
İnternet üzerinde yer alan sanal alışveriş sitelerinin kullanım
oranındaki artışla ve geniş bant aralığındaki İnternet
bağlantılarının yaygınlaşmasıyla birlikte, masum kullanıcıları
hedef alan bilgisayar korsanlarının amaçlarına ulaşmak için
kullanabilecekleri olanaklar da arttı. Yapılan araştırma
sonuçları, 2005 yılında sanal kimlik hırsızlarının yalnızca
ABD’deki kurbanlarına maliyetinin yaklaşık 265 milyon dolar
olduğunu gösteriyor. Resmi verilere göreyse 2004 yılındaki
dolandırıldığını belirten tüketicilerin %53’ünün şikayeti
İnternet tabanlı işlemlerle ilgili. Yetkililer, sanal alemde
suç işlemenin, uyuşturucu kaçakçılığından daha kârlı bir
endüstri haline geldiği iddiasında. Tehlike bu kadar büyük
olunca, biz İnternet kullanıcılarına da tedbiri elden
bırakmamak düşüyor.
Kalabalık bir caddede ya da alışveriş merkezinde gezerken
cüzdanımızı çantamızın kolayca ulaşılabilecek bir bölümüne
koymanın gerçek dünyada başımıza gelebilecek bir yankesicilik
olasılığını artırdığı açık. Aynı şekilde son yıllarda yaşanan
teknolojik gelişmeler sayesinde artık bankacılık işlemlerimizi
ve alışverişlerimizi İnternet üzerinde yapabiliyor olmamız da,
sanal dünyada uğrayabileceğimiz yankesicilik ve dolandırıcılık
olaylarına karşı savunmasızlığımızı artırıyor. İnternet
kullanımının yaygınlığı konusundaki araştırma sonuçları bu
savunmasızlığımızın kökenlerini net biçimde açıklıyor: Geniş
bant aralığıyla İnternet’e sürekli bağlı kişilerin oranı 2004
yılının Ağustos ayında %51,4 iken, 2005 yılının Ağustos ayında
%61,3’e çıkmış. İnternet bankacılığını kullanan kişilerin sayısı
2002-2004 yılları arasında %47 artış göstermiş. İnternet
üzerinden yapılan sanal alışverişlerin büyüklüğüyse 2004 yılında
bir önceki yıla göre %26’lık bir artış göstererek 65 milyar
dolarla tepe noktasına ulaşmış. İnternet’e bağımlılığımız ve
parayla ilgili her türlü işlemlerimizi İnternet üzerinden
gerçekleştirme oranımız bu hızla arttıkça, savunmasızlığımızın
artması da kuşkusuz kaçılmaz oluyor. Geçtiğimiz yıl sanal alemde
boy gösteren kimlik hırsızlarının yalnızca Amerika’daki
kurbanlarının sayısının yaklaşık 10 milyon kişi olması da, bunun
temel bir göstergesi.
“Mış” Gibi Davranmak
Aslında birilerinin kimlik bilgilerini ele geçirerek o kişiymiş
gibi davranmak, tarihin çok eski dönemlerinden beri varolan bir
suç türü. Ancak günümüzün teknolojik gelişmeleri sayesinde bu
suç türü altın çağını yaşıyor. Bu tür dolandırıcılıkların en
zararlılarından biri “phishing” yöntemi. İsmini İngilizce’de
eskiden telefon sistemlerinden ücretsiz görüşme yapmak için
kullanılan bir aldatmaca sistemi anlamına gelen "phreaking" ve
balık avlama anlamına gelen "fishing" sözcüklerinin
birleşmesinden alan bu yöntemin temelinde biz masum İnternet
kullanıcılarını sahte e-postalar yoluyla kandırmak yatıyor.
Dolandırıcılar önce kurbanlarının hangi bankayla çalıştığını ya
da hangi sanal alışveriş sitesini kullandıklarını öğreniyorlar.
Ardından da bu bankadan ya da alışveriş sitesinden gönderilmiş
gibi görünen bir e-postayı kurbanlarına gönderiyorlar. Bu
e-postada yer alan bir bağlantıya tıklayarak sözü geçen İnternet
tabanlı uygulamalara giriş yapmak için kullandıkları kişisel
bilgilerini güncellemeleri gerektiği, aksi takdirde güvenlikle
ilgili sorun yaşayabilecekleri yazıyor. Gönderilen e-posta,
birebir ilgili kurumdan gönderilmiş izlenimi verecek şekilde
tasarlandığından çoğu kişi bunun sahte bir bildirim olduğunun
farkına varmıyor ve e-postada yer alan bağlantıya tıklayarak
gerekli güncellemeleri yapıyor. Bunu yapmasıyla birlikte de,
kendisine özel tüm kişisel ve finansal bilgileri
dolandırıcıların ellerine teslim etmiş oluyor. Çünkü e-postada
yer alan bağlantıya tıklayarak girdiği ve bu bilgi
güncellemelerini yaptığı web sitesi, aslında dolandırıcıların
kurbanlarının kullandığı İnternet bankacılığının ya da sanal
mağazanın sitesine birebir benzeyecek şekilde tasarladıkları
sahte bir site. .
|
 |
“Ben çok iyi bir bilgisayar kullanıcısıyım ve bu tür basit
numaraları asla yutmam!” diyorsanız, bir kez daha
düşünmenizi öneririz Çünkü bir Pazar araştırma şirketi olan
Gartner’ın verilerine göre 2004 yılının Mayıs ayıyla 2005
yılının Mayıs ayları arasındaki 12 aylık bir dönemin sonunda
yaklaşık 2,4 milyon Amerika’lı yetişkin “phishing”
yöntemiyle yapılan dolandırıcılıkların kurbanı olmuş. Bu
saldırıların bankalara, tüketicilere ve tüccarlara toplam
maliyetiyse 929 milyon dolar. Bir yandan İnternet
kullanıcılarının bilinç düzeyi artıyor olsa da bu tür
saldırıların sayısı da hızla çoğalmakta. Geçen yıl bu
yöntemi kullanarak dolandırıcılık yapanlar tarafından hedef
alınan bankaların ve e-ticaret sitelerinin sayısının iki
katından daha fazla artmış olması da bunun açık bir
göstergesi. |
Üstelik kullanıcılar herhangi bir tür yönteme karşı uyanıklık
düzeylerini artırdıkça, dolandırıcılar da boş durmayıp yeni
yöntemler geliştiriyorlar. “Pharming” olarak bilinen bir yöntem,
bankalara ve alışveriş sitelerine ait yasal siteleri barındıran
sunucuların korsanlar tarafından ele geçirilmesi ve daha sonra
bu sitelerin müşterilerinin birebir yasal örneklerine benzeyen
sahte sitelere yönlendirilmesi anlamına geliyor. Bu
dolandırıcılık türü “phishing” yönteminden daha tehlikeli. Çünkü
size gönderilen e-postada yer alan bağlantıya tıklamanızı ve
açılan site üzerinden kullanıcı bilgilerinizi değiştirmenizi
gerektiren “phishing” yönteminde olup bitenler, en azından
belli bir aşamaya kadar, sizin kontrolünüzde gerçekleşiyor.
Ancak “pharming” denen dolandırıcılık türünde her şey bütünüyle
sizin kontrolünüz dışında oluveriyor. Dolandırıcılar tarafından
gizlice bilgisayarınıza bırakılan ve bilgisayarınızın belli bir
bölümünde sürekli saklanan bir değişken, Truva Atı olarak
adlandırılan bir yazılım parçası kullanıyor. Bu yazılım parçası,
Web tarayıcınızda geçmişte girdiğiniz sitelere ait bilgilerin
saklandığı kaşenizle oynuyor ve o sırada ziyaret ettiğiniz
sitenin yeniden yükleniyormuş gibi görünmesini sağlıyor. Böylece
herhangi bir İnternet bankacılığı ya da e-ticaret sitesini
ziyaret etmeye çalışırken hiç haberiniz olmadan dolandırıcıların
hazırlamış oldukları sahte sitelere yönlendiriliyorsunuz ve bu
siteler üzerinden size ait tüm bilgiler hırsızların eline
ulaşıyor.
Kablosuz Bağlantılardan Zombi
Bilgisayarlara
Günümüzde iyice yaygınlaşmış olan kablosuz İnternet bağlantı
noktalarıysa, sanal kimlik hırsızları için yeni bir uygulama
ortamı. Saldırganlar önce pek çok kafede ya da lokantada bulunan
kamuya açık kablosuz ağlar üzerine yerleşiyorlar. Ardından bu
ağın üstüne bindirmek amacıyla yakınlarda kendilerine ait bir
kablosuz İnternet bağlantı noktası kuruyorlar. Saldırganların
kurduğu bu bağlantı noktalarına “kötü ikizi” anlamına gelen
“evil twin” bağlantı deniyor. Bu aşamadan sonra sıra kurbanların
bu ağa bağlanmaları için beklemeye geliyor. Kurbanlar sahte
İnternet ağını kullanırken, bu ağı kuran suçlular da kurbanların
hareketlerini izliyorlar ve bu kişilere ait tüm bilgileri ele
geçiriyorlar.
Sanal alemdeki dolandırıcılıklar içinde en ürpertici
olanlarından biriyse, evinizde kullandığınız kişisel
bilgisayarınızın hiç tanımadığınız bir yabancıya karşı yapılacak
bir saldırıda görevlendirilmek amacıyla seçilmiş olabileceği.
Çoğu sahte web sitesi, sanal dolandırıcıların korsanlıkla ele
geçirdikleri ev bilgisayarlarına kurulmuş Web sunucularında
barındırılıyor. Bu şekilde ele geçirilen bilgisayarlara zombi
bilgisayar adı veriliyor. Bu zombi bilgisayarlara dışarıdaki bir
kişi tarafından kontrol edilmeye olanak veren uzaktan erişilir
bir Truva Atı yazılım parçası bulaştırılmış oluyor. Bu
makinelerden binlercesine aynı anda ulaşabilen sanal
dolandırıcılar, bu bilgisayarları sahte e-postalar göndermek ya
da sahte Web sitelerini barındırmak için kullanıyorlar. Kısaca
“bot ağlar” olarak adlandırılan bu robot ağları suçlulara bir
yandan bir çok makineyi aynı anda kontrol edebilme olanağını
verirken, bir yandan da kendilerini bütünüyle bir isimsizlik
katmanı altında gizlemelerini sağlıyor.

Üstelik bu yöntemde suçluların girişimlerini kazançlı bir iş
haline getirmeleri için yığınlarca kurbana gereksinimleri yok.
Çoğu zaman birkaç kurban bile onlar için yeterli olabiliyor. Bu
duruma en iyi örneklerden biri Ekim ayında her ikisi de Las
Vegas’ta yaşayan 28 yaşındaki Westley Kostelec’in ve 29
yaşındaki Ted Stewart’ın durumu. Sahte e-postalar göndermek ve
U.S Bank’ın görünümündeki sahte siteleri barındırmak amacıyla ev
bilgisayarlarını ele geçirmeleri nedeniyle bilgisayar
dolandırıcılığından suçlu bulunan bu iki siber soyguncu,
yalnızca 10 kurbanı ağlarına düşürerek kabaca 300.000 e-posta
göndermişler ve bu kurbanları aracılığıyla çaldıkları hesap
bilgilerini kullanarak kendi hesaplarına 55.000 dolardan fazla
para aktarmışlar.
Günümüzün dijital baş belalarının bir diğer türüyse, gizlice
sizi izlemekle görevlendirilen tuşa basmaları kaydedici
(keystroke-logging) yazılımlar. Kendini İnternet ağları boyunca
kopyalayan kötü niyetli bir saldırı amaçlı yazılımın bir parçası
olarak bilgisayarınızın üzerine yerleştirilen bu yazılımlar,
kurbanların bilgisayarında yazdığı her şeyi kaydetmek ve
saldırganlara aktarmak için kullanılıyor. Kaydedilen bu bilgiler
bilgisayarda bir metin dosyası üzerinde saklanıyor ve sanal
dolandırıcı tarafından oluşturulmuş ücretsiz ve isimsiz bir
e-posta hesabına gönderiliyor. Sanal dolandırıcı da kendi
e-posta hesabına gönderilen bu dosyaları sürekli inceleyerek
kredi kartı numaralarını ve parolaları ele geçiriyor.
Nasıl Korunacağız?
İnternet üzerinden yapılan dolandırıcılıklar kendilerini sürekli
geliştiriyor olduklarından, biz İnternet kullanıcılarının da her
geçen gün daha dikkatli ve temkinli davranmamız gerekiyor.
Kendimizi korumak için yapmamız gerekenlerin belli başlılarının
bir listesi aşağıda yer alıyor. Bu listeyi uygulayıp hepimizin
uygulaması, kendimizi korumamız için temel anahtar olabilir.
Bilgisayarınızı Temiz Tutun
Bilgisayarınızdaki koruma ve virüs tarama yazılımlarını sürekli
güncelleyin. Bilgisayarınızda düzenli olarak virüs taraması
yapın.
Bir Engel Oluşturun
Windows işletim sisteminin içinde bulunan koruma duvarının
aktifleştirildiğinden emin olun. Hatta en iyisi bir koruma
duvarı yazılımı ya da kendi içinde koruma duvarı özelliği
bulunduran bir yönlendirici satın alın.
Kandırılmayın
Sizden kişisel ya da finansal bilgilerinizi isteyen tüm
e-postalara karşı temkinli olun. Çünkü bankalar ve sanal
mağazalar müşterilerine asla hesap bilgilerini güncellemelerini
isteyen mesajlar göndermezler. Size ulaşan bir e-postanın
doğruluğundan kuşku duyarsanız, hemen bu mesajı gönderdiği
belirtilen şirketi arayın.
Herhangi Bir Şeye Tıklamadan Önce Düşünün
E-posta tabanlı pek çok virüsün kendisini bilgisayarınıza
kurması için tek bir tıklama yeterlidir. Ayrıca bir e-posta
giriş yapmanız için belli bilgileri girmenizi gerektiren bir Web
sitesini otomatik olarak açıyorsa mutlaka açılan bu pencereyi
kapatıp o şirketin web sitesine URL adresini yazarak yeniden
girmeyi deneyin.
Kendi Kendinize Kontroller Yapın
Banka hesabınızdaki ve kredi kartınızdaki hesap hareketlerini
dikkatlice inceleyin. Soyguncular fark edilmelerini engellemek
amacıyla sürekli olarak küçük miktarlarda aktarımlar
yapacaklardır.
Kağıt İzlerinizden Kurtulun
Kullanmadığınız kredi kartlarınızı ve kredi bilgilerinizi içeren
kağıt halindeki bildirimlerinizi mutlaka yok edin.
Çabucak Harekete Geçin
Kimlik bilgilerinizin çalındığını fark eder etmez hemen ilgili
kurumu ve ülkenizdeki yetkili birimleri arayın.
Eller Yukarı, Polis!
Sanal alemdeki dolandırıcılık suçlarının işlenme yöntemlerinin
farklı olması, bu dünyadaki suçluları ele geçirmek için gereken
yöntemleri de farklılaştırıyor. Sanal dolandırıcıları ele
geçirmek isteyen yetkililerin, yapacakları baskınları saniye
düzeyinde hassasiyetle ayarlamaları gerekiyor. Bu tür suçlarda
“Eller yukarı, polis!” demek pek olası değil, çünkü yetkililer
bunu diyene kadar suçlular klavyeleriyle birlikte çoktan kaçmış
oluyorlar. Bu nedenle Kanada, Brezilya, Polonya, İsveç ve bir
çok diğer ülkenin resmi yetkilileriyle birlikte çalışarak
aylardır ShadowCrew isimli sanal suç sendikasını araştıran gizli
servis ajanları siber gangsterlere arkadaşlarını uyarmak ya da
suç unsuru taşıyacak kanıt niteliğindeki verileri
bilgisayarlarından silmek için zaman vermemek için çok hızlı
davranıyorlar. Bu sanal suç sendikasının web sitesi www.
shadowcrew.com (şu anda kapatılmış durumda) sanal kimlik
hırsızlığına yönelik bir tür sanal alışveriş sitesi gibi iş
görüyor.
 |
Siber dolandırıcılar bu site üzerinden dünyanın her
yerindeki kişilere ait kredi kartlarını, sosyal güvenlik
numaralarını, vatandaşlık numaralarını ve anne kızlık
soyadlarını kullanılmış araba parçaları gibi alıp
satabiliyorlar. Son iki yıl içinde yaklaşık 4000 ShadowCrew
üyesi, diğer insanların yaşamlarına ait 18 milyon e-posta
hesabından ve buna bağlı kişisel ve finansal bilgilerden
oluşan iki terabaytlık bilgi toplamışlar.
|
2004 yılının Ekim ayında düzenlenmiş baskınlarda tüm dünya
genelinde bu sendikanın üyesi olan 28 şüpheli yakalanmış.
Yetkililer baskın yaptıklarında, bu şüphelilerin çoğu
klavyelerinin başında oturuyormuş. ABD uyruklu sanıkların altı
tanesi 2005 yılının Kasım ayında kredi kartı ve banka
hesaplarıyla ilgili yaptıkları dolandırıcılıklar konusunda
suçlarını kabul etmişler. Bu ekibin verdiği zararın büyüklüğünü
tam olarak belirlemek güç olsa da, yetkililere göre yüzlerce
milyon dolar büyüklüğünde.
Neyse ki bir yandan teknolojiyle birlikte sanal dünyadaki suçlar
gelişirken, tüm ülkelerdeki resmi kurumlar da bu konuyla ilgili
yasal düzenlemeleri oluşturmak için çabalarını artırmakta.
ABD’deki pek çok eyalet özel kişisel bilgilerin ve vatandaşlık
numarası gibi bilgilerin belli resmi belgelerde, sürücü
ehliyetlerinde ve benzer diğer resmi evraklarda tanımlayıcı
olarak kullanılmasını kısıtlamak için gerekli çalışmalara
başlamış durumda. Yasa düzenleyiciler ayrıca, İnternet üzerinden
para transferi yapan her türlü kurumun veritabanlarını,
korsanlarca bilgileri ele geçirilen müşterilerini haberdar
edecek şekilde kurmalarını sağlamaya çalışıyorlar. Bankalar ve
kredi kartı şirketleriyse, teknolojik altyapılarının kurulum
aşamasından başlayarak, daha gelişkin koruma teknolojileri
kullanmaya özen gösteriyorlar. Ama yine de bütünüyle güvenli bir
İnternet ortamı olması için daha gidilecek uzun bir yol var.
Bankaların ve e-ticaret sitelerinin kullanıcılarından aldıkları
sorgulama bilgilerini ve korumaya yönelik teknolojik
yatırımlarını artırmaları, devletlerin bu konuyla ilgili yasal
düzenlemelere önem vermesi de kuşkusuz tek başına yeterli değil.
Tüm dünya genelindeki İnternet kullanıcılarının da daha bilinçli
olması ve temkinli davranması, bu tür dolandırıcılıkların
sonuçsuz kalmasını sağlayacak en önemli etmenlerden biri.
Türkiye’de Durum
Türkiye’de de son yıllarda özellikle İnternet bankacılığı
uygulamalarının kullanımının yaygınlaşmasıyla, İnternet
üzerinden yapılan dolandırıcılıklar da gündeme gelmiş durumda.
2005 yılının Mayıs ayında bir bankanın İnternet sitesi üzerinden
yapılan yaklaşık 74.000 YTL’lik soygun, gündeme bomba gibi
düşmüştü. Bankanın asıl web adresine benzeyen bir sahte adrese,
bankanın web sayfasının birebir kopyasını yerleştiren siber
soyguncular, bu yolla çoğu kişinin kullanıcı bilgilerini ele
geçirmişlerdi. Bu olayda mağdur olan kişilerin en büyük
şikayetiyse, TC kanunlarının İnternet üzerinden işlenen bu tür
suçlarla mücadelede son derece yetersiz olması. Mağdurların çoğu
davalarının bir türlü sonuçlanmamasından, sonuçlanan davaların
da mağduriyetlerini giderememiş olmasından ve temyize gitmek
durumunda kalmış olmalarından ötürü hala kayıplarını
giderebilmiş durumda değiller.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Nisan-2006