e-mail    
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Amasya
Antalya Şel.
Antarktika
Assos
Borçka - Şavşat
Bordeaux
Bozcaada
Burgazada
Cezayir
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Gölyazı
Halfeti'den Hasankeyf'e
Ilgaz
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Karaköy
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Kumluca
Kuzguncuk
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mersin
Mısır'ın Gizemi
Nice
Özbekistan-Darvaz
Palamutbükü-I
Palamutbükü-II
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Santorini
Sao Paulo
Sarıkamış
Sinop
Sultanahmet
Turkuaz Ada
Türkiye Kumsalları
Urla
Van
Yeditepe Nerede?
Yenice
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Haydi Komşuya; Korfu Adası'na                                                     Levent Özçelik

 

 

Antik tapınaklar, Roma villaları, Venedik apartmanları ve İngiliz tarzı kiliselerle sarayların yanı sıra Yunan mutfağının eşsiz tatlarını, serin deniz sularını ve kızgın kumsalları vaat ediyor Korfu Adası...

Yunanistan'daki dostlarım Litsa, Tasia ve Angelos cep telefonuma gönderdikleri mesajda, Ortodoksların Paskalya Yortusu kutlamaları için Korfu Adası'na gideceklerini söylüyor, bu kutlamaya beni de davet ediyorlardı. Korfu ile ilgili bildiğim tek şey Litsa'nın evinde gördüğüm, Yunanistan'ı ve ülkenin tüm adalarını anlatan kitaptan aklımda kalan birkaç fotoğraftı.

18. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında İngilizler, Venedikliler, Fransızlar, Ruslar, İtalyanlar, Almanlar, İspanyollar ve hatta Türkler arasında gidip gelen coğraf ya harikası Korfu'nun ziyaretçileri, anılarını bırakmakta oldukça cömert davranmış. Özellikle Korfu Town yani Eski Korfu olarak bilinen adanın merkezindeki tarihi mimarinin içinde kendinizi bazen İtalya, İspanya hatta kimi zaman Bodrum'da hissedeceksiniz.

Otomobilimle başlattığım Korfu seyahati, İpsala Gümrük Kapısı'ndan sonra Yunanistan karayollarında sürdü. Otoyolda sırasıyla Alexandropoli, Komotini (Gümülcine), Xantia (İskece) ve Kavala'yı ardımda bıraktıktan sonra Theseloniki'ye yani bizdeki adıyla Selanik'e geldim. Selanik daha önce birkaç kez geldiğim Ütsa, Angelos, Tasia, Eleni ve daha birçok arkadaşımın yaşadığı şehir. O geceyi Selanik'te geçirip sabah erken saatte, Korfu'ya doğru yola koyulacaktık. Selanik'ten Korfu'ya karayoluyla gitmek, Yunanistan'ın kuzeyinde doğudan batıya doğru bir çizgi üzerinde hareket etmek demek. Yolun sadece bir kısmı otoban; çoğu bol virajlı dağ yollarında süren yaklaşık beş saatlik bir yolculuk bu. Türkiye'den Korfu'ya uzanan bir karayolu yolculuğunun ne tatlar içerdiğini anlatmak olmaz. Kıvrıla kıvrıla tırmandığınız dağ yolları gayet düzgün ve tehlikesiz. Yolda Yunan kültürünü yansıtan yapıları, yüzleri izlerken Yunan mutlağının küçük ama lezzetli temsilcilerini de ziyaret edebilirsiniz. Anadolu'daki küçük bir lokantaya ya da pideciye uğrayıp bir şeyler atıştırdığınızda damağınızda kalan izler, Korfu yolunda da sizi yalnız bırakmayacaktır.

Korfu, İtalya ile Yunanistan arasında, Arnavutluk ve Yunanistan kıyılarına yakın bir noktada yer alıyor. İonnian ile Adriyatik Denizi arasında kalan ada, 200 kilometrelik kıyılarıyla ve yemyeşil bitki örtüsüyle ünlü... Otomobille Korfu'ya gidiyorsam:, Ioneses'den hemen her saat başı kalkan feribotla, ortalama bir saat on beş dakika süren bir yolculuk yapacaksınız demektir. Korfu'da limanın bulunduğu küçük körfeze yaklaştıkça adanın havasını koklamaya başlıyorsunuz. Yeşil bitki örtüsü Korfu'nun sunduğu ilk görüntüler... Limanı çevreleyen ve tipik Akdeniz mimarisini andıran eski binalar da kadrajınızdaki yerini alıyor.

Kalacağımız otel merkeze birkaç kilometre mesafede, genellikle yabancı turistlerin tercih ettiği Dasia bölgesinde... Ancak güneşli öğle sonrasında otele gitmeden kendimizi şehir merkezine, Korfu Town'ın daracık sokaklarına bırakıyoruz. Yortu nedeniyle sık sık karşımıza çıkan bando takımlarının müziği eşliğinde, insanları, satıcıları tekrar tekrar inceliyorum. Korfu'nun bu en eski yerleşim yerinin mimarisi yıllar önce yaptığım küçük Toscana turundan, Floransa, Monte Catini ve Lucca şehirlerinden aklımda kalan yapıları hatırlatıyor. Her birinin usta tasarımcıların elinden çıktığı kolayca anlaşılan taş binaların panjurlu küçük pencerelerinden sarkmış ada sakinleri, bando takımını ilgiyle izliyor.

Korfu Town için kullanılan "Spianada" adı "Spain"den, yani "İspanya"dan geliyor. Bu ad, bir dönem yönetimi ele geçiren ve adanın inşasını gerçekleştiren İspanyollar'dan miras kalmış. Merkezi içine alan bu alanda gösteriler üç gün boyunca sürüyor. Kalabalığın içinde yaptığımız yürüyüşün sonunda, bizden bir gün önce adaya gelen Eleni'lerle buluşmak için bir meydan kahvesinde soluğu alıyoruz. Acıktığımızda bir Yunan lokantası bulmak vakit alıyor, çünkü bütün lokantalar tıklım tıklım. Nihayet dört kişilik bir masa buluyoruz ve mezeler! Bu duruma gerçekten dayanamam. Yunan mutlağının dayanılmaz ağırlığı ilk günden üzerime çöküyor.

Öğle üzeri masalara kurulan halk yemekle beraber Yunan Reçina şarabını ya da uzosunu yudumlamaya başlıyor. Saatin pek önemi yok burada, zaten Yunanistan'ın her köşesinde kahveler ve meyhaneler öğleden sonra yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Biz de her öğleden sonrayı Korfu'da bir kahve ya da lokantada geçiriyoruz. Yemeklerin tatları ve isimleri bizim mutfağımızla hemen hemen aynı. Pilatı (pilav), kalamari (kalamar), musakka, zaziki (cacık), pilaki... Yemek yerken bando takımları birbiri ardına geçiyor, dikkatle bakıyorum. Hepsi aynı gibi görünse de hayır, bütün takımların kıyafetleri birbirinden farklı. Korfu halkının tamamı bando takımı üyesi olsa bu kadar kalabalık olmaz diye düşünüyorum. Bu arada sürekli çalan bandoyu, ilahiler okuyan bir koro izliyor. Üçüncü gün daha da garip bir durumla karşı karşıya kalıyorum: Halk, yortunun geleneksel faaliyetlerinden birini gerçekleştiriyor; içi su dolu saksıları pencerelerden aşağı fırlatıyor. Saksı eylemleri sona erdikten sonra her yer saksı parçalarıyla doluyor, ilginç...

Korfu pek tabii ki sadece şehrin merkezi Spianada'dan oluşmuyor. Yemyeşil bitki örtüsü ve harika kumsallar, tarihi yerler, birkaç güne sığdıramayacağınız kadar çok şey sunuyor. Unutmadan söyleyelim, Eski Korfu turlarını faytonla yapabilirsiniz.

Korfu dönüşü şehirleri, kasabaları birer birer ardımda bırakırken unutulmaz anları teker teker kafamdan geçiriyorum. İrlanda barında sürekli konuşan, biraz sevimli biraz zampara Yunan barmen Nikos, yortu gecesi düzenlenen törenlere katılmadığımdan akşamları beraber eğlendiğimiz Hollandalı arkadaşlar, masmavi deniz, nefis Yunan mutfağının damağımda iz bırakan tatları, kısacası her şeyiyle Korfu'yu yaşatıyorum belleğimde, taze taze... Birbirine yakın bu iki kültürü tanıyan herkes gibi, Türk-Yunan ilişkilerindeki anlamsız bozukluğu anlayamayanlar kervanına ben de katılıyorum. Aynı kültürü böylesine derinden paylaşan insanların birbirinden bu kadar uzak durması, birbiri hakkında önyargılı olması ne tuhaf!

Gel de çık şimdi işin içinden...

 

 

    Kaynakça:
  
Ulusoy Travel   S: 73

 

Levent Özçelik'e teşekkürlerimizle
Denizce