| |

Bir insanın yaşama attığı ilk adımları kapsayan
embriyo evresinde ortaya çıkan “kök hücreler”, son yıllarda
genetik biliminin ve tıbbın gözdesi haline geldi. Nedeni,
bunların bedenimizde bulunan her türlü hücreye dönüşebilme
potansiyelini içlerinde taşımaları. Bu özellikleri, onları kalp,
karaciğer bozuklukları, Alzheimer, Parkinson gibi beyin
dokusunun hasar görmesinden kaynaklanan hastalıkların ve şimdiye
kadar çare bulunamamış pek çok hastalığın tedavisi için başlıca
umut haline getirmiş bulunuyor. Kök hücrelerle ilgili
çalışmaları şimdiye kadar yabancı bilim dergilerinde, gazete ve
televizyon haberlerinde görmeye alıştık. Bu alandaki
ilerlemeleri insanlığın ortak zaferi olarak değerlendirdik;
heyecan duyduk. Tabii bu alkış, biraz da içimizde duyduğumuz bir
burukluğu örtmeye yönelikti. “Neden biz de yapamıyoruz?”, “Hep
başkalarını mı alkışlayacağız?”. Ama bakıyoruz ki, kendi
biliminsanlarımız da kendi laboratuarlarımızda bu alanda önemli
çalışmalar gerçekleştirmeye başlamışlar. Bu önemli çalışmalardan
biri de geçtiğimiz günlerde TÜBİTAK Gen Mühendisliği ve
Biyoteknoloji Araştırma Enstitüsü’nde, değerli hocalarımız
gözetiminde genç bir araştırmacımızca gerçekleştirildi...
 |
|
 |
|
Şekil 1. Besleyici tabaka üzerindeki
R1 kolonileri (20X).A) ALP fosfataz aktivitesi (+)
B) MEF üzerindeki boyanmamış koloniler. |
TÜBİTAK- Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji
Araştırma Enstitüsü Transgen ve Deney Hayvanları laboratuarında
fare embriyonik kök hücrelerin farklılaşması üzerine bir çalışma
yapıldı. Bu çalışmada embriyonik kök hücrelerin nöronal (sinir
hücreleri) hücrelere farklılaşması sağlandı.
Laboratuarda, embriyonik kök hücreler, besleyici
hücre tabakası olarak adlandırılan, fare embriyonik fibroblast
hücreleri üzerinde ve lösemi baskılayıcı faktör (Leukemia
Inhibitory Factor; LIF) varlığında kültüre edildiler. Besleyici
hücre tabakası ve/veya LIF varlığında, embriyonik kök hücreler
farklılaşmadan uzun süre içinde tutulabilirler. Embriyonik kök
hücre incelendiğinde; büyük bir çekirdeğe sahip olduğu görülür.
Yuvarlak ve düzgün bir morfolojileri vardır. Kolonileri
oluşturan hücrelerin sınırları ayırt edilemez fakat hücrelerin
çekirdekleri kolaylıkla görülebilir. Koloniler faz-kontrast
mikroskopla incelendiğinde koloni sınırları parlak görülür.
|
 |
Emriyonik Kökhücrelerin (EK) farklılaşmadan
kültür içinde tutulduklarını göstermek için alkalin
fosfataz etkinliğine ve SSEA-1 (Stage Specific Embryonic
Antigen-1) antikoru ile boyanmasına bakıldı. Yapılan çalışma sonucunda EK hücrelerin her iki
boyamayla da pozitif tepki verdiği görüldü. Embriyonik
kök hücrelerin kültür ortamından besleyici hücre
tabakası ve/veya LIF’ın uzaklaştırılması ve
bakteriyolojik petri kapları kullanılarak “embriyo
benzeri yapılar” (EB) oluşturulabilir. |
EB’ler kültür petri kaplarına
ekildiklerinde yayılmaya ve ileri dönemde de farklılaşmaya
başlarlar.
Yapılan çalışmada hücrelerin petri yüzeyine
yapışmalarını engelleyen kültürde, EK hücrelerin üç boyutlu
hücre kümeleri (EB) oluşturmaları sağlandı. Bu kümeler
incelendiğinde, kültürün ilk yedi günü sıkı düzenlenmiş
(kompakt), düzgün ve yuvarlak yapılarını korudukları
gözlemlendi. Sekizinci günden itibarense, bu özelliklerini
kaybetmeye başladıkları saptandı. Kültürün onuncu gününde;
EB’lerin iç kısımlarında kalp atımına benzer şekilde atımlar
gözlemlendi. Bu atımlar kültürün devam eden günlerinde de
izlendi. İlerleyen dönemlerde bu EB’lerin topaklanmış yapılarını
tamamen kaybettikleri; şeffaf ve şişmiş bir balonu andıran
yapılar oluşturdukları gözlemlendi.

Şekil 3. Süspanse kültür EB’ler. A) 2. gün EB’ler
(10X) B) 3.gün EB’ler (10X).
Dört günlük EB’ler kültür petrilerine ekildi ve
LIF ve belli bir uyaran içermeyen besiyeriyle kültürleri
yapıldı. EB’lerin kültür kaplarına ekiminden sonra; atım yapan
kümeler ilk kez kültürün 7. gününde ortaya çıktı. Kültürün 17
gününde kalp kas hücrelerine benzer hücrelerin oluştuğu ve
hücrelerin tek olarak atımlarına devam ettikleri görüldü. Bunun
yanı sıra, sinir hücrelerine benzer hücreler ve bu hücreler
arasında ağ yapıları gözlemlendi. Sinir hücrelerinin öncülleri
nestin antikoru ile gösterildi ve ancak kültürün 9. gününde
pozitif reaksiyon gösterdi. Fakat oluşan sinir hücrelerinin
oranı düşüktü.
|

Şekil 4. Süspanse kültür EB’ler. A) 8.
gün blastosist görünümündeki EB’ler (10X) B) 10.gün atım
gösteren EB (10X) C) 27 günlük EB (10X) |
Bir sonraki aşamada, oluşturulan EB’lere nöronal
farklılaşmayı başlatan retiniok asit uygulandı. Dört
günlük EB’lere dört gün daha retiniok asit uygulandı ve
ardından ekimleri yapıldı. Sinir öncül hücreleri;
nestin, sinir hücreleri; NCAM (Neural Cell Adhesion
Molecule, Sinir Hücre Yapışma Molekülü), kas hücreleri;
Actin ve glial hücreler; GFAP (Glial Fibriller Asidic
Protein) ile tespit edildi.
Ekim sonrasında ikinci gün, ilk sinir öncül
hücreleri nestin antikoru ile pozitif reaksiyon verdi.
Kültürün ilerleyen günlerinde nestinin pozitifliği
azalırken diğer antikorların pozitifliğinde artış
gözlendi. Sinir hücreleri 5. günde oluşmaya başladılar
ve 7. günde bu hücrelerin oranı arttı. Dokuzuncu günde
glial hücrelerin oluştuğu görüldü. Kültürde kas
hücrelerinin oluşup oluşmadığını anlamak için Actin
antikoruyla immun boyama yapıldı ve bu antikorla boyanma
olmadığı görüldü. Sonuç olarak, retiniok asit uygulaması
sonucunda kültürde kas hücrelerinin oluşmadığı
gözlemlendi.
EK hücrelerin izolasyonunun ve değişik hücre
tiplerine farklılaşma kapasitelerinin belirlenmesinin
hastalıkların tedavilerinde yeni ufuklar açabileceği
düşünülüyor. Özellikle sinir sisteminde meydana gelen
hasarların tedavisinin güçlüğü, EK hücreleri sinir
hücrelerine farklılaşmaya yöneltme çalışmalarını ön
plana çıkarıyor.
|
Üzerinde en çok çalışılan konu, tek tip hücreye
dönüştürülmüş homojen bir hücre populasyonun oluşturulması için
uygun kültür ortamının belirlenmesi. Fare EK hücreleriyle
yaptığımız farklılaşma çalışması, bu yolda atılan adımlardan
birini oluşturuyor. Hedefimiz sinir hücresine farklılaşan hücre
oranını artırmak. Bu yolda çalışmalarımız devam ediyor.
Şekil 5. Kontrolsüz farklılaşma. A) 17.gün H-E boyası Nöron
benzeri hücreler ve sinir ağları (20X).
B)8.gün Nöron benzeri hücreler sinir ağları
oluşturmuş (20X)
Kök Hücre
 |
|
 |
|
Şekil 6. Kontrolsüz farklılaşma, atım
gösteren
hücreler
A) 17.gün kalp kası hücreleri (10X). B) 30.gün kalp
kası hücreleri (10X) |
Tarih boyunca insanoğlu hastalıklara çare bulmaya
ve insan ömrünü uzatmaya çalışmış. Bu çalışmalar günümüzde de
devam etmekte. Özellikle hücre-doku-organ nakillerinde
karşılaşılan zorluklar sonucunda; bireyin kendisinden alınan
hücrelerin (kök hücreler) kullanımı gündeme geldi.
|

Şekil 7. Kontrolsüz farklılaşma 9.gün
Nestin (+) EB (10X). |
Kök hücrelerin farklılaşma potansiyellerinin keşfi, doku
hasarlarının iyileştirilmesinde bu hücrelerin
kullanılabileceğini düşündürmüş bulunuyor. Böylece,
sinir sisteminde dejenerasyon ile ortaya çıkan
Parkinson, Alzheimer, Huntington hastalığı, omurilik
yaralanmaları, inme ve multiple skleroz gibi pek çok
hastalığın tedavisi farklılaştırılmış özgün sinir
hücrelerinin nakli ile mümkün olabilecek. |
Yine aynı teknolojiyle çok çeşitli hastalıklar
kök hücrelerin onarıcı veya yerine geçici özelliğiyle tedavi
edilebilecek. Örneğin, kalp krizi sonrası hasar gören kalp kası
onarılabilecek, osteoperoziste kemik erimesinin önüne
geçilebilecek, şeker hastalarına insülin üreten kök hücreler
çare olabilecek.
|


Şekil 8. 4-/4+ RA uygulaması.
A) 2.gün boyama Nestin (+) EB. B) 7.gün NCAM (+) EB C)
7.gün GFAP (+) EB D) 9.gün GFAP (+) |
Embriyonik kök hücreler; vücuttaki değişik hücre
tiplerine dönüşebilme ve sınırsız bölünme yetenekleriyle
son yılların popüler araştırma konularından biri haline
geldi. Embriyonik kök hücre (EK) hatlarının kurulması,
memelilerin gelişimsel biyolojilerini araştıran bir çok
çalışmaya olanak sağladı. Son yirmi yıl içerisinde
laboratuar ortamında embriyonik kök hücrelerden farklı
tipte somatik (vücut) hücreler elde edildi. Elde edilen
somatik hücreler, hematopoietik hücreler (kan
hücreleri), endotel hücresi, kalp kası hücresi, çizgili
kas hücresi, düz kas hücresi, yağ hücresi, osteoblast
(kemik hücreleri), kondrosit (kıkırdak hücreleri),
nöronlar (sinir hücreleri). Embriyonik kök hücrelerden
homojen ve saf bir hücre populasyonu elde etmek için
çalışmalar halen devam ediyor.
Kök hücrelerin farklılaşma potansiyelleri
incelendiğinde, farklı özellikteki kök hücrelerle
karşılaşılıyor. Hiyerarşinin en üst sırasında totipotent
(her türlü hücreye dönüşebilen) hücreler yer alıyor.
Totipotent hücreler, embriyoyu ve embriyoya ait dokuları
oluşturabilirler. Totipotent hücrelerin bir alt
basamağında pluripotent (belli bir grup hücreye
dönüşebilen) hücreler yer alıyorlar. Pluripotent
hücreler (embriyonik kök hücreler), embriyoya ait üç
tohum yaprağından gelişen tüm hücreleri oluşturabilirler
fakat embriyo dışı yapıları oluşturamadıkları için bir
embriyoyu şekillendiremezler.
Pluripotent hücreler, blastosistin iç hücre
kitlesinden elde edilirler. Gelişim ilerledikçe hücreler
pluripotent özelliklerini kaybederek daha özelleşmiş
hücrelere dönüşürler. Yalnızca bulundukları dokuya özgü
hücreleri oluşturabilen kök hücreler, multipotent kök
hücreler diye adlandırılır. |
Son dönemde multipotent kök hücrelerle yapılan
çalışmalarda, sadece bulundukları dokuya ait hücreleri değil
farklı dokulara ait hücreleri de meydana getirebildikleri
gösterildi. Bu tip farklılaşma, transfarklılaşma veya plastisite
olarak adlandırılır.
Hiyerarşinin en altındaysa unipotent (tek yetili)
kök hücreler ya da öncül (progenitor) hücreler bulunur.
Progenitor hücreler, sadece belli hücre hatlarına farklılaşma
eğilimi gösterirler. Örneğin, eritroblastlar (kırmızı kan
hücrelerinin öncülleri) sadece eritrositleri( kırmızı kan
hücresi) oluşturabilirler. Farklı tipte bir hücreyi meydana
getiremezler.
EK hücrelerin vitro şartlarda, besleyici hücre
tabakası ve sitokinlerin varlığında farklılaşmadan yaşamlarını
sürdürebilirler. Besleyici tabaka olarak fare embriyonik
fibroblast hücreleri kullanılmakta. Lösemi baskılayıcı faktör
adlı sitokin, fare EK hücrelerinin farklılaşmasını önlemekte.
Besleyici tabakalar ve lösemi baskılayıcı faktör,
kültür ortamından uzaklaştırıldığında EK hücreler
kendiliklerinden farklılaşırlar. EK hücreleri kültür
ortamlarında üç boyutlu hücre topakları oluştururlar ve bu üç
boyutlu yapı embrioid (embriyo benzeri) cisim olarak
adlandırılır.
Embrioid cisimler incelendiğinde, farklılaşmış ve
farklılaşmamış hücre gruplarından oluşan bu yapının, dış
yüzeyindeki endodermal hücreler ve içindeki boşlukla 6 günlük
bir embriyoya benzediği görülmüş bulunuyor. EB’ler üç tohum
yaprağına ait hücrelerin tümünü içerir.
Embriyonik kök hücrelerin kültür ortamına uygun
uyaranlar verildiğinde, farklı hücre tiplerine farklılaşırlar.
Bu uyaranlardan birisi retinoik asit. Retinoik asit kültür
ortamına verildiğinde embriyonik kök hücrelerin sinir
hücrelerine farklılaşmasını sağlar.
Arzu Taş -
Doç. Dr.
Sezen Arat
Tubitak- GMBAE Transgen Laboratuvarı
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Temmuz-2005
Arzu Taş ve
Doç. Dr.
Sezen Arat'a
teşekkürlerimizle
Denizce

06.07.2007
|
|