediyordu. Yunanistan Dişişleri Bakanı
Theodoros Pangalos, bu açıklamaların hemen ardından,
AB’nin Doğu’ya doğru genişlemesini veto edeceğini açıkladı. |
|
Mart 1997 |
Clinton’un
1997 yılını
"Kıbrıs Yılı" ilan etmesinin
ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın
1993’ten beri direkt
görüşmelerde bulunmayan iki toplum liderinin
1997 yılının ilk altı ayı içerisinde masaya
oturacağını açıklamasının ardından, uluslararası diplomasi trafiği
hızlandı. 11 Mart’ta,
İngiltere Kıbrıs Özel Temsilcisi Hannay,
Denktaş ve
Klerides ile ayrı ayrı
görüşerek, iki toplum lideri arasındaki görüşmelerin birkaç ay
içerisinde BM Genel Sekreteri’nin kararıyla başlayacağını
açıkladı. Yunanistan, Türkiye’ye karşı bilinen sert tutumunu
yumuşatmaya başladı. |
|
9-10 Nisan 1997 |
Denktaş ile BM Genel Sekreteri
Kofi Annan, İsviçre’nin
Cenevre kentinde biraraya geldiler. |
|
30 Nisan 1997 |
BM Güvenlik
Konseyi’nin beş daimi üyesi, Genel Sekreter’in iki ay içerisinde
gerçekleştirilecek Denktaş -
Klerides direkt temaslarına
önderlik etmesini desteklediğini açıkladılar. |
|
1999 |
AB’nin
10-11 Aralık 1999’da yaptığı
Helsinki zirvesinde Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için
adaylığı resmi olarak kabul edildi. Türkiye için tarihi bir öneme
sahip olan bu zirvenin sonuç belgesinde genişleme sürecindeki
Türkiye’nin konumu ve Kıbrıs sorunuyla ilgili özel maddeler de yer
aldı. Buna göre "Avrupa Birliği Konseyi, 3
Aralık tarihinde New York’ta Kıbrıs meselesinin kapsamlı bir
çözümüne yönelik olarak başlatılan görüşmeleri memnuniyetle
karşılar ve BM Genel Sekreteri’nin bu süreci başarıyla
sonuçlandırma yönündeki gayretlerine güçlü desteğini ifade eder.
Avrupa Birliği Konseyi, politik bir çözümün Kıbrıs’ın Avrupa
Birliği’ne katılımını kolaylaştıracağının altını çizer. Üyelik
müzakerelerinin tamamlanmasına kadar kapsamlı bir çözüme
ulaşılamamış olursa, Konsey’in üyelik konusundaki kararı,
yukarıdaki husus bir ön şart olmaksızın verilecektir. Bu konuda,
Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate alacaktır."
denildi. |
|
2000 |
AB Komisyonu’nun
7 Kasım 2000’de açıkladığı ve
Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki "yol
haritasını" çizen Katılım Ortaklığı Belgesi’nde (KOB)
yer alan Kıbrıs’la ilgili ifadeler Türkiye-AB arasında büyük bir
krize neden oldu. Komisyon’un, Yunanistan’ın baskısıyla KOB’un
kısa vadeli öncelikler bölümüne Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin
baskıcı ifadeler eklemesi Türkiye tarafından
“önkoşul” olarak algılandı. KOB’un içeriğinin Helsinki
zirvesinin çizgisinde yer almasını isteyen Türkiye, AB’nin bu
tutumuna Başbakan Bülent Ecevit
dahil tüm üst düzey yetkilileriyle sert tepki gösterdi. KOB’un
açıklanması ardından Çankaya’da düzenlenen
“Kıbrıs” zirvesinden ise AB’ye sert ve net bir mesaj çıktı.
Zirvede KKTC lideri Rauf Denktaş’ın BM
nezdinde yapılan dolaylı görüşmelerden çekilmesi
kararlaştırıldı. |
|
2001 |
Avrupa Birliği
Komisyonu Başkanı Romano Prodi
Kıbrıs sorunu çözülmeden de Güney Kıbrıs’ın üyelik başvurusunun
değerlendirilebileceğini söyledi. Türk Dışişleri Bakanı
İsmail Cem Kıbrıs konusunda
işlerin olumlu gitmediğini açıkladı.
Ecevit ve Bahçeli
Kıbrıs’ta bedel ödemeye hazır olduklarını söylediler. Yıl sonunda
Rauf Denktaş’ın,
Glafkos Klerides’e mektupla
yaptığı görüşme teklifi sonucunda iki lider
4 Aralık’ta Lefkoşa’daki
‘Yeşil Hat’ta BM gözetiminde biraraya geldiler. Görüşme
sonunda BM Genel Sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi
Alvaro De Soto, liderlerin
2002 Ocak ayında yine Yeşil
Hat’ta biraraya geleceklerini ve müzakereleri sürdüreceklerini
açıkladı. |
|
16 Ocak 2002 |
Doğrudan
görüşmelere başlayan Denktaş
ve Klerides,
Ocak 2003’de 8 kez bir araya
geldi. |
|
15 Mayıs 2002 |
Doğrudan
görüşmelere ivme kazandırmak amacıyla Kıbrıs’a gelen BM Genel
Sekreteri Kofi Annan,
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve
Rum lider Klerides’le akşam
yemeği için bir araya geldi. |
|
11 Kasım 2002 |
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, “Annan
Planı” olarak tarihe geçecek olan barış planını taraflara
sundu. |
|
10 Aralık 2002 |
Kopenhag Zirvesi
öncesinde bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için Annan planında
bazı değişiklikler yapıldı. Revize edilen plan 2.Annan Planı
adını aldı. |
|
12-13 Aralık 2002 |
Kopenhag
Zirvesi’nde, Kıbrıs Rum yönetiminin tek yanlı müracaatı
üzerine, Kıbrıs’ın AB’ye üye olarak kabul edilmesi kararı alındı. |
|
5-14 Şubat 2003 |
Denktaş ve
Klerides 13 kez bir araya
geldi. (İki lider 16 Ocak 2002’de
başlayan yüz yüze görüşmeler kapsamında 71 kez Kıbrıs’ta bir araya
gelmiş oldu.) |
|
26 Şubat 2003 |
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, gözden
geçirilmiş planın 3. şeklini (3.Annan Planı) taraflara
sunmak üzere 26 Şubat’ta
Kıbrıs’a geldi. Aynı gün önce Papadopulos,
sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş
ile bir araya geldi ve taraflara yeni planı sundu.
Denktaş,
‘’Planda genelde değişen bir şey yok’’ açıklamasını yaptı.
|
|
27 Şubat 2003 |
Denktaş,
Klerides ve Papadopulos
ile ara bölgede bir araya geldi. Annan
liderlerden, 10 gün içinde kendisine yanıt vermesini istedi ve
yanıtlarını açıklaması için de 10 Mart’ta
Lahey’e davet etti. Aynı gün Lefkoşa İnönü Meydanı’nda yapılan
‘’Çözüm ve AB’ye hazırız’’ mitingine ABD Dışişleri Bakanlığı
Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston
da katıldı. |
|
28 Şubat 2003 |
Annan,
Denktaş ve Papadopulos
ile yeniden bir araya geldi ve adadan ayrılırken de
"yolun sonuna gelindi"
açıklamasını yaptı. Denktaş ise "Yolun
değil, görüşmelerin sonu olur" karşılığını verdi. |
|
10-11 Mart 2003 |
BM Genel
Sekreteri Annan’ın, Lahey’de
Denktaş ve
Papadopulos ile yaptığı
görüşmelerden bir sonuç çıkmadı.
Papadopulos, 13 Mart’ta,
Türk tarafının yüz yüze görüşme çağrısını reddetti. |
|
31 Mart 2003 |
Türkiye’nin
Kıbrıs’ta 5’li konferans yapılması önerisini, Rum yönetimi
reddettiğini açıkladı. |
|
2 Nisan 2003 |
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Kıbrıs Rum tarafına 6
maddeden oluşan güven artırıcı önerilerini sundu. Öneri, Kıbrıs’ın
her iki tarafına uygulanan her türlü kısıtlamaların karşılıklı
olarak kaldırılmasını, Maraş’ın yeniden iskana açılması için
Rumlara verilmesini, Türk tarafının Temmuz 2000 tarihinden
itibaren BM Barış Gücü’nün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı
tedbirlerin kaldırılmasını ve iki taraf arasında karşılıklı saygı,
hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıya bir Uzlaşı Komitesi
kurulmasını öngörüyordu. Denktaş,
Papadopulos’a, önerisiyle
birlikte, görüşme çağrısı yapan bir de mektup gönderdi.
3 Nisan’da
Papadopulos,
Denktaş’ın önerisini reddetti
ve ‘’Kendisiyle sadece BM çerçevesinde
görüşebilirim’’ yanıtını verdi.
Denktaş, 4 Nisan’da
Papadopulos’a ikinci bir
mektup göndererek görüşme çağrısını yineledi ve
‘’Önerilerimiz masada duruyor’’
dedi. |
|
5 Nisan 2003 |
Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
KKTC’yi ziyaret etti ve KKTC’nin 2 Nisan’da
Rum tarafına sunduğu önerileri desteklediğini belirtti. |
|
14 Nisan 2003 |
BM Güvenlik
Konseyi, Annan’ın Kıbrıs
raporunu oybirliğiyle onayladı. Raporda, çözüm çabalarının
sonuçsuz kalmasından Türk tarafı sorumlu tutuldu, KKTC rapora
tepki gösterdi. |
|
16 Nisan 2003 |
Avrupa Birliği
Atina zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi AB’ye giriş sözleşmesini
imzaladı. |
|
18 Nisan 2003 |
Yunanistan
Başbakanı Kostas Simitis, Rum
kesimini ziyaret etti ve Rum kesiminin AB’ye giriş sözleşmesini
imzalamasıyla ilgili olarak "Enosis’i
başardık" ifadesini kullandı. Simitis,
19 Nisan’da KKTC’deki
bazı muhalefet partilerinin yetkilileriyle Rum kesimindeki Yunan
Büyükelçiliği binasında görüştü. |
|
21 Nisan 2003 |
KKTC Bakanlar
Kurulu, yaptığı olağanüstü toplantıda, KKTC ile Rum kesimi
arasındaki geçişlerin serbest bırakılması
yönünde tarihi karar aldı. Rum Ulusal Konseyi,
22 Nisan’da toplandı ve
KKTC’nin serbest geçişlerle ilgili kararını tanımadığını, ancak
geçişleri engellemeyeceğini duyurdu. KKTC Bakanlar Kurulu’nun
21 Nisan’da aldığı karar,
22 Nisan’da Resmi Gazete
yayımlandı ve 23 Nisan sabahı
KKTC ile Rum kesimi arasında, belli kurallara bağlı olarak serbest
geçişler başladı. İlk günlerde, beklenenlerin aksine, sınır
kapılarına Kıbrıslı Türkler değil, Rumlar yığıldı. Rumlar, KKTC’ye
geçmek için saatlerce uzun kuyruklarda beklemeyi göze aldı. İlk
iki haftada, gün içinde KKTC’ye geçen Rumların sayısı 30 bine
kadar çıktı. KKTC Bakanlar Kurulu, 29
Nisan’da da Rumların KKTC’deki otellerde 3 gün
konaklamasına izin veren kararı aldı. Rumların yoğun şekilde
KKTC’ye geçmeleri ve buradaki otellerde konaklamaları, Rum
yetkilileri rahatsız etti. Rum milletvekilleri, KKTC’de eski
sahibi Rum olan otellerde konaklayan Rumlara para ve 2 yıl hapis
cezası verilmesi öngören yasa tasarısını Rum meclisine sundu. |
|
9 Mayıs 2003 |
Başbakan
R.Tayyip Erdoğan, KKTC’ye
yaptığı ziyarette, Ledra Palace Sınır Kapısı’nı da ziyaret ederek,
Yeşil Hat’a kadar gitti ve KKTC’ye giriş yapmak için bekleyen bazı
Rum ailelerle sohbet etti. |
|
17-18 Haziran
2003 |
Avrupa
Birliği’nin genişlemeden sorumlu üyesi
Günter Verheugen, Kıbrıs Rum kesimini ve KKTC’yi
ziyaret etti ve siyasi soruna bakılmaksızın Rum tarafının
Mayıs 2004’te AB’ye üye
olacağını söyledi. |
|
Haziran 2003 |
Türkiye,
Titina Loizudu isimli Rum
kadına tazminatını ödeme kararı aldı ve 2
Aralık’ta tazminatı ödedi. |
|
Temmuz 2003 |
KKTC’nin, Kıbrıs
sorununun temelini oluşturan mal-mülk sorununun takas ve
tazminatlar yoluyla halledilmesi amacıyla Türkiye ve Avrupa
Komisyonu’nun desteğiyle hazırladığı Takas ve Tazminat Yasası,
1 Temmuz’da yürürlüğe girdi.
Rum yönetimi, vatandaşlarının komisyona başvurularını engellemeye
çalıştı. |
|
14 Temmuz 2003 |
Rum meclisi,
16 Nisan’da imzalanan AB’ye
üyelik sözleşmesini onayladı. |
|
8 Ağustos 2003 |
Türkiye-KKTC
Ortaklık Konseyi toplantısı Girne’de yapıldı ve toplantının
sonunda, iki ülke arasında Gümrük Birliği
Anlaşması imzalandı. |
|
10 Eylül 2003 |
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu,
Rum kesimine yaptığı ziyaret sırasında, KKTC’deki sol görüşlü
partilerin yetkilileri ile Ledra Palas’ta bir araya geldi. |
|
15 Kasım 2003 |
Başbakan
Erdoğan, KKTC’nin 20. kuruluş
yıldönümü törenlerine katılmak için KKTC’yi ziyaret etti. Erdoğan,
törendeki konuşmasında, Kıbrıs Türk tarafının yaptığı açılımların
heba edilmemesi çağrısında bulunarak, Kıbrıs’ta çözümün yolunun
eşitlikten ve herkesin gerçekleri kabulünden geçtiğini
vurguladı. Başbakan Erdoğan, günübirlik ziyareti sırasında, siyasi
parti yetkilileriyle de Saray Otel’de ayrı ayrı görüştü. |
|
14 Aralık 2003 |
KKTC’de
milletvekili genel seçimleri yapıldı. Seçim sonucunda
Kıbrıs’ta siyasal dengeler değişti. Muhalefet Partisi olan
Mehmet Ali Talat
liderliğindeki CTP seçimden birinci parti olarak çıkarken,
Başbakan Derviş Eroğlu
liderliğindeki UBP ikinci sırada kaldı.
Serdar Denktaş’ın DP’si ise kilit parti haline geldi.
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’ne, Cumhuriyetçi Türk Partisi
(CTP) 19, Ulusal Birlik Partisi (UBP) 18, Demokrat Parti (DP) 7,
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 6 milletvekili gönderdi. |
|
24 Aralık 2003 |
Başbakan
R.Tayyip Erdoğan, Davos’ta BM
Genel Sekreteri Annan’a
Türkiye ve KKTC’nin müzakerelere başlamaya hazır olduğunu söyledi. |
|
Ocak 2004 |
KKTC’de
M.Ali Talat ve
Serdar Denktaş’ın anlaşması
sonucu CTP-DP koalisyon hükûmeti kuruldu. Seçimlerin
yapılmasından sonra yeni hükumetin kurulması ile Kıbrıs sorununun
çözümüne ilişkin diplomatik trafik hızlandı. |
|
23 Ocak 2004 |
Toplanan MGK’da
Annan Planı referans alınarak görüşmelere başlanması konusunda
görüş birliğine varıldı. |
|
28 Ocak 2004 |
ABD’de Başkan
Bush’la görüşen
Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta
çözüm için ABD’nin devreye girmesini istedi. |
|
10 Şubat 2004 |
Kıbrıs Rum
cumhurbaşkanı Papadopulos ile
Türk cumhurbaşkanı Denktaş,
Newyork’ta BM Genel Sekreteri Annan’ın
arabuluculuğu ile bir araya geldiler. Taraflar, müzakerelerin
ada’da sürdürülmesi konusunda anlaştılar. |
|
19 Şubat 2004 |
Lefkoşa
Havaalanında Türk ve Rum taraflar bir araya gelerek müzakerelere
başladılar. Müzakereler sürüyor… |
|
1 Mayıs 2004 |
"Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti"nin
AB’ye tam üye olarak onaylanacağı tarih. Bu tarihe kadar Türk ve
Rum tarafının Annan Planı’nı temelinde bir anlaşmaya varıp
anlaşmayı referanduma sunmaları gerekiyor. |
Denizce
