|
“Dağ
tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol;
Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol, bir yola neşe ver;
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol;
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Cadde olamazsan patika ol;
Güneş olamazsan yıldız ol;
Kazanmak veya kaybetmek ölçü ile değil;
Sen her neysen, onun en iyisi ol.”
Douglas Malloch
'Eğer
sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı,
Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi
süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes, durup
“Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyormuş” desin.'
Martin Luther King
Sen Ne Hakla Benim
Yarım Saatimi Yersin?
Edison, bir icad peşinde, yirmi saat çalıştığı günlerin birinde uykuya
mağlup olur. Yardımcısına kendisini yarım saat sonra uyandırmasını
tembih ederek çalıştığı sedire uzanır. Fakat yardımcısı yarım saat
sonra öyle derin ve tatlı bir uyku içinde bulur ki Edison’u,
uyandırmaya kıyamaz. Bir yarım saat daha bekler ve öyle uyandırır.
Edison, uyanır uyanmaz ilk işi saati sormak olur. Durumu öğrenince de
çok sevdiği asistanını şiddetle azarlar: “Sen ne hakla benim yarım
saatimi yersin?”
Acaba Eksikliğim Nedir?
Colgate firması hesabına sabun satan bir pazarlamacı, hiç
cesaretsizliğe düşmeden sabun satmakta başarılı olamadığı bir işyerine
gider ve daha önce görüştüğü yetkiliye şöyle dermiş: “Size tekrar
sabun satmaya gelmedim. Geçen defa niçin size sabun satamadım, merak
ediyorum. Acaba eksikliğim nedir? Sizinle konuşurken nerede hata
yaptım? Lütfen beni tenkit edip, gerçekleri açıkça söyleyiniz?”
Eksiklerini öğrenerek kendini geliştiren bu adam bugün
Colgate-Palmolive-Peet Sabun Şirketi’nin tepe yöneticisidir.
Ayakkabılarda Kullanılan Cırtlı Bantlar Nasıl
İcad Edildi?
Fırsatları değerlendirme konusunda en ilginç örneklerden biri de
George De Mestral’dir. Adından çok fazla insan haberdar değildir ama
hepimiz onun bulduğu ürünü biliriz. Mestral, birgün köpeğiyle birlikte
dışarıda yürüyorken, hayvanın kürküne bazı otların yapışmış olduğunu
gördü. Aslında o hepimizin hayatımız boyunca karşılaştığı ve
yanımızdan geçip gitmesine izin verdiği fırsatlardan biriyle
karşılaşmıştı. İki seçeneği vardı. Tüylerin o kısmını kesip atarak
köpeğe söylenmek ve aynı şeyi bir daha yapmamasını ummak. Ya da
tüyleri inceleyip kürke yapışma konusunda nasıl etkili olduğunu
görmek!.. George ikinci yolu seçti. Otları mikroskop altında inceledi
ve velcroyu (ayakkabılarda kullanılan cırtlı bantları) icad etti.
Beynini Yönet
Başına istenmeyen bir hadise geldiğinde kendine doğru soruları, doğru
şekilde sor. Beyin, düşünme faaliyetini gerçekleştirirken iki işlem
yapar; soru sorar, cevabını arar ve bulur. Sorulan soru düşünce
akışının yönünü ve düşüncenin kalitesini belirler. İflas etmiş bir
kişi: “Allahım neden ben? Bu cezayı hak etmek için ne kötülük yaptım?”
diye sitemli, negatif bir soru sorarsa beyninin bulacağı cevap,
üzüntüsünü daha da artıracaktır. Oysa aynı kişi kendine: “Tekrar
sıfırdan başlayarak daha önce başardıklarımdan daha fazlasını başarmak
kaç yılımı alır?”, “Tüm bunlardan ne öğrenebilirim?”, “Bir daha böyle
bir durumla karşılaşmamak için nelere dikkat etmeliyim?” diye pozitif,
geliştirici sorular sorarsa, aldığı cevaplar da kendisini geliştirici,
motive edici olacaktır.
Beyin, ilk önce
hedefi üzerine odaklanır. Hedefi amaçlar ve ilk girişiminde bulunur,
ilk noktada durur; merkezin dışında, hedeften uzakta. Bu durum
alışılmış bir biçimde “yanılgı”, “hata” ya da “başarısızlık” olarak
değerlendirilecektir. Aslında, beyin hedefine doğru ilerleme
kaydetmiştir. Çünkü şu anda başlangıç aşamasında sahip olduğu
verilerin yanı sıra yeni bilgilere de sahiptir. İkinci, üçüncü,
dördüncü girişimlerde de benzer hata ve başarısızlıklar görülür. Beyin
bunları hata yerine öğrenime eklenen veriler olarak görür; bunlar,
öğrenme sürecinin bütünleyici parçalarıdır. Dövüş sporcuları, bunu
“kaybederken yapılan yatırım” olarak adlandırırlar. Bu yatırımlar,
öğrenmemizin hızlanmasını sağlar.
Bir Şey En İyi Şekilde Nasıl Yapılabilir?
Ünlü orkestra şefi Artura Toscanini’nin 80. doğum gününde, oğlu
Walter’e babasının en önemli işinin, en büyük başarısının ne olduğu
sorulmuştu. Walter şu cevabı verdi: “Babam açısından böyle bir şey
düşünülemez. Çünkü herhangi bir anda, ne iş yapıyorsa, o iş babamın
hayatının en büyük işidir, ister bir orkestra yönetsin, isterse bir
portakal soymuş olsun, yaptığı her şeye o, son derece önem verir ve
özenle yapardı.”
Azmin Zaferi
Grek hatip Demosthenes kekemeydi! İlk defa halk önünde bir konuşma
yapmaya çıktığında herkes kahkahadan kırılmıştı. Ancak onun parlak bir
konuşmacı olmak gibi bir hayali vardı. Bu hayalin peşini bırakmadı ve
potansiyelini ortaya çıkarmaya çalıştı. Demosthenes’in ağzını çakıl
taşıyla doldurduğu ve deniz kıyısına vuran dalgaların gürültüsünü
bastırmaya çalışarak konuşma pratikleri yaptığı söylenir. Onun
ısrarları meyvesini verdi ve hayalini gerçekleştirdi. Sonunda antik
dünyanın en büyük hatibi oldu.
Mutlaka Hedefin
Olsun
Yale Üniversitesi mezunları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre,
mezunlarla görüşülmüş ve onlardan açık ve belirli hedeflere sahiplerse
bunlara nasıl ulaşacaklarına ilişkin planlarını yazmaları istenmiştir.
Mezunlardan sadece %3’ünün böyle yazılı amaçlara sahip olduğu
görülmüştür. Yirmi yıl sonra, yani 1973’te araştırmacılar 1953’te
görüşme yaptıkları kişilere tekrar gitmişler, diğer konular bir
tarafa, daha önce yazılı amaçlara sahip olan %3’lük kesimin finansal
açıdan; geri kalan%97’nin toplamından daha iyi durumda olduklarını
görmüşlerdir.Bu sadece kişilerin finansal gelişmelerini
göstermektedir. Araştırmacılar, ölçümü zor olan; mutluluk, neşeli,
huzurlu olma gibi sübjektif durumlarda da %3’lük kesimin diğerlerinden
çok daha iyi olduklarını belirlemişlerdir.
Fiziksel Düşünce
Güzel düşünceler taşımak anlamına gelen mutluluk, beyinde biyokimyevi
değişiklikler yapmaktadır. Bu değişiklikler vücut üzerinde çok önemli
etkilere neden olur. Aynı şekilde üzüntü ve stres de bedenimizde
değişikliklere neden olur. Ancak bu değişiklikler fizyoloji üzerinde
çok zararlı olmakta, vücudun doğal savunma sistemini “immun system”
çökertmektedir. Doğal savunma sistemi çökmüş bir organizmada da,
kanser hücreleri süratle büyüme şansı elde ederler.
Düşüncelerimizle
beynimizi kontrol edebiliriz. Düşünmek, beyin kimyasını çalıştırmak
demektir. Kızgın ve düşmanca düşünceler kalp atışlarını hızlandırır ve
kan basıncını artırır. Aynı şekilde kaygılı düşünceler de kalbi
hızlandırarak kan basıncını yükseltir. Ellerin titremesine, mide
düğümlenmesine ve dil tutulmasına neden olur. Demek ki düşünce kendini
fiziksel olarak ortaya koymaktadır.
Duadaki Sır
Birçok ilim adamı duanın tabiatüstü bir faktör tarafından cevaplandığı
düşüncesi üzerinde birçok tartışma ve araştırma gerçekleştirdi.
Bunlardan biri de San Fransisko Hastanesi kalp uzmanı Randolph Byrd’ın
393 kişi üzerinde yaptığı çalışmalardır. Byrd, hastaların yarısını;
dindar kişiler tarafından rahatsızlıkları için dua edilmek üzere
rastgele ayırdı. Diğer kısmına ise dua edilmedi. Doktor, Plasebo
tesirini ayırt edebilmek için tecrübenin sebebini ve hangi gruba dahil
olduklarını hastalara bildirmedi. Byrd, çalışmanın sonunda, kendileri
için dua edilmeyen grubun diğer gruba oranla beş kat daha fazla
antibiyotiğe muhtaç olduklarını ve üç kat daha fazla komplikasyon
(bozukluk) geliştirdiklerini ortaya çıkardı.
()Plasebo: İlaç etkisi olmayan, deneylerde, gerçek ilaçla
karşılaştırılıp denenen ilacın etkilerini değerlendirmede kullanılan
ilaç taklidi maddedir.
Erken Kalkmak
Vücudunun biyolojik
saatine uygun hareket et!
Uyku peryodunu
tabiatın fıtri ahengine göre ayarla.
IOWA
Üniversitesi’ndeki bilim adamları, yaptıkları araştırmalarda, erken
kalkanların, geç kalkanlara göre daha keyifli olduklarını tespit
ettiler.
Ayrıca vücut ısısı ve
dikkat ölçümlerine göre bir grup insanın uyku peryotlarını inceleyen
bilim adamları, erken kalkanların bütün vücut faaliyetlerinin yaklaşık
iki saat önce devreye girdiğini tespit ettiler.
Bunun da onların
yaşayışlarına müsbet tesir ederek, erkencilerin daha mutlu ve keyifli
olmasını sağladığını gözlemlediler.
Duygularınızı Kontrol Altında Tutun
“Heyecan ve
Duygularınızı kontrol altında tutmalısınız. Örneğin, kızdığınız zaman
tansiyonunuz altı derece artar. Bunun kalbiniz üzerindeki zararlı
baskısını bir düşünün. Bir kimseyi hatasından dolayı suçladığınız
zaman da o insanın kalbi üzerinde büyük bir baskı yapmış olursunuz.
Bir problem yüzünden sinirlenir veya kızmaya başlarsanız hemen bu
problemi kafanızdan atıp gevşemeye bakın. Bu sayede iç
huzursuzluğunuzu ortadan kaldırırsınız. Kalbimiz, duygularını kontrol
edebilen, neşeli ve huzurlu insanlardan hoşlanır.”
Dr. Charles Miner Cooper
Pozitif Enerji
Eğer pozitif enerji almak istiyorsanız, beş-altı metre yakınında başka
ağaç almayan bir çam ağacının gövdesine, avuçlarınız açık biçimde
yaklaşın. Beyninizi pozitif enerji alacağınız konusunda yönlendirin.
Gözlerinizi kapayıp, ağaçla bir bütün olduğunuzu hissedin. Elinizde
bir sıcaklık duyacaksınız. Bedeniniz ağaçtaki enerjiyi çekecek,
olumsuz elektriğiniz ise toprağa geçecektir.
Hayvanlar pozitif
enerjiyi çeker. Evinize bir kedi götürün ve hayvanı takibe alın. Onun
devamlı durduğu yer pozitif enerjinin en yoğun olduğu yerdir.
Yatağınızı oraya yerleştirin.
Bilgisayarla
çalışıyorsanız, yarım saatte bir soğuk su ile gözlerinizi yıkayın ve
çalıştığınız ortamda, bilgisayarınızı üçgen oluşturacak şekilde
yerleştirmeyin
Sevinç Kerimova (Biyoenerji Uzmanı)
Stres Yapmayın
Stresli insanlar sakin insanlara nazaran iki kat daha fazla gribe
yakalanmakta ve agresif insanların hayatlarında astım, ülser ve kalp
rahatsızlıklarına yakalanma riski üç kat daha fazladır. Ayrıca
depresyon kansere zemin hazırlamaktadır. Göğüs kanserine yakalanan
kadınların savunma sistemlerinde doktorlar çok az miktarda antikor
bulmuşlardır. Uyluk kemiği başı (femur) kırılan yaşlı insanlar,
neşeleri yerinde ise üç kat daha fazla iyileşme imkanına sahipler.
Ayrıca hisleriyle dürüst yaşamayı bilenler de iyileşme oranını
artırmaktadır. Korkuya kapıldıkları anları kabul etmeyen insanlar daha
fazla kan dolaşımı rahatsızlıklarına yakalanmaktadırlar.
Hastalıklarını kabul edip problemleri hakkında konuşan kanser
hastaları da, hastalığını itiraf etmeyen ve sorunları hakkında
konuşmayanlara nazaran daha çabuk iyileşmektedirler
Psikolog Daniel Goleman
Meyve Ne Zaman Yenilmeli?
Unutma! En mükemmel yiyeceklerin başında meyve gelir. Çünkü meyve,
vücuda en çok yararı olan ve sindirim için en az enerji gerektiren bir
yiyecek türüdür. Beyin sadece glikoz ile çalışır. Meyvelerde bulunan
meyve şekeri glikoza dönüşür ve bir çoğu da yüzde 90-95 su ihtiva
eder. Bu da meyvelerin aynı zamanda hem beslenme, hem de temizleme
görevi yaptığını gösterir.
Meyve nimetinden
gerekli faydayı sağlamak için nasıl yenmesi gerektiğini öğren. Buna
göre, meyve daima aç karınla yenmelidir. Çünkü meyvelerin çok büyük
bir kısmı ince bağırsakta sindirilir. Meyve yendikten birkaç dakika
sonra ince bağırsaklara geçer ve şekerini orada bırakır. Fakat midede
et, patates, nişasta gibi şeyler var ise, yani meyve yemekten sonra
yenir ise, meyveler midede kalır ve mayalanmaya başlayarak rahatsızlık
verir.
Olumlu Düşünme
İyi kalpli bir kadın, kör, sağır ve dilsiz çocuklardan oluşan bir
grubu sirke götürmüştü. Sirk dönüşünde kör çocuklardan biri,
duygularını şöyle açıkladı: “Birlikte gittiğimiz sağır arkadaşlara çok
acıdım” dedi. “Sirk orkestrasının müziğini, aslanların kükremesini,
fillerin yürürken çıkardıkları ayak seslerini ve insanların
alkışlarını duyamadılar onlar.”
Para Herşey Değil
Yer küresinin en zengin armatörü sayılan Onassis’in kızı Christine,
milyarlar içinde doğdu, milyarlar içinde yaşadı ve bunalımlardan
bunalımlara yuvarlana yuvarlana Buenos Aires’teki bir gece kulübünde
tek başına ölüverdi. Hakkında çıkan yazılardan birinde şöyle
deniyordu: “Hiç kuşkusuz her şeyini parası çaldı onun, ailesini,
dostlarını, aşklarını, hatta ölümünü...” Neden ölümünü de? Çünkü bir
gece kulübünde, tek başına, yalnızlığını unutmak için aldığı
yatıştırıcıların şokuyla ölmüştü.
Bir Daha Düşünün
Küçük zannedilen şeyler yan yana geldiği zaman büyük rakamlar ortaya
çıkar. Dakikada 10 damla su kaçıran musluğun ayda 170 litre su akıtmış
olması bunu göstermektedir. Bir kuruluşumuzca yapılan araştırmaya
göre, nüfus başına yılda 4-5 kg buğday karşılığı ekmek israf
olmaktadır. Türkiye çapında israf edilen bu miktar ile yaklaşık olarak
30 büyük fabrika, 8 adet Suat Uğurlu Barajı büyüklüğünde baraj
yapılabilmekte veya üç bin adet belediye otobüsü alınabilmektedir.
İstanbul’da israf edilip çöplüğe atılan bir haftalık ekmek, Norveç
halkının bir günlük ekmek ihtiyacını karşılayacak miktardadır.
Birleşmiş Milletler’in çeşitli kuruluşlarının raporlarına göre, senede
19 milyon çocuk yeterli beslenemediği için ölmektedir. Açlık
tehlikesine maruz kalan insanların sayısı 1 milyara yakındır.
Yönlendirme
Askere giden genç bir psikoloji öğrencisi, askerler arasında şöyle bir
uygulama yapar: Yemekte, askerlerin alması için hazırlanan
yiyeceklerin önünde kayısı dağıtmak için durur. İlk gelen bir grup
askere “Kayısı istemezsiniz değil mi?” diye sorar. Askerlerin yüzde
90’ı “hayır” diye cevap verirler. Sonra ikinci gruba olumlu yaklaşımı
dener: “Biraz kayısı istersiniz değil mi?” diye sorar. Askerlerin
yaklaşık yarısı “Aaa, evet birkaç tane alırım.” diye cevap verir. En
son gruba da “seçenekli” satış tekniğine dayanan üçüncü yöntemi dener:
“Bir tabak mı iki tabak mı kayısı istersiniz? Diye sorar. Çoğu askerin
ordudaki kayısıları sevmemesine karşın yüzde 40’ı iki tabak, yüzde
50’si bir tabak alırlar.
Oğlumun Öğretmenine
Öğrenmesi gerekli, bilmiyorum; tüm insanların dürüst ve adil
olmadığını. Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman,
her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her
düşmana karşılık bir dost olduğunu öğret ona. Zaman alçak biliyorum.
Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden
daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi
öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sesiz
kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin zorbaların
görünüşte galip olduklarını. Eğer yapabilirsen, ona kitapların
mucizelerini öğret. Fakat ona sesiz zamanlarda tanır. Gökyüzündeki
kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki
çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği. Okulda hata yapmanın hile
yapmaktan çok daha onurlu öğret ona. Kendi fikirlerini inanmasını
öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara
nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona. Herkes
birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü
vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm
dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları
almasını da öğret. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl
gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını
öğret.
Herkesin sadece kendi
iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı
ilgiye dikkat etmesini. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı
verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi
koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını
tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendinin haklı olduğuna inanıyorsa
dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran, fakat onu
kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak
kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak sabrı olsun. Ona her
zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece
insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu büyük bir
taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım. O, ne kadar iyi,
küçük bir insan. Oğlum.
Abraham Lincoln
Yeşim Başaran'a
teşekkürlerimizle
Denizce

|