Denizce
    
e-mail
 
denizce@denizce.com
 

  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
İstanbul'da İlkbahar
Karaca
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kelebek
Kış Güneşi
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mağaracılık
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Sedir A.ve Gemicilik
Suya Aşık Kuşlar
Türkiye Doğası
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Kış Güneşi

Akgün Akova    

 

Kış tüm soğukluğunu hissettirmeye başladığında; geri dönme değil yola çıkma zamanı gelmiştir, Türkiye'yi kış güneşi altında sevenler için.

 

“ Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
Düşmanlarımız dışında
Düşmanlarımız çünkü
Sevgiyi yok ettikleri için
Düşmanımız oldular…”

diyordu şiirinde Ataol Behramoğlu. Yıllar önceydi, kar büyük kentlere de 'kar gibi' yağıyordu. Şimdilerde trafiği felç edecek diye korkulan kar, o zamanlar bir sevinçti. Artık kar eskisi gibi yağmıyor kentlere…

Oysa, kar yağdığında Edirne'de Selimiye Camii'nin kubbelerine konan güvercinler yukarıdan, yem satan yaşlı adamın gelip gelmediğine merakla bakarlar. Istrancalar’da dağ yolları kapatır. Ağrı Dağı'nın aşağısında, Doğubeyazıt'ın üzerindeki sis, kentin ortasından geçen dev kamyonları engellemeye çalışır. Kar, lastiklerdeki zincir şakırtılarını dinler. Amasra'da Büyük Liman'da üşümemek için elleri ceplerinde, balıkçı takkeleri başlarında yürüyenler birden kanat sesleriyle irkilirler. Göç yolunda soğuğun ve yoğun karın durdurduğu yaban kuğuları beyaz gemiler gibi sığınacak bir yer aramaktadırlar.

 

Buğulanan Camlar

Kış, vahşi hayvanlar için aç kalmakla karnını doyurmak arasında kalan ince çizgidir. Karın metrelerce yükseldiği günlerde Safranbolu'da orman koruma memurları, içleri yem dolu çuvalları Sırçalı Kanyon'a taşımaya uğraşırlar. Ilgaz-Kastamonu yolunu açmaya çalışan karayolu görevlileri bıyıklarından aşağı sarkan küçücük buzdan kılıçları ellerinin tersiyle silerler. Amasya'da, buğulanan camları hohlayarak silen çocuklar, buz tutmuş yolda kayarak ve  düşenleri seyrederek eğlenirler. Kar kimi zaman gündüzü siler, kimi zaman da mavi bir ay ışığı armağan eder gecelere; işte o zaman karın yansımasıyla aydınlanan yeryüzü şiirsel bir görüntüye bürünür.

Uludağ, Kartalkaya, Palandöken, Ilgaz haftasonunu kayaklarının üzerinde geçirmek isteyen kentlilerle dolup taşar. Abant yolunda sucuk ekmek yapanların gezici arabalarından yayılan koku geçenleri durdurur. Tokat'ın Nebiler Köyü'nde genç kızlar, oyuncak bebeklere rengârenk giysiler dikerken, arada askerdeki sevgililerinin gönderdiği mektubu iç ceplerinden çıkarıp, yanakları kızararak okurlar.

 

Dumanlar Konuşur

Düzce'de, İkizdere'de ya da İspir'de kış gecelerinde hangi evin kapısından içeri süzülürseniz süzülün, korkarsınız! Sobanın üzerinde patlayan mısırlardır sizi bu duruma düşüren. Bahçesaray'ın Van'la bağlantısı kar yüzünden kesildiğinde, askerî helikopterler kasabaya yiyecek taşır. Helikopterler inerken bile, kahvede çekişmeli bir satranç oyunu sürüyorsa kolay kolay kimse kalkmaz yerinden.

Kışın herkes susar, bacalardan çıkan dumanlar konuşur.

Sinop'taki deniz feneri bekçisi, gündüz olmasına karşın bastıran tipi yüzünden göz gözü görmezken fenerin ışığını yakar; sonra gider kuşburnu çayını demler. Evlerdeki küçük atölyelerde, süs gemilerinin parçaları boyanır. Büyük balıkçı tekneleri ise, hamsi avı için sabırsızlanırlar.

Gezginlerin ve fotoğrafçıların kışın hız kesip içlerine kapandıkları doğruysa da; yılmayanlar ve soğuğun dişlerinden çekinmeyenler, çok az insanın görebileceği kareler yakalarlar. Özellikle Mudurnu, Pınarbaşı, Küre gibi ormanın ve ağacın taçlandırdığı yerlerde koyu kahverengi ahşap evlerin dokusu karla birlikte çarpıcı kontrastlar oluşturur. Hele bir de tam o anda evlerin arasından rengârenk giysileriyle kızlar geçer ya da güvercinler havalanırsa…

 

Gerçek Gezginler Güneye Kışın İner

Akdeniz kıyıları, yazın insan akınına uğrar. Denizin mavisine âşık on binlerce kişi, güneşin altında yanan kentlere koşar. Ama gerçek gezginler, Akdeniz kıyılarını gezmek için kış aylarını beklerler. Çünkü insanın beynini pişiren güneş çekilmiş, gökyüzünde yumuşacık bir ışıkla tenleri okşayan bir güneş belirmiştir. Gürültü, trafik ve yemek kuyrukları yok olmuş, sakin Akdeniz kentleri ortaya çıkmıştır. Bu mevsimde, Kaş'tan denize doğru baktığınızda gri renkli hortumlar görebilir; bir yağmur sonrası Demre'den yukarı doğru tırmanırken yan yana duran iki gökkuşağına rastlayabilirsiniz. Kekova'da gezi teknelerinin korkusundan uzak, rahatça suyun tadını çıkaran uçan balıklar, kayığınızın pırpırıyla yanınızdan geçerler. Gece yolculuk yapıyorsanız, farlarınız Kumluca yolunda karşıdan karşıya geçen tilkileri aydınlatır. Toroslar'ın üzerine beyaz bir şapka gibi konan kar, çam ağaçlarından oluşan bir çerçeve ile bezenir. Kısacası bir aşk kırgınlığının yükünü atmak isteyenler de, sessizliğin alfabesini öğrenmek isteyenler de, tarihin sayfalarında birer nokta olarak duran sayısız antik kenti görmek isteyenler de Akdeniz kıyılarına kışın inerler.

 

Marinadaki yatları görünce bu kez Hesiodos'un MÖ 7. yüzyıldan gelen sözlerini anımsarsınız: “Kış gelip de rüzgârlar her yönden esmeye başlayınca, suları şarap rengine dönmüş denize çıkacağına, toprağı işle. Tekneyi kıyıya çek, etrafını taşla çevir… Dip tapasını çıkar ki, Zeus'un yağmurları hiçbir şeyi çürütmesin. Bütün donanımını evinde bir köşeye yerleştir, yelkenleri dikkatle dür, dümeni ocağın bir köşesine as ve deniz mevsiminin gelmesini bekle.”

 

İstanbul'da Kar Halleri

Yine de kar, İstanbul'a az da olsa uğrar. Kışın Kuzguncuk'taki Fethi Paşa Korusu beyaza keser. Ağaçlar kar yüküyle eğilirler. Semt, adını aldığı evliya Kuzgun Baba'nın aksakallarının rengine bürünmüştür. Denize yakın sokaklarda, kapıları bir taç gibi saran sarmaşıkların yaprakları da kar kristallerini konuk eder. Kadıköy-Bostancı sahil yolundaki reklam panoları da rüzgârla savrulan karla örtünmeye başlar. Karşı yakada, Eyüp'te kışın soğuğu ile ölümün soğuğu birbirine karışır. Mezarların arasından geçip Piyer Loti Kahvesi'ne vardığınızda Haliç'in gri havası aşağıda kalır. Önce, vefatına dek her yılbaşı sabahı buraya gelen Onat Kutlar'ın dizelerini mırıldanır, sonra kahvenizi içer ve Sütlüce'ye yollanırsınız. Miniatürk'teki küçük yapıların kar altındaki halini merak ettiğiniz için…

 

 

Sıcacık Evinizin Dışında Olanlar…

Bütün bu yeryüzü hallerine karşın, hâlâ karlı günleri sıcak bir odada geçirmek gibi bir niyetiniz varsa, bu yazı derdini anlatamamış demektir. Ama yine de bilin ki, siz bu satırları okurken yazarı dizlerine kadar kara batmış, tripodunu tutan elleri dikkatli, karşı tepelerde görünen bir yabandomuzu sürüsünün fotoğrafını çekmek için deklanşöre basmak üzeredir. Basarsa, elbet bir gün o fotoğrafı da göreceksiniz demektir, yok basamazsa bir fotoğraf uğruna donup kalmıştır (!)

Yazı-Foto: Akgün Akova     

   Kaynakça:
   SkyLife
- Aralık 2007

 

Akgün Akova'ya teşekkürlerimizle

Denizce

12.12.2007