|
Koruma No: 116/117
Kandilli Göksu Caddesi, No:15 (Ada 932/parsel 10/11)
İnşa tarihi : XIX. yüzyıl başı.
(Sedat Hakkı Eldem ve Behçet Ünsal da aynı görüştedir.)
Üslûbu : Neo-klâsik espride olmakla beraber açık bir üslûp
göstermiyor.
Yüzölçümü : 38 x 18 m.= 684 m2.

Tarihçesi
Kandilli Göksu caddesinde, iridal ve yaprak kabartmalı mermer
kapıdan girilen yalının tarihçesi hakkında farklı görüşler
vardır:
A-
Kandilli'de komşusu Abut Efendi yalısı (eski) sahibi Belkıs
hanıma göre; yalı önce Rıza Paşa'nınmış. Ondan Kont Ostrorog
satın almış.
(Macide
Ekimoğlu. tez,1970 İ.Ü. Ed. Fa./Sanat Tarihi Bölümü)
B-
"Kont eski eserlerimizi seven bir sanatkârdır. Ahmet Aşkî
Yalısı'yla diğer bir yalıyı birleştirip güzel bir Türk
ikametgâhı ihya etmiş, bu nefis yalının içini zevkle
döşemiştir."
(Haluk Y. Şahsuvaroğlu, makale. Cumhuriyet-5 Eylül 1962)
C- Jean
Ostrorog'un 1975 yılı Eylül ayında verdiği bilgi: "Yalı 125-150
senelik kadar. Aşker Ali Paşa'nın vapur iskelesinden sonra büyük
bir yalısı vardı. Babam (Ostrorog) yalıyı 71 sene evvel De
Savmares isimli bir İngiliz'den satın aldı. Bu Savmares Anglo-Norman
adalarından Cerze'li idi, İngiliz sefaretinde çalışıyordu."
D-
"Bina 1904 yılında Bakizade Ziya Paşa'dan, Hariciye Nezareti
Hukuk Müşaviri Ostrorog tarafından satın alınmıştır."
(Eski Eserleri Koruma Encümeni'ndeki kayıt.)
E- Jean Ostrorog'un ölümünden sonra, 26 Ocak 1978 günü onüç senelik
eşi İşka yukarıdaki değişik beyanları yanıtlayamamış, ancak şu
tahminde bulunmuştur:
a) Yalı 190 senelik kadar. Bahçedeki selsebil ve sütun çeşme de öyle.
b) Jean Ostrorog yalıyı satın
aldıktan sonra, kuzeyindeki bir eski yalıyı da satın alarak
yıktırmış ve Abut Efendi yalısı ile aramızdaki bahçeyi meydana
getirmiştir,
c) O zamanlar yalının kuzey yönüne selamlık, güney yönüne harem
denilirdi,
F-
Bir de Kandilli'yi çok ciddi şekilde incelemeye ve yazmaya
karar vermiş bir kalemden okuyalım: "Sicill-i Osmani (C.3) de
kaydı görülen Hariciye Nazırı Server Paşa'nın (1821-1860) yalısı
ve köşkü: Yalı: Bostancıbaşı Defterlerini incelersek,
Küçüksu'dan başlayarak dördüncü yerdeki yalı sahiplerinin
şunlar olduğunu görürüz: 1781'de Halil Paşa ailesi, 1860'da
Hariciye Nazırı Server Paşa ve eşi Ayşe hanım, 1900'de Belkıs
hanım. 1930'da yalının arsasını komşu Kont Ostrorog satın alarak
kendi bahçesine eklemiştir.
Köşk: Hariciye Nazın (1812'de) Server Paşa'nın köşkü için de şu
not var:" Köşk, Ziya Şengülen'in ölümüyle Azize Çelikbaş, Güzel
Halit ve Server Somuncu'ya geçmiştir. 1972'de yanmıştır."
(Celalettin
Ezine)
Server Bey (Paşa) 6'ncı Daire-i Belediye (İlk Belediye/ Beyoğlu)
Reisliği ve İstanbul Şehreminliği (Belediye Başkanlığı) da
yapmış aydın bir kişidir. Kandilli arkasındaki köşkü (1972'de)
İsmail Paşa Yalısı yanarken birlikte yanmış, beton/karkas olarak
1988-1990 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.
Jean Ostrorog'un 1975 yılı Eylül ayında -ölmeden önce- yapmış
olduğu açıklamalar: "Babam Léon Ostrorog (tanınmış bir hukukçu
olarak) 1904'te Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) Adalet Bakanlığı
müşaviri (conseiller) idi. Fransız aile Lehistan'dan geliyor.
İsim Polonez'dir. Osmanlı Hükümetinin
daveti üzerine, İstanbul'a geldi. Kardeşim onbeş sene evvel
öldü. Babamızın kitap ve resimlerini üniversiteye hibe ettim.
Kont Ostrorog köşesi yapıldı. Yalının güney parçasının harem
olduğunu zannediyoruz, bu bölüm daha yenidir. Selâmlık daha
eski. Eski selâmlık Aşker Ali Paşa'nın torunu bir hanımdan satın
alındı. İhtiyar kadın ölünce, yan kısmı da annem ve babam satın
aldılar. Annem 1931'de, babam 1932' de öldüler. Kardeşim de
1960'da ölünce yalı bana kaldı."
Jean Ostrorog'da 19 Aralık 1975'de ölmüş, yalı ikinci eşi İşka
Ostrorog'a kalmıştır.
Rölövede görülen "küçük yalı" deyimi Selâmlık'a; "Büyük yalı"
deyimi ise Harem bölümüne aittir. Harem ve selâmlığa ait bulunan
hamamları yıkılmıştır.
Plan ve özellikleri:
Yalı denizden kakıldığında, yanyana birleştirilmiş iki yalı gibi
gözükmektedir. İç yapısı da ortadaki sofa ve teşkilâtla bu
etkiyi doğrulamaktadır. Güney, orta ve kuzey bölümler, değişik
espriler içinde fakat bütünlük halindedir ve yalı hem dıştan,
hem içten etkili ve hareketlidir.
 |
|
Altında
kayıkhane/pisin
girişi;
bahçede
200 senelikten fazla olan mermer sütun
fıskiye
ve barok -yine mermer- selsebil bulunmaktadır.
Yalıya
bahçeden,
şimdiki
servis ve mutfak bölümünden
girmiştik.
Birinci kattan ikinci kata çıkan
"Tavuskuşu"
merdivenin altından
tekrar bahçeye
çıkarsak:
kapı
üzerinde
beyzi (oval) (H.1300/M.1884) tarihli bir levha görürüz.
Bu levha yalıya
bir dost tarafından
hediye edilmiş.
Bu arapça
kitabenin anlamı
:"Valli Hayrun Hafızadır.
Bahçe
taşlığında,
karşıda
eski iki kemer. Birinde su var. Selseldi dışarıdan
getirilmiş.
Fıskiyenin
ise burada mevcut olduğunu
Jean Ostrorog anlatmıştır.
Kemerin biri Bizans tonozu, içi
ise ayazma. |
Ayrıca
orta büyüklükte
mermer bir sütun
başlığı
bu tonozun önünde
duruyor. Bina deniz kenarında,
yan taraflarında
bahçesi
ve asırlık
muhteşem
fıstık çamı
ile, günümüze
kadar iyi korunmuş
ahşaptır.
Alt katta -bütün
devir yalılarında
olduğu
gibi- mermer döşeli
bir avlu ve buna açılan
4 oda ve 2 çift
merdivenle yukarı çıkılan
kısımda
da aynı şekilde
odalar bulunmaktadır.
Yukarı kat odalarında,
zamanına
ait nişler
ve tezyinat mevcuttur. Binanın
bugün
asıl şeklini
muhafaza etmesi; bize yapıldığı
devrin bütün özelliklerini
koruduğunu
göstermektedir.
"XIX. yüzyıl
başlarında,
yapılmış
olan bu yalı
içindeki
kıymetli
eşya
ve koleksiyonlarla Boğaziçi'nin
eski yaşantısını
sürdürebilen
ender yalılardandır."
(Milliyet/Türk
İslâm
Sanatı eki.-Fasikül:5)
II.
Devir ev tiplerinin en karakteristiklerinden biridir. Diğerleri
gibi, girişi
hem deniz, hem bahçe
yönündedir.
Merdiveni üç
kolludur ve sofanın
bütün
bahçe
cephesini kaplar. Büyük
odalar evin dört
köşesine
yerleştirilmiştir.
Aralarında
daha küçük
odalar ve tuvaletler yer alır.
"Sofa pencereleri oda pencerelerine göre daha büyük ve
farklıdır. Evin iç mimarisi geç ampir üslubundadır; dekorasyonu
olduğu gibi korunmuştur. Duvarlarında "Selimi" denilen ince alçı
kabartmaların hemen tümü olduğu gibi korunmuştur."
(Denizin Sesi-TDİ.
Mayıs/Haziran 1987)
"Yapı çeşitli zamanlarda onarım geçirmiş. Haremin kayıkhane
üzerindeki üst kat iki odasını kaybetmiştir. Özgün bir
yapıttır."
(Mimar Lütfi
Yazıcıoğlu,
Taç
Dergisi -Nisan 1987)
Mimari Biçimi
"Osmanlı paşalarının bu klâsik yalısını J. Ostrorog satın ahr.(1904);
ama, yalı onun adı ile anılagelir. Bina iki bölümden oluşuyor.
Selâmlık (küçükyalı) ve Harem (büyükyalı), birbirine
bitiştirilmiş iki ayrı karakter arzediyor, tanı bir üniteyi ne
planda, ne fasadda göremiyoruz. Geleneksel konumuyla Boğaz'm
denizini yalının içine çeken (leb-i derya) planı ve cephesi
yerli biçimde, ampir ornemanları ve enteriyor döşenişi yalının
içi ise Avrupalı tarzdadır.
 |
|
Bu ikilemi bundan önceki yalılarda gözlemiştik; bu sanki XIX.
yüzyıl yapı tarzında esen bir moda rüzgârıdır. Buna birde
yalıya konuk olmuş ünlü iki üç Fransız (Kont da aslen
Fransız'dır.) katılınca alafranga yaşantısı ve dekorasyonunun
etkileşimi ile yalı bu yönünden bahse konu olmuştur.
|
Yalı, Boğaz'daki Avrupa diye manşete çıkmıştır. Biz burada
mimari analizi ile yapının özelliklerine değiniyoruz.
|
Büyükyalı aksiyal Türk evi planındadır. Denizden bahçeye
uzanan orta sofa ile iki yanında ona açılan sıralanmış
odalar, sofanın bahçe yönünde esas merdiveni, merdiven
tavuskuyruğu biçimiyle üç kol çiziyor (barok, eğilimli)
böylece altta bahçe girişli, deniz yönü girişi biraz içeride
gölgelikli... Üst kat da aynı plandadır. Bir servis
merdiveni çatı aralığı odasına çıkmaktadır. |
|

Kesit |
|
Küçükyalı asimetrik serbest planlı ve daha yeni (1905)
yapılıdır; merdiven holü, ona iki kolonla açılmış salonu,
bodrumdaki havuzu (piscine) yalı planlamasına giren
yenilikçi elemanlardır.
İç duvarları ince alçı işleri (Selimi) ve ahşap lambiri,
tavanlarda göbekleri ve kenar taksimatı bitkisel yabancı
motif, koltukaltı profilleri ile dekoredir. |
|

Deniz Cephesi |
Fasadlarda eski yalı daha saydam, köşe ve sıra pencerelidir;
odalarınki dikey ve düz olarak sofanın pencereleri basık kemer
ile biçimlenmiştir. Yeni yalıda pencere kemerleri ile eski
yalının fasadıyla birlik gözetilmiş; ama teras çıkıntısı ve
kütle kompozisyonu modern (kübik) ifadesiyle aykırı düşmüştür.
Bu fark eski kayıkhane girişi ile yeni pisin girişi biçiminde
de belirgindir."
Behçet Ünsal
Denizce

|